Alternatifim Cafe

Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1

Bu makalemde sizlerin üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim ayet, KASAS 47 ve devamındaki ayetler olacak. Bu ve devamındaki ayetleri birlikte düşündüğümüzde, Allah ın verdiği kıssadan hisseleri doğru anlarsak, günümüzde bizlerin aynı yanlışı yapmamızı engelleyecektir. Sizce bizler bu ayetlerden dersler aldık mı? İsterseniz gelin, bu ayetler üzerinde birlikte düşünelim.

“KENDİ YAPTIKLARI SEBEBİYLE BAŞLARINA BİR MUSİBET GELİP DE, “EY RABBİMİZ! BİZE BİR RESUL GÖNDERSEYDİN DE AYETLERİNE UYSAYDIK VE MܒMİNLERDEN OLSAYDIK” DİYECEK OLMASALARDI, SENİ RESUL OLARAK GÖNDERMEZDİK.”  (Kasas 47)

Bu ayetten de çok açık anlıyoruz ki, ayette örnek verilenler aslında Allah a iman edenler ama bu iman edenler Allah ın yolundan sapmışlar olmalı ki, Rabbimiz bu toplumun yaptığı yanlışları bizlere örnek veriyor ve sakın bu hatalara düşmeyin diyor. Allah bu ayetinde, bizlere çok önemli bir bilgide veriyor ve diyor ki, SİZLERİN BAŞLARINA GELEN MUSİBETLER, İSTENMEYEN KÖTÜ OLAYLAR SİZLERİN BİZZAT YAPTIKLARINIZIN KARŞILIĞI OLARAK SİZLERE VERİLEN CEZALAR, KENDİNİZE GELMENİZ İÇİN UYARILARDIR DİYOR. Sormak isterim, acaba bizler bu uyarıdan gereken dersi çıkardık mı? Hiç sanmıyorum, çünkü İslam toplumlarının acı durumu, birçok musibetlerle karşı karşıya kalmaları, bizlerin Allah ın huzurunda ki durumumuza çok açık bir kanıttır.

Ayetin devamında, Allah tekrar bir Resul ve uyarıcı kitap göndermesinin nedeni açıklıyor ve diyor ki, mahşer günü bize tekrar yeni bir Resul ve kitap gönderip bizleri uyarsaydın, yanlışlarımızı anlasaydık ta iman edenlerden olsaydık demesinler diye, son kez onları uyardım diyor. Şimdide bu ayetin devamına bakalım ki, konuyu daha net anlayalım.

“Ama onlara KATIMIZDAN GERÇEK GELİNCE, “Musa’ya verildiği gibi buna da mucize verilmesi gerekmez mi?” derler. DAHA ÖNCE MUSA’YA VERİLENİ DE İNKÂR ETMEMİŞLER MİYDİ? “Yardımlaşan iki sihirbaz” demişlerdi; “hepsini inkâr edenleriz” demişlerdi.” (Kasas 48)

Gerçekleri inatla görmezden gelen özellikle Yahudilere Allah, KATINDAN HAK OLAN, GERÇEK KUR’AN GELİNCE, bu kısma lütfen dikkat, ALLAH KATINDAN GELEN, GERÇEK YANİ HAK OLANDIR DİYOR.  Özellikle Yahudilerin büyük bir kısmı, Allah katından gerçek olan Kur’an geldiği halde,  Hz. Musa ya Tevrat ın geliş şekliyle ve Hz. Musa ya Allah ın verdiği mucizeleri de, Peygamberimizden görmek istiyorlardı. Böylece inkârda direniyorlardı. Aynı yanlışı Hz. İsa ve İncil e de yapmışlardı Yahudiler.   Bunları söyleyenlere Allah cevap veriyor ve diyor ki; “DAHA ÖNCE MUSA’YA VERİLENİ DE İNKÂR ETMEMİŞLER MİYDİ?” Burada bahsedilen Hz. Musa ya verileni inkârdan, sizce neyi kast ediyor olabilir Allah? Bu konuyu doğru anlayabilmemiz için, Kur’an ın indirildiği dönemdeki özellikle Yahudilerin inançlarını ve nasıl Allah ın indirdiği Tevrat tan uzaklaştıklarını hatırlayalım.

Allah bu toplumu, Tevrat tan uzaklaşmaları ve kendilerine atalarının inancıyla oluşturdukları bir din yaratmaları nedeniyle, HZ. MUSA’YA VERİLENİ İNKÂR ETMİŞ KABUL EDİYOR. Çünkü O toplumda yalnız Tevrat ile inancını yaşamıyorlardı. Günümüzde de Yahudilerin inançlarını etkileyen, hatta inançlarının asli unsurunu oluşturan Tevrat değil, TALMUT DEDİKLERİ ATALARININ FIKIH İNANCINDAN OLUŞAN, RİVAYET HADİSLER OLUŞTURUYOR. TIPKI BİZLERDE GÜNÜMÜZDE, AYNI YANLIŞI YAPMIYOR MUYUZ? YALNIZ KUR’AN İLE İSLAM YAŞANMAZ DİYEREK, YAHUDİLERİN YAPTIĞI YANLIŞLARA BENZER, MEZHEPLERİN VE ONUN ETKİSİYLE OLUŞMUŞ FIKIH İNANCININ HARMANLANDIĞI BİR DİNİ YAŞIYORUZ VE DİYORUZ Kİ,  YALNIZ KUR’AN İLE İSLAM YAŞANMAZ. RİVAYET HADİSLER VE FIKIH OLMASAYDI KUR’AN BOŞTA KALIRDI DİYORUZ. Devamındaki ayete bakalım şimdide.

“DE Kİ: “EĞER DOĞRU SÖZLÜ İSENİZ, ALLAH KATINDAN BU İKİSİNDEN DAHA DOĞRU BİR KİTAP GETİRİN DE ONA UYAYIM.” (Kasas 49)

Bu ayette aslında çok dikkat çekici ve önemli bir konuda Allah bizleri uyarıyor. Özellikle Allah ın Resullerine ve kitaplarına isyan eden Yahudi toplumu konu alınarak, onların sapkın inançlılarına örnek veriliyor ve Elçisine bakın Yahudilere nasıl bir cevap vermesini istiyor. Lütfen bu cevap üzerinde dikkatle düşünelim ki, bizlerde aynı hataları yapmayalım.” EĞER DOĞRU SÖZLÜ İSENİZ, ALLAH KATINDAN BU İKİSİNDEN DAHA DOĞRU BİR KİTAP GETİRİN DE ONA UYAYIM” Peygamberimizin bu sorusundan çok net şunu anlıyoruz. DİNİMİZİ VE İMANIMIZI YAŞAYABİLMEK ADINA, ALLAH IN İNDİRDİĞİ KİTAPTAN BAŞKA DOĞRU, GÜVENEBİLECEĞİMİZ HİÇBİR KİTAP, SÖZ/HADİS YOKTUR. Bu gerçeği hala düşünemeyenler, Kitap Ehlinin düştüğü sapkınlığın içinde, inancını yaşıyor demektir. Yahudilerin bir kısmının nasıl isyankâr olduğu, inançlarını nasıl yaşadıklarını, Nisa suresi 46. ayette Allah bizlere bildiriyor ve bakı ne diyor.

“Yahudi itikadına mensup olanların bir kısmı, BAZI KELİMELERİN YERLERİNİ DEĞİŞTİRİRLER; DİLLERİNİ EĞEREK, BÜKEREK VE DİNE SALDIRARAK PEYGAMBERE KARŞI “İŞİTTİK VE KARŞI GELDİK, DİNLE, DİNLEMEZ OLASI, BİZİ GÜT” DERLER. Eğer onlar “işittik, itaat ettik, dinle ve bizi gözet” deselerdi şüphesiz kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olacaktı; FAKAT İNKÂRLARI SEBEBİYLE ALLAH ONLARI LÂNETLEMİŞTİR. Artık pek azı inanır.” (Nisa 46)

Yahudiler kendi nefislerinde, inançlarını böyle saptırmışlar ve Allah da onları lanetlemiştir. Şöyle bir soru sorabilirsiniz. Neden iki kitaptan bahsediliyor. Ayetlerde bahsedilen toplumlar ALLAH IN AYETLERİNE KARŞI ÇIKAN REDDEDEN YAHUDİ TOPLUMU VE KUR’AN I DA İNATLA KABUL ETMİYORLAR, TIPKI İNCİLİ KABUL ETMEDİKLERİ GİBİ. ALLAH BU AYETTE, SİZLERE İNDİRDİĞİM TEVRATTA KUR’AN DA AYNI ŞEYLERDEN BAHSEDİYOR VE BENİM KATIMDAN GELEN HAK BİR KİTAPTIR DİYOR. Kasas 48. ayette de bahsettiği gibi, siz daha önce Musa ya gelen kitabı sonunda inkâr etmiş hale getirdiniz, yani onun yolundan saptınız diyerek, Kur’an ve Tevrat örneğini veriyor ki,  dinde azgınlık ve isyanda ileri giden Yahudilere Allah, özellikle kendilerine gelen kitapla ve şimdide Hz. Muhammed e indirilen Kur’an ile karşılaştırıyor, ikisinin de hak olduğunu söylüyor.

İncil den bahsedilmemesinin, iki kitap demesinin bir nedeni de, zaten İncil in Tevrat ı onayladığı farklı olmadığı için olabilir. AMA ASIL NEDEN, BAHSE KONU ÖZELLİKLE YAHUDİLER OLDUĞU VE ONLARIN TEVRATA KARŞI TAKINDIKLARI TAVIRLA İLGİLİDİR. ÇÜNKÜ YAHUDİLER YALNIZ TEVRAT İLE YETİNMEMİŞ KENDİLERİNE TALMUT ADI ALTINDA BEŞERİ BİR FIKIH İNANCI YARATARAK, İNANÇLARININ ASLİ UNSURU YAPMIŞLARDI. ONUN İÇİN ALLAH, GÖNDERDİĞİ İKİ KİTABI ÖRNEK VERİP, BU KİTAPLARDAN DAHA DOĞRU KİTABIN OLAMAYACAĞI ÖRNEĞİNİ VERİYOR. Şimdide devamındaki ayete bakalım.

“EĞER SANA CEVAP VEREMEZLERSE, ONLARIN SADECE HEVESLERİNE UYDUKLARINI BİL! ALLAH’TAN DOĞRU BİR REHBER OLMADAN, HEVESİNE UYAN KİMSEDEN DAHA SAPIK KİM VARDIR? Şüphesiz Allah, haksızlık eden toplumu doğru yola eriştirmez.” (Kasas 50)

Bakar mısınız lütfen. Okuduğunuzda sanki bugün bizlerin, genel çoğunluğumuzun yaptığı yanlışa örnek verircesine, ne diyor Rabbimiz Elçisine. Eğer sana cevap veremezlerse ki veremeyecekleri açıktır. Bu durumda onların sadece kendi heveslerine, nefsi duygularına uyduklarını bil diyor. Devamında ise, Kitap Ehlinin yaptığı yanlışlara dikkat çekebilmek adına, bizlere ne söylüyor ve uyarıyor.

“ALLAH’TAN DOĞRU BİR REHBER OLMADAN, HEVESİNE UYAN KİMSEDEN DAHA SAPIK KİM VARDIR?”

Bunca açık ayetleri, Allah ın verdiği örnek kıssadan hisselerden hala dersler almayıp, ALLAH IN İNDİRDİĞİ KİTABI YETERLİ GÖRMEYEREK, ATALARININ RİVAYET VE FIKIH İNANÇLARI İLE İSLAM’I YAŞAMANIN GEREKTİĞİNE İNANAN VE BU RİVAYETLER VE FIKIH OLMASAYDI KUR’AN BOŞLUKTA KALIRDI, ANLAŞILMAZDI DİYENLERE, ALLAH KATINDAN BİR REHBER OLMADAN, HEVESİNE UYANLARDAN DAHA SAPIK KİM VARDIR DİYOR RABBİMİZ. YORUM VE KARAR SİZLERİN.

Değerli kardeşlerim, bakın ben ayetleri açıklamadım. Açıklamak benim ne haddime. Rabbimiz o kadar açık ve anlaşılır bir şekilde açıklamış ve örnekler vermiş ki, anlamak istemeyene Allah zaten ayetinde çok güzel bir örnek veriyor ve “ALLAH’TAN DOĞRU BİR REHBER OLMADAN, HEVESİNE UYAN KİMSEDEN DAHA SAPIK KİM VARDIR?” Kur’an bütünlüğünde ayetleri üzerinde, Allah ın onlarca kez önerdiği gibi düşündüğümde, günümüzde bizlerin yaptığı yanlışlar, apaçık ortaya çıkıyor. ALLAH CÜMLEMİZİN YARDIMCISI OLSUN.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/


https://twitter.com/KURANA_DAVET


http://www.hakyolkuran.com/


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/


https://hakyolkuran1.blogspot.com/
2


Bizler eğer Kur’an ı doğru anlamak istiyorsak, kafamızdaki tüm yanlış, batıl inançlardan kurtulup, daha sonra yalnız Allah ın kitabına güvenip onu anlamaya çalışırsak, yanlış anlamamız pek mümkün olmayacaktır. Çabası nispetince her Müslüman, Kur’an dan nasibini alır. Bu makalemde sizlerin düşünmenize vesile olmak istediğim konu, Hz. Muhammed den sonra başka RESULLER/ELÇİLER gelecek mi konusu üzerine olacak. Çünkü bazı ayetler örnek gösterilip, ASLINDA BU AYETLERDE ALLAH NEBİ VE KİTAP GELMEYECEĞİNİ, AMA RESULLERİN GELECEĞİNDEN BAHSEDİYOR DEMEKTEDİRLER. Gelin bu konuyu birlikte anlamaya çalışalım.

Ali İmran 81: ALLAH NEBİLERDEN, KESİN SÖZ ALDIĞINDA ŞÖYLE DEMİŞTİR: “Size Kitap ve hikmet veririm de elinizde olanı onaylayan bir elçi gelirse, kesinlikle ona inanacaksınız ve destek vereceksiniz. Bunu kabul ettiniz mi? Bu ağır yükü yüklendiniz mi?”. Onlar da “Kabul ettik” demişlerdir. Allah: “Siz buna şahit olun, sizinle beraber ben de şahidim” demiştir. (Süleymaniye vakfı)

Bu ayette dikkat ettiyseniz Allah, daha önceki gönderdiği Nebilerden söz aldığından bahsediyor ve elinizdekini onaylayan bir elçi gelirse, kesinlikle ona inanacaksınız ve destek vereceksiniz. Bunu kabul ettiniz mi dendiğinde kabul ettiklerini söylüyor. Sizce bu sözü Allah, yalnız görev verdiği Nebilerinden mi alıyor, yoksa ayetlerin tebliğini alan, tüm iman edenlerden mi? Dikkat ettiyseniz ayette Nebilerden diyor Resullerden değil. Çünkü Resul vahyi tebliğ eden, ama Nebi iman eden Müslümanların içinden, Allah ın makam verdiği güven elçisi anlamındadır. Onun içindir ki nebiye inanan tüm Müminlerden bu sözü alıyor Allah. Çünkü gönderdiği diğer kitaplarda özellikle bundan sonra uyarıcı nebi/Resul geleceğinden özellikle bahsediyor. Ya da Kur’an da açıkça bahsettiği gibi, Hz. Muhammed artık nebilerin sonuncusudur diye de bildiriyor. Ayete dikkat ettiyseniz, sizin elinizdekini onaylayan Elçi yani Resul geldiğinde ona inanın diyor. Bildiğiniz gibi RESUL, ALLAH DAN ALDIĞI VAHYİ TOPLUMA İLETEN ANLAMINDADIR. BU ÖNEMLİ AYRINTIYI LÜTFEN UNUTMAYALIM. RESUL GELECEKSE, VAHİYDE GELECEK DEMEKTİR. AMA BU YANLIŞ İNANCI SAVUNANLAR, VAHİY/KİTAP GELMEYECEĞİNİ, DAHA ÖNCE GELEN VAHYİ, TEKRAR RESUL HATIRLATACAĞINA TEBLİĞ EDECEĞİNE İNANIYORLAR.

Burası çok önemli.  Yalnız nebilerden bir söz aldığını düşünmemiz pek mümkün olmaz. ÇÜNKÜ ALLAH IN NEBİLERİ YAŞARKEN, BİR BAŞKA NEBİ/RESULÜN GÖREVLENDİRİLMESİ SÖZ KONUSU OLAMAZ. Allah indirdiği vahiyden sonra, bir söz alındığından bahsediyor. Bu durumda bu sözü yalnız Nebilerin vermesi mümkün değil.  Bu sözü her iman eden veriyor. ÇÜNKÜ NE DİYORUZ GEÇMİŞTE GELMİŞ TÜM KİTAPLARA VE RESULLERE İMAN EDİYORUZ, DEMİYOR MUYUZ? Yukarıdaki ayet örnek gösteriliyor ve deniyor ki, bakın Allah tüm nebilerden bir söz almış, BUNA HZ. MUHAMMED DE DÂHİLDİR. Ondanda Allah söz almış demek ki, ondan sonrada ELÇİ/RESUL gelecek, ama kitap gelmeyecek diyorlar. HÂLBUKİ RESUL VAHYİ TEBLİĞ ETTİĞİNDE RESUL OLUYORDU, DİĞER NORMAL YAŞANTISINDA NEBİYDİ. BU DÜŞÜNCE KUR’AN A, TAMAMEN TERS DÜŞÜYOR.

İnsanlar inanmak istediğine, işte böyle düşünmeden yorumlar yaparak inanabiliyor. Allah Tevrat ta Hz. Musa dan sonra gelecek bir Resulün, Mesih in müjdesini açıkça bildiriyor. Hz. İsa dan sonrada İncil de  bir uyarıcının geleceğini söylüyor ve şu bilgi veriliyor. “O, SİZE HER HAKİKATE YOL GÖSTERECEKTİR. ZİRA O, SİZE KENDİLİĞİNDEN BİR ŞEY SÖYLEMEYECEK, FAKAT ALLAH’IN SÖYLEDİKLERİNİ SİZE BİLDİRECEKTİR.” Bu konuda İncil de daha detaylı bilgi dahi verilmektedir. Hemen şu soruyu kendimize soralım. Allah daha önce gönderdiği kitaplarda, daha sonra gelecek Resulünden açıkça söz ediyorsa, neden Kur’an da Hz. Muhammed den sonra bir Resulün geleceğinden hiç bahsetmemiş de, bizler ayetlerde açıkça bahsedilmediği halde, yorumlar yaparak nasıl böyle bir hüküm çıkartırız ve Nebi gelmeyecek ama Resul gelecek deriz. SANIRIM KENDİMİZİ ALDATMAK, BÖYLE BİR ŞEY OLSA GEREK.

Ali İmran 81. ayet de,  iman eden geçmiş toplumlardan ve NEBİLERDEN aldıkları sözden bahsediliyor. Yalnız Nebilerden değil. Çünkü vahiy nebiye gelmiş ve Nebi Resullük görevini yaparak, tüm iman edenlere bu bilgileri/vahyi tebliğ etmiş ve hepside bu vahye iman ettik, kabul ettik diyerek söz vermişlerdi. AMA NEBİLER RESULLER VEFAT ETTİKTEN SONRA, İMAN EDENLER SÖZLERİNDE DURMADILAR VE ONLARDAN SONRA GELEN NEBİLERİ/ RESULLERİ GÖRMEZDEN GELİP, BİR KISMI KABUL ETMEDİLER. Bunu da Kur’an dan öğreniyoruz. Maide suresi 70. ayetinde bakın Allah ne diyor bu konuyla ilgili. “Gerçek şu ki, biz İsrâiloğulları’ndan KESİN BİR SÖZ ALDIK ve onlara Resuller gönderdik. Ne zaman bir Resul onlara nefislerinin arzu etmediğini getirdiyse, bir kısmını yalanladılar” Yine Maide suresi 14. ayette de sözünde durmayanlardan bahsediyor. “Biz Hıristiyanlarız” diyenlerden de SAĞLAM SÖZ ALMIŞTIK. Ama onlar da akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını unuttular.”

Peygamberimizden sonra, Resulün geleceğine dair kanıt olarak, Ali İmran 81. ayetin bir öncesindeki, 80. ayeti kanıt gösteriyorlar. Merak edip okursanız, hiçbir ilgisinin olmadığını göreceksiniz. Yine Peygamberimizden sonra, Nebi gelmeyeceğini ama Resulün geleceğini iddia edenler aşağıdaki ayetleri kanıt gösteriyorlar.

Araf 35: Ey Âdemoğulları! ARANIZDAN AYETLERİMİZİ SİZE ANLATAN ELÇİLER GELDİĞİNDE kimler Allah’tan çekinerek kendisini korur ve düzeltirse, artık onların ne bir korkuları kalır ne de üzülürler. (Süleymaniye vakfı)

Mümin 34: Daha önce Yusuf da size o açık belgelerle (mucizelerle) gelmişti. GETİRDİĞİ ŞEYLERDEN HEP ŞÜPHE DUYMUŞ, ÖLDÜĞÜ ZAMAN DA “ONDAN SONRA ALLAH, ARTIK ELÇİ GÖNDERMEZ” DEMİŞTİNİZ. Allah, aşırı şüpheci birini işte böyle sapık sayar. (Süleymaniye vakfı)

Mücadele 21: Allah şöyle yazmıştır: “BEN, ELÇİLERİMLE MUTLAKA GALİP GELİRİM.” Çünkü Allah güçlüdür, her işin üstesinden gelir. (Bayraktar Bayraklı)

Rum 47: SENDEN ÖNCE ELÇİLERİ KENDİ KAVİMLERİNE GÖNDERDİK; onlara, açık belgelerle geldiler. Sonra suça batanlara hak ettikleri cezayı verdik. İnanıp güvenenlere yardım boynumuza borçtur. (Bayraktar Bayraklı)

BU AYETLERİN TAMAMI, PEYGAMBERİMİZDEN ÖNCEKİ TOPLUMLARDAN BAHSEDİYOR. İlginçtir bu ayetlerin hiç birisinde, Hz. Muhammed den sonra Nebi göndermeyeceğim ama Resul göndereceğim, senin daha önce gönderdiğin tebliğini tastik edip, toplumu bilinçlendirecek demiyor. Bunu bizler söylüyoruz.  İLGİNÇTİR ŞU SORUYU KENDİMİZE SORMUYORUZ. KUR’AN APAÇIK ALLAH IN KORUMASINDA, ELİMİZİN ALTINDA YOK MU? DEĞİŞTİ Mİ DE GELECEK RESUL ALLAH DAN VAHİY/KİTAP ALMAYACAK AMA, ALLAH IN DAHA ÖNCEKİ VAHYİNİ/KİTABINI TEBLİĞ EDECEK. BU VAHİY HANGİSİ, YALNIZ KUR’AN MI YOKSA DİĞER KİTAPLARDA MI VAR. BAKIN BU YANLIŞLARA İNANDIĞIMIZDA, AKLA NASIL MANTIK DIŞI SORULAR GELİYOR.

Araf 35. ayetinde dikkat ederseniz, Yahudi ya da Hıristiyan ayrımı yapmadan, tüm kullarına Allah seslenerek, Ey Âdemoğlu diyor ve Peygamberimize inanmamakta direnen kullarını uyarıyor. Aranızdan ayetlerimizi size anlatan, tebliğ eden elçiler geldiğinde kimler tebliğ alırsa, kendisine çeki düzen verirse onlar korkmayacaklar dır diyor. Hani bu ayetin neresinde, Hz. Muhammed den sonra Resul gelecek diyor? Bu ve benzeri yüzlerce uyarıyı Allah, kitap ehline özellikle yapıyor ve sizin aranızdan Resul gönderdim ona inanın diyor.  Mümin suresi 34 ayetinde de yine aynı uyarılar yapılıyor ve bizlere geçmiş toplumdan örnekler veriliyor. O toplumlara, gönderdiğim elçilerden şüphe duydunuz, Allah bundan sonra elçi/resul göndermez demiştiniz diyerek, yanlışlıklarına örnek veriyor. Peki, neden söylüyor bunu. ÇÜNKÜ HZ. MUHAMMED İ RESUL OLARAK KABUL ETMEK İSTEMİYORLARDI DA ONDAN. Mümin 34. ayetin bile anlamını değiştirip, kendilerine kanıt yaratarak, bakın bu ayette Hz. Muhammed den sonra, Resul gelecekmiş anlamı veriliyor. Mücadele 21. ayetinde de,  ben elçilerimle galip gelirim diyor. Bu ayetin neresinde, bundan sonrada Resul göndereceğim anlamı var? Rum 47. ayetti de kendilerine daha sonra Resul geleceğine kanıt gösterenlere, doğrusu söyleyecek söz bulamıyorum. Konuyla hiçbir ilgisi yok. Bakın Allah çok net ve açıkça bu konuda nasıl bir bilgi veriyor bizlere. Yazacağım ayette sizce Allah, nebiler göndermeyeceğim, ama Resuller göndereceğim mi diyor?

Ahzab 40: Muhammed içinizden her hangi bir erkeğin babası değildir, ama ALLAH’IN ELÇİSİ VE NEBİLERİN SONUNCUSUDUR. Allah her şeyi bilir. (Süleymaniye vakfı)

https://hakyolkuran1.blogspot.com/2018/06/kuran-da-gecen-nebi-rasul-kavramlari-ne.html

https://kuranadavet1.wordpress.com/2020/08/05/kuran-da-gecen-nebi-resul-kavramlari-ne-anlama-geliyor/

Bizlerin amacı, Kur’an ayetlerini anlamaya çalışmak olması gerekirken, her ne hikmetse batıl ve yanlış inançlarımızı aklamak adına, Allah ın ayetlerinin anlamlarını oynamakla zaman geçiriyoruz. Bunu dinde bölünmüş her toplum, cemaat, tarikat, hatta kendilerine modernist/yenilikçi dedikleri kişilerde yapıyor. Hani bu ayetler MUHKEMDİ. Şüphe duyulmayacak kadar açıktı. Düşünen, aklını kullanan anlayabiliyordu. Evet, doğru ama Kur’an ı anlayabilmek için, önce kafamızdaki yanlış inançlardan kurtulmalıyız. Bizler bu konuyu doğru anlayabilmemiz için, önce NEBİ VE RESUL kelimesinin anlamını doğru anlamamız gerekir. HER NEBİ, AYETLERİ TEBLİĞ EDERKEN RESULDÜR. ÇÜNKÜ RESUL ELÇİ ANLAMINDADIR Kİ ANLAMI, HABERCİ HABER GETİREN DEMEKTİR.  HER RESULDE NEBİDİR. NEBİLİK MAKAMIN ADIDIR. NEBİ, GÖREVİ ESNASINDA GELEN VAHYİ TEBLİĞ EDERKEN, RESULLÜK GÖREVİNİ YAPMIŞ OLUR.  Allah bir daha nebi gelmeyeceğini söylüyorsa, artık Resullük görevi verilecek bir makamın verilmeyeceğini, özellikle anlatmak adına bundan böyle, NEBİ GÖNDERMEYECEĞİM HZ. MUHAMMED İLE NEBİLİK SONA ERMİŞTİR DERKEN, ALLAH ASLINDA BUNDAN SONRADA RESUL/HABERCİ GELMEYECEĞİNİ BİZLERE BİLDİRMİŞ OLUYOR. Hz. Muhammed den sonra tekrar Resul geleceğine inananlar, şu sözleri söylüyorlar ve bakın hangi ayetleri de kanıt gösteriyorlar.

“Allah Teala, onu yaşadığı çağın takdir edeceği bir MUCİZE ve beyyine ile gönderecektir. Dürüst insanlar o beyyineleri tanıyacak ve kesin bir bilgi ve imana sahip olacaklardır. Kâfirler ve kalpleri marazlı olanlar ise o mucizeleri anlayamayacak ve hatta karşı çıkacaklardır. Elbette sonunda, Allah’ın elçileri ve müminler galip gelecektir.” (58:21; 30:47).

Değerli dostlarım. Bizler öyle şeylere inandırılmışız ki, tarifini yapmak, akıl ve mantıkla anlatmak mümkün değil. ÜLKEMİZDE BİLE BU YANLIŞLARA İNANIP, KENDİSİNİ RESUL/ELÇİ İLAN EDEN BİRÇOK İNSANI GÖRDÜNÜZ, ŞAHİT OLDUNUZ. ALLAH KULLARINI BÖYLE ZOR DURUMDA ASLA BIRAKMAZ. EĞER ELÇİ GÖNDERECEK OLSAYDI, DAHA ÖNCEKİ KİTAPLARINDA YAPTIĞI GİBİ, GEREKLİ BİLGİYİ DETAYI KUR’AN DA VERİRDİ. Allah Hz. Muhammed e hiçbir mucize vermediğini, mucizelerin Allah katında olduğunu Kur’an da belirtmesine rağmen, daha sonra gelecek RESULÜN mucizelerle gönderileceğini söyleyebiliyorlar. Kalpleri marazlı ve kafir olanlar bu gerçeği göremeyeceğini söyleyenler, acaba günümüzde kendilerini Resul ilan edip onların ardı sıra gidenler mi gerçek iman edenler? ALLAH N HUZURUNDA TÜM GERÇEKLERİ GÖRECEĞİZ. Örnek verdikleri ayetleri de biraz önce yukarıda yazdım. Konuyla hiçbir ilgisinin, alakasının olmadığı çok açık olmasına rağmen, bu ayetleri yanlış, batıl inançlarına kanıt gösterebiliyorlar.

Batıl ve rivayet inançlarımızı lütfen ayetlere ilave etme çabasında olmayalım, inanın kendimizi kandıracağımız gibi, ebedi hayatımızı da ateşe atmış oluruz.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/


https://twitter.com/KURANA_DAVET


http://www.hakyolkuran.com/


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/


https://hakyolkuran1.blogspot.com/


 
3
Konu Dışı / Otomatik Kapı Sektöründe Lider Firma
« Son İleti Gönderen: aysedegisik10 Kasım 23 2020, 16:11:28 »
Otomatik kapı pek çok iş sektöründe kullanılıyor. Hatta gün geçtikçe artık bir ihtiyaç haline gelmiş bulunmakta. Bizler de Yeni Kapı firması olarak sizlere en iyi şekilde otomatik kapı hizmeti veriyoruz. Sizlerin de işyeri için otomatik kapı ihtiyacınız varsa https://www.yenikapikepenk.com sitemizden bizlere ulaşabilirsiniz. Otomatik kapılar kullanıldığı her yerde insanların hayatını kolaylaştırdığı gibi aynı zamanda şık bir görünüm ortaya koyuyor.
4
Sağlık / Aşılama nedir, Nasıl yapılır?
« Son İleti Gönderen: jinekologankara Kasım 23 2020, 12:41:14 »
Düzenli korunmasız cinsel hayata rağmen bir yıl içinde çocuk sahibi olamayan çiftlerde kısırlık tanısı konulur ve ilk adım muayeneleri yapılarak infertilitenin olası nedeni araştırılır. Kadının jinekolojik muayenesi, ultrasonografi, erkeklerde semen analizi ve kadının tüplerinin değerlendirilmesi ilk adım tetkikleridir. İnfertil bir çiftin problemi belirlendikten sonra düzeltilebilecek anatomik bozukluklara gerekli operasyonlarla müdahale edilir. Hormonal eksiklikler, sistemik hastalıklar, fazla kilo veya zayıflık gibi faktörler düzeltilir.       
 Yumurtalıkların yeterli sayıda ve kaliteli yumurta üretmediği durumlarda bu durum ilaç tedavisi ve seri ultrason ile giderilebilir. Muayeneler ile yumurtlama günü belirlenir ve çiftin cinsel ilişkiye girmesi sağlanır. Bu, hamileliğin gerçekleşmesinin en doğal yoludur. Yaklaşık 3-6 ay denenen yumurtlama takibi-cinsel ilişki ile sonuç alınamıyorsa aşılama tedavisi çiftlere önerilebilir.


Kısırlıkta aşılanma tedavisi yaygın olarak kullanılan bir tedavi yöntemidir. Aşılama yöntemi ile gebelik şansı, normal cinsel ilişki ile gebelik elde etme şansından daha yüksektir. Ancak tüp bebek tedavisi ile gebelik elde etme olasılığına göre daha düşüktür. Her aşılama prosedürü için tahmini başarı oranı yaklaşık% 15-20'dir.
 
 Aşılama Kime ve Nasıl Yapılır?


Aşılama ( intrauterin tohumlama ), bir kadının rahmine erkekten alınan spermin yumurtanın döllenmesini kolaylaştırmak için rahim içine verilmesidir. Sperm hücreleri laboratuvarda bir işlem kateterinden geçtikten sonra verilen yardım ile rahim içine enjekte edilir. Normal gebelik şansı bu süreç sayesinde %4-5 iken %15-18 e yükselir.

Aşılama yönteminin amacı, tüplere ulaşan kaliteli sperm sayısını artırarak kadının gebe kalma şansını artırmaktır. Tedavinin uygulanacağı çiftin sperm sayısında ve kalitesinde ciddi bir bozulma olmamalıdır.

Peki bu tedavi yöntemini ne zaman tercih ediyoruz? Kimler Aşılanır? Aşılama ücreti ne kadar olacak? 2020 yılında Ankara'da aşılama fiyatları nedir? Gelin bu soruların cevaplarına birlikte bakalım. 

Genellikle üreme sorunu olan çiftler için ilk seçenek olarak uygularız.

  • 1 yıl korunmasız ve düzenli ilişkiye rağmen gebe kalamayan hastalar,
  • En az bir açık tüpü olan kadınlar,
  • Açıklanamayan kısırlık tanısı olan hastalar,
  • Boşalma (ejakülasyon) sorunu olan hastalar,
  • Hafif ve orta derecede endometriozise bağlı kısırlık,
  • Hafif ve orta şiddette sperm hareket bozuklukları
Aşılama Tedavi Aşamaları Nelerdir?
Aşılama tedavisinde dikkat edilmesi gereken bazı konulara dikkatinizi çekmek istiyorum. Aşılama tedavisine adetin 2. veya 3. gününde başlarız. Yumurta geliştiren iğneler kullanıyoruz. Önceden rahim içi fibroidler , polipler veya yumurtalık kistleri açısından detaylı bir değerlendirme yapıyoruz . Yumurta arttırıcı ilaçlar veya iğne şeklinde ilaçlar adetin 2. veya 3. günü kullanmaya başlar hasta adetin mümkünse her gün aynı saatte ilacı kullanmalıdır. Yumurta içeren foliküller yaklaşık 16-18 mm büyüklüğe ulaşıncaya kadar tedaviye devam ediyoruz .

Biz yumurta boyutunu değerlendirmek seri ultrason incelemeleri yapıyoruz. İdeal folikül büyüklüğü belirlendikten sonra  folikülü çatlatmak için çatlatma iğnesi yapıyoruz. Aşılama işlemini iğneden 34-36 saat sonra yapıyoruz. Aşılama işlemi ağrısız ve acısızdır. Genellikle anestezi gerektirmez.

Aşılama fiyatları 2020 Ankara

Aşılama fiyatları 2020 yılında 1500 – 3000 tl arasında değişmektedir. Biz aşılama işlemini Ankara ili Çankaya ilçesindeki kendi özel muayenehanemizde yapıyoruz. Aşılama tedavisi randevusu ve aşılama fiyatları 2020 detayları için bizi arayabilir, Ankara aşılama doktorlarımızla tanışmak için bize başvurabilirsiniz.
5
Konu Dışı / Ynt: Muhabbet Bahçesi
« Son İleti Gönderen: Madro Kasım 22 2020, 12:15:34 »
hey gidi gençliğimiz burada geçmiş.  (6)

şimdi 2.5 aylık kızım var.
6
Konu Dışı / Kitap Satın Almanın Hızlı Yöntemi
« Son İleti Gönderen: aysedegisik10 Kasım 18 2020, 15:49:52 »
Kitap satın almak için kaliteli bir adres arayanlar siteden hizmet alabiliyor. En güzel ve içerik yapısı dopdolu olan kitaplar sitede satışa sunuluyor. Kitapçı kitapçı dolaşarak kitap satın almak için uğraşmak yerine sitede binlerce kitabı aynı adreste bulabilirsiniz. Hızlı bir şekilde aradığı kitaba ulaşmak isteyenler siteden arzu ettikleri kitabı satın alabiliyor. Son çıkanlar gibi farklı arşivlerle satışa sunulan kitapların fiyatlarının da çok uygun oluşu dikkatlerden kaçmıyor. [size=78%]Web Site adresimiz; https://www.kitapvadisi.com.tr[/size]
7

Bu makalemde sizlere, batıl ve rivayet inançlarımızı, ayetlere nasıl ilaveler yapmaya çalışıp, Allah ın ne dediğini anlamak yerine, kendi inançlarımızı nasıl ayetlere ilave etmeye çalıştığımıza bir başka örnek vermek istiyorum. Allah Ali İmran 78. ayetinde bizleri uyarıyor ve ONLARDAN BİR GURUP VARDIR Kİ, KİTAPTA OLMAYAN BİR ŞEYİ, SİZ KİTAPTAN SANASINIZ DİYE DİLLERİYLE KİTABI ÇARPITIRLAR, ALLAH DAN OLMADIĞI HALDE BU ALLAH KATINDANDIR DERLER VE ALLAH HAKKINDA YALAN UYDURURLAR diyerek, dikkatimizi çekiyor, uyarıyor. Allah ın bu uyarısına benzer bu yanlışı günümüzde de birçok ayete yapıyorlar ve atalarının batıl inançlarını aklayabilmek adına, bakın yazacağım ayette de Allah ın sözlerini nasıl saptırıyorlar. Önce ayeti yazalım, daha sonra ayet üzerinde düşünelim.

İsra 71: HER İNSAN TOPLULUĞUNU, ÖNDERLERİYLE BİRLİKTE ÇAĞIRACAĞIMIZ O GÜNDE, kimin amel defteri sağından verilirse onlar, en küçük bir haksızlığa uğramamış olarak amel defterlerini okuyacaklar. (Bayraktar Bayraklı meali)

Bu ayette geçen önder kelimesi, ayette İMAM diye geçer. İmam kelimesi bizlerin günümüzde kullandığı anlamda değil, YOL GÖSTERİCİ YANİ ÖNDER ANLAMINDA KULLANILMIŞTIR. Bu ayet örnek verilip, bakın Allah her toplumu cemaat liderleri, şeyhleri, efendileri, velileri ile birlikte çağıracakmış, onun için önderi, şeyhi olmayan cennete gidemez, hesap veremez şeklindeki batıl inançlarına, ne yazık ki Kur’an dan tamamen kopuk, hatta yüzlerce ayete ters düşen anlamlar vermekten ve Allah a iftira etmekten korkmuyorlar.

Hâlbuki Allah bu ayette bahsettiği imam yani önderden kast edilen, ALLAH IN BİZLERE GÖNDERDİĞİ VE MAHŞER GÜNÜ ŞAHİT OLARAK ÇAĞRILACAK ELÇİLERİ VE ONLARLA BİZLERE TEBLİĞ ETTİĞİ KİTAPLARDAN BAHSEDİYOR. Çünkü mahşer günü Allah Elçilerini şahit olarak çağıracağını ve kesin delilin, kanıtın bizlere gönderilen rehberin, önderin ne olduğunu Kur’an da bildiriyor ve velilerin, şeyhlerin, güvendiğimiz imamların hesap verirken hepsinin ardından gidenleri bırakıp, kaçacağını bildiriyor.

Kasas 75: Her ümmetten bir tanık çıkarır ve “KESİN DELİLİNİZİ ORTAYA KOYUNUZ” deriz. O zaman, GERÇEĞİN ALLAH’A AİT OLDUĞUNU, UYDURDUKLARININ KENDİLERİNİ BIRAKIP KAÇTIĞINI ANLARLAR. (Bayraktar Bayraklı meali)

Ayette çok açık bir gerçek dile getiriliyor. BAKIN HER ÜMMETTEN BİR TANIK DİYOR, YANİ KONUMUZLA İLGİLİ AYETTE DE HER TOPLUMUN ÖNDERLERİNDEN KAST EDİLENDE, BU AYETTE BAHSEDİLEN ELÇİLER ONUN GETİRDİĞİ KİTAPLAR OLDUĞUNU ANLIYORUZ. ÇÜNKÜ KESİN DELİL ALLAH KATINDAN GELENDİR. Kur’an a İman ettiğini söyleyen bir Müslüman sözünde durarak, ardından gidecek asla veliler, şeyhler, imamlar, önderler edinip onların sözleri ile inancını yaşamaz. ÇÜNKÜ DİN ADINA GERÇEKLER, YALNIZ ALLAH A AİTTİR, YANİ ALLAH IN VAHYİ KUR’AN DIR. Din adına güveneceğimiz sözler Allah ın sözleri/vahyidir. Onun için Allah Nisa 87. ayetinde, KİMDİR SÖZÜ ALLAH’IN KİNDEN DAHA DOĞRU OLAN, diyerek bizleri uyarıyor, hatta veliler edinmemizi yasaklıyor. İnancımızı, imtihanımızı yaşarken asla dini önderler, imamlar edinemeyeceğimizi Allah bakın ayetinde nasıl bildiriyor.

“AYETLERİ GÖRMEZLİKTEN GELENLER (KÂFİRLER), BENİMLE KENDİ ARALARINA DOSTLAR (VELİLER) OLARAK KULLARIMI KOYACAKLARINI MI SANIYORLAR? BİZ CEHENNEMİ, O KÂFİRLERİN KONAK YERİ YAPTIK.” (Kehf 102)

Bakın Allah ayetleri görmezden gelen, üstünü örten ve gerçek anlamlarını değiştirenlere inkârcı/kâfir diyor. Allah kendisi ile arasında Elçisini bile istemiyor ve tebliğ etmek sana hesap sormak bize düşer, onun için kulumla aramda çekil dediği halde, hala birileri bu dünyada, sorgusuzca tabi olacağı önderler, imamlar, şeyhler, veliler ediniyorsa, Allah ın ayetlerinin üstünü örtüyor demektir. Bakın Allah İnsan suresi 3. ayetinde nasıl uyarıyor bizleri.

İnsan 3: ŞÜPHESİZ BİZ ONA DOĞRU YOLU GÖSTERDİK. İster inanır, ister inkâr eder. (Bayraktar Bayraklı)

Kim gösterdi doğru yolu? Elbette Allah, Elçileri ile gönderdiği kitaplarda bizlere doğru yolu gösterdi. Ama bizler hala Allah ın gösterdiği doğru yolu yetersiz ve açıklanmamış bularak, kendimize doğru yolu gösterecek veliler, imamlar, önderler edinmekten vaz geçmiyoruz, yetmiyor bu konuda Allah ın uyarılarının bile anlamlarını değiştirip, tahrif etmekten korkmuyoruz. Peki neden, sırf atalarımızdan intikal eden batıl inaçlarımızı yaşayabilmek adına yapıyoruz bu yanlışı. Bu konuda sizlere, çok dikkat çekici bir ayet hatırlatmak istiyorum. Bakın Allah Elçisine ne diyor.

Enam 107: Allah dileseydi, onlar ortak koşmazlardı. BİZ SENİ ONLARIN ÜZERİNE BİR BEKÇİ KILMADIK. SEN ONLARIN VEKİLİ DE DEĞİLSİN. (Diyanet vakfı meali)

Bu ayetin bir öncesinde yine Elçisine hitaben, “RABBİNDEN SANA VAHYOLUNANA UY” diyor ve 107. ayetinde de, BİZ SENİ ONLARIN ÜZERİNE BİR BEKÇİ KILMADIK. SEN ONLARIN VEKİLİ DE DEĞİLSİN DİYOR. Bunca açık ayetleri gördüğümüz halde, hala kendimize bizleri din adına yönetecek imamlar, veliler HATTA VEKİLLER seçmemize ve o önderlerle birlikte hesaba çekileceğimize inanıyorsak, bu durumda bizlerin Kur’an a iman etmediğimizi, çok açık söyleyebilirim. Çünkü Allah, Elçisinin bile ümmetinin bekçisi ve vekili yani onlardan sorumlu olmadığını açıkça bildirdiği halde, bizlerin bunun tam tersine inanmamız, bizlerin Kur’an dan ne kadar uzak olduğumuzu gösteriyor. Bu konuya Kur’an dan, yüzlerce ayet örnek gösterilebilir. Lütfen İsra suresi 71. ayeti, İsra 13 ve 14. ayetlerle birlikte anlamaya çalışalım. Bakın bu ayetlerde Allah nasıl uyarıyor bizleri.

İsra 13–14: HER İNSANIN AMELİNİ BOYNUNA YÜKLEDİK. Kıyamet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız. “OKU KİTABINI! BUGÜN HESAP SORUCU OLARAK SANA NEFSİN YETER” denilecektir.  (Diyanet meali)

Bu ayetlerden de anlıyoruz ki, herkes kendi imtihanını bizzat kendisi yaşayacak. İmtihanın gereği de budur zaten. Buna hiç kimse müdahale edemez. Eğer birileri bunun tam tersine inandırıyor ve onları doğru yola ulaştıracağını söylüyorsa, bu kişi O toplumu Allah ile aldatıyor demektir. NE YAZIK Kİ BUNUN ACI ÖRNEĞİNİ, YAKIN ZAMANDA GÖRDÜK. AMA DERS ALDIK MI? YORUMUNU SİZLERE BIRAKIYORUM. Allah sizleri bu dünyaya imtihan için gönderdik diyorsa, birilerinin arkasına saklanıp, sorgusuzca onların sözlerinin ardına düşüp, onları takip ederek, bu dünyada ki imtihanını verebileceğini sanmasın. İmtihanımız için, önce bizler çaba harcayacağız, araştıracağız ama REHBERİMİZ YALNIZ KUR’AN OLMALIDIR. ALLAH IN ELÇİSİNİN DE ÖNDERİ, REHBERİ YALNIZ KUR’AN DI. REHBERİ KUR’AN OLANIN, İMAMI YANİ ÖNDERİ DE KUR’AN DIR, ALLAH TIR. Birilerine bakarak, kopya çekmeye çalışan öğrencinin akıbetini lütfen unutmayalım. ÇABA BİZDEN, GAYRET VE YARDIM ALLAH DAN. ALLAH BU DÜNYADA Kİ İMTİHANIMIZ DA, CÜMLEMİZİN YARDIMCISI OLSUN İNŞALLAH.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/


https://twitter.com/KURANA_DAVET


http://www.hakyolkuran.com/


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/


https://hakyolkuran1.blogspot.com/
8

Bu makalemde sizlerin üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim konu, genel İslam toplumu içinde geçen şekliyle söylemek gerekirse, VAHYİ METLUV VE VAHYİ GAYRİ METLUV konusu üzerinde olacak. Bu iki kelimeyi anlayacağımız şekilde söylemek gerekirse,  bizlere yazılı gelen vahiy yani Kur’an, diğeri yazılı olmayan, Peygamberimize direk Allah dan farklı şekillerde gelen, onun sünneti niteliğindeki, vahiyler anlamında kullanılıyor.

Buna inananlara şunu sormak istiyorum. Peygamberimiz Cebrail in getirdiği vahyi yazılı kayda aldırıp, Allah ın bizzat farklı şekillerde Elçisine sözlü olarak ilettiğini iddia ettikleri vahyi, tıpkı Kur’an gibi kayda aldırmayıp, onların nesilden nesile söylenti ve rivayetlerle bizlere ulaşmasını sağladığına nasıl inanırız? Bu kadar mı Kur’an dan uzak kaldık? UNUTMAYALIM VAHYİN TAMAMI ELÇİSİNE, SÖZLÜ OLARAK İLETİLMİŞ, DAHA SONRA KAYDA ALINMIŞTIR. BU ALDATMACAYA İNANANLAR, PEYGAMBERİMİZİN KUR’AN A GÖSTERDİĞİ SAYGIYI VE ÖNEMİ, ALLAH IN SÖZLÜ İLETTİĞİNİ İDDİA ETTİKLERİ VAHYİ YANİ SÜNNETİNE ÖNEM VERMEDİĞİNİ SÖYLEMİŞ OLDUKLARININ, ÖNCE FARKINDA OLMALIDIRLAR. Hatırlatırım günümüze ulaşan, Peygamberimizin sünneti dedikleri hadisler, ne peygamberimizden nede onun en yakını olanlardan bizlere ulaşmıyor. Tam tersine Peygamberimizin vefatından yaklaşık 200 yıl sonra derleyip toplanmaya çalışılan ve Peygamberimize sözlü vah yedilen gayri Metluv ayetleri ya da hadisleri olduğunu iddia ettikleri, onun sünneti olduğuna inanılıyor. SİZCE BÖYLE BİR ŞEY MÜMKÜN MÜ? GÜNÜMÜZDE YAŞANAN BÖLÜNMÜŞLÜĞÜN VE KUR’AN DAN UZAK İSLAM IN YAŞANMASINA TEK NEDEN, BU YANLIŞ İNANÇTIR. İnandıkları ve iddia ettikleri yani Peygamberimize, Kur’an dışından bizlerinde sorumlu olduğumuzu delil, kanıt gösterdikleri ayetlere bakalım şimdide.

ÖNCE ŞUNU HATIRLATMAK İSTERİM. ALLAH KUR’AN DIŞINDAN HER CANLIYA, GÜNEŞE, AYA, TABİATTAKİ TÜM CANLILARA, ELÇİLERE KİŞİSEL KONULARDA VAHYEDEBİLİR. AMA O VAHİY O CANLIYLA, YA DA O KİŞİLERLE SINIRLIDIR. ASLA TÜM MÜSLÜMANLARI BAĞLAMAZ.  BAĞLAMASI İÇİN, KUR’AN DA KAYIT ALTINA ALINMASI GEREKİR. ÇÜNKÜ ALLAH HÜKMÜNÜ VERMİŞ VE BİZ KULLARINI KUR’AN DAN SORUMLU OLDUĞUMUZA HÜKMETMİŞTİR. HÂŞÂ ALLAH BU SÖZÜNDEN CAYAR MI?

Ümmilerin (ilahi kitapları bilmeyenlerin) içinden elçi çıkaran Allah’tır. Onlara, O’NUN AYETLERİNİ OKUR, KİTAB’I VE HİKMETİ ÖĞRETEREK ONLARI GELİŞTİRİR. Hâlbuki onlar daha önce açık bir sapkınlık içindeydiler. (Cuma 2)

ALLAH SANA KİTABI VE HİKMETİ İNDİRMİŞ VE SANA BİLMEDİĞİNİ ÖĞRETMİŞTİR. Allah’ın lütfu sana gerçekten büyük olmuştur. (Nisa 113)

ORUÇ GECESİNDE KADINLARINIZA YAKLAŞMAK SİZE HELÂL KILINDI. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) KENDİNİZE ZULMETMEKTE OLDUĞUNUZU BİLDİ DE TÖVBENİZİ KABUL EDİP SİZİ AFFETTİ. (Bakara 187)

BİR GÜN NEBİ, EŞLERİNDEN BİRİNE GİZLİ BİR SÖZ SÖYLEMİŞTİ. EŞİ ONU, DİĞER EŞİNE BİLDİRİNCE ALLAH, NEBİSİNİ O KONUDA BİLGİLENDİRDİ. O da onun birazını eşine anlattı, birazını da anlatmaktan vazgeçti. Eşine bildirdiğinde o: “Bunu sana kim bildirdi?” dedi. Nebi de “Bana, her şeyi bilen; her şeyin iç yüzünü bilen bildirdi.” diye cevap verdi. (Tahrim 3)

HANİ ALLAH, İKİ TOPLULUKTAN BİRİNİN SİZİN ELİNİZE GEÇECEĞİNE İLİŞKİN VAADDE BULUNMUŞTU; siz ise korumasız olanın elinize düşmesini istiyordunuz. Ne ki Allah’ın muradı, kelâmı aracılığıyla hakkı gerçekleştirmek ve kâfirlerin kökünü kurutmaktı; (Enfal 7)

O SÖZLERİ KENDİ ARZUSUNA GÖRE SÖYLEMİYOR.  Onlar, ona gelen vahiyden başkası değildir.    (Necm suresi 3–4)

De ki: “Ben, resuller içinden bir türedi değilim! BANA VE SİZE NE YAPILACAĞINI DA BİLMİYORUM. BANA VAHYEDİLENDEN BAŞKASINA DA UYMAM! Ve ben, açıkça uyaran bir elçiden başkası da değilim.” (Ahkaf 9)

De ki: “Ben size, ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size ‘ben bir meleğim’ de demiyorum. BEN, SADECE BANA VAHYOLUNANA UYARIM.” (Enam 50)

Onlara bir ayet getirmediğin zaman, “Sen bir tane derleseydin ya!” derler. De ki: “BEN ANCAK RABBİM TARAFINDAN BANA VAHYOLUNANA UYARIM. BU KİTAP, RABBİNİZDEN GELEN GÖZ AÇICI BELGELER OLUP, inanmış bir topluma rehber ve rahmettir.” (Araf 203)

Değerli kardeşlerim siz bu ayetlerden, Allah Elçisine Kur’an dışından da tüm kullarının sorumlu olduğu sözlü, kayda geçirilmemiş vahiylerinde, Allah Elçisine gönderdiğini ve bizlerinde bunlardan sorumlu olduğumuzu mu anladınız? Gelin birlikte bakalım. Cuma 2. ve Nisa 113. ayetlerinde Allah Elçisine kitabı ve Hikmeti öğrettiğini söylüyor. Atalarının inancını aklayabilmek adına bazı kişiler, burada geçen hikmet Peygamberimizin Kur’an dışı sünnetidir, Allah ın vahyidir diye, kendi nefislerinde kanıt yaratma çabasında oluyorlar. Hâlbuki ayette bahsedilen, indirilen Kur’an ı Allah, elçisine verdiği HİKMET yani bilgelik ve ilimle daha iyi kavramasını, bir başka deyişle bilmediklerini öğrenmesini sağladığından bahsediyor.

Bakara 187. ayetinde, daha önceki gönderdiği kitaplarda Allah, kitap Ehline oruç gecesinde, eşleri ile cinsel ilişkiyi yasakladığını, ama Kur’an da bu yasağı kaldırdığını apaçık bildirdiği halde, akla mantığa uymayan kanıtlar arayanlar, bakın bu bilgiyi Allah elçisine sözlü iletmiştir diye örnek gösteriyorlar. Halbuki bakın bizler bu yasağın kalktığını Kur’an dan öğreniyoruz. Daha önceki kitaplarda vah yedilen ve hükmü kalkanlar, elbette Kur’an da geçmeyecektir. Bu ayeti nasıl kanıt gösterebiliyorlar anlayamıyorum.  Akıl devre dışı kalınca, insanlar her şeyi kabul edebiliyor.

Tahrim 3. ayette, Peygamberimizin eşleri ile arasında geçen bir olaydan bahsediliyor. Ama olay bizleri ilgilendirmediği için, detayı verilmiyor. Bahsedilen konu hakkında Allah elçisine özellikle bildiriyor, onun haberi olmasını istiyor. Lütfen dikkat, bu konunun bizlerle hiçbir ilgisi yok. Allah Elçisi ile eşlerinin arasını bulmak, ona daha huzurlu bir aile yaşamını sağlamak adına yapıyor bunu. Lütfen ayetin başındaki hitaba bakınız. Özellikle NEBİ olarak giriş yapıyor. ELÇİ demiyor. Peki neden? Çünkü Elçi diye başlasaydı, bu ayetin tüm Müslümanlara tebliğ edildiği anlamını taşırdı. Bizleri ilgilendiren tüm tebliğler Ey Resulüm/Elçim diye başlar. Ya da Elçime uyun, ona uymak bana uymak gibidir diye geçer. Ama hiçbir ayette NEBİYE uyun demez. Çünkü Peygamberimiz günün her saatinde NEBİYDİ. Ama Elçilik görevi, yalnız Allah ın vahyini tebliğ derken geçerliydi. Ama Allah özellikle Nebi sözcüğüyle, bu ayetin Elçisi ve eşlerini ilgilendirdiğini bizlere bildiriyor. Bu ayet örnek verilip Allah elçisine, bizlerinde sorumlu olduğu Kur’an da olmayan vahiy gönderdiğini nasıl söyleriz. Allah istediği konuda elçileri ile konuşur, bilgi verir. Ama bu konuşmalar tüm insanlığı ilgilendiriyorsa, sorumlu olduğumuz Kur’an da yer alır.

Enfal 7. ayetinde de, inkârcıların iman edenlere açtığı savaş konusuyla ilgili, o iki topluluktan birisinin sizin elinize geçeceğine dair vaatte bulunmuştu diyor, ama bu vaadin detay ve hangi konuda olduğu Kur’an da yazmıyor, demek ki Peygamberimize Kur’an dışından da vahiy geliyormuş diye, bu ayet örnek gösteriliyor.  Hâlbuki ayette geçen konunun bizlerle ilgisi olmadığı, o günkü toplumun savaştan korkanlara moral vermek, onları teşvik etmek adına yalnız onlara bilgi verildiği halde, bu ayet bile batıl ve hurafe inançlara kanıt gösterilip, KUR’AN IN ÖZÜNE, YÜZLERCE AYETE ASLA UYMAYAN BİR İNANCA DELİL GÖSTERİLMEKTEDİR.

Necm suresi 3–4 ayetlerde, O SÖZLERİ KENDİ ARZUSUNDAN SÖYLEMİYOR, cümlesi ayetten çıkartılıp, ayette asla bahsedilmeyen bir anlam yükleyerek, Peygamberimizin her sözünün ayet hükmünde olduğuna, ne yazık ki delil gösterilmektedir. Hâlbuki ayetin sonunda, bu sözlerinden neyi kast ettiğini açıklıyor ve bakın ne diyor. “Onlar, ona gelen vahiyden başkası değildir.” Bu cümleye de batıl İnançlarımızı ilave ederek, Nebinin her söylediği vahiydir diyerek, batılı aklamaya çalışmaktadırlar.  Ahkaf 9, Enam 50, Araf 203 ayetlerinde de bana vahyedilenden başkasına uymam dedikten sonra, ben açıkça uyaran ELÇİDEN başka deyilim diye bilgi veriyor. Peygamberimiz Allah ın kayda alınmış vahyini, yani Kur’an ı tebliğ ederken, Elçilik görevini yapıyordu. Bunun dışında söyledikleri şahsi sözleriydi ki, bu sözler her zaman değişebilecek konulardır.  Özellikle Araf 203. ayetinde uyacağı vahyin ne olduğunu açıklıyor ve bakın ne diyor. “BU KİTAP, RABBİNİZDEN GELEN GÖZ AÇICI BELGELER OLUP, inanmış bir topluma rehber ve rahmettir.”

Değerli kardeşlerim. Bizler öyle inanç yarattık ki kendimize, Kur’an dan uzak ve Kur’an ın asla onaylamayacağı, Kur’an a tamamen ters düşen fikirleri mezheplerin ve fıkıh inancının zorlamaları ile kabul ediyoruz.  Şöyle düşünün lütfen, Allah Kur’an ı yani yazılı kayda alınmış vahyi bizzat kendisinin koruduğunu açıkça bizlere bildirdikten sonra, kayda alınmayan sözlü vahiyde bildirip, daha sonra bizleri sorumlu tutar mı? ALLAH IN ELÇİSİ VAHYİN BİR KISMINI KAYDA ALDIRIP, BİR KISMINI ALDIRMASAYDI, SİZCE ALLAH BİRÇOK KONUDA UYARDIĞI GİBİ, ELÇİSİNİ UYARMAZ MIYDI? Doğrusu söyleyecek söz bulamıyorum. Sizlere hatırlatacağım ayetleri, lütfen dikkatle okuyalım ve BİZLERE KURULAN BU TUZAĞA LÜTFEN DÜŞMEYELİM. EĞER DÜŞÜNMEDEN HER SÖYLENENİ KABUL EDERSEK, ALLAH IN HUZURUNA ŞİRK KOŞAN MÜŞRİKLER OLARAK GİDERİZ.

DE Kİ: “ALLAH BENİMLE SİZİN ARANIZDA ŞAHİTTİR. İŞTE BU KUR’AN BANA, ONUNLA SİZİ VE ERİŞTİĞİ HERKESİ UYARAYIM DİYE VAHYOLUNDU. (Enam 19)

AND OLSUN, SİZE ÖYLE BİR KİTAP İNDİRDİK Kİ, BÜTÜN ŞAN VE ŞEREFİNİZ ONDADIR. HÂLÂ AKILLANMAYACAK MISINIZ? (Enbiya 10)

DOĞRUSU KUR’ÂN, SANA VE KAVMİNE BİR ŞEREFTİR. İLERİDE ONDAN SORUMLU TUTULACAKSINIZ. (Zuhruf 44)

KARŞILARINDA OKUNUP DURAN BIR KİTABI, SANA İNDİRMİŞ OLMAMIZ ONLARA YETMİYOR MU? (Ankebut 51)

O HALDE KUR’ÂN’DAN SONRA HANGİ SÖZE İNANACAKLAR? (Araf 185)

ONLARDAN BIR GRUP VAR KI, KİTAPTA OLMAYAN BIR ŞEYİ SİZ KİTAPTAN SANASINIZ DİYE, DİLLERIYLE KİTABI ÇARPITIRLAR VE ALLAH’TAN OLMADIĞI HALDE, “BU, ALLAH KATINDANDIR!” DERLER, BÖYLECE BİLE BİLE ALLAH HAKKINDA YALANLAR UYDURURLAR. (Ali İmran 78)

KİTAP’A SIMSIKI SARILIP, SALÂTI İKAME EDENLERE GELİNCE; KUŞKUSUZ BİZ SALİH OLANLARIN EMEKLERİNİ ZAYİ ETMEYİZ. (Araf 170)

ANDOLSUN Kİ BİZ, KUR’AN’I DÜŞÜNÜP ÖĞÜT ALMAK İÇİN KOLAYLAŞTIRDIK. VAR MI DÜŞÜNÜP ÖĞÜT ALAN? (Kamer 22)

SİZ, HADDİ AŞAN KİMSELER OLDUNUZ DİYE, SİZİ KUR’AN’LA UYARMAKTAN VAZ MI GEÇELİM?(Zuhruf 5)

KENDİLERİNE OKUNAN KİTABI SANA İNDİRMİŞ OLMAMIZ ONLARA YETMEDİ Mİ? (Ankebut 51)

Bunca açık ve muhkem ayetleri gördüğümüz halde hala, Allah Elçisine Cebrail aracılığıyla Kur’an ı vahiy gönderdikten ve Elçisi bunu kayda aldıktan sonra, Allah Elçisine bizzat kendisi farklı şekillerde sözlü olarak ta vahiy göndermiştir, onlar Kur’an a geçmemiştir hala diyorlarsa, onların gözlerine perde çekilmiş, kulakları ve kalpleri mühürlenmiş demektir. BU İFTİRALARA İNANANLARA ŞUNU SORMAK İSTERİM. ALLAH IN ELÇİSİ, HERHANGİ BİR YOLLA ALDIĞI VAHYİN BİR KISMINI KUR’AN A YAZDIRIP, BİR KISMINI NEDEN YAZDIRMAMIŞ DİYE KENDİLERİNE SORMUYORLAR MI? BUNU DÜŞÜNEN VE İNANANLAR, PEYGAMBERİMİZ GÖREVİNİ TAMAMLAYAMAMIŞ DEDİKLERİNİN, ARTIK FARKINDA OLMALIDIRLAR.

Lütfen ayetleri dikkatli okuyalım. Hepsinde özellikle yazılı kayda alınmış vahiyden, kitaptan bahsediliyor. KİTAP, basılı ya da yazılı kâğıt yapraklarının, ciltli ya da ciltsiz haline denir. Allah ın kayda alınmamış, Kur’an gibi korunmayan bir vahiyden nasıl olur da kullarını sorumlu tutacağına inanırız. Birde emin olmadığınız bilginin ardına düşmeyin, hesabını sorarım dediği halde. Bu kadar mı akıl mantık, Kur’an devre dışı kaldı.

LÜTFEN BATILIN VE RİVAYETLERİN DEĞİL, SORUMLU OLDUĞUMUZ YALNIZ KUR’AN IN İPİNE SARILALIM. ÇÜNKÜ ALLAH BİZLERİ AÇIKÇA KUR’AN DAN HESABA ÇEKECEĞİNE HÜKMETMİŞTİR. BU AYETİ TEBLİĞ ALAN BİR MÜSLÜMAN, NASIL OLUR DA YALNIZ KUR’AN VAHİY DEĞİLDİR DER VE RİVAYETLERİDE VAHİYMİŞ GİBİ KABUL EDER.  Allah cümlemizi Kur’an gerçeklerini, gönül gözleriyle göre bilebilen, kulları arasına alsın inşallah.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/


https://twitter.com/KURANA_DAVET


http://www.hakyolkuran.com/


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/


https://hakyolkuran1.blogspot.com/
9
ben 2 gb kazandım şimdiden haftalık olarak. haftalık internet kazanmak istiyorsanız appgallery ile uygulama indirebilirsiniz. çok basit bir şekilde sadece uygulama indirene haftalık hediye internet veriyorlar. üstelikte 1 gb 2gb gibi.. bir bakmak isteyen olur diye linkini buraya bırakıyorum ama google ile aratarakta bakabilirsiniz. https://tinyurl.com/y3mmzrq2
10
Atatürk Köşesi / Atatürk Şiirleri 2 - Serdar Yıldırım
« Son İleti Gönderen: Serdar Yıldırım Kasım 03 2020, 18:28:11 »





ATATÜRK YOK, GİTTİ DİYORLAR
Atatürk'ü soruyorum, nerede diyorum?
Atatürk yok, gitti, diyorlar.
Nereye gitti, diyorum?
Bilmiyoruz, diyorlar.
*        *        *        *
Olmaz, Atatürk gitmez, diyorum.
Bizi bırakıp nereye gidecek?
Sınırda nöbet bekliyordur.
Türkiye Cumhuriyeti'ni koruyordur.




-------------------------------------------




SELANİK YİĞİDİ
Selanik'te bir yiğit doğar.
24 yaşında yüzbaşı olur.
Yurduna saldıran düşmanlara karşı koyar.
Genç yaşında dünyaya nam salar.
*        *        *        *
Sağ elinde kılıcı siperden fırlar.
Hücum diye bağırır, ileri atılır.
Türk askeri komutanın peşinden gider.
Önce Mustafa Kemal düşmana çarpar.
*         *         *         *
Bir insan bu kadar mı büyük doğar?
Yaşamı boyunca bu kadar mı büyük işler başarır?
İnsanlık tarihini bu kadar mı değiştirip yeniden yazar?
Zirvedeki yerinde bu kadar mı yalnız kalır?




TÜRK BAYRAĞI
Dalgalan ey şanlı Türk Bayrağı
Türk'ün adını haykırarak dalgalan
Sen bilirim tarihe sığmazsın,
Mustafa Kemal Atatürk diye dalgalan.
*            *            *            *
Rüzgar esmese de, yaprak kımıldamasa da
Sen Trablusgarp, Bingazi diye dalgalan
Anadolu nefes alamaz duruma gelse de,
Sen Anafartalar, Conkbayırı diye dalgalan.
*            *            *            *
Ben yıkarım sistemleri alt üst ederim
Fırtınaları, boranları beynimde eritirim.
Ben yıkılmam, yıkarım, siler de geçerim.
Kasırgaları, tayfunları çizer de geçerim.
*            *            *            *
Bu vatan kurtulmalı dedi, kurtardı
Türkiye Cumhuriyeti kurulmalı dedi, kurdu.
Pek çok zorluğu aştı, engelleri geçti
Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek muzaffer olacaktır.




TARİH 25-03-2017
Ey 1.000 yıl sonra yaşayan insan,
Sen Atatürk'ü biliyor musun?
Atatürk dünyada barış istiyordu.
Bunun farkında mısın?
*        *        *        *
Barışı korudun mu?
Savaştan kaçındın mı?
Komşu devletlere saldırıp
Savaş çıkardın mı?
*        *        *        *
Fetih işi çözüm değil,
Dünyaya hakim olunmaz.
Hakim olmak isteyenin
Son nefesinde hekim bulunmaz.
*        *        *        *
Birkaç yüzyıldır savaş olmadı,
Barış var diyorsan
Bravo diyorum sana
Seni alkışlıyorum.
*        *        *        *
Atatürk ilkelerinden vazgeçme
Dünyada barışı koru
Başka dünya yok diyorsan
Sonsuza dek mutlusun.


NEDEN ATATÜRK'Ü SEVİYORUM
Yurdu düşmanlardan kurtardığı için,
Türkiye Cumhuriyeti'ni kurduğu için,
İnsanca yaşamanın yolunu gösterdiği için,
Düşünceye özgürlük sunduğu için.
*            *            *            *
Beni tanıyanlar soruyorlar:
Neden Atatürk'ü bu kadar çok seviyorsun?
Ben de diyorum,  Atatürk sevilmeyecek biri değil,
Yüreğinde sevgi olan herkes Atatürk'ü sever.
*            *            *            *
Atatürk sevgidir, Atatürk ilgidir, Atatürk saygıdır.
Atatürk özgürlüktür, Atatürk çağdaşlıktır, Atatürk ilerlemedir.
Atatürk geri kalmamaktır, Atatürk medeniyettir.
Atatürk dünyada ön sırada yer almaktır.




BEN BİR ZAMAN GEZGİNİYİM
Ben bir zaman gezginiyim,
Zamanda gezer dururum,
Geçmiş zamanlarda yaşamış insanların,
Önderleri kimmiş merak eder dururum.
*                *               *                *
Yüzyılları, bin yılları araştırdım
Büyük önderler kimmiş belirledim.
İnsanlık tarihinin en büyük önderini seçtim
Adı Mustafa Kemal Atatürk.
*                *               *                *
Atatürk ülkesini kurtarmak için,
Kıyasıya bir mücadele içine girmiş.
Yaptığı savaşlarda hiç yenilmemiş.
Böylelikle yurdunu düşmanlardan kurtarmış.
*                *               *                *
Türkiye Cumhuriyeti'ni kurmuş.
Türk Halkının beynindeki prangaları söküp atmış.
On beş yıl iktidarda kalmış.
Bu süre içinde yurt dışı geziye çıkmamış.




CUMHURİYET VE BARIŞ
Padişahmış, kralmış, sözü kanun sayılırmış.
Kimseye hesap vermek zorunda değilmiş.
Olmaz ki, böyle yönetim olmaz ki?
Bir ülke böyle yönetilmez ki.
Yönetim şekillerinden
En güzelini seçtim.
Cumhuriyet dedim.
*            *            *            *
Bir sınır olayını bahane edip
Komşu ülkeye saldırıp savaş çıkaran devletler var
Siz nasıl padişah, nasıl kralsınız?
Anlaşma yolunu denesenize
Bir buluşun, konuşun.
Barışı fark edin
Barış deseniz, savaşmazsınız.
Devletler arası ilişkilerden
Zor olanı seçtim
Barış dedim.
*            *            *            *
Cengiz Han dünya imparatorluğu sevdasındaydı.
Büyük İskender, dünyaya hakim olmak için, yola çıkmıştı.
Napolyon, Fransa'yı küçük dünya olarak kabul ederdi.
Hitler, dünya benim emrimde olmalı derdi.
Barış deyip ülkelerini kalkındırmak yerine
Savaş deyip ülkelerini felakete sürüklediler.


MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Tarih her yüzyılda bir kahraman üretir
19. yüzyılda da bir kahraman üretti.
Bu kahraman öylesine büyük, yüce ve güçlüydü ki,
Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük kahramanı unvanını hak etti.
*        *         *        *
Ben ne kadar bir tarih kitabı yazmaya çalışsam da
Kahraman diye anılanlar bir, iki sayfada eridi, gitti.
Yüz sayfa, bin sayfa ayırdım ama yetmedi.
Sen ne büyüksün Mustafa Kemal Atatürk tarihe sığmazsın.
*        *         *        *
Yokluk vardı, darlık vardı, yalnızlık vardı.
Düşman vardı, hain vardı, güven yoktu.
İnsan vardı, millet vardı, ulus vardı.
Hepsinden önemlisi yenilmez armada vardı.
*        *         *        *
Çıktı, çaktı, çökertti, silindir gibi ezdi.
Anadolu'ya saldıran düşmanları perişan etti.
Biz, milli sınırlarımız içinde özgür ve bağımsız,
Yaşamaktan başka bir şey istemiyoruz, dedi.
*        *         *        *
Yabancı kültürlerin benimsenmesi milli varlığımızı tehlikeye düşürür, çağdaş uygarlık düzenini yakalamamızı engeller.
*        *         *        *
Atatürk, batının ve doğunun tekniğinden ve bi­liminden yararlanırken, milli kültürümüzü  koru­mamız gerektiğini belirtmiştir.


Yazan: Serdar Yıldırım






-----------------------------------------------
-----------------------------------------------






SAVAŞTIK
Barış, istedim.
Savaş, dediler.
Evet, dedim.
Savaştık.
Yenildiler.
Ben, dedim.
Sensin, dediler.
Çekip gittiler.




KURTULUŞ SAVAŞI'NI BEN BAŞLATTIM
Sıfırdan zirveye çıktım
Vatanı kurtardım
Bin yıl geçse bile
Dünya beni unutmaz.
*        *        *        *
Osmanlı çökmüş, bitmişti.
Külü bile kalmamıştı.
Anadolu'da özgürlük ateşini yaktım
Kurtuluş Savaşı'nı ben başlattım.
*        *        *        *
Anadolu halkı gururla
Benim yanımda oldu
Düşman siperleri kurşunla,
Bombayla doldu.
*        *        *        *
Ey genç yeni nesiller!
Türkiye Cumhuriyeti'nin fedaisi olun.
Hiçbir şeye boyun eğmeyin
Özgür ve bağımsız kalın.




KİMSE BENİ SEVMESE DE BU VATANI KURTARIRDIM
Kimse beni sevmese de
Cumhuriyeti kurardım
*       *       *        *
Kimse beni sevmese de
Şapka devrimini yapardım
*        *        *        *
Kimse beni sevmese de
Harf devrimini yapardım
*        *        *        *
Kimse beni sevmese de
Kadınlara özgürlük sunardım
*        *        *        *
Savaştım, sonuna kadar savaştım
Beni sevmeyenler olacağını bile bile
*        *        *        *
Sevmeyecekler için de savaştım
Onların mutluluğu ve refahı için de savaştım
*        *         *        *
Siz ey şanslı yeni nesiller, sevenler ve sevmeyenler
Sıcak yataklarınızda rahat uyuyun, ben sınırda nöbetteyim.




ÇANAKKALE'DE TARİH YAZDIM
Ben tarih yazmasam, tarih beni yazmazdı.
Çanakkale'de Anzak mezarını kazmazdı.
Savunmada bekleyip taarruz etmesem
Emrimdeki ordu zafere ulaşmazdı.
*            *            *            *   
Bu ordu başka ordu, Kahraman Türk Ordusu,
Mustafa Kemal'e güvenir, yoktur düşman korkusu
En önde ben oldum, hücum dedim, ileri atıldım
Asker peşimden geldi, kahrettik, düşman olan herkesi.




YURT DIŞI GEZİLERİNDE ATATÜRK
On beş yıl iktidarda kaldı
Yurt dışı geziye çıkmadı
Çünkü halkıyla barışıktı
Yurt dışında ne işi olacaktı?
*                *               *                *
Samsun'a gitti, Erzurum'a, Sivas'a gitti.
Kırşehir'e Nevşehir'e Bursa'ya gitti.
Türkiye'de gitmediği yer kalmadı.
İnsanlar,  O'nu sevgiyle bağrına bastı.
*                *               *                *
Demokrasiyle yönetilen bir ülkede
Üst düzey yöneticiler
Yurt dışı gezilere sık sık çıkıyorsa
İç politikada işler iyi gitmiyor demektir.




İKİ TABUR ASKER, HİNDİSTAN VE BEN
24 Yaşında yüzbaşı oldum
Harp Akademisi mezunuydum
Osmanlı Ordusu'nun gözde,
Genç subayları arasındaydım.
*            *            *            *
Padişah Vahdettin şehzadeyken
Saraya gider, görüşürdüm.
Devlet erkanı beni tanıyordu
Vahdettin padişah olunca
Daha fazla görüşmeye başladık.
*            *            *            *
Bir defasında padişah Vahdettin
Yanıma iki tabur asker alıp
Müslümanlık adına
Hindistan'ı fethetmemi istedi.
*            *            *            *
Aman, dedim, nasıl olur?
Olur, Mustafa Kemal olur.
Sen yeter ki iste, başarırsın,
Hindistan'ı İngilizlerden kurtarırsın.
*            *            *            *
Padişahın bence kabul görmeyen
Bilmem kaçıncı girişimiydi.
Cezayir diyordu, Fransızlar diyordu.
Yemen diyordu, Arabistan diyordu.
Sen çölde bile devlet kurarsın diyordu.
*            *            *            *
Doğru, ben isteseydim Hindistan'ı fethederdim
İngilizleri Asya'dan söküp atardım
Elden çıkmış Arabistan'ı yeniden fetheder
Çölde bile yeni bir devlet kurardım.
*            *            *            *
Ben sömürgeciliğin karşısındayım
Benim ne işim var Hindistan'da
Ne işim var Arabistan çöllerinde
Sonunda yine emperyalizm özlemleri
Dünya milletlerini bir bayrak altında toplama hayali.
*            *            *            *
Ben her milletin kendi bayrağı altında
Özgür ve bağımsız yaşaması taraftarıyım
Osmanlı bir beylikti, devlet oldu
Sonradan pek çok devleti sınırları içine aldığından,
Osmanlı İmparatorluğu dendi.
*            *            *            *
Osmanlının adaleti bin yerden patlak verdi.
Güçsüz kalınca baskı altındaki milletler ayaklandı.
Sevr Antlaşması Osmanlının idam fermanıydı.
Osmanlı son buldu, Türklüğü ben kurtardım.


Yazan: Serdar Yıldırım






KARANLIK BENDEN KORKTU
Yazan Ve Okuyan: Serdar Yıldırım
https://youtu.be/VNJDgoLi7Bo

Sayfa: [1] 2 3 ... 10