Alternatifim Cafe

Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1

Bizler iman ettiğimiz Kur’an a, öyle yanlış yol ve yöntemlerle inanıyoruz ki, yaşadığımız İslam a akıl, mantık Kur’an onay vermiyor. Peki, bu yanlış yolu izlememize en büyük etken nedir sizce? Bizlerin Kur’an ın yanında inandığımız ve olmazsa olmaz dediğimiz, doğruluğundan asla emin olamadığımız ve Peygamberimize ait olduğu rivayet edilen hadislere kuşku duymadan, Kur’an ın onayını almadan inanmamız, bizlerin kafasını karıştırıyor ve Kur’an ı doğru anlamamızı engelliyor. YANİ HAKKA BATIL KARIŞTIRMAMIZ, BİZLERİN KUR’AN I ANLAMAMIZA ENGEL OLUYOR. Böylece Kur’an a şirk koştuğumuzun da farkında olamıyoruz. Hâlbuki Kur’an da elçisinin, yalnız Kur’an a uyduğu ve bizleri yalnız Kur’an ile uyardığı birçok ayetinde açıklanmıştı.


Bizlerin Kur’an ı anlamadan okumamız, Allah ın kitabı ile bağımızı kesiyor. Böylece Allah ın ayetlerinden habersiz kalmamız, rivayet edilen hadisleri sorgulamamızı da engelliyor.  ÖYLE YANLIŞ SÖYLEMLERE İNANDIRILMIŞIZ Kİ, KUR’AN IN EMRETTİKLERİNİN TAM TERSİNİ, ALLAH IN EMRİ DİYE YAŞADIĞIMIZIN FAKINDA BİLE OLAMIYORUZ. Bazı arkadaşlar yazılarımda, Kur’an ı Allah yemin ederek kolaylaştırdığını söylüyor ve hiçbir eksik bırakmadığı konusunda da açıklama yapıyor, onun için gelin Kur’an ı önce anlayarak bizzat kendimiz okuyalım, ayetler üzerinde düşünelim. Daha sonra tüm bilgilerden faydalanalım dediğimde, bana çok düşündürücü ve inandıkları batılı yaşayabilmek adına, savunmaya geçtikleri şu sözleri söylüyorlar.


“HALUK BEY, SİZ KUR’AN IN MUHKEM AYETLERİNİ ANLAMAK KOLAYDIR, KUR’AN AÇIKTIR HER BİLGİ VARDIR DİYORSUNUZ AMA SAYFALARCA YAZILAR YAZIP, AYETLERİ AÇIKLIYORSUNUZ. SİZ AÇIKLIYORSUNUZDA, NEDEN PEYGAMBERİMİZ VE DİN ÂLİMLERİ AÇIKLAMASIN?”


Evet, aynen birçok kez bana bu sözleri söyleyen arkadaşlarım var. Hâlbuki ben hiçbir makalemde, ayeti açıkladığımı söylemedim. Benim ne haddime, Allah ın nice örneklerle açıkladım, ayetleri açıklamak bize düşer ve anlayasınız diye kolaylaştırdım dediği ayetleri, ben nasıl açıklama saygısızlığını yaparım. BENİM YAPTIĞIM, BİZLERE DİN DİYE ANLATILAN SÖZLERİN/HADİSLERİN, DAYATTIKLARI ATALARININ İNANÇLARININ, GELENEKLERİN KUR’AN İLE TABAN TABANA NASIL ZIT OLDUĞUNU, TOPLUMA AYETLERLE ÖRNEKLER VERMEYE ÇALIŞMAKTAN, ALLAH IN AYETLERİNİ HATIRLATMAKTAN BAŞKA HİÇBİR ÇABAM, AMACIM YOKTUR. Kur’an dan bizlerin sorumlu olduğu muhkem ayetlerini açıkladığını, nice örneklerle izah ettiğini, kolaylaştırdığını söyleyen ben değilim, YÜCE RABBİMİZ TÜM BUNLARI KUR’AN DA SÖYLÜYOR. Kur’an ı Kolaylaştırıp, açıklayıp, detaylandırma nedenini Hud suresi 1 ve 2. ayetinde, çok net bildiriyor ve özet olarak diyor ki;


“ALLAH KATINDAN İNDİRİLEN KUR’AN, ALLAH DAN BAŞKASINA KULLUK ETMEYESİNİZ DİYE,  MUHKEM KILINMIŞ, GÜÇLENDİRİLMİŞ VE AYETLERİ AYRI AYRI AÇIKLANMIŞTIR.”


Kur’an ın eksiksiz, anlaşılır, kolaylaştırılmış olduğunu açıkça bildiren Allah ın ayetlerine inanmayıp, hala birilerinin ayetleri açıklaması gerektiğine inatla inananlar, KUR’AN IN AYETLERİNE İMAN ETMİYOR DEMEKTİR, HATIRLATMAK İSTERİM. Allah hiç kimseye muhtaç olmayasınız diye Kur’an ı kolaylaştırıp, detaylandırdım diyecek, bunca açık Allah ın hükümlerine inatla, hayır açık ve anlaşılır değildir, Kur’an da her bilgi yoktur, herkes Kur’an ı anlayamaz diyenlere inanacağız öylemi? BU SAYGISIZLIĞI, ALLAH IN KİTABINA NASIL YAPARIZ? AKLIMIZI MI YİTİRDİK YOKSA?


Aklı başında, okuma yazma bilen her insan,  Allah ın önerdiği yol ve yöntemi Kur’an üzerinde uygularsa, O Müslüman mutlaka Kur’an ı anlayacaktır. Bunu söyleyen Kur’an ın bizzat kendisidir. Kimim ya da kimlerin önerisine uyacağı, elbette sizlerin kararı. Gelin Kur’an ı nasıl okumalıyız, bu konudaki Allah ın tavsiyelerine bakalım.


Nahl suresi 98. ayetinde Allah, Kur’an okumaya başlamadan önce, şeytanın vesvese verdiği, rivayet ve sanı sözlerin, batıl inançların dayatmalarından önce uzaklaş ve yalnız Allah a sığın ki, Kur’an dan nasiplenebilesin uyarısını yapıyor. Eğer bizlere öğretilen rivayet ve sanı bilgilerin etkisinde isek, O bilgilerle Kur’an ı anlamaya çalışıyorsak, ayetleri doğru anlamamız asla mümkün olmayacaktır. YANİ KUR’AN I ANLAMAYA ÇALIŞMADAN ÖNCE, KAFANIZDAKİ O YANLIŞ BİLGİLERİ ALLAH, KAFANIZDAN ATIN DİYOR. Günümüzde bizler bu ayeti hayatımıza geçirmediğimiz içindir ki, Kur’an ın nurundan da istifa edemiyoruz, ayetleri anlayamıyoruz. BUNUN SUÇUNUDA KUR’AN A ATIYORUZ, KUR’AN I HERKES ANLAYAMZ DİYORUZ. HÂLBUKİ SUÇLU BİZLERİZ. Çünkü ne diye inanıyoruz? RİVAYET HADİLER OLMASAYDI, AYETLER KAPALI KALIR ANLAŞILAMAZDI. Yani ayetleri Allah ın, nice örneklerle açıkladık dediği bilgiler ışında değil, emin olamayacağımız sözlerle ayetleri anlamaya çalışıyoruz. Böyle olunca da doğru anlayamıyor, farklı farklı anlıyoruz.  ÇÜNKÜ KUR’AN IN ÇEVRESİNDE BİRLEŞMİYORUZ, HAKKA BATIL KARIŞTIRIYORUZ.


Kur’an ı nasıl okumamız gerektiği konusunda, Müzzemmil 4. ayetinde bizleri bilgilendirir Kur’an ve tertil üzere, yani ı YAVAŞ YAVAŞ okunmasını ister bizlerden. Bunun nedeni de ayetlerin üzerinde düşünmek ve anlatılmak isteneni idrak edebilmek içindir. Aynı uyarıyı İsra 106. ayetinde de yaparak, ayetleri SİNDİRE SİNDİRE okunması gerektiğini bildirir. Yine Kur’an ayetleri üzerinde, MUTLAKA DÜŞÜNMEMİZ GEREKTİĞİ UYARISINI YAPAR. Çünkü Kur’an bizlere tebliğdir, uyarıdır, yol gösterici mesaj dır. Bu uyarıların, mesajın mahiyetini, özünü ancak düşünerek, anlayarak okuduğumuzda anlayabiliriz. Anlamını bilmeden makamla, kulağa hoş gelen bir sesle okuyarak, Kur’an dan istifade edemeyiz.


ALLAH, KUR’AN SİZLERE YOL GÖSTERİCİ BİR IŞIKTIR, NURDUR DİYORSA, ALLAH KATINDAN GELEN BU IŞIK, NUR, ZİKİR OKUNDUĞUNDA, HER AKLI BAŞINDA MÜSLÜMANIN ANLAYAMAYACAĞINI SÖYLEYENLER, KENDİLERİNİ ŞEYTANIN VESVESESİNDEN KURTARIP, ALLAH A TESLİM OLAMAYANLARDIR.


Bizler Kur’an ı düşünerek okuyamıyoruz, çünkü anladığımız dilden okumuyoruz da ondan. Bu durumda ayetleri elbette anlayamayız. Birileri ne söylerse, doğru diye inanmak zorunda kalırız ama asla emin olamayız. BÖYLE BİR İMTİHAN SONUCUNDAN, NASIL OLURDA EMİN OLURUZ? Çünkü Allah, SİZLERİ KUR’AN DAN SORUMLU TUTUYORUM, KUR’AN DAN İMTİHAN EDECEĞİM HÜKMÜNÜ VERMİŞTİR. Aklı başında hiçbir insan, Allah ın Kur’an dan sorumlu tutuyorum hükmünü tebliğ aldıktan sonra, BEN KUR’AN IN MUHKEM AYETLERİNİ ANLAYAMAM, İNANCIMI YAŞAYABİLMEK İÇİN HER BİLGİ KUR’AN DA YOK DİYEMEZ. Eğer diyorsa, Allah ın adaletini sınıyor ve onun rehberine, nuruna en büyük saygısızlığı yapıyor demektir. Din tacirleri dinden nemalanan simsarlar, Kur’an doğru olarak Türkçe ye çevrilemez diyerek, toplumu korkutmuş ve tedirgin etmişlerdir. İlginçtir ayetleri açıklıyor dedikleri hadislerinde, orijinali Arapçadır. Ama aynı saygısızlığı o hadislere göstermezler. Allah, başka dile tam çevrilemeyen bir yol gösterici rehber gönderip, daha sonra sizce tüm kullarını Kur’an dan sorumlu tutar mı? Bu saygısızlığı yapanların, mahşer günü yüzleri simsiyah olacak ve kaçacak yer arayacaklardır.


Madem Allah Kur’an ı yemin ederek, kolaylaştırdığını söylüyor ve Kur’an dan hesaba çekeceğini bildiriyor, bizlerin düşünerek anladığımız dilden Kur’an ı okuduğumuzda, HER İNSANIN ÇABASI VE KAPASİTESİ ÖLÇÜSÜNCE KUR’AN I ANLAYACAĞI ÇOK AÇIKTIR. Din simsarlarının, din tacirlerinin, ayetleri yalnız kendilerinin anlayacağını iddia eden ruhbanların, lütfen oyunlarına gelmeyelim. İmtihanımız gereği, elimize anladığımız dilden Kur’an ı alalım ve onu bir öğrenci misali anlayabilmek adına, Allah ın önerdiği yol ve yöntemle çaba gösterip, anlamaya çalışalım. Daha sonra her kitabı okuyalım araştıralım. Böyle yaptığımız zaman bizleri hiç kimse Allah ile aldatamaz.


Bakın Allah nasıl uyarıyor. “HÂL KUR’AN’I DÜŞÜNÜP, ANLAMAYA ÇALIŞMIYORLAR MI? (Nisa 82)” Demek ki anlayarak okuyup düşünen, Allah ın nurunu mutlaka anlayacaktır. Bizler bu gerçekleri göz ardı edip, hala akılla İslam yaşanmaz, ayetleri herkes anlayamaz diyorsak, Allah ın Yunus suresi 100. ayetteki hükmü bizler için gerçekleşmiş demektir. ”ALLAH, AZABI AKILLARINI KULLANMAYANLARA VERİR.” Enbiya 10. ayetinde Allah, “SİZE ÖYLE BİR KİTAP İNDİRDİK Kİ, SİZİN BÜTÜN ŞEREF VE ŞANINIZ ONDADIR.” Diyor da, bizler hala bunun tersini yaşıyorsak, Kur’an a iman etmiyoruz demektir. Bunlara inananlar, Kur’an dan istifade etme yolunu bulamamış, batıl ve şeytanın vesvesesinden kurtulamamışlar demektir.


Kur’an ı gereği gibi okuma ve anlayabilme şartlarını yerine getirdiğimizde, işte o zaman her şeyin çok daha farklı olduğunu göreceğiz. Çünkü Allah beşerin uydurmalarına değil, Kur’an a güvenenleri, yani Kur’an ı anlamak adına çaba harcayanları, Enam suresi 104. ayetinde bilgilendiriyor ve RABBİNİZDEN SİZLERE GÖNÜL GÖZÜ, yani anlama, kavrama kabiliyeti gelmiştir, KİM KUR’AN GÖZLÜĞÜYLE GÖRÜRSE KENDİ YARARINA, KİM KÖRLÜK EDERSE, YANİ KENDİSİNE BAŞKA GÖZLÜKLER EDİNİRSE, KENDİ ZARARINA DİYOR.


Allah ın apaçık bu uyarı ayetlerini, hala görmezden gelip, üstlerini örtenlere tavsiyem, LÜTFEN ALLAH IN GÖZLÜĞÜNÜ TAKMALARI YÖNÜNDE OLACAKTIR. TAKTIKLARI BEŞERİ RİVAYET GÖZLÜKLERİYLE, ASLA ALLAH IN KUR’AN GERÇEKLERİNİ GÖRMELERİ, MÜMKÜN OLMAYACAKTIR.


Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://hakyolkuran1.blogspot.com/
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/
https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

2
İslam Dünyası / KUR'AN IN EMRETTİĞİ ZEKAT, MEZHEPLERİN ÖĞRETTİĞİ ZEKAT.
« Son İleti Gönderen: halukgta Ocak 21 2020, 12:06:56 »

Bir sitede zekât ile ilgili bir yazı okumuştum. Doğrusu bu yazıyı Kur’an ile karşılaştırdığımda, bizlerin hadis adı altında her şeye hemen inanmayıp, söylenenlere dikkatle yaklaşıp, Kur’an ile karşılaştırmamız ve onun süzgecinden geçirmemiz gerektiğini, çok daha iyi anladım. Zekât konusu ile ilgili yazımı yazarken, istedim ki birlikte bu konuyu, Kur’an ayetleri ile onun ışığı altında düşünelim. Allah Kur’an da bakın ne diyor, bizlere gönderdiği rehber için.

Kamer 17: Andolsun biz, KUR’AN'I ÖĞÜT ALMAK İÇİN KOLAYLAŞTIRDIK. Öğüt alan yok mudur?

Kamer 22: Yemin olsun ki biz, KURAN'I ÖĞÜT VE İBRET İÇİN KOLAYLAŞTIRDIK. Fakat düşünen mi var?

Kur’an da ki bu iki ayeti okuduğumuzda, Rabbimiz in bizlere gönderdiği, İslam dinini/Kur'an ı bizler için kolaylaştırdığını, açık bir şekilde belirtiyor. Bu yazımı yazmaya neden olan bir sitede, zekât konusunda yazılmış yazıda dikkatimi çeken sözleri, önce sizlerle paylaşmak istiyorum.

"Zekâtı verilen malın üreyeceği, bereketleneceği ve temizleneceği Kuran-ı Kerim’de beyan olunmuştur."

Gerçekten ne güzel sözler. Doğrudur zekâtı verilen malın, ya da paranın üreyeceği, bereketleneceği, esas önemlisi hayrının görüleceğidir. Gelelim yazılan yazının diğer bölümlerinde, anlatmak istediği bilgilerden, önce alıntı yapalım, bakalım yukarıdaki örneği Kur'an dan verenler, devamında Kur'an dan mı istifade ediyorlar.

"Fıkıh lisanında ise; “Bir malın, dini usullere göre tayin edilen miktarını, Müslüman zenginin SENEDEN SENEYE, zekât alabilecek sekiz sınıftan birine temlik etmesi; yani hiçbir menfaat ve istifade alâkası olmamak üzere vermesi demektir."

Yine yazıda, zekâtın miktarı konusunda bir bilgi verilmiş. Bakın zekâtı, nasıl vereceğimiz anlatılıyor.

"Tüccarlar, satmak için bulundurdukları malı senede bir defa sayıp, değerini hesap ederler. Borçlarını düşer, alacaklarını ilave ederler ve KALAN MİKTARIN KIRKTA BİRİNİ ZEKÂT OLARAK VERİRLER. (% 2.5), Öşür arazisinde yetişen mahsul senenin çoğunda yağmur ve nehir suyu ile sulanıyorsa ONDA BİRİNİ (%10), eğer kova, dolap ve hayvan gibi vasıtalarla sulanıyorsa YİRMİDE BİRİNİ (%5) öşür (zekât) olarak vermek icap eder.

Zekât, malla alakalı bir ibadettir. SENEDE BİR DEFA, Kuran-ı Kerim’de bildirilen yerlere verilir. "

Değerli kardeşlerim bu yazdıklarım, bir sitede zekât ile ilgili yazının özetidir. Aslında yıllardır bizlere zekât konusunda anlatılanların da, bir özeti demek doğru olacaktır. Elbette bu bilgilerin hiç birisi Allah ın emri değil, nefislerimizde uydurduğumuz bir inancın eseridir.

Gelelim Allah ın in Kitabı KUR’AN a, o ne diyor acaba zekat konusunda. Yazımın başında Allah ın, İslam ı ve Kur’an ı öğüt alabilmemiz için, kolaylaştırdığını söylediği ayetlerini hatırlattım sizlere. Okuduğumuz yazıda Fıkıh lisanında zekâtın, ZENGİNİN SENEDEN SENEYE VERİLECEK bir farz görev olduğu yazılıyor. Bu bilgi asla ve asla Kur’an da yoktur. YANİ ZEKÂT YILDA BİR KEZ VERİLEN BİR FARZ GÖREV DEĞİL, HER ZAMAN GEREKTİĞİ HER VAKİTTE, YOKSULA VERİLEN BİR FARZ GÖREVDİR, İBADETTİR. İşte beşerin yarattığı fıkıh inancı, böyle yanlışlarla dolu. Bunu asla hiç kimse, bu şekilde sınırlayamaz.

Yılda bir fakiri hatırlamak, Kur’an öğretisine ve de Allah ın Kur’an da bizlere anlattığı hiç bir ayetine uymadığı gibi, Allah ın adaletine de asla sığmaz. Peygamberimizde Kur’an dışından, Kur’an adaletine uymayan bir hüküm vermeyeceğine göre, bu düşünce ve bilgiler, peygamberimize de atılan açık bir iftiradır.

Yazılanlara bakılırsa, yılda bir alacak ve borçları hesap ettikten sonra deniyorsa, bu ancak o günkü devlete verilen vergiden başka bir şey olamaz. Zekât ise kazancından yani bizzat kar ettiğinden fakirlere, yoksullara maddi durumu olmayanlara  gönülden vereceğin para ya da maldır ya da her konuda yardımdır diyebiliriz. BURADA KAR ZARAR HESABI, KESİNLİKLE YAPILMAZ. Çünkü bir verip bin almak, bu dünya hesabına da uymaz. Allah ın çok önem verdiği ve birçok kez zikrettiği, zekât konusunda da Kur'an, gereken açıklamaları yapmıştır. Şimdi onlara bakalım.

Tevbe 60: Sadakalar/zekâtlar Allah'tan bir farz olarak ancak, yoksullara, düşkünlere, zekât memurlarına, gönülleri ısındırılmış olanlara, kölelere, borçlulara, Allah yolunda çalışıp cihad edenlere, yolda kalana/toplumun bitirilemeyen işlerine aittir. Allah hakkıyla bilen, işini yerli yerince yapandır. (Bayraktar Bayraklı meali)


Kur’an da geçen zekât, sadaka ve hayır yapma konusu, farklı anlamlarda değildir. Hepside olmayana, ihtiyacı olana vermek anlamındadır. Çünkü infak yani vermenin, tarifi tektir ayrı ayrı açıklaması yoktur. Ayet sadakanın yani zekâtın, kimlere verileceği konusunda çok net açıklama yapıyor ve farz bir emir olduğunu söylüyor. Gelelim zekâtın ne kadar verileceği konusuna. Allah, biz her şeyden nice örnekleri, değişik ifadelerle verdik ki anlayasınız diyorsa hayrımızı, zekâtımızı, sadakamızı da nasıl vereceğimizi, mutlaka bizlere Kur’an da açıklamıştır. Açıklanmayan bir bilgiyi, asla dinin asli unsuru yapamayız, lütfen bu mantığı asla unutmayalım.

Bakara 215: Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “HAYIR OLARAK NE HARCARSANIZ O, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, gerçekten Allah onu hakkıyla bilir.” (Diyanet meali)
Bakın nekadar açık ve basit bir şekilde, hayır olarak gönlünüzden ne koparsa, okadar diyerek özellikle bizlere bırakıyor. Peki neden bizlere bırakıyor? Allah bizleri imtihan ediyor da ondan. Ayrıca ayette, hayırlarımızı kimlere vereceğimiz konusunda, daha da detaya giriyor. Dikkat ederseniz herhangi bir sınırlama asla yok. Çünkü imtihanımızın en önemli kısmı, özgür irademizle vereceklerimizdir. Bakın şimdide gelirimizden nasıl vereceğimiz konusunda, çok net bir açıklama daha yapıyor Bakara 219. ayette. İki farklı mealden yazalım.


"Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “İHTİYAÇTAN ARTA KALANI.” Allah, size ayetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz."

"[Allah yolunda] neyi harcayacaklarını sana sorarlar. De ki: “O'NUN İÇİN AYIRABİLECEĞİNİZ HER ŞEYİ.” Böylece Allah mesajlarını size açıklıyor ki tefekkür edebilesiniz."

Gördünüz mü dostlar, ne diyor Rabbimiz, kazancınızın size ve bakmakla yükümlü olduklarınıza yeterli olanından artanını verin. Sizi zorlamayacak şekilde infak edin. Hayır için gönülden ne kadar ayırabilirseniz diye açıkça bildiriyor. HANİ YILDA BİR GELİR GİDER HESABI NEREDE? Kim çıkardı yılda bir fakire zekât vereceğimizi? BİRİLERİ GÜZELİM İSLAM DİNİNİ, FIKIK SİLAHIYLA, NE HALA GETİRMİŞ ÇOK YAZIK.

İşte Rabbimiz in adaleti, ne güzel açıklamış. Ama hala bu ayeti gördükleri halde, eeee ne kadar vereceğiz peki, bak belli değil, deme gafletini göstermekteyiz. Demek ki Allah ne kadar zekât vereceğimizi, ne kadar hayır yapacağımızı bizlere bırakmış, ama bol bol vermemiz içinde, Kur’an da birçok tavsiyelerde bulunmuştur. Gönülden ve kendi isteğimizle malımızdan, paramızdan fakirlere ayırmak, sanırım imtihanımızın en zor kısmı olsa gerek.

Gelelim bizlere öğretilen zekâtın adaletine. Okuduğum yazıda tüccar kazandığı net paranın %2,5 (1/40) ını zekât olarak verecek, köylü ekip biçtiği mahsulün eğer yağmur sulamışsa %10 unu (1/10) eğer kendi sulamışsa %5 ini (1/20) zekât olarak verecek diyordu. Basit hesapla zengin tüccar, köylüden dört kat eksik, yani köylü kardeşim tüccardan dört kat fazla zekât verecek öylemi? Doğrudur bu Allah ın adaleti değil, beşerin adaleti çok normal.

Günümüzde devlet bile bu adaleti uygulamıyor, hiç şaşırmamak gerek. İşin en kötüsü de, her kez bir yılın sonunda yaptığı bilânçoya göre, yılda bir fakirlere zekâtını vereceğini söylemeleri. Doğrusu 364 gün fakiri düşünme 1 gün hatırla. Bu şekilde Rabbimiz in huzuruna gidersek, ne olur dersiniz dostlar bizlerin hali? Bu bilgiler Kur’an adaletine sığmadığı gibi, akla-mantığa da sığmaz. Bu bilgiler Kur’an dışı bilgilerdir, batıl ve hurafedir. Peygamberimizin de onay vermesi mümkün değildir. Yine birkaç ayeti hatırlatmakta yarar var.

İsra 36: Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönlün hepsi bundan sorumlu tutulacaktır.

Ankebut 51: Karşılarında okunup duran bir kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda, inanan bir toplum için elbette ki bir rahmet ve bir öğüt vardır.

Zühruf 44: Doğrusu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüttür. İLERİDE ONDAN SORUMLU TUTULACAKSINIZ.

Yaradan, hakkında emin olmadığın bilginin ardına düşme, diye bizlere öğüt veriyor. Devamında da, doğrusu bize kızgınlığını belli edercesine, Karşınızda okunan kitap sizlere yetmiyor mu diyor. En son yazdığım ayette de, son noktayı koyuyor aslında Rabbimiz. BU KİTAPTAN SORUMLUSUNUZ.

Sormak isterim, madem Kur’an dan sorumluyuz, Kur’an ın neresinde yazıyor yılda bir zekat vereceğimiz? Biliyorum söyleyemiyorsunuz, ama aklınızdan geçenleri tahmin edebiliyorum. Herkes kendisinden sorumludur, kimin nereye ve nasıl iman ettiği, kendisini ilgilendirir, çünkü hesabını kendisi verecektir.

Dikkat ettiniz mi, Zekât konusunda Allah ın adaleti ne diyor, beşerin rivayet ve sanı adaleti ne diyor. Rabbimiz Zekât/sadaka ibadeti konusunda bizlere Kur’an da, ne yaparsan onun karşılığını kat kat veririm diyor ve başak örneğini veriyor. Yani bana 1 verirsen, sana yüzlerce misli iade ederim diyor.

Bakara 261: MALLARINI ALLAH YOLUNDA HARCAYANLARIN DURUMU, YEDİ BAŞAK BİTİREN VE HER BAŞAKTA YÜZ TANE BULUNAN BİR TOHUM GİBİDİR. Allah, dilediğine kat kat verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. (Diyanet meali)

DEMEK Kİ ZEKÂTI VE VERECEĞİMİZ YARDIMI RABBİMİZ, İNSANLARIN ÖZ İRADESİNE BIRAKIYOR VE BİZLERİ SINIYOR VE TEŞVİK EDİYOR. İnfak etmeyi, yani zekât vermeyi hayır yapmayı, Rabbimiz kendisine bir borç vermek olarak gösteriyor bizlere Kur’an da. Bakın sizce bundan güzel bir örnek olabilir mi?

Bakara 245: KİMDİR ALLAH’A GÜZEL BİR BORÇ VERECEK o kimse ki, Allah da o borcu kendisine kat kat ödesin. (Rızkı) Allah daraltır ve genişletir. Ancak O’na döndürüleceksiniz. (Diyanet meali)

Demek ki kefenin cebi varmış. Yaşarken malımızı, paramızı Allah rızası için hayırlarda kullanırsak, huzura gittiğimizde bu yolla geri alacağımızı, Rabbimiz bu şekilde müjdeliyor. Tabi anlayana, anlamak isteyene.

Bazı gerçekleri doğru görebilmemiz için, Allah ın ipine sarılmalıyız, batılın ve rivayetlerin değil. Rehberimiz Kur’an ise, gözler aydınlıktır doğruyu görür. Eğer rehber beşer ve onun adaleti ise, şaşması da çok normaldir. Hesabın görüleceği o çetin gün şaşmak, üzülmek istemiyorsak, Allah ın rehberine sarılalım.

Kur’an ı anlayarak okuyan, üzerinde dikkatle düşünen, tebliği bizzat aracısız Rahman dan alır ve aldatılmadan Rabbin doğru yolunda ilerler. Kur'an ı anlamadan okuyan, Allah ile arasına aracılar veliler sokan, gittiği yolun Allah a ulaşacağından asla emin olamaz. Gelin Rabbin ayetinde öğüt verdiği gibi, EMİN OLMADIĞINIZ BİLGİLERİN ARDINDAN GİTMEYİN, diyen Yaradan a kulak verelim.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://hakyolkuran1.blogspot.com/
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/
https://www.facebook.com/Kuranadavet1/
3
Diğer Spor Dalları / Ynt: Portatif havuz tamamlanıyor
« Son İleti Gönderen: aberfu Ocak 19 2020, 17:07:16 »
Havuz kimyasalların dezenfektan klor fiyatlarına buradan ulaşa bilirsiniz
https://www.e-havuzmarket.com/kategori/havuz-kimyasallari

havuz kenar ızgaraları havuz robotu havuz pompası fiyat ve özelliklerine buradan ulaşa bilirisiniz

https://www.ehavuzmarket.com/havuz-pompa-pmk44

4
Yararlı Bilgiler / Ynt: Yaz Güzelliği
« Son İleti Gönderen: aberfu Ocak 19 2020, 16:56:27 »
Havuz girip çıktıntan sonra saçlarınız yeşil olmasının sebebi havuz kimyasalları havuz klorundan degildir havuz suyunda bulunan bakır seviyesindedir bakır seviyesi belirli oranda yüksek olur boyalı saçlarda rent degişime sebeiyet vermektedir havuz kimyasalları ve havuz malzemeleri için aşagıda bulunan likler yardımcı olucaktır
 https://www.e-havuzmarket.com/
https://www.ehavuzmarket.com/
5
Sağlık / Ynt: Çocuğunuzu yaz aylarının tehlikelerinden koruyun!
« Son İleti Gönderen: aberfu Ocak 19 2020, 16:49:35 »
Havuz bakımları düzenli yapıldıgında havuz kimyasal kullanımları düzenli periyodik olarak yapıldığı zamanlarda havuz da herhangi bir tehlika bulunmaz havuz ile ilgili tüm sorularınızın yanıtları için blog sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.https://www.e-havuzmarket.com/blog/kategori/havuz-malzemeleri
6
Kişisel / Ynt: Buğulanan Cama Ne Yazarsınız?
« Son İleti Gönderen: beterböcek Ocak 19 2020, 13:15:53 »
kaç yıl sonra yine burda
7
Konu Dışı / Kuru Temizlemenin Faydaları
« Son İleti Gönderen: Can Ayvaz Ocak 13 2020, 23:03:37 »

Kuru Temizlemenin Faydaları


Herkese merhabaa, çamaşır yıkama hepimizin başına bela olmuştur. Aslında biz değil makine yıkıyor ama makineye o çamaşırları atmak bile yorucu oluyor :) Günümüzde sıklıkla tercih edilen ve zamandan kazandıran kuru temizleme için yararıyla ilgili bir yazı okudum ve sizinle de paylaşmak istedim. İş gereği sürekli seyahat ettiğim için kuru temizleme kullanıyorum. Çoğu kişi zararlı dediği için araştırma yapmak istedim. Söylendiği gibi değilmiş. Belki sizlere de yararlı olur :)


Kuru Temizlemenin Faydaları


Bazılarının düşündüğünün aksine, sık temizleme giysilere zarar vermez. Sık kuru temizleme, elyaf aşınmasına neden olan yerleşmiş kiri, pisliği çıkararak giysilerin ömrünü uzatır.
Kirler zamanla kumaşa yerleşmekle kalmaz aynı zamanda giysiyi giyilmez hale getirirler. Kumaşa nüfus eden kir ve pislik zımpara gibi aşındırıcıdır ve elyafların çabuk yıpranmasına neden olur. Ayrıca kirli giysiler böcekleri, çeker ve daha da büyük yıpranma yaratır.


Profesyonel kuru temizleme firmaları lekeleri çıkarmak için karmaşık prosedürlerden ve özel leke çıkartıcı kimyasallardan yararlanırlar. Lekeler iki ana kategoriye ayrılır: solvent maddeyle çözünebilir lekeler ve suyla çözünebilir lekeler. Farklı lekeler, leke çıkartma teknisyenlerinin uzmanlaştığı farklı işlemler gerektirirler.


Kuru temizlemecinizin uzman leke çıkarma becerilerinden yararlanmak varken marketlerde satılan "her amaca uygun" leke çıkartıcı ürünleri kullanmaya veya "evde çare bulmaya" çalışmaya ne gerek var ?


Sık kuru temizleme yapılması, temizlenmedikleri taktirde oksitlenmeye ve sararmaya yol açan lekelerin çıkarılmasını da sağlar. Yiyeceklerden, içeceklerden ve diğer yağlı maddelerden kaynaklanan lekeler sıcağa maruz kaldıklarında ve zaman geçtikçe oksitlenir ve soyulmuş bir elmanın havayla temas etmesinden sonra kararması gibi sararır veya kararırlar. Sararan veya kararan lekeleri çıkarmak çok daha zordur ve genellikle de çıkarılamazlar. Bu yüzden sık kuru temizleme yaptırılması giysilerinizi ve tekstil ürünlerinizi çok daha uzun süre kullanmanızı sağlar.


Kuru Temizlemeciler, çoğu gelinliklerin ve diğer aile yadigarlarının korunmasında uzmanlaşmıştır. Koruma, bir giysinin ömrünü yıllarca uzatmaya yardım edecek şekilde temizlenmesidir. Profesyonel kuru temizleme genellikle söylediği gibi onlar bir müşterin sadece giysisini korumakla kalmaz, aynı zamanda bir hatırayı da korurlar.
8

Bizler inancımızı düşünmeden asılsız, delilsiz sözler ve rivayetlerle öyle yaşıyoruz ki, gerçek olup olmadığını sorgulama gereği bile duymuyoruz. ÇÜNKÜ KUR’AN DAN HABERİMİZ YOK VE KUR’AN NE DİYOR BİLMİYORUZ. Kur’an ı anladığı dilden okuyanların yüzde kaç olduğunu, utandığım için söylemek istemiyorum ama sizler çok iyi biliyorsunuz.  Bizler için dinimizde kanıt ne yazık ki yalnız Allah ın kitabı olmayıp, emin olamayacağımız rivayetlerde inancımızda kanıt, delil olarak kabul görüyor.  Kur’an a iman ettiğini söyleyen bir Müslüman, yazacağım bu ayeti asla göz ardı etmemelidir. Ediyorsa, Allah ın yolundan değil, bir bilinmeyene doğru, şeytanın yolundan gidiyor demektir.

İsra 36: HAKKINDA KESİN BİLGİ SAHİBİ OLMADIĞIN ŞEYİN PEŞİNE DÜŞME. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur. (Diyanet meali)

Bakın Allah ne diyor? Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın kanıtı, delili olmayan sözün bilginin ardına düşmeyin, bunun hesabını sorarım diyor. Peki, Allah kesin bilgi-kanıt olarak sizce hangi kaynağı gösteriyor ayetlerinde? Kur’an ı tarafız ve anlayarak düşünerek okuyan bir Müslüman, güvenilecek kanıt ve delil olarak yalnız kendi korumasına aldığı, Kur’an ı gösterdiğini anlayacaktır. Çok araştırmasına bile gerek yok, bunun kanıtı Zuhruf 44. ayettir. Allah bu ayetinde, yalnız Kur’an ı kesin delil ve kanıt gösterdiği içindir ki, SİZLERİ KUR’AN DAN SORUMLU TUTUYORUM, YALNIZ KUR’AN IN İPİNE SARILIN, ÇÜNKÜ ONDAN HESABA ÇEKİLECEKSİNİZ DİYOR.

Ama bizler Kur’an dan o kadar uzaklaştık ve Kur’an ı o kadar küçümser tavırlar içine girdik ki, adeta bizlere öğretilen rivayet ve sanı bilgileri, ibadetlere yapılan ilaveleri Kur’an da göremediğimizde, eeeee bakın namazın nasıl kılınacağı, orucun nasıl tutulup, zekâtımızı ne kadar vereceğimizin bile detayı Kur’an da yok, deme cehaletini gösteriyoruz. Bu sözler, Allah ın kitabına saygısızlıktır ama bunun farkına bile değiliz. Allah verdiği hükümlerini, onu herkesin anlayacağı çok kolay ve basit bir şekilde açıkladığını açıkça bildiriyor. Ama bizler İslam ı yaşarken öyle ilaveler yaparak inancımızı zorlaştırmış, teferruatlarla doldurmuşuz ki, onları Kur’an da göremediğimizde, Kur’an ı eksik ve yetersiz görüyor, Peygamberimizin adını kullanarak, dine yapılan ilaveleri Kur’an ın önüne geçiriyoruz. ALLAH BÖYLE YAPANLARI, ASLA AFFETMEYECEĞİNİ SÖYLÜYOR.

Bizler Allah ın, yemin olsun ki bu kitabı sizler için kolaylaştırdık ve nice örnekler vererek anlamanızı, ibret almanızı sağladık dedikçe, bizler inatla bunun tersini söylemeye korkmadan devam ediyoruz. Ne yazık ki cehalet, korkunun üstünü örtüyor cesaret veriyor. Hatırlatmak isterim, Allah ın kitabının dışına çıkarak, onu yetersiz görüp, başka kaynaklar, veliler arayanlar, cehennemin ebedi kalıcıları olacağını, Rabbimiz birçok kez söylüyor. LÜTFEN PŞMAN OLMAK İSTEMİYORSAK, CAHİL CESARETİNİ ÜSTÜMÜZDEN ATALIM, ALLAH IN UYARILARIYLA BULUŞALIM.

Cahilliğimizin ve Kur’an dan uzaklaşmamızın, Allah ın verdiği örneklerden hiç ders almadığımızın güzel bir örneğini, sizlere hatırlatmak istiyorum. Dikkatinizi çekmek ve üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim ayetin bir öncesi ve bir sonrasındaki ayetleri de yazıyorum ki, konu daha iyi anlaşılsın.

Enam 34: SENDEN ÖNCE NİCE ELÇİLER YALANCI YERİNE KONDU. Yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine rağmen sabrettiler. Nihayet yardımımız ulaştı. Allah'ın sözlerini kimse değiştirebilecek değildir. İşte o elçilerin haberinden bir kısmı sana da gelmiş oldu. (Süleymaniye vakfı meali)

Enam 35: Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse; BİR DELİK AÇIP YERİN DİBİNE İNEREK YAHUT BİR MERDİVEN KURUP GÖĞE ÇIKARAK ONLARA BİR MUCİZE GETİRMEYE GÜCÜN YETİYORSA DURMA, YAP! Eğer Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzere toplardı. O hâlde, sakın cahillerden olma. (Diyanet meali)

Enam 36: ŞÜPHE YOK Kİ, SADECE YÜREKTEN DİNLEYENLER DAVETE İCABET EDEBİLİR. Ölülere gelince: Onları yalnızca Allah diriltebilir; en sonunda hepsi O’na dönecektir. (Mustafa İslam oğlu meali)

Allah Elçisine, senden önce gönderilen elçilerim yalancı yerine kondu ama onlar sabrettiler diyor. Peki, yalancı yerine konmalarının asıl nedeni neydi? İşte burası önemli. Çünkü daha önce gönderilen elçilerin tebliğ ettiği kitaplar, devre dışı bırakılmış ve yerine tıpkı günümüzdeki gibi, atalarının rivayet ve sanı inançları ile şekillendirilmiş bir din yaşıyorlardı da ondan. ELÇİLERİN GETİRDİKLERİ İLE YAŞADIKLARI DİN BİR BİRİNİ TUTMUYORDU, ONUN İÇİN İNANMAK İSTEMİYORLARDI. Bir kısım insanların, Peygamberimizi kabul etmemelerinin ilk nedeni, Allah elçi gönderecek olsaydı ÜMMİ bir elçi göndermez, bizlerin içinden gönderir diyorlardı.  Allah özellikle Allah ın hak yolundan sapmış ve batılı din edinmiş toplumdan elçi göndermektense, onların dışından doğrunun ve gerçeklerin arayışında olan bir elçi görevlendirmiştir. BUNDAN ALACAĞIMIZ ÇOK BÜYÜK DERSLER VARDIR.

Enam 35. ayette ise Allah, bugün inandığımız çok büyük bir yanlışın, asla gerçek olamayacağını üstüne basa basa bizlere bildiriyor örnek veriyor ama okuyan, dinleyen ve ders alanlar nerede? Bizler Kur’an ın birçok ayetinde, farklı anlamlarda bahsettiği SALÂT ve bizlerin namaz diye tercüme ettiğimiz ibadetin Kur’an da tam olarak verilmediği ve beş vakit namaz emrinin Kur’an ile değil, MİRAÇ İLE BİZLERE FARZ OLDUĞU ANLATILIR. Tabi aklını kullanıp düşünen Müslümanlar ise hemen şu soruyu sorarlar. Madem namaz miraç ile emredildi neden Kur’an da yok. Kur’an da geçen namaz emrinin, ayetlerin hükmü ne olacak? YADA ALLAH IN SİZLERİ KUR’AN DAN SORUMLU TUTUYORUM EMRİ, GEÇERLİ DEĞİL Mİ SORULARI, ELBETTE CEVAPSIZ KALIYOR.

Hâlbuki Allah Enam 35. ayetinde elçisini uyarıyor ve ikaz ediyor ve şöyle diyor. Enam 34. ayetinde de elçisine sabırlı olma telkininde bulunduğunu da lütfen unutmayalım.  Onların sana yüz çevirmeleri, sana hemen tabi olmayıp inanmamaları ağır mı geldi diyor ve bu görevin ne denli zor ve meşakkatli olduğunu hatırlatarak, bakın elçisini nasıl uyarıyor. “Sen sabretmeden bu tebliğ görevini daha kolaylıkla yapmak niyetindeysen,  bir delik açıp yerin dibine inerek, ya da GÖKYÜZÜNE BİR MERDİVEN DAYAYIP,  GÖĞE ÇIKARAK ONLARA BİR MUCİZE GÖSTER BAKALIM GÜCÜN VARSA” diye uyarıyor. Eğer Allah dileseydi onu da yapar, onlara bu mucizeyi göstererek işi kolaylaştırırdı diyor. Ama özellikle bunu yapmayarak, İMAN ETMENİN MUCİZEYLE, KORKUYLA DEĞİL, GÖNÜLDEN İNANARAK KABUL EDEREK OLACAĞININ ÖRNEĞİNİ VERİYOR BİZLERE.

Allah elçisinden mucize bekleyenlere, verdiği örnekteki mucizeleri özellikle vermediğini söylediği halde, bizler Peygamberimizin miraca yani, gökyüzüne çıkarak Allah ile görüştüğünü ve namazın burada beş vakit farz olduğunu anlatanlara inanıyoruz. Böylece adeta Kur’an ın yüzlerce ayetini inkâr ettiğimizin, farkında bile değiliz. Çünkü Müslüman topluma Kur’an, anladığı dilden okutulmuyor ki, bu gerçekler fark edilemesin.

Lütfen kendimize gelelim ve yaptığımız yanlışların artık farkında olalım. Allah Enam 36. ayetinde, çok önemli bir uyarı yapıyor bizlere ve diyor ki;” ŞÜPHE YOK Kİ, SADECE YÜREKTEN DİNLEYENLER DAVETE İCABET EDEBİLİR”. Buradan da anlıyoruz ki gerçek iman edenler sanı, rivayet ve atalarının inancından uzak, SADECE YÜREKTEN, KALPTEN KUR’AN I DİNLEYEN VE ONA UYANLAR ALLAH IN DAVETİNE İCAP EDERLER DİYOR.

Yorum ve karar sizlerin. İmtihan sizin imtihanınız. İster asla doğruluğundan emin olamayacağınız rivayetlere uyarsınız, ister Allah ın davetine yani yalnız Kur’an a uyarak, Allah ın halis kulları arasında olusunuz. ALLAH SEÇİMİ BİZLERE BIRAKMIŞ VE ÖZELLİKLE OLAĞAN ÜSTÜ HİÇ BİR GÖSTERİ İLE ALLAH IN AYETLERİNİ TEBLİĞ ETMESİNİ ELÇİSİNİN İSTEMEMİŞTİR. ÇÜNKÜ İMANIN ZORLA, KORKUYLA DEĞİL, GÖNÜLLE VE AKILLA OLACAĞI UYARISINI, ALLAH BİZLERE BİLDİRİYOR.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://hakyolkuran1.blogspot.com/
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/
https://www.facebook.com/Kuranadavet1/





9
Konu Dışı / İstanbul Güvenilir Nakliyat Hizmeti
« Son İleti Gönderen: aysedegisik10 Aralık 27 2019, 11:20:22 »
İstanbul Nakliyat fiyatları eşyanın taşınacağı aracın cinsine, yol ve mesafe durumune ve elbette taşınacak eşyanın miktarı ve içeriğine göre değişkenlik gösterir. 15 Yılı aşkın süredir İstanbul Nakliye Firmaları arasında yer alan firmamız, bizden nakliye fiyatı talep edildiğinde yukarıda saydığımız değişkenlere ilaveten personel sayımızı da hesaba katar ve buna göre fiyatlandırırız. Nakliye firması seçimi özenle yapılması gereken bir iştir. Bundan dolayı yapılacak olan nakliye işlemi fiyatı belirlenirken , doğru bir ekip  ve ekipman çalıştırılmalı ve fiyatlandırma ona göre yapılmalıdır.
Efe Evden Eve Nakliyat adıyla sektörde 15 yıldır hizmet veren firmamız, çalışma düzeneğinde öncelikle , taşınacak olan eşyanın hacmine göre araç filomuz içinden bir araç belirler.  Nakliye hizmeti alanında ekspertiz yapılmadan kesin ve net bir fiyat vermek sağlıklı bir bilgi olmayacaktır. Sizde şehir içi ve şehir dışı nakliye ihtiyaçlarınızda kaliteli, hızlı , güvenilir ve sorunsuz bir nakliye hizmeti almak isterseniz bizimle iletişime geçebilirsiniz. 15 yılı aşkın deneyimimizin temelinde müşterimize verdiğimiz değer ve onları memnun etme anlayışı yatmaktedır.Web Sayfamız ; https://efeevdenevenakliyat.com/
10
İslam Dünyası / KUR'AN DA Kİ KONU TEKRARLARININ NEDENİ, SİZCE NE OLABİLİR?
« Son İleti Gönderen: halukgta Aralık 25 2019, 22:00:54 »

Bu makalemin konusu, Kur’an da yapılan tekrarlar konusu üzerine olacak. Kur’an ı okuduğunuzda aynı konuların birçok ayette tekrar edildiğini görürsünüz, farklı değişik örnekler vererek.  İslam düşmanları bunu tenkit ederek, bu kitap Allah katından gelmiş olamaz, sürekli tekrarlarla dolu şeklinde tenkitlerini duyarsınız. Sizce bu tekrarların sebebi ne olabilir?

Bu konuda elbette birçok şey söyleyebilirsiniz ama unutmamamız gereken en önemli konunun, Kur’an ın yazılı ve tek seferde inmeyip, 23 yılda yavaş yavaş indiği gerçeğidir. Onun içindir ki, Kur’an ayetlerinde tekrarların sürekli yapılmasının en önemli nedenlerinden bir tanesi, önceki indirilen ayetlerin tekrar hatırlatılması, unutulmaması ve özellikle konuyu daha dikkatli bir şekilde vurgulamak adınadır. TEKRAR BİR EĞİTİM ŞEKLİDİR. BU EĞİTİM ŞEKLİ HER SEVİYEDEKİ İNSANIN, KUR’AN I RAHATLIKLA ANLAMASINI, UNUTMAMASINI, KONUYU PEKİŞTİRMESİNİ SAĞLAR. Özellikle tekrarlayarak bir konuyu anlatmak, çalışmak, eğitimde çok kullanılır. Kur’an da bu eğitim şeklini özellikle kullanıyor ve Allah ın dikkatimizi çekmemizi istediği konuları, sürekli Kur’an da tekrar ediyor, böylece gündemde tutuyor. Bunun nedenini de bakın ayetlerde nasıl açıklıyor.

İsra 89: Andolsun, BİZ BU KUR’AN’DA İNSANLARA HER TÜRLÜ MİSALİ DEĞİŞİK ŞEKİLLERDE AÇIKLADIK. Yine de insanların çoğu ancak inkârda direttiler. (Diyanet meali)

Hud 1: Elif, lâm, râ. Bu, hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan ALLAH TARAFINDAN AYETLERİ ÖNCE SAĞLAM KILINMIŞ, SONRA DA DETAYLANDIRILIP AÇIKLANMIŞ BİR KİTAPTIR (Bayraktar Bayraklı meali)

Enam 105: BÖYLECE BİZ AYETLERİ GENİŞ GENİŞ AÇIKLIYORUZ Kİ, «Sen ders almışsın» desinler de, biz de anlayan toplum için Kur'an'ı iyice açıklayalım.(Diyanet vakfı meali)

Bu ayetlerden de anlıyoruz ki, Allah bir konuyu tek bir ayette anlatıp geçmiyor.  Daha iyi anlaşılması için, zamana yayıyor ve farklı konularda, farklı örneklerle aynı konuyu işliyor, tekrar ediyor ki, bizler daha iyi anlayalım. Zümer suresi 23. ayetinde de Allah, bu konuda şöyle söylüyor "ALLAH, AYETLERİ BİRBİRİNE BENZEYEN VE YER YER TEKRAR EDEN KİTAP'I SÖZLERİN EN GÜZELİ OLARAK İNDİRMİŞTİR." Onun için de Allah ayetinde, her türlü misali, değişik şekillerde verdik, yani tekrar ettik diyor.  Hud suresi 1. ayetinde de aslında sorumuza ışık tutuyor ve diyor ki, Allah tarafından ayetler önce sağlam kılınmış, yani bizler için en doğru hüküm verilmiş, daha sonraki ayetlerde de bu hükümler tekrar edilerek en ince detayına kadar açıklanmış, genişçe izah edilmiştir diyor. Buradan da şunu rahatlıkla anlayabiliriz. Allah bir konuyu özellikle tekrar ediyor ki, dine nifak sokmaya çalışanlar, ayetlerde bir kelimeye farklı anlamlar vererek, aslında Allah bu ayette bu kelimeyle şunu kast ediyor diyerek, farklı bir anlam vermeye çalışanlar olursa, onların dine ilave etmeye çalıştığı, Allah ın koymadığı bir hükmü hemen fark edelim ve anlayalım. BURADAN ŞUNU RAHATLIKLA SÖYLEYEBİLİRİZ, ALLAH HÜKMÜNÜ DOLAYLI VERMEZ, AÇIKÇA AYETLERİN GENELİNE SAYARAK, NİCE ÖRNEKLERLE İZAH EDER, AÇIKLAR.

Bu konu ile ilgili bir başka örnek vermeden önce, sizlere bir konu hakkında bilgi vermek istiyorum. Sizlerde karşılaşmışsınızdır, İslam ve Kur’an düşmanları tarafından, Kur’an ın farklı Mushaflarının olduğu İslam toplumunda şüphe uyandırmak için söylenir ve Müslümanlar, KUR’AN IN BİR HARFİ BİLE DEĞİŞMEMİŞTİR dedikleri halde, orijinalinde farklı Kur’an ların olduğu örnekleri verilir. Söyledikleri aslında doğrudur. Müslüman âlemi öyle bölünmüştür ki, ne yazık ki okudukları Kur’an da bile ayetlerde kelimelerin ya da harflerinin, RİVAYET HADİSLERİN ETKİSİYLE YA DA ART NİYETLİ KİŞİLER TARAFINDAN, farklı yazılmış olanlarını görebilirsiniz. Yine fitne sokucular, şüphe yaratmak adına, Kur’an da Allah, KİTABI BEN KORUYORUM dediği halde bu farklılığın, Kur’an ın Allah kelamı olmadığını gösterir, şeklindeki tezlerinden etkilenen Müslümanların olması kaçınılmazdır.

Tabi Kur’an ı dikkatle okumayıp, batılın ve hurafenin etkisinde kalmışsanız, bu sözlerden etkilenmemek mümkün değil. Yine fitne sokucular, Müslümanlar Kur’an değişmemiştir diyorlar ama Tevrat ve İncil de Allah kelamı, neden onların değiştiğine inanıyorlar diyerek, toplumun kafasını karıştırmaya çalışıyorlar. Allah yeni bir kitap göndermeden, bir önceki kitabı koruması altından çıkarmaz. Hatta Kur’an indirilirken, birçok konunun hala kitap ehlinin, ellerindeki kitapta yazılı olduğu uyarısının örneğini Kur’an verir. Daha sonrada hükmü kalkan bir kitabın korunmasının mantığı olamayacağından Allah, yalnız Kur’an ı koruması altına aldığını açıkça bildiriyor ve diyor ki, SİZLERİ KUR’ANDAN SORUMLU TUTUYORUM. Bu dünyada da bizleri yönetenler, yeni bir kanun çıkardıklarında, eski kanun hükümsüz olduğu için, anayasa kitabından çıkartılır.

Allah ın Kur’an ayetlerinde birçok konuyu, farklı ayetlerde farklı konularda özellikle tekrar etmesinin en önemli nedenlerinden birisi de, Allah ın geleceği biliyor olması ve Kur’an üzerinde şüpheler yaratmaya çalışanların oyununu bozmak adınadır. Ayetlerde geçen kelimelerin, anlamları ile oynanması ya da ilave edilip çıkartanların oyununu bozmak adına, aynı konular birçok kez diğer ayetlerde tekrar edilmiştir. Bir ayette geçen bir kelime ya da hüküm, eğer Kur’an ın başka bir ayetinde farklı geçiyor ve izah ediliyorsa,  art niyetli kişilerin ayette geçen kelimelerin anlamları ile oynaması, ya da kendilerince ayetler ilave etmesinin hiçbir hükmü olmayacak, bu yalan iftiralar hemen fark edilecektir. TABİ DÜŞÜNEN, AKLINI KULLANAN BUNU ANLAYACAKTIR.

Kur’an ayetlerindeki tekrarların önemini fark edebilmek için, yine Kur’an da Allah ın uyarılarına dikkat ederek Kur’an ı okursak, asla art niyetli insanların oyununa gelmeyiz. Allah birçok ayetinde, bizlerin Kur’an ı okurken, ayetler üzerinde düşünmemizi, aklımızı kullanmamızı ister. Eğer bizler düşünmeden okur geçersek, bizleri Allah ile aldatanların, dinimize nifak sokanların tuzağına kolaylıkla düşeriz. Eğer düşünerek dikkatli bir şekilde okursak, Allah ın birçok ayetinde verdiği hükmü, bir başka ayetinde bunun tersini söylemeyeceğini bildiğimiz için, bizlere yapılan tuzağı fark edecek ve böylece ALLAH IN KORUMASINDAKİ BU MUCİZE KUR’AN DAN İSTİFADE EDEBİLECEĞİZ. KUR’AN DAKİ KONULARIN TEKRARININ EN ÖNEMLİ FAYDASI, ŞEYTANIN VE ŞEYTANLAŞMIŞ İNSANLARIN TUZAĞINA DÜŞMEMEMİZ ADINA, ALLAH IN AKLINI KULLANAN HALİS KULLARINA, SUNDUĞU BİR NİMETTİR. 

Kur’an ın bir harfinin, ya da bazı kelimelerin anlamlarının değiştirilme çabaları, tüm Kur'an Mushaflarının değiştirildiği anlamına gelmez. Değiştirme çabalarını görüyoruz ve şahit oluyoruz. Ama bu çabalar boşa gidiyor. Kur'an bütünlüğünde, Kur’an ın hükümlerinin yani mana ve anlamının asla değiştirilemeyeceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü Allah, bu art niyetli kişiler amaçlarına ulaşmasınlar diye, aynı konuyu başka ayetlerde tekrar etmiştir.  İmamı Azam Ebu Hanife, Kur’an ayetleri konusundaki düşüncesini bakın nasıl söylüyor.

“Kur’an kâğıtlarda Yazılmış ve bizim Okuduğumuz Lafızlar değildir. Esas Kur’an o lafızların taşıdığı manadır ki, bir kelam-i nefsi ( ALLAH ın zati ile var olmaya devam eden söz ) olarak kalıptan kalıba dökülür. O kalıplar sonradan yaratılmış ( Muhdes ) Varlıklardır. Oysaki esas Kuran, MAHLÛK olmayan bir MANADIR.”

Din düşmanlarının, Allah ın kitabını değiştirme çabaları hep oldu ve olacakta. Allah Nahl 98. ayetinde, KUR’AN I OKUMAYA BAŞLAMADAN ÖNCE, KOVULMUŞ ŞEYTANDAN ALLAH A SIĞIN DER. Bunun anlamı, bizlerin Kur’an ı anlayabilmesi için, önce kafamızdaki bizlere öğretilen şeytanın dayattığı batıldan kurtularak, Kur’an ı okumamız gerektiğini Allah söylüyor. Eğer bunu yapmazda batıl ve yanlış ataların inancının etkisiyle Kur’an ı okursak, İslam düşmanlarının Kur’an a bizzat yaptığı ilavelerin asla farkına varamayız. İster kelimelerin anlamlarını değiştirsinler, Kur’an ı tercüme ederken ilaveler yapsınlar,  isterse ayetlerin orijinaline ilaveler yapsınlar hiç önemli değil. Allah ın önerdiği yolu ve yöntemi kullanarak Kur’an ı okursak, Allah ın O müthiş anlatım şekliyle, yaptığı tekrarlarla, bizleri uyaracak, dikkatimizi çekecek ve fitnelerin aldatmacalarını hemen fark edeceğiz.

ALLAH IN KUR’AN I KORUMASINI, BU MANTIKLA ANLAMALIYIZ. ALLAH KUR’AN I KORUMUŞ, AMA SEN O KORUNAN AYETLERİ FARK EDEBİLMEK İÇİN, MUTLAKA AKLINI KULLANMAN, DÜŞÜNMEN VE AYETLER ARASINDA BİR BAĞ KURMAN GEREKİYOR. EĞER AKLINI BİR KENARA KOYUP BİRİLERİNE TABİ OLDUYSAN, ALLAH IN YOLUNDA YÜRÜMEN VE KUR’AN DAN İSTİFADE ETMEN, HİÇ MÜMKÜN DEĞİL.

Bu dünyada hepimiz imtihandan geçiyoruz. Lütfen unutmayalım, düşünmeden aklımızı Kur’an ile kullanmadan eğer birilerine tabi olursak, inanın hesap günü çok pişman oluruz.  Allah bizleri aldatacaklarını ayetlerinde bizlere söylüyor ve uyarıyor. Allah ın kitabını da, değiştirme çabalarının olacağı örneğini de veriyor.  Hatta Ali İmran 78. ayetinde; “KİTAPTA OLMAYAN BIR ŞEYİ, SİZ KİTAPTAN SANASINIZ DİYE, DİLLERİYLE KITABI ÇARPITIRLAR.” Diyerek, bizleri her konuda aldatacakları uyrısını yapıyor. Enam suresi 104 ayetinde bu uyarıyı tekrar ederek, SİZE RABBİNİZEN GÖNÜL GÖZÜ ANLAMA, KAVRAMA KABİLİYETİ GELMİŞTİR, KİM GÖRÜRSE KENDİ YARARINA, KİM KÖRLÜK EDESE KENDİ ZARARINA diyerek, Kur’an ı mutlaka düşünerek bir öğrenci misali anlamaya çalışmamız gerektiği uyarısını yapıyor.

Kamer 17: Andolsun biz, KUR’AN’I DÜŞÜNÜP öğüt almak için KOLAYLAŞTIRDIK. Var mı düşünüp öğüt alan? (Diyanet meali)

Nisa 82: HÂLA KUR'AN ÜZERİNDE GEREĞİ GİBİ DÜŞÜNMEYECEKLER Mİ? Eğer o, Allah'tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok tutarsızlık bulurlardı.   (Diyanet vakfı meali)

Muhammed 24: ONLAR KUR'AN'I DÜŞÜNMÜYORLAR MI? Yoksa kalplerinin üzerinde kilitleri mi var? (Elmalı meali)

Yunus 42: İçlerinde seni dinleyenler de vardır. PEKİ, HELE BİR DE AKILLARINI KULLANMIYORLARSA, sağırlarsa sen mi işittireceksin? (Bayraktar Bayraklı meali)

Yunus 100: Allah’ın izni olmadıkça, hiçbir kimse iman edemez. Allah, AZABI AKILLARINI KULLANMAYANLARA VERİR. (Diyanet meali)

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://hakyolkuran1.blogspot.com/
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/
https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

Sayfa: [1] 2 3 ... 10