Alternatifim Cafe

Sosyoloji Sözlüğü

Discussion started on Sosyoloji

Sosyolojide Temel Kavramlar ve Önemli Terimler


- A -


AİLE  Birbiriyle kan bağı, evlilik ya da evlat edinme yoluyla akraba olan, ekonomik bir birim oluşturan, yetişkin üyelerinin çocukların yetiştirilmesinden sorumlu oldukları bireyler topluluğu. Bilinen tüm toplumlarda, farklı ilişkilerle olsa da, bir aile sistemi vardır. Çağcıl toplumlarda esas aile yapısı çekirdek aileyken, geniş aile ilişkileri de sık görülmektedir.

AKRABALIK   Bireyleri kan bağı, evlilik ya da evlat edinme yoluyla birbirine bağlayan bir ilişki. Çağcıl toplumların büyük bölümünde dolaysız ailenin kapsamını aşan pek az toplumsal yükümlülük olsa da, öteki pek çok kültürde akrabalık, toplum yaşamının çoğu yönü için esastır.

ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ  Deneysel (olgusal) malzemeyi toplamak için kullanılan değişik inceleme yöntemleri. Sosyolojide sayısız araştırma yöntemi vardır, ancak belki de en çok kullanılan yöntemler, alan çalışması ve derleme yöntemleridir. Pek çok amaç için tek bir araştırma projesinde iki ya da daha fazla yöntemi kullanmak yararlıdır.

AYİN  Bir grup ya da topluluk üyelerinin düzenli olarak gerçekleştirdikleri, biçimselleşmiş davranış türleri. Din, ayinlerin uygulandığı ana bağlamlardan birini temsil eder, ancak ayin davranışının kapsamı bu özgül alanın çok ötesine uzanır. Çoğu grup şu ya da bu biçimde ayin uygulamalarını benimser.

AYRIMCILIK  Belirli bir grubun üyelerinden, ötekiler tarafından elde edilebilen kaynakları ya da ödülleri esirgeyen etkinlikler. Genelde birbirleriyle el ele gitseler de, ayrımcılık, önyargıdan ayrı tutulmalıdır. Başkalarına karşı önyargılı olan kişilerin, onlara karşı ayrımcı uygulamalar içine girmemeleri söz konusu olabilir, tersine insanlar önyargıları olmayan kişilere bile ayrımcı davranabilirler.




#1 - Ocak 09 2007, 14:10:38

- B -


BEDEN SOSYOLOJİSİ  Fiziksel yapılarımız üzerindeki toplumsal etkilerin incelenmesi.

BENLİK BİLİNCİ  Kişinin kendisinin, ötekilerden ayrı, bağımsız toplumsal bir kimliği olduğunun farkında oluşu. İnsanlar benlik bilinçleriyle doğmazlar, ancak ilk toplumsallaşmanın bir sonucu olarak benlikleri hakkında bir farkında olma duygusu edinirler. Dilin öğrenilmesi, çocuğun kendi benliğinin farkına varma sürecinde yaşamsal öneme sahiptir.
   
BİÇİMSEL İLİŞKİLER  “Resmi” otorite sisteminin norm ya da kurallarının tanımladığı grup ya da örgütlerde varolan ilişkiler.

BİÇİMSEL OLMAYAN İLİŞKİLER  Kişisel bağlantılar temelinde ortaya çıkan grup ya da örgütlerde varolan ilişkiler.

BİLİNÇDIŞI  Bireyin bilinçli zihninin ulaşamadığı güdü ve düşünceler. Bilinçdışında söz konusu olan temel bir ruhsal mekanizma, bastırmadır. “Zihnin bir bölümü kişinin doğrudan farkında oluşuna” kapatılır. Freud’un kuramına göre çocuklukta oluşan bilinçdışı istek ve içtepiler, yetişkinin yaşamında önemli rol oynar.

BÜROKRASİ  Hiyerarşik türdeki, otorite piramidi biçimini alan bir örgüt. Bu terim Max Weber tarafından yaygınlaştırılmıştır. Weber’e göre bürokrasi, büyük ölçekli insan örgütlerinin en etkin türüdür. Weber, örgütlerin büyüklüğü arttıkça, bunların giderek daha fazla bürokratikleşmelerinin kaçınılmaz olduğunu ileri sürer.

#2 - Ocak 09 2007, 14:12:51

- C - Ç -


CİNSEL TACİZ   Bir birey tarafından bir başkasına, karşı taraf istemediği, hatta açıkça direndiği halde, ısrarla cinsel nitelikteki iyiliklerin yapılmasını bekleme.

CİNSİYET  Erkekleri kadınlardan ayıran anatomik farklılıklar. Sosyologlar cinsiyeti genelde toplumsal cinsiyetin karşısına koyar. Ama cinsiyet ve toplumsal cinsiyet ayrılıkları aynı şey değildir, cinsiyet bedenin fiziksel niteliklerine, toplumsal cinsiyet toplumsal olarak öğrenilmiş davranış biçimlerine göndermede bulunur. Örneğin bir transvestit, fiziksel olarak erkek olan ancak kimi zaman kadının cinsiyetini yüklenen kişidir.

ÇATIŞMA  Toplumdaki kişi ya da gruplar arası karşıtlık. İki biçim alabilir: kişi ya da gruplar arası çıkar uyuşmazlıklarında ve halklar ya da topluluklar arası etkin savaşımda.

ÇETE  Düzenli olarak, yasanın çerçevesi dışında olabilenortak etkinliklere katılma amacıyla bir araya gelen, biçimsel olmayan bir grup.
#3 - Ocak 09 2007, 14:14:25
« Son Düzenleme: Ocak 09 2007, 14:15:36 Gönderen: komiksey »

- D -


DEĞERLER  Birey ya da gruplar tarafından neyin istenir, uygun, iyi ya da kötü olduğu hakkında benimsenen düşünceler. Farklılaşan değerler, insan kültürünün gösterdiği değişikliklerin temel bir yönünü temsil eder. Bireylerin neye değer vereceği, içinde yaşadığı kültür tarafından önemli ölçüde etkilenir.

DEMOKRASİ  Vatandaşların politik karar verme sürecine katılmalarına ya da hükümet organlarına temsilcilerini seçmelerine olanak veren politik bir sistem.

DEVLET  Belli bir toprak üzerinde egemen olan, otoritesi yasaya ve güç kullanma yeteneğine dayanan politik aygıt. Ancak tüm toplumlar bir devlet varlığı ile nitelenmezler. Avcı ve toplayıcı kültürler ve küçük tarım toplumlarında devlet kurumları yoktur. Devletin doğuşu, insanlık tarihinde ayrıcı bir geçişi göstermektedir, çünkü devlet oluşumunda söz konusu olan politik gücün merkezileşmesi, toplumsal değişim süreçlerinde yeni dinamikleri ortaya çıkarır.

DEVRİM  Kitle halindeki bir toplumsal hareketin başlatılmasının söz konusu olduğu, varolan rejimi, şiddet kullanımı ile başarıyla yıkarak yeni bir hükümet biçimi oluşturan politik değişme süreci. Bir devrim, coup d’etat (hükümet darbesi) ‘dan ayrı tutulmalıdır, çünkü devrimde bir kitle hareketi ile politik sistemin tümünde önemli bir değişme söz konusudur. Bir coup d’etat, iktidarın silah yoluyla, ancak hükümet sistemini kökten değiştirmeden, varolan politik liderlerin yerine geçecek olan kişiler tarafından ele geçirilmesine göndermede bulunur. Devrimler, varolan politik otoritelere meydan okuyan, ancak yine politik sistemi bütün olarak dönüştürmekten çok otoriteyi temsil eden kişilerin yerlerine başkalarının geçirilmesini hedefleyen başkaldırılardan da ayrı tutulmalıdır.

DİN  Bir topluluğun üyelerinin bağlı olduğu, bir kendinden geçme ya da mucize duygusu ile birlikte düşünülen simgelerin, ayrıca topluluğunu üyelerinin katıldığı ayin uygulamalarının söz konusu olduğu inançlar kümesi. Dinler her zaman doğaüstü varlıklara inancı gerektirmez. Din ile sihir arasındaki ayrımı yapmak zor olsa da, genellikle sihrin topluluk ayininin odağı olmaktan çok, esas olarak bireyler tarafından uygulandığı düşünülmektedir.

#4 - Ocak 09 2007, 14:17:19

- E - F -


EĞİTİM  Bilginin bir kuşaktan öbürüne, doğrudan öğretme yoluyla aktarılması. Eğitim süreçleri bütün toplumlarda var ise de, yalnızca çağcıl dönemde kitle eğitimi okula devam etme – yani kişilerin yaşamlarının birkaç yılını geçirdikleri uzmanlaşmış eğitim çevrelerinde yapılan öğretim – biçimini almıştır.

EKONOMİ  Verili bir toplumda yaşayan bireylerin maddi gereksinimlerini sağlayan üretim ve değişim sistemi. Ekonomik kurumlar, toplum düzenlerinin hepsinde temel bir önem taşır. Ekonomide olup bitenler, toplum yaşamının pek çok öteki yönünü de etkiler.

ETNİK DURUM   Verili bir grubu ötekilerden ayıran kültürel değerlerle normlar. Etnik bir grup, üyelerinin kendilerini çevrelerindeki öteki gruplardan ayıran ortak bir kültürel kimliğe ilişkin bir farkındalığı paylaştıkları gruptur. Etnik farklılıkların aynı zamanda ırk temelli olduğu durumlarda, bu tür farklılıklar özellikle dile getirilir.

EVLİLİK  İki kişi arasındaki, toplumsal bakımdan onay gören cinsel birliktelik. Evlilik neredeyse her zaman karşı cinsten iki kişi arasında gerçekleşir. Ancak kimi kültürlerde, eşcinsel evlilik türleri hoşgörüyle karşılanmaktadır. Evlilik olağan olarak, ailenin çoğalmasının temelini oluşturur. Pek çok toplum, kişinin aynı anda birkaç eşle birden evlendiği çokeşliliğe izin vermektedir.

FAHİŞELİK  Cinsel hizmetlerin satışı.

FEMİNİST HAREKET  Toplumdaki kadınların hak ve çıkarlarını ilerletmeyle ilgilenen bir hareket.

FORDÇULUK  Henry Ford’un öncülüğünü yaptığı, üretim bandının uygulamaya konmasını içeren üretim sistemi.



#5 - Ocak 09 2007, 14:19:20

- G - H -


GELİŞMİŞ KOD  Sözcüklerin, kesin anlamları belirtecek biçimde, isteyerek ve tanımlayarak kullanımının söz konusu olduğu konuşma biçimi.

GERİLLA HAREKETİ  Hükümet dışı bir askeri örgüt.

GİZLİ MÜFREDAT  Okulda öğrenilen ama biçimsel müfredatta yer almayan davranış biçimleri ya da tutumlar. Yani okulda söz konusu olan “dile getirilmeyen gündem”dir.

GÜÇ  Bireylerin ya da bir grubun üyelerinin, hedeflerine ulaşabilme ya da sahip oldukları çıkarları ilerletebilme yetenekleri. Güç, bütün insan ilişkilerinin her yerde kendini gösteren bir yönüdür. Toplumdaki pek çok çatışma, güç çatışmasıdır. Çünkü birey ya da grubun ne kadar güç elde edebildiği, kendi isteklerini başkalarının istekleri pahasına uygulamaya koyabileceklerini belirlemektedir.

HETEROSEKSÜELLİK   Cinsel etkinlik ya da isteklerinde karşı cinsten insanlara duyulan yönelim.

HÜKÜMET  Politik bir aygıt içindeki görevliler tarafından politika ve kararların uygulanması süreci. Bir süreç olarak “hükümet”ten, ya da bağlayıcı politik kararların alınmasından sorumlu görevlilere göndermede bulunmak için hükümetten söz edebiliriz.


#6 - Ocak 09 2007, 14:21:17

- I - İ - J -


IRKÇILIK  Kalıt yoluyla edinilen belirli fiziksel özellikleri paylaşan bir nüfusa, üstün olma ya da aşağıda olma niteliklerinin yüklenmesi. Irkçılık, önyargının, insanlar arasındaki fiziksel farklılıklar üzerinde odaklanan özgül bir biçimidir. Irkçı tutumlar, Batının sömürgeci genişlemesi sırasında yerleşmişlerdi; ne ki bu tutumlar, insan toplumlarının pek çok bağlamında bulunan önyargı ve ayrımcılık mekanizmalarına da dayanır görünmektedir.

İÇGÜDÜ  Genetik kökenli olan ve verili bir tür içindeki bütün olağan hayvanlarda bulunan sabit bir davranış kalıbı.

İDEOLOJİ  Egemen grupların çıkarlarını haklı göstermeyi sağlayan, paylaşılan düşünce ya da inançlar. İdeolojiler, gruplar arasında sistematik ve yerleşik eşitsizliklerin olduğu bütün toplumlarda bulunur. Bu kavram, ideolojik sistemlerin grupların sahip olduğu güçler arasındaki faklılıkları meşru kılmaya yaradığından, güç kavramıyla yakından ilişkilidir.

İLETİŞİM  Bilginin bir birey ya da gruptan öbürüne aktarılması. İletişim, tüm toplumsal etkileşimlerin zorunlu temelidir. Yüz yüze bağlamlarda, iletişim dil ile, ama aynı zamanda kişinin ötekilerin söylediklerini anlamak için yorumladığı pek çok beden sinyaliyle sağlanmaktadır. Yazı ile radyo, televizyon, bilgisayar aktarım sistemleri gibi elektronik iletişim araçlarının ortaya çıkışı ile birlikte, iletişim bir ölçüde, yüz yüze toplumsal ilişkilerin dolaysız bağlamından uzaklaşmıştır.

İŞBÖLÜMÜ  Bir üretim sisteminin, karşılıklı bağımlılık yaratacak biçimde, uzmanlaşmış işlere ya da mesleklere bölünmesi. Bütün toplumlarda en azından ilkel bir işbölümü biçimi, özellikle erkeklere ait ödevlerle kadınların yaptıkları arasında, bulunur. Bununla birlikte, sanayinin gelişimiyle, işbölümü, geçmişteki tüm üretim sistemleri biçimlerinde olduğundan çok daha karmaşık duruma gelmektedir.

İŞSİZLİK  Bir kişinin ücret karşılığında çalışabileceği bir iş aradığı, ancak bulamadığı durum. İşsizlik, ilk bakışta göründüğünden daha karmaşık bir kavramdır. “İşgücü dışı” kalan bir insanın, yapacak hiçbir şeyi olmaması anlamında işsiz olması gerekmez. Ev kadınları örneğin, bir ücret elde etmez ve genelde çok çalışırlar.


#7 - Ocak 09 2007, 14:24:00

- K -


KAMUOYU  Halkın, günün sorunları hakkındaki görüşleri.

KAST  Bir bireyin toplumsal konumunun doğuştan belirlendiği ve değiştirilemediği bir toplumsal tabakalaşma sistemi. Farklı kast gruplarının üyeleri arasında hemen hemen hiç evlilik gerçekleşmemektedir.

KİMLİK  Bir insanın kişiliği ya da bir grubun niteliğini belirleyen ayırt edici özellikler. Hem bireyin hem de grubun kimliği büyük ölçüde toplumsal belirteçler tarafından belirlenir. Dolayısıyla bir bireyin kimliğinin en önemli belirteçlerinden biri, o bireyin adıdır. Ad, kişinin bireyselliğinin önemli bir parçasıdır. Ad verme, grup kimliği için de önemlidir. Örneğin ulusal kimlik, kişinin “İngiliz”, “Fransız”, “Amerikan” olup olmadığına göre belirlenir.

KURAM   Düzenli olarak gözlenen olayları açıklayan genel özelliklerin belirlenebilmesi için gösterilen bir çaba. Kuramların oluşturulması, bütün sosyoloji çalışmalarının temel bileşenlerinden biridir.

KURAMSAL YAKLAŞIM  Toplum yaşamı hakkındaki, belirli bir kuramsal gelenekten gelen bir bakış açısı. Sosyolojideki önemli kuramsal geleneklerin kimileri arasında, işlevselcilik, yapısalcılık, simgesel etkileşimcilik ve Marksizm yer alır. Kuramsal yaklaşımlar, toplumbilimcilerin içinde çalıştıkları genel bakış açıları sağlarlar ve bunların yaptıkları araştırmaların yanı sıra araştırma sorunlarının belirlenme ve ele alınma biçimlerini etkilerler.

KÜLTÜR  Verili bir grubun ayırt edici değerleri, normları ve maddi malları. Toplum kavramı gibi kültür kavramı da sosyolojide, öteki toplumbilimlerinde olduğu kadar yaygın kullanılır. Kültür, insanın toplumsal birliğinin en ayırıcı özelliklerinden biridir.

KÜRESELLEŞME  Dünyadaki farklı halklar, bölgeler ve ülkeler arasında artan karşılıklı bağımlılık.


#8 - Ocak 09 2007, 14:25:54

- L - M - N -


LAİKLEŞME  Dinin etkisinin azalması süreci. Çağcıl toplumlar giderek laikleşmişlerse de, laikleşmenin kapsamının izlenmesi karmaşık bir konudur. Laikleşme, dinsel örgütlerle ilişki içinde olma düzeylerine, dinsel örgütlerin olduğu toplumsal ve maddi etkilere ve insanların dinsel düşünceleri ne ölçüde benimsediklerine göndermede bulunabilir.

LEZBİYENLİK  Kadınlar arasındaki eşcinsel etkinlikler ya da bağlanmalar.

MARKSİZM   Esas unsurlarını Marx’ın düşüncelerinden alan bir düşünce bütünü.

MEŞRUİYET   Belirli bir politik düzenin adil ve geçerli olduğu inancı.

MEZZO-AYRIMCILIK  Irk gruplarının, yerleşim bölgeleri açısından birbirinden ayrılması.

NORMLAR  Verili bir toplumsal bağlamlar kapsamındaki uygun davranışı belirleyen davranış kuralları. Bir norm, ya verili bir davranış biçimini buyurur; ya da onu yasaklar. Bütün insan grupları, her zaman şu ya da bu biçimdeki dayatmaların – biçimsel olmayan kınamadan fiziksel ceza ya da idama kadar – desteklediği kesin norm türlerini benimser.

NÜKLEER ÇOĞALMA  Nükleer silahların dünya geneline yayılması.

#9 - Ocak 09 2007, 14:31:06

- O - Ö -


OTORİTE  Bir kişi ya da grubun, öteki kişi ya da gruplar üzerindeki meşru gücü. Meşruiyet bileşeni, otorite kavramı için yaşamsaldır ve otoritenin daha genel güç kavramından ayrılmasının temel aracıdır. Güç, zor ya da şiddet kullanma yoluyla uygulanabilir. Buna karşın otorite, tabi olanların kendilerinden üstte olanların emir ya da direktif verme haklarını kabul etmelerini gerektirir.

OYDAŞMA  Bir grup, topluluk ya da toplumun üyeleri arasında, temel toplumsal değerler üzerindeki anlaşma. Sosyolojide kimi düşünürler, toplumsal istikrarın temeli olarak oydaşmayı çok fazla vurgularlar. Bu yazarlar, uzun bir zaman diliminde varlığın sürdüren bütün toplumlarda, nüfusun çoğunluğu tarafından benimsenen oydaşmacı inançların bir “ortak değer sistemi” bulunduğuna inanırlar.

ÖNYARGI  Bir birey ya da grup hakkındaki önceden edinilen, yeni bilginin ortaya çıkması halinde bile değişmeye direnç gösteren düşüncelerin benimsenmesi. Önyargı, olumlu ya da olumsuz olabilir.

ÖRGÜT  Belirli bir otorite ilişkileri kümesini içeren, büyük bir insan grubu. Sanayileşmiş toplumlarda, yaşamlarımızın pek çok yönünü etkileyen çok sayıda örgüt türü vardır. Bütün örgütler, biçimsel anlamıyla bürokratik değilseler bile, örgütlerin gelişimi ile bürokratik eğilimler arasında oldukça yakın bağlantılar vardır.
#10 - Ocak 09 2007, 14:32:39

- P - R -


POLİTİKA  Hükümet etkinliklerinin yapı ve içeriğini etkilemek için gücün kullanılmasını sağlayan araçlar. “Politik” alan, hükümette olanların etkinliklerini, ancak aynı zamanda da başka pek çok grup ya da bireyin eylemlerini de kapsar. Hükümet aygıtının dışındaki insanların hükümeti etkileyebilecekleri pek çok yol vardır.

POPÜLER KÜLTÜR  Popüler filmler, müzikler, gösteriler, videolar ve tv programları gibi çok sayıdaki izleyici için yaratılan eğlence biçimleri. Popüler kültür çokluk, eğitimli azınlığın zevklerine göndermede bulunan “yüksek” ya da “seçkin” kültürün karşısına konur. Klasik müzik, opera ve resim, yüksek kültürün örneklerindendir.

PSİKOPATLIK  Belirli bir kişilik türü. Çoğu insandaki ahlaki duygudan ve başkalarını düşünme duygusundan yoksundur.

RİSK TOPLUMU  Alman Sosyolog Ulrich Beck ile anılan kavram. Beck, sanayi toplumunun geçmiş dönemlerde bilinmeyen yeni pek çok tehlike ile risk yarattığını ileri sürer. Küresel ısınmanın getirdiği risk, buna bir örnektir.

RUHÇÖZÜMLEME  Freud tarafından bulunan psikoterapi tekniği. Bu terim aynı zamanda Freud’un geliştirdiği ruhbilim kuramındaki entelektüel sistemi anlatmak için de kullanılır olmuştur.

#11 - Ocak 09 2007, 14:34:23

- S - Ş -


SANAYİ TOPLUMLARI  İşgücünün ezici çoğunluğunun sanayi üretiminde istihdam edildiği toplumlar.

SAPKINLIK  Bir grup ya da toplumun üyelerinin çoğunluğu tarafından benimsenen normlar ya da değerlere uymayan eylem biçimleri. Neyin “sapkın” diye görüleceği, farklı kültürlerle altkültürleri birbirinden ayıran normlar ve değerlerin kendileri kadar değişkendir. Bir bağlamda, ya da bir grup tarafından, saygın diye görülen pek çok davranış, ötekiler tarafından olumsuz karşılanmaktadır.

SINIF  Tanımı konusunda açık bir anlaşma yoktur. Bununla birlikte çoğu toplumbilim terimi, birey grupları arasındaki, kendi maddi refahları ile güçlerinin de farklılıklar yaratan toplumsal-ekonomik farklılıklara göndermede bulunacak biçimde kullanmaktadır.

SINIF YAPISI  Bir toplumdaki sınıfların dağılımı. Sınıflar esas olarak ekonomik eşitsizliklere dayanır. Bu eşitsizlikler de hiçbir zaman rastlantısal değildir. Çoğu toplumda sınırlı sayıda sınıf bulunur. Örneğin çağcıl toplumlarda, ana sınıf gruplarının bir bölümü, yukarı sınıflar, orta sınıflar, işçi sınıfı ve aşağı sınıftır.

SOSYOLOJİ  İnsan grupları ve toplumlarının, sanayileşmiş dünya üzerinde özellikle duracak biçimde, incelenmesi. Sosyoloji, aralarında antropoloji, ekonomi, siyaset bilimi ile insan coğrafyasının da bulunduğu bir grup toplumsal birimden birisidir. Değişik toplumsal birimler arasındaki bölünmeler açık seçik değildir ve bu bilimlerin hepsi de bir dizi ortak ilgi, kavram ve yöntemlere sahiptir.

STATÜ  Belirli bir gruba, toplumun öteki üyeleri tarafından yüklenen toplumsal onur ya da saygınl??k. Statü grupları olağan olarak ayrı yaşam biçimleri – grubun üyelerinin izlediği davranış kalıpları – içerir. Statü ayrıcalığı, olumlu ya da olumsuz olabilir. Örneğin “parya” statü gruplarına, nüfusun çoğu tarafından horlanarak bakılır ya da bunlar toplumdışı görülür.

SUÇ  Politik bir otorite tarafından konan yasalara karşı gelen herhangi bir eylem. “Suçluları” toplumun ayrı bir alt kesimi diye düşünme eğiliminde olsak da, yaşamlarının hiçbir döneminde bir biçimde yasaları çiğnemeyen pek az kimse vardır. Yasalar devlet otoritelerince biçimlendirilse de, bu otoritelerin kendilerinin belirli bağlamlarda suç davranışı içine girmeleri hiç rastlanmayan bir şey değildir.

ŞAMAN  Özel sihir güçlerinin olduğuna inanılan kişi; büyücü ya da cin kovucu.

ŞİDDET   Bir birey ya da grup tarafından öteki insanlara karşı fiziksel güç kullanımı ya da kullanma tehdidi. Savaş gücü, şiddetin en aşırı biçimidir. Bununla birlikte şiddet, toplum yaşamının biçimsel olmayan başka pek çok ortamında yaygındır. Örneğin pek çok evlilik, bir eşin ötekine yönelttiği şiddet geçmişiyle nitelenir.

#12 - Ocak 09 2007, 14:36:22

- T -


TARİHİN MATERYALİST KAVRAYIŞI  Marx tarafından geliştirilen, “maddi” ya da ekonomik etkenlerin tarihsel değişmeyi belirlemekte temel rolü olduğu görüşü.

TARİHİN SONU  Amerikan yazarı Fukuyama ile eşleştirilen bir düşünce. Fukuyama, komünizmin çöküşüyle, tarihin sona erdiğini, çünkü Batı tarzı kapitalizmin yerini alacak hiçbir toplum biçimi göremediğimizi ileri sürer.

TARİKAT  Ortodoksluktan ayrılan bir dinsel hareket.

TOPLUM  Toplumbilimin en önemli kavramlarından biridir. Toplum, belirli bir toprak parçasında yaşayan, ortak bir politik otorite sistemine tabi olan ve çevrelerindeki öteki gruplardan ayrı bir kimlikleri olduğunun farkında olan insan grubudur. Avcı ve toplayıcı gibi kimi toplumlar, birkaç düzine insandan oluşacak kadar küçüktürler. Ötekiler, örneğin çağcıl Çin toplumu, bir milyarın üzerinde bir nüfusa sahiptir.

TOPLUMSAL AKIŞKANLIK  Bireylerin ya da grupların farklı toplumsal konumlar arasındaki hareketi. Dikey akışkanlık, bir tabaka sistemindeki hiyerarşinin yukarı ya da aşağı düzeylerine doğru hareketine, yatay akışkanlık da, birey ya da grupların bir bölgeden diğerine fiziksel hareketine göndermede bulunur.

TOPLUMSAL CİNSİYET  Her bir cinsiyet üyesi için uygun diye görülen davranış hakkındaki toplumsal beklentiler. Toplumsal cinsiyet, erkek ve kadınların birbirinden farklı olmasına yol açan fiziksel niteliklere değil, erkeklik ve kadınlık hakkındaki toplum tarafından oluşturulmuş özelliklere göndermede bulunur. Toplumsal cinsiyet ilişkilerinin incelenmesi, uzun zaman gözde olmayan bir konu olmuşsa da, son yıllarda sosyolojinin en önemli alanlarından biri haline gelmiştir.

TOPLUMSAL DEĞİŞME  Bir toplumsal grup ya da toplumun temel yapısındaki değişim.

TOPLUMSAL ETKİLEŞİM  Kişiler arasındaki herhangi bir toplumsal karşılaşma biçimi. Örneğin okulda sınıf ya da partide karşılaşan iki insan.

TOPLUMSAL GRUPLAR  Birbirleriyle sistematik biçimde etkileşime giren birey toplulukları. Üyeleri ortak bir kimliğe sahip olduklarının farkındadır.

TOPLUMSAL HAREKET  Bir toplumsal değişim sürecini gerçekleştirmeye ya da engellemeye çalışan çok sayıda insanın bir araya gelmesi.

TOPLUMSAL ROL  Belirli bir toplumsal konumda yer alan bir bireyden beklenen davranış.

TOPLUMSAL TABAKALAŞMA  Toplumdaki gruplar arasındaki, maddi ya da simgesel ödüllere, erişebilmeleri açısından söz konusu olan, yapılaşmış eşitsizliklerin varlığı.Çağcıl toplumlardaki tabakalaşmanın en ayırıcı biçimi, sınıf ayrılıklarıdır.

TOPLUMSAL YAPI  Bireyler ya da gruplar arasındaki etkileşim kalıpları.

TOPLUMSALLAŞMA   Çocukların, toplumsal normlar ile değerler hakkında bir farkında olma durumuna ulaşmalarını ve ayrı bir benlik duygusu edinmelerini sağlayan toplumsal süreçler.

#13 - Ocak 09 2007, 14:43:18

- U - Ü -


ULUS-DEVLET  Çağcıl dünyanın ayırt edici niteliği olan, hükümetin belirli bir toprak parçası üzerindeki egemen güç olduğu ve nüfus kitlesinin kendilerini tek bir ulusun parçası olarak gören vatandaşlar olduğu, özgül bir devlet türü. Kökeni Avrupa’da olan ancak bugün tüm dünyayı kaplamış olan , yükselen bir ulus-devlet sisteminin parçası olarak ortaya çıkmışlardır.

UYGAR KAYITSIZLIK  Aynı fiziksel etkileşim ortamlarındaki kişilerin birbirlerine, tehdit edici ya da gereğinden fazla arkadaşça bir tutum benimsemeden birbirlerinin varlığının farkında olduklarını gösterdikleri bir süreç.

UYUM  Bir grup ya da toplumun yerleşik normlarını izleyen davranış. İnsanlar toplumsal normlara her zaman, onların altında yatan değerleri benimsedikleri için uymazlar. Yalnızca böyle yapmaları çıkarlarına uygun olduğundan, ya da dayatmalar yüzünden toplumda onaylanacak bir biçimde davranabilirler.

ÜÇÜNCÜ DÜNYA  Sanayi üretiminin ya hemen hiç olmadığı ya da sınırlı bir ölçüde gelişmiş olduğu azgelişmiş ülkeler. Dünya nüfusunun çoğu, Üçüncü Dünya ülkelerinde yaşar.


#14 - Ocak 09 2007, 14:45:26

- V - Y - Z -


VARSAYIM  Belirli bir durum hakkında, deneysel sınama için bir temel olarak ileri sürülen bir düşünce ya da tahmin.

VATANDAŞ  Politik bir topluluğun bir üyesi olan ve bu üyelikten kaynaklanan haklar ve ödevlere sahip olan kişi.

YANSITMA  Kişinin gerçekte kendisinde olan duyguları başkasına atfetmesi.

YASA  Politik bir otorite tarafından kurulan ve devlet gücüne dayanan bir davranış kuralı.

ZAMAN-UZAM YAKINLAŞMASI  Taşımacılık biçimlerinin hızları arttıkça uzaklıkların “zaman içinde kısalması” süreci.

ZEKA   Özellikle IQ (zeka katsayısı) ile ölçülen, entelektüel yetenek düzeyi.

#15 - Ocak 09 2007, 14:47:13
« Son Düzenleme: Ocak 09 2007, 14:48:33 Gönderen: komiksey »

Gordon Marshall- Sosyoloji Sözlüğü 'nü tavsiye ederim.
#16 - Kasım 05 2009, 01:09:03

Üye:

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.