Alternatifim Cafe

Besmelenin Tıbbi Mucizesi

Discussion started on Dua, Âyet, Hadis

Besmele ile kesilen hayvan etiyle, besmelesiz kesilen hayvan eti üzerinde yaptıkları araştırmalar sonunda bilim adamları, besmelenin tıbbi bir mucizesini keşfettiler.İnternetteki Arapça sitelerden m-----.com'da yer alan habere göre, Suriye'nin çeşitli üniversitelerinde, farklı alanlarda uzman olan 30 profesörden oluşan bir araştırma grubu Şam'da 3 sene boyunca, besmeleyle kesilen hayvan etleriyle besmelesiz kesilen hayvan etleri arasındaki farkı ortaya çıkarmak için laboratuar ortamında deneyler yaptı.Bilim adamları, havyan ve kuş kesimlerinde dinen gerekli olan "Bismillahi Allahü Ekber" sözünün, kesilen etler üzerinde etkileri olduğu sonucuna vardı. Araştırmacılar, laboratuar ortamında yapılan deneylerde, besmelesiz kesilen sığır, küçükbaş ve kuşların et dokusunda pıhtılaşmış kan, çoğalmaya müsait bakteri ve mikroplar tesbit ederken, besmele ile kesilen hayvan et dokularında ise kan, mikrop ve bakterilere rastlanmadığını ifade ederek, araştırmanın bu süpriz sonucunun insan sağlığı açısından tıpta bilimsel bir devrim olduğunu belirtti...



kuRRet-üL ayn = Başlık Kurallarına Dikkat Edelim Lütfen
#1 - Temmuz 27 2006, 11:59:33
« Son Düzenleme: Temmuz 12 2007, 13:15:37 Gönderen: kuRRet-üL ayn »
İmzanız kural dışı.

Yüce Allah'ın mucizesine bakın
Metafiziğe inanmayanlara da kapak olsun   :oley     :okey
#2 - Temmuz 27 2006, 12:14:03
sana kaç kere dedim
sensiz ben bir dead'im
farketmeden dad'in
buralardan gidelim...

Bu tam bir saçmalık. islamın bunlara ihtiyacı yoktur.
#3 - Temmuz 29 2006, 23:02:18

niye saçma olsun olmıycak bişey mi...

paylaşım için sağol...
#4 - Ağustos 11 2006, 10:40:25

barbie9138

inanmayanlar bu yazıyı okuyun da görün allahın mucizesini
#5 - Ağustos 14 2006, 20:38:50

paylaşım için teşekkürler.................
#6 - Ağustos 29 2006, 02:59:06
A&A         Seni ÇOK seviyorum!!!!   



                    asenaa....

evet çok yerinde bir araştırma
#7 - Kasım 07 2006, 18:48:51
˙·٠•●  Bazen Yalnız Kalmak İstiyorum Ama Bazen Yalnızken Bile Yalnız Olamıyorum....... ●•٠·˙

http://www.travian.com.tr/?uc=tr1_16599
Bir de bu oyunu denyin beğenmeyen bana gelsin:D

önemli değil...
#8 - Temmuz 12 2007, 12:32:47
İmzanız kural dışı.

ftb

Bu haberin Arapça bir sitede geçmesine hiç şaşırmadım nedense, allahın mucizesi, inanmayanlar görsün vs vs diyen arkadaşlar, bu haberi akademik bi sitede bulup bana gösterebilirler mi, pubmed gibi misal..
#9 - Temmuz 12 2007, 15:56:09

sonuçta yapıLan biLimseL bi açıkLama...ARabistan da ki biLimLe AmeRikadaki biLim aynı şeyi söyLemez mi..

Arabistan kuduz aşısına A deRken Amerika B mi diyoR... :icon

#10 - Temmuz 12 2007, 18:56:40
"Başına siyah bir örtü iniyor usulca.Setr.Ucu,ardınca sürünürken,üzerinde adım attığı taşlar inliyor.Hayret! O kadar mı ağırmıştı? O kadar mı yaralanmıştı? O bilmiyor.Taşlar biliyor."

ftb

Daha açık söylemeye çalışayım o zaman;
Okuduğum bölüm itibariyle(biyoloji) bu tür gelişmelerle ilgiliyim(olmak zorundayım), ama haberin çıkışının üstünden 1 sene kadar geçmesine rağmen bu haberi hiç bir bilimsel sitede gördüğümü hatırlamıyorum, güvenilir kaynak istiyorum evet, zira bilim dünyasının gülüp geçtiği onca "bilim allah'ın varlığını kanıtladı" cinsinden köftiden haberler duymuşluğumuz vardır, neydüğü belirsiz sitelerde.
#11 - Temmuz 12 2007, 22:07:31

Lonelyboy

arkadaş mucize nedir bilir misin? ha işte kalpleri mühürlüler onları göremez, inanmaz, tesadüf der, yalan der, inkar eder ;)
hadi bunu da inkar et benim kalbim mühürlü değil de, o zaman ben sana ayetle geleyim ;)
#12 - Temmuz 19 2007, 21:17:15

 Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.

 Ve sâdece Ondan yardım dileriz.

 Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. Efendimiz Muhammed'e (a.s.m.), onun bütün âl ve ashâbına salât ve selâm olsun.

 Ey kardeş! Benden birkaç nasihat istedin. Sen bir asker olduğun için, askerlik temsilâtiyle, sekiz hikâyecikler ile birkaç hakikati nefsimle beraber dinle. Çünkü, ben nefsimi herkesten ziyâde nasihate muhtaç görüyorum. Vaktiyle sekiz âyetten istifade ettiğim "Sekiz Söz"ü, biraz uzunca, nefsime demiştim. Şimdi, kısaca ve avâm lisânıyla nefsime diyeceğim. Kim isterse beraber dinlesin.

 BİRİNCİ SÖZ

 Bismillâh her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. Bil ey nefsim! Şu mübârek kelime İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudâtın lisân-ı haliyle vird-i zebânıdır. Bismillâh ne büyük tükenmez bir kuvvet, ne çok bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen, şu temsilî hikâyeciğe bak, dinle. Şöyle ki:

 Bedevî Arab çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabîle reisinin ismini alsın ve himâyesine girsin -tâ şakîlerin şerrinden kurtulup, hâcâtını tedârik edebilsin. Yoksa, tek başıyla, hadsiz düşman ve ihtiyacâtına karşı perişan olacaktır.

 İşte böyle bir seyahat için iki adam sahrâya çıkıp gidiyorlar. Onlardan birisi mütevâzi idi; diğeri mağrur. Mütevâzii, bir reisin ismini aldı; mağrur almadı. Alanı her yerde selâmetle gezdi. Bir kâtıü't-tarîka rast gelse, der: "Ben filân reisin ismiyle gezerim." Şakî def' olur, ilişemez. Bir çadıra girse, o nâm ile hürmet görür. Öteki mağrur, bütün seyahatinde öyle belâlar çeker ki, tarif edilmez. Dâimâ titrer, dâimâ dilencilik ederdi. Hem zelîl, hem rezil oldu.

 İşte, ey mağrur nefsim, sen o seyyahsın. Şu dünya ise bir çöldür. Aczin ve fakrın hadsizdir. Düşmanın, hâcâtın nihayetsizdir. Mâdem öyledir, şu sahrânın Mâlik-i Ebedîsi ve Hâkim-i Ezelîsinin ismini al. Tâ bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hâdisâtın karşısında titremeden kurtulasın.

 Evet, bu kelime öyle mübârek bir defînedir ki, senin nihayetsiz aczin ve fakrın, seni nihayetsiz kudrete, rahmete rabt edip, Kadîr-i Rahîmin dergâhında aczi, fakrı en makbul bir şefaatçi yapar. Evet, bu kelime ile hareket eden, o adama benzer ki: Askere kaydolur. Devlet nâmına hareket eder. Hiçbir kimseden pervâsı kalmaz. Kanun nâmına, devlet nâmına der. Her işi yapar, her şeye karşı dayanır.

 Başta demiştik: "Bütün mevcudât lisân-ı hal ile, "Bismillâh" der." Öyle mi?

 Evet. Nasıl ki, görsen; bir tek adam geldi, bütün şehir ahalisini cebren bir yere sevk etti ve cebren işlerde çalıştırdı. Yakînen bilirsin, o adam kendi nâmiyle, kendi kuvvetiyle hareket etmiyor. Belki o bir askerdir, devlet nâmına hareket eder, bir padişah kuvvetine istinad eder.

 Öyle de, her şey Cenâb-ı Hakkın nâmına hareket eder ki, zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler, başlarında koca ağaçları taşıyor, dağ gibi yükleri kaldırıyorlar. Demek her bir ağaç "Bismillâh" der; hazîne-i rahmet meyvelerinden ellerini dolduruyor, bizlere tablacılık ediyor.

 Her bir bostan, "Bismillâh" der, matbaha-i kudretten bir kazan olur ki, çeşit çeşit pek çok muhtelif leziz taamlar, içinde beraber pişiriliyor.

 Her bir inek, deve, koyun, keçi gibi mübârek hayvanlar "Bismillâh" der, rahmet feyzinden bir süt çeşmesi olur. Bizlere Rezzâk nâmına en latîf, en nazîf, âb-ı hayat gibi bir gıdâyı takdim ediyorlar.

Her bir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları "Bismillâh" der, sert olan taş ve toprağı deler, geçer. "Allah nâmına, Rahmân nâmına" der; her şey ona musahhar olur.

 Evet, havada dalların intişârı ve meyve vermesi gibi, o sert taş ve topraktaki köklerin kemâl-i sühûletle intişâr etmesi ve yer altında yemiş vermesi; hem şiddet-i hararete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması, tabiiyyunun ağzına şiddetle tokat vuruyor. Kör olası gözüne parmağını sokuyor. Ve diyor ki: "En güvendiğin salâbet ve hararet dahi emir tahtında hareket ediyorlar ki, o ipek gibi yumuşak damarlar, birer asâ-i Mûsâ (a.s.) gibi, "Asânı taşa vur!" dedik. (Bakara Sûresi: 60.) emrine imtisâl ederek taşları şakk eder. Ve o sigara kâğıdı gibi ince nâzenin yapraklar, birer âzâ-yı İbrâhim (a.s.) gibi, ateş saçan hararete karşı, Ey ateş! Serin ve selâmetli ol. (Enbiyâ Sûresi: 69.) âyetini okuyorlar."

 Mâdem herşey mânen, "Bismillâh" der, Allah nâmına Allah'ın nimetlerini getirip bizlere veriyorlar. Biz dahi, "Bismillâh" demeliyiz. Allah nâmına vermeliyiz. Allah nâmına almalıyız. Öyle ise, Allah nâmına vermeyen gàfil insanlardan almamalıyız.

 Suâl: Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiyat veriyoruz. Acaba, asıl mal sahibi olan Allah ne fiat istiyor?

 Elcevap: Evet, o Mün'im-i Hakikî, bizden o kıymettar nimetlere, mallara bedel istediği fiat ise, üç şeydir: Biri zikir, biri şükür, biri fikirdir.

 Başta "Bismillâh" zikirdir. Ahirde "Elhamdülillâh" şükürdür. Ortada, bu kıymettar hârika-i san'at olan nimetler Ehad, Samed'in mu'cize-i kudreti ve hediye-i rahmeti olduğunu düşünmek ve derk etmek fikirdir.

 Bir padişahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de, zâhirî mün'imleri medih ve muhabbet edip Mün'im-i Hakikîyi unutmak, ondan bin derece daha belâhettir.

 Ey nefis! Böyle ebleh olmamak istersen; Allah nâmına ver, Allah nâmına al, Allah nâmına başla, Allah nâmına işle, vesselâm.
#13 - Eylül 25 2009, 20:41:00
Nâr'ı nur söndürür..

Üye:

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.