Alternatifim Cafe

Okullarda Atatürk Yalanları

Discussion started on Köşe Yazıları



Okula giden çocuklara rastladım dün yollarda.

Onlar için çok üzüldüm.

Zavallı "EĞİTİM MAHKUMLARI", hayatlarının en güzel, en eğlenceli olması gereken yıllarını, daha sonra unutacakları bir sürü saçmalığı öğrenmek, ciddi bir "BEYİN YIKAMASINDAN" geçmek, kişiliklerini, tek tip adam yetiştiren "tornaya" teslim etmek için harcayacaklar.

"ZİHİNLERİNE BU YALANI KAZIYACAKLAR"

Gidecekleri okulların birinci amacı, onlara "ulu önder" Atatürk'ün müthiş bir adam olduğunu, hiç hata yapmadığını ve Türkiye'yi sadece Atatürk'ün yaptıklarını tekrar etmenin kurtaracağını ezberletmek, zihinlerine bu yalanı kazımak olacak.

Cumhuriyet tarihi boyunca okullar bunu yaptılar.

Dün yazıişleri toplantısında Tuğba, çocukluğunda en büyük korkusunun "ALLAH MI DAHA BÜYÜK - ATATÜRK MÜ DAHA BÜYÜK" sorusuyla karşılaşmak olduğunu, çocukken hangisinin daha büyük olduğuna bir türlü karar veremediğini anlatıyordu.

90 Y ıl Boyunca ,Çocukları bu tür korkulara iten bir eğitimden geçti insanlar bu ülkede, hâlâ da geçiyorlar.

BİZDEKİ EĞİTİMİN AMACI

Yeni Milli Eğitim Bakanı bazı değişiklikler yapmaya çalışıyor ama dün Kürşat Bumin'in yazısında yer verdiği YÖK Kanunu'nun girişi "yükseköğrenim"in amacını anlatmaya şu maddeyle başlıyor:

"1- Atatürk ilke ve inkılâpları doğrultusunda Atatürk milliyetçiliğine bağlı..."

Gerisini yazmaya bile gerek yok, birinci amacı bu olan bir üniversiteden çıkacak insanların "özgür düşünceli" bireyler olması mümkün mü sizce?

Zaten bizdeki eğitimin amacı, "özgür düşünceli birey" değil, itaatkâr bir sürüye, öğrendiği ezberleri tekrar eden koyunlar yetiştirmektir.

"ATATÜRK'ÜN DİKTATÖR OLDUĞU SAKLANIYOR"

Cumhuriyet'in eğitim anlayışı ve amacı da budur.

Daha sakatlık adından başlıyor, ne demek "milli" eğitim?

Fiziğin, coğrafyanın, biyolojinin, kimyanın "millisi" nasıl oluyor?

Olmuyor tabii ki ama dert çocuklara "fizik" öğretmek değil, dert, Atatürk'ün bir "diktatör" olduğunu saklamak ve bir diktatörlüğü "yeryüzünün tek kutsal ve doğru" yönetimi olarak çocuklara ezberletmek.

"DE Kİ ATATÜRK DİKTATÖR OLMAYA MECBURDU"

"Atatürk diktatör olmak zorundaydı, başka türlü cumhuriyeti kuramazdı" diyenler olduğunu biliyorum, mecbur muydu değil miydi tartışmasına gerek yok bence ama şu soruya gerek var:

"De ki Atatürk diktatör olmaya mecburdu, peki biz o diktatörlüğü hâlâ kutsamaya ve en iyi yönetim biçimi olarak çocuklara ezberletmeye mecbur muyuz?"

"Devletinin ve ordusunun" her yaptığına boyun eğecek, hiç sorgulamayacak, soru sormayacak,(dinsiz) düşünmeyecek, tartışmayacak insanlar yetiştirmek istiyorsak mecburuz tabii.

Biliyorsunuz bizim ünlü bir "Tevhid-i Tedrisat Kanunu"muz var.

"Eğitim birliği" demek.

Bu ülkedeki her ırktan, her dinden, her mezhepten çocuğun "tek elden ve tek merkezden" eğitilmesi anlamına geliyor.

Ankara'da Milli Eğitim Bakanlığı'ndaki "Talim ve Terbiye Kurulu" denen yerde sekiz on adam oturur, bu ülkedeki çocukların neler öğrenmesi ve neleri de "asla" öğrenmemesi gerektiğine karar verirler.

Onların karar verdiğinin dışında hiçbir şey öğretilemez çocuklara.

Düpedüz faşist ve ırkçı bir anlayışı kazırlar çocukların zihnine.

"Bir Türk cihana bedeldir", "Ne mutlu Türküm diyene", "Varlığım Türk varlığına armağan olsun" türünden bir "faşizm parfümü" ciltlerinin altına enjekte edilir, artık hayat boyu o kokudan kurtulamazsın.

Yeryüzünde Türk'ten başka "önemli" insan olduğuna inanmaz, Türk olmayan herkese aşağılayarak, küçümseyerek, kuşkuyla bakarsın.

Bir yandan da "düvel-i muazzama"nın Türk'e düşman olduğunu, hep Türklere kötülük yaptığını, Türkleri andırdığını öğrenirsin.

Böylece hem en büyük, hem de sürekli kandırılan bir salak olmayı aynı anda benimser, en halisinden bir kişilik çatlamasını daha yedi yaşında yaşarsın.

Tarih, diye de baştan aşağı yalan bir hikâye anlatırlar.

Hep biz haklıyızdır, hep biz güçlüyüzdür.

Kürt diye kimse yaşamaz bizim ülkemizde bu "eğitim anlayışına" göre, burada herkes Türk'tür ve herkes varlığını Türk varlığına armağan eder.

Bu eğitime göre İttihatçılardan önceki padişahları "deli, çılgın, manyak, sapık" yalanları masalları , İttihatçılardan sonraki padişahlarının hepsi de "hain, katil, rezil, budaladır".



Bu eğitime göre "dindarlar" yobazdır, Batı kültürünü ve demokrasisini beğenenler "züppedir" ama Batı müziği dinlemeyen ve Batılı gibi giyinmeyenler de "gericidir", Tanzimat bir felakettir...

Türkiye'de sorunun "özü", bizi çocukluğumuzdan itibaren zehirleyen bu eğitim ve bize ezberletilen yalanlardır, bu "milli" eğitimi "gerçek" bir eğitime dönüştürmeden de yaratıcı ve özgür bireylere sahip, gerçekten demokrat bir toplum haline gelmek, emin olun, çok zordur.

Ahmet Altan
#1 - Şubat 06 2012, 00:40:07
"Dini ve namusu olanlar kazanamazlar, fakir kalmaya mahkûmdurlar. Böyle kimselerle memleketi zenginleştirmek mümkün değildir. Onun için önce din ve namus telâkkisini kaldırmalıyız. Partiyi, bunu kabul edenlerle kuvvetlendirmeli ve bunları çabuk zengin etmeliyiz. Bu suretle kalkınma kolay ve çabuk olur.."   Kamâl Atatürk

Ahmet Altan : )

Sanırım sadece az gelişmiş ülkelerde bu kadar geçmişe b.k atılıyor . Şimdi yazılanlara ağzımla gülüyorum , yabancı olsaydım başka bi tarafımı kullanırdım.
#2 - Şubat 13 2012, 01:01:42
‘Olgunlaşmamış insanın özelliği, bir dava uğruna soylu bir biçimde ölmek istemesidir; olgun insanın özelliği ise, bir dava uğruna gösterişsiz bir biçimde yaşamak istemesidir’

J.D. Salinger

Ahmet Altan'ı desteklediğim için değil, yazıda anlatılanların doğru olduğunu bildiğim için paylaştım sadece. Sana göre yalan olabilir bu yazı ya da adamı sevmiyor, desteklemiyor ve o yüzden yazdıklarına inanmak istemiyor olabilirsin. Ancak benim tarihî bilgi birikimime göre yazısındakiler %100 doğru. : )
Diktatörlükle kurulmuş ve halkı katledilmiş, üstelik antlaşmalar ile sınırları ve yapabilecekleri kısıtlanmış olan bir ülkeden ne kadar gelişmesi beklenebilir ki zaten? : )
#3 - Şubat 13 2012, 01:09:18
"Dini ve namusu olanlar kazanamazlar, fakir kalmaya mahkûmdurlar. Böyle kimselerle memleketi zenginleştirmek mümkün değildir. Onun için önce din ve namus telâkkisini kaldırmalıyız. Partiyi, bunu kabul edenlerle kuvvetlendirmeli ve bunları çabuk zengin etmeliyiz. Bu suretle kalkınma kolay ve çabuk olur.."   Kamâl Atatürk

Anlaşmalarla sınırları belirlenmiş ülke tanımıyla ne anlatmak istediğini sorabilir miyim? Gerçekten merak ettim.
Düşünüyorumda anlaşmalarla sınırları belirlenmemiş ülke ikinci dünya savaşanın almanyasıdır italyasıdır japonyasıdır. Sınırları belli değildir yayılmacıdır sınırlarını kendi gücü yettiğince genişletir kimi neyi hangi şehri yok ettiğinin önemi yoktur.
Yine merak ettiğim 'ülke sınırları belli ülkenin genişlemesi nasıl beklenebilir ki?' görüşün. Bir ülkenin coğrafi olarak genişlemesi midir gelişmesi, faşist kokular alıyorum bu cümlenden.
Duygusal açıdan insanı kendinden alır götürür yazdıkların ama o günün şartları ve tarihi nesnellik göz önüne alındığında yüzde seksenlik bir açık veriyorsun.
#4 - Şubat 13 2012, 17:52:55

.. olan bir ülkeden ne kadar gelişmesi beklenebilir ki zaten? : )
Yazımı daha dikkatli okursanız sevinirim.

Size de hak veriyorum tabi. Ülkenin sınırlarının şu Türkiye'den ibaret olduğunu sanıyor olmanız çok normal. Diyeceksiniz ki o Osmanlı idi, parçalanmaya mahkumdu, yıkıldı ancak bunları kurtarabildik. Tabi ki yok öyle bir şey, çok daha fazla toprağa sahiptik. Açtığım konularda bunlara dair bilgiler bulabilirsiniz.

Bahsettiğiniz ülkeler bize göre bir avuç toprağa sahipti elbette savaşarak işgal ederek kendilerine bir sınır belirlediler ancak biz savaşarak ve güya kazanarak topraklarımızı kendi elimizle verdik.

İnanmazsanız da keyfiniz bilir yakında tüm tarihçiler bunları konuşacak zaten..
#5 - Şubat 14 2012, 03:48:59
"Dini ve namusu olanlar kazanamazlar, fakir kalmaya mahkûmdurlar. Böyle kimselerle memleketi zenginleştirmek mümkün değildir. Onun için önce din ve namus telâkkisini kaldırmalıyız. Partiyi, bunu kabul edenlerle kuvvetlendirmeli ve bunları çabuk zengin etmeliyiz. Bu suretle kalkınma kolay ve çabuk olur.."   Kamâl Atatürk

Orada kendi yazdığım kısımda yazım yanlışı yapmış ikinci cümle de düzeltmişim. Bunu tespit etmek yerine cevap vermeyi denseydin fena olmazdı.
Ülkenin toprakları, mustafa kemal hiç varolmasıydı köyünde bir çiftçi olarak yaşayıp ölseydi, acaba hangi sınırlar içerisinde olacaktı? Bilgi edinmek istiyorum senden, de ki şu şu şu orduyla şu iktidar gücüyle şunları başarıp sınırlarımızı şu an ki türkiye sınırlarının dışında şu sınırlara taşıyacaktık. O senaryoyu merak ediyorum ve tarihin taraflı tarihçilerce senin dediğin şekilde yazılacağından ne yazık ki adım gibi eminim.
#6 - Şubat 14 2012, 16:57:32

 Aynı savaşlar tekrar olacaktı daha fazla zafer kazanacaktık, içimizde bir hain olmayacaktı. Lozan'da toprak kaybetmeyecektik ve daha fazla toprağa sahip olacaktık. Kamâl savaşmadı, savaş falan kazanmadı, milli mücadele başlatmadı. Yok öyle bir şey, ben bunları anlatmaya çalışıyorum ama ya anlamıyorsunuz ya da anlatamıyorum..

"Atatürk yoktu,
Düşman çoktu,
Atatürk geldi,
Düşmanı yendi,
Bu güzel ülkeyi,
Bizlere verdi."

Sıyrılın artık bu düşünceden.. Koskoca tarih bundan ibaret değil.
#7 - Şubat 16 2012, 18:50:11
"Dini ve namusu olanlar kazanamazlar, fakir kalmaya mahkûmdurlar. Böyle kimselerle memleketi zenginleştirmek mümkün değildir. Onun için önce din ve namus telâkkisini kaldırmalıyız. Partiyi, bunu kabul edenlerle kuvvetlendirmeli ve bunları çabuk zengin etmeliyiz. Bu suretle kalkınma kolay ve çabuk olur.."   Kamâl Atatürk

Aynı savaşlar tekrar olacaktı daha fazla zafer kazanacaktık, içimizde bir hain olmayacaktı. Lozan'da toprak kaybetmeyecektik ve daha fazla toprağa sahip olacaktık. Kamâl savaşmadı, savaş falan kazanmadı, milli mücadele başlatmadı. Yok öyle bir şey, ben bunları anlatmaya çalışıyorum ama ya anlamıyorsunuz ya da anlatamıyorum..

"Atatürk yoktu,
Düşman çoktu,
Atatürk geldi,
Düşmanı yendi,
Bu güzel ülkeyi,
Bizlere verdi."

Sıyrılın artık bu düşünceden.. Koskoca tarih bundan ibaret değil.
Laflarından anladığım kadarıyla herkese yanlış şeyler öğretilmekte merak ettiğim; sen bu kendince "doğruları" kim yada kimler tarafından öğretildin?
Bilgi kaynağın sadece internet midir?
Bu da 11 kasım 1938 tarihinde new york times gazetesine girmiş bir haber.
http://www.usasabah.com/Guncel/2010/11/10/new_york_times_10_kasim_ataturk

Övmelerinin nedeni sence toprakların verilmesi mi?


Ekonomi [değiştir]
 
Atatürk, Cumhurbaşkanlığı döneminde, sadece bürokratların değil tüm vatandaşların mülkiyet hakkını tanımış ve 1923-1938 döneminde Türkiye ekonomisi ortalama yıllık %7.5 oranında büyüyerek Türkiye'nin GSMH'si Dünya toplamının binde 3.62'sinden binde 6.52'sine yükselmiştir.[89] Atatürk'ün Döneminde Türkiye Cumhuriyeti Dünyanın en hızlı kalkınan ülkelerinden biri olmuştur.[90]
kaynak http://w3.balikesir.edu.tr/~metinay/aysan.htm

Başkası olsa %10-20 büyüyecektik te büyüyemedik mi?

Koskoca tarih nedir ki biz öğrenemedik doğrusunu sen öğrendin? Daha doğrusu kimden öğrendin? O kim, kimden öğrendi?
#8 - Şubat 16 2012, 20:27:08
Bilgi Paylaştıkça Çoğalır
Sizin katkılarınızla büyüyoruz: //www.alternatifim.com

Forum Kullanımıyla İlgili Genel Yardım, Forum Kuralları, İmza Kuralları, Rütbeler, Sıkça Sorulan Sorular
Özel mesajla yardım etmiyorum, sorununuzu forumda belirtebilirsiniz.

Yürü be sahip! Kim tutar seni ;p

Bence etc. fetonun oğlusuuu ;p etc. canım öyle bişeysen benim atamaya bi el atsana, ya daaa bana burs bulabilir misin :Ç
#9 - Şubat 16 2012, 20:49:03
‘Olgunlaşmamış insanın özelliği, bir dava uğruna soylu bir biçimde ölmek istemesidir; olgun insanın özelliği ise, bir dava uğruna gösterişsiz bir biçimde yaşamak istemesidir’

J.D. Salinger

Över tabi amerikalılar.. : ) büyümekten kasıt sadece ekonomiyse şuanda tayyip yeni kurtarıcımız olmalı o zaman.. : ) Madem büyüyorduk neden kendi topraklarımızda maden çıkaramıyoruz? Neden uçak fabrikası kuramadık? Neden petrol çıkarma iznimiz yok? Bunlar sadece birkaçı.. Adamlar övünürler tabi adamlarıyla. Osmanlı yıkılmış bir kere gerisi önemli mi? Türkleri bu topraklara hapsettiler ve köklerini kopardılar. Bizim kanımızda vardı dünyaya hükmetmek. Atalarımız 3 kıtaya hükmetti de biz 90 sene kendimize hükmedemedik. Toprağımıza bir karış toprak ekleyemedik. Ekleyemediğimiz gibi kaybetmemek için uğraşıyoruz yıllardır. (kürt sorunu. Onu da Kamâl sardı zaten başımıza) Çünkü kökümüzden koparıldık, devrildik. Türklüğümüzle övünüyoruz ama bir halt yediğimiz yok. Anca övünmeyi biliyoruz. Atalarımıza bakarak biz Türk falan değiliz aslında.

Nerden mi öğrendim? O zaman kamâl ile birlikte yaşamış kişilerden öğrendim. 
Bak yukardaki yazıya bir köşe yazarı yazmış ve bunun gibi yazan bir çok köşe yazarı da var. Demekki sadece ben böyle düşünmüyormuşum. Yani bildiklerim sadece "bence" değil. Biraz kamâli sorgulamaya cesaret ederseniz siz de anlarsınız. : )
#10 - Şubat 17 2012, 14:37:19
"Dini ve namusu olanlar kazanamazlar, fakir kalmaya mahkûmdurlar. Böyle kimselerle memleketi zenginleştirmek mümkün değildir. Onun için önce din ve namus telâkkisini kaldırmalıyız. Partiyi, bunu kabul edenlerle kuvvetlendirmeli ve bunları çabuk zengin etmeliyiz. Bu suretle kalkınma kolay ve çabuk olur.."   Kamâl Atatürk

Lozanın imzalanma sebebi ataturkün işbirliği yapması değil osmanlıya dayatılan servi kabul etmemesiydi. Tabi buda yanlış bilgi ideolojik tarih empoze etmiş sadece.Doğu da kürdistan ermenistan kuzeyde pontus rum devleti batıda yunan devleti boğazlarda  itilaf komisyonu ile gerçekten de osmanlı son döneminde pek bir umut verir nitelikteydi şaha kalkıp tarih yazmak adına.
#11 - Şubat 17 2012, 18:03:03

Siz öyle biliyorsunuz tabi ki, o bildiklerinizi zamanında bana da anlattılar. Ben bu yazdıklarımı hiçbir tarih bilgim yokken öğrenmedim, birileri gelip bana bunları dayatmadı da. : ) Neyse sanırım bir yere varmayacak bu tartışma.
Şunu da söyleyeyim, onca şeye rağmen çok şükür ülkenin şuanki durumundan memnunum, hani "beğenmiyorsan git" gibi laflar etmenize gerek yok ancak ülkeyi kamâl kurtardı masallarından da vazgeçin artık. : )

Siz en iyisi yukardaki yazıyı tekrar okuyun ve üzerinde biraz düşünün.
#12 - Şubat 17 2012, 20:46:56
"Dini ve namusu olanlar kazanamazlar, fakir kalmaya mahkûmdurlar. Böyle kimselerle memleketi zenginleştirmek mümkün değildir. Onun için önce din ve namus telâkkisini kaldırmalıyız. Partiyi, bunu kabul edenlerle kuvvetlendirmeli ve bunları çabuk zengin etmeliyiz. Bu suretle kalkınma kolay ve çabuk olur.."   Kamâl Atatürk

Okuduğunu bilmek yerine bildiğini okumaya devam et :)
#13 - Şubat 18 2012, 18:17:54

Birisine nasihat etmeden önce uygulayınız. : )
#14 - Şubat 20 2012, 14:12:44
"Dini ve namusu olanlar kazanamazlar, fakir kalmaya mahkûmdurlar. Böyle kimselerle memleketi zenginleştirmek mümkün değildir. Onun için önce din ve namus telâkkisini kaldırmalıyız. Partiyi, bunu kabul edenlerle kuvvetlendirmeli ve bunları çabuk zengin etmeliyiz. Bu suretle kalkınma kolay ve çabuk olur.."   Kamâl Atatürk

Üye:

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.