Alternatifim Cafe

Masonluk

Discussion started on Tarih


Masonluğun Gönye ve Pergel'in ortasında yer alan G harfinden oluşan geleneksel amblemi
 
 
Masonluk, başlangıcının resmi olarak 16. yüzyılın sonu ve 17. yüzyılın başlarına dayandığı düşünülen Kardeşlik organizasyonu. Dünyanın birçok ülkelerinde 5 milyon üyesi ile değişik biçimlerde mevcuttur. Sadece İngiltere, İskoçya ve İrlanda'da 480,000; Amerika Birleşik Devletleri'nde ise 2 milyondan biraz daha az üyesi bulunmaktadır. Masonluğun değişik kolları, arasında Masonluğun yapısal bir kuralı olarak duyurulan üstün bir yaratıcıya inanmanın da bulunduğu bazı moral ve metafizik idealleri paylaşırlar.

Tarihi
 
Masonluğun ilk dönemlerdeki gelişimi biraz tartışmalı bir konudur ve tahminlere dayanmaktadır. İskoçya'da ilk Mason localarının 16. yüzyıl başlarında var olduğunu söyleyebilmek için kanıtlar bulunmaktadır, ve İngiltere'de 17. yüzyılın ortalarında var olduklarına dair kesin kaynaklar mevcuttur. Masonik Elyazması isimli şiir yaklaşık 1390 yılına tarihlenmiştir ve en eski masonik belge olarak bilinmektedir.

İlk Büyük Loca(İngilizce:Grand Lodge of England), Londra'nın daha önceden faal olan dört locası akşam yemeği için bir araya geldiği 24 Haziran 1717 tarihinde kurulmuştu. Bu yapı, çoğu İngiliz Localarının katıldığı bir düzenleyici organa dönüştü. Ancak birkaç loca, yeni yapının bazı modernleştirmeleri tasvip etmesi ve Üçüncü Derece'nin oluşturulması gibi bazı kararlar almasına gücenerek 17 Temmuz 1717 tarihinde "İngiltere'nin Kadim Büyük Locası (Antient Grand Lodge of England-GLE)" isimli rakip büyük locayı kurdular. İki rakip Büyük Loca, 25 Kasım 1813 tarihinde "İngiltere'nin Birleşik Büyük Locası (İngilizce:United Grand Lodge of England-UGLE)" adı altında birleşinceye kadar "Modernler" (GLE) ve "Gelenekçiler(İngilizce:Atiens-Ancients)" diye anılan iki loca üstünlük için birbirlerine hasım oldular.


GLE'yi kuran Londra Locasının Merkezi
 
 
İrlanda ve İskoçya'nın Büyük Locası 1725 ve 1736 yıllarında ardısıra kuruldu. Masonluk 1730'lu yıllanda Gelenekçiler ve Modernler tarafından Kuzey Amerika'daki İngiliz Kolonilerine ithal edildi ayrıca İrlanda ve İskoçya Büyük Locaları pekçok bölgesel büyük localar altında organize olan kardeş localar kurdu. Amerikan Devriminden sonra bağımsız ABD Büyük Locaları eyaletlerde kendilerini oluşturdular.

Masonluğun köklerini Çin'den Ortadoğu'ya, Eski Yunan'dan Şaman rahiplerine, eski Mısır'dan Avrupa'nın şövalye tarikat larına kadar dünyanın çeşitli yer ve topluluklarına dayandırmak mümkündür, zira Masonik ritüel lere bakıldığında ise bu kadim öğretilerin tamamının etkileri görülebilmektedir. Fakat Masonluğun çok uzun yıllar boyunca çalışmalarını büyük bir gizlilik içinde sürdürmesi ve 1390'da Regius el yazmasına kadar hiçbir kayıt tutmamaları sebebiyle, asıl kökeni hakkında net ve kesin bir yargıya henüz varılabilmiş değildir. Tüm dünyadaki Masonlar köklerini M.Ö 10. yüzyılda yapılmış olan Süleyman Mabedi işçilerine dayandırmaktadırlar.
 
Operatif Masonluk
Masonluk, Ortaçağdaki ve Rönesans'taki zanaat örgütünün değişik bir biçimde devamı olarak ortaya çıkmaktadır. Operatif masonluk, duvarcılık mesleğini beden çalışmasıyla ve elle yapılan zanaatkarların kurmuş olduğu meslek birliklerinden ortaya çıkmıştır. Ortaçağda katedral ve kiliseleri inşa eden duvarcı ustalarına mason diye hitap edilmiştir. Bu zanaatkarların mesleki sırları saklamaları için aralarında kullandıkları sembolik anlamlar taşıyan kelimeler ve rumuzlar olmuştur. Aynı zamanda Tanrı'nın evini inşa ettikleri için halk ve din görevlileri arasında masonlar yani duvarcı işçileri kutsal olarak kabul edilmişlerdir. Operatif masonlar toplandıkları loncalarda çalışmalar yapıyorlardı. Aralarında Çırak, Kalfa ve Usta olarak belirlenmiş, becerilerine ve bilgi birikimlerine göre şekillenen bir derece sistemi mevcut olmuştur.
 
Şövalye Kökeni
 
Masonluğun kökleri ile ilgili bir başka çokça tartışılan ve öne sürülen konu ise, Masonların, şövalye kökenli bir topluluk olması ile alakalıdır. Tapınak Şövalyeleri'ne 1307 yılında Vatikan ve Fransa başta olmak üzere çoğu Avrupa krallığı tarafından açılan açık savaşın ardından 1314 yılında İskoçya'nın İngiltere'ye karşı kazandığı Bannockburn zaferinde Tapınak Şövalyeleri'nin kendi kıyafet ve kılıçları ile İskoç kralı Robert Bruce'un yanında savaştıkları, tüm tarih kitaplarında yerini almış bir gerçektir. Rosslyn Şapeli başta olmak üzere Tapınak Şövalyeleri tarafından yapıldığı bugün net olarak bilinen nice kilise ve kale de, bahsekonu şövalyelerin bu dönemlerde Britanya'daki varlıklarını açıkça göstermektedir.

Yoğunlukla, Avrupa ve ABD'de çalışmalarını sürdüren çok sayıda Masonik rit ise Şövalye Masonluğu denen bir janrı kabul etmişler ve çalışmalarını Masonluğun şövalye kökenleri üzerine sürdürmeyi tercih etmişlerdir. Şövalye Masonluğu doğrultusunda çalışmayan ritlerin bile hemen hemen tamamı şövalyeliğe mutlaka bir atıf yaparlar. Örneğin, Türkiye'de de uygulanan, dünyanın en yaygın riti Skoç Riti'nin yüksek derecelerinin çoğunluğu şövalyelik üzerinedir ve şövalye isimleri taşır. İkinci en yaygın rit olan ve özellikle ABD'de yoğun olarak izlenen York Riti'nin en yüksek derecesinin adı Tapınak Şövalyesi'dir.

Masonların kullandıkları pek çok sembolün şövalyelerden gelmiş olması bir sır değildir. Örneğin, Masonların bazı törenlerinde kullandıkları kılıçlar, gerek şekilleri gerek anlamlarıyla bu geleneği yansıtmakta olan şövalye kılıçlarıdır.

Masonluğun köklerini şövalyelere dayandıran görüşlere göre, kimlikleri ortaya çıkan Tapınakçılar, kendilerine -daha önce kıta Avrupasında olduğu gibi- yönelebilecek saldırılardan korunmak için, duvarcı loncaları kimliğine bürünmüş, sembollerini ve çalışmalarını eski duvarcıların sembolleri ile birleştirmiş ve eski sembollerine bu yönlü anlamlar da yüklemiş, duvarcı kimliği ile kendilerini tanıtmışlar, fakat çalışmalarını ve esas yüzlerini her zaman, hatta sonradan aralarına kabul edilen ve henüz belli bir dereceye gelmemiş olan üyelerinden bile gizli tutmuşlardır. Belki bu yüzdendir ki, günümüzde halen izlenilmeye devam edilen Masonik ritlerde de şövalyeliği esas alan dereceler hep yukarılarda yer alır.

Masonluğun kökenleri ile ilgili konular bugün Masonların dahi kesin olarak görüş birliğine varabildikleri bir konu değildir. Farklı obediyans ve ritler, farklı görüşleri öne sürerler. Bugünkünden çok daha gizli olan geçmişlerinde herhangi bir yazılı kayıt tutulmamış olması bunun en önemli sebebidir. Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası'nın da dahil olduğu dünya düzenli Masonluğu da, Özgür Masonlar Büyük Locası'nın dahil olduğu düzensiz obediyanslar da, ritüellerinde Masonluğun köklerini Operatif Masonlara dayandırır, ilk 3 derece ritüellerinde -şövalye yaşam tarzı denebilecek bir anlayışa atıfları saymazsak- şövalyelikten, ismen, bahis açmazlar. Şövalyelik kökleri ile ilgili konular daha ziyade yüksek derecelerde işlenilir.

Bu konuda kimse tarafından reddedilmeyen bir gerçek vardır ki, Masonluğun geçmişinde şövalyeliğin öyle veya böyle bir etkisini yok sayabilmek mümkün değildir ve Masonluk -eğer bütünüyle onlar tarafından kurulmamışsa- Ortaçağın ünlü şövalyelerine çok şey borçludur.
 
İlk Büyük Loca'nın Kuruluşu
 

İngiltere Birleşik Büyük Locası'nın amblemi
 
 
24 Haziran 1717'de İngiltere'de 4 Loca bir araya gelerek, ilk Büyük Loca'yı, İngiltere Büyük Locası'nı kurdular. Kısa zaman içinde İngiltere'deki diğer Locaların da katılması ile genişlemiş ve 1723 yılında Büyük Loca, geleneksel ve kadim yasalarını derleme görevini Protestan bir Rahip olan James Anderson'a vererek ilk yazılı anayasasını oluşturdu ve Masonluğun, ara vermeden sürdürülecek olan, yazılı tarihi ve ilk yazılı yasaları böylece resmen başlamış oldu. Anderson Anayasası (veya Anderson Yasaları veya Nizamnamesi) adı verilen bu kuralların ana hatlarına, bugün halen dünya düzenli Masonluğunca riayet edilmektedir. Her ne kadar Anderson Anayasası kısa süreli bir anlaşmazlığa yol açmış ve York Locası'nın önderliğinde bir grup İngiltere Büyük Locası'ndan ayrılarak ayrı bir Büyük Loca kurmuş olsa da, ancak 1813 yılında bu iki Büyük Loca tekrar bir araya gelerek, bugün varlığını halen sürdüren ve düzenli Masonluğun ilk Büyük Locası olarak kabul edilen İngiltere Birleşik Büyük Locası'nı oluşturmuşlardır. Geleneksel olarak, günümüzde de sürdürüldüğü şekliyle, İngiltere Birleşik Büyük Locası Büyük Üstatları kraliyet ailesi ile soylu dük veya lordlar arasından seçilir.
 
Türkiye'de Masonluk
 
Türkiye'de Masonluğun tarihi çok eski zamanlara, 18.yüzyılın sonlarına kadar uzanır. Bu dönemlerde, Osmanlı toprakları üzerinde çok sayıda İngiliz, Fransız, Alman, İtalyan, İskoç ve İrlanda Locasının varlığı bilinmektedir. İlk başlarda sadece yabancılardan oluşan bu localar, zamanla aralarına Türkleri de kabul etmeye başlamışlar ve belirli sayıya ulaşan Türkler kendi Localarını kurmaya başlamışlardır. Kısa sürede çoğalan bu Türk locaları yeterli sayıya ulaşarak kendi obediyanslarını oluşturmaya başlarlar ve 1909 yılında da, bugün Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası olarak bilinen ilk Türk Büyük Locası'nı kurarlar.

1935 yılında Türk Masonları, meclis içerisinde kendileri aleyhine cereyan eden anti-Masonik hareketler üzerine, dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ve Mustafa Kemal'in özel doktoru Mim Kemal Öke'nin başı çektiği Masonlar, çok yakın oldukları Mustafa Kemal Atatürk ile görüşürler ve sonucunda, derneği bütünüyle kapatma yerine, bu hezeyan geçene kadar çalışmalarına ara vermeyi, Masonik tabir ile uykuya yatmaya karar verirler. Bahsekonu, Masonluk karşıtı hareketlerin başını çeken Mahmut Esat Bozkurt'un önceki yıllarda Mason olmak istediği, Necat Locası'na aday olarak önerildiği ve talepnamesini kendisi doldurduğu, fakat yeterli görülmeyerek başvurusunun kabul edilmediği göz önüne alındığında, bu Masonluk karşıtı hareketin sebebi daha net biçimde anlaşılabilecektir.

Uykuya yatma döneminde Masonlar çalışmalarına sadece resmi olarak ara vermişler, kendi aralarında toplanmaya devam etmişlerdir. 1948 yılında, resmen çalışmaya tekrar başlamışlar ve yeni matrikül numaraları ile yeni Localar kurmaya başlamışlardır.

Türk Masonluğu ise, çeşitli sebeplerle, 1965 yılında ayrılmış ve o güne kadar sadece Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası var iken, 1966 yılında Özgür Masonlar Büyük Locası da ortaya çıkmıştır. Bugün, 14.000 üyesi ile Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası , 3.800 üyeye sahip Özgür Masonlar Büyük Locası ve bu büyük locanın katkılarıyla kurulan 700 üyeli Kadın Mason Büyük Locası çalışmalarını sürdürmektedir.
 
Derece Sistemi
 

En üstünde mason simgesi bulunan İnsan Hakları Beyannamesi
 
Geleneksel dünya düzenli Masonluğu Büyük Locaları, Çırak, Kalfa ve Üstat olmak üzere Masonluğun üç remzi derecesinde çalışırlar. Üstat derecesi, Masonluğun en üst derecesi olarak kabul görür ve Localar da Üstat derecesinin üzerinde herhangi bir derece ne konuşulur ne de bulunur.

Genel olarak 33 dereceli bir sistemin çeşitli tarikat ve cemiyetlere bağlı kimseleri aynı localarda çalıştırmak amacı ile Elias Ashmole'nin düşündüğü kabul edilir. Ashmole, bu sistem içinde, insan düşüncesinin çeşitli dereceleriyle ilgili bilgileri bir gelişim içinde anlatmak, uygulamak amacını gütmüştür. Fakat 33 dereceli sistemi Ashmole'den önce Fransız Masonlarının düşündüğü ve Dante'nin, düşüncelerinden yararlanarak hazırladığı da Jean Palou gibi bazı masonluk tarihini inceleyenler tarafından ileri sürülmektedir. Derecenin bulucusu kim olursa olsun, gerçek olan bugün için 33 derecenin geniş ölçüde kabul edilmiş olması ve belirli görüşleri ve öğretilere işaret etmesidir. Yalnız Ashmole'nin önerdiği 33 derecenin gruplandırılması ile şimdiki gruplandırma arasında fark vardır. Ashmole, 33 dereceyi dört gruba ayırmıştır. Birinci grup 1-3.dereceleri içerir. Operatif Masonluğun çırak-kalfa-usta derecelerine gelmektedir,ikinci grup,15 dereceli olacaktır ve geçmişe ait bütün ananeler parça parça açıklanacaktır. Esası Rose-Croixlardan alınmıştır. Üçüncü grup 13 derecelidir ve Templier Şövalyelerinin geleneklerini yansıtmaktadır. Sonuncusu dördüncü grup, Simyagerlerden alınmıştır ve bütün derecelerin sentezini belirtmektedir. Ashmole'nin bu ayrımına karşılık, şimdiki 33 derece 7 kısma ayrılmaktadır.
Türkiye'deki Mason Localarının da kabul ettiği İskoç Ritüeline göre masonluk 33 derece üzerine düzenlenmiş bulunmaktadır. Her derece belirli bir öğretinin temelini oluşturmaktadır ve kendine özgü sembolleri, kutsal kelimeleri, ritüeli ve ikaf töreni vardır.

Masonlukta 33 derece her zaman kabul edilmiş değildir. Eski Operatif masonlar, yalnız çıraklık ve kalfalık arkadaşlık sınıflarını kabul etmişlerdir. Ustalık ise bir derece olmayıp, yalnızca bir yöneticiliktir. Bu yöneticilik, likayat ve ehliyet esaslarına dayanmıştır. Masonluğun fikri çalışmalar durumunu almasından, Londra Büyük Mahfilinin kuruluşundan sonra da, iki derece kabul edilmiştir. Buna karşılık Ramsayın reformcu davranışları ve mükemmel üstatlar mahfili kurmak isteği, dördüncü dereceyi ortaya çıkartmıştır. Bu arada, masonluğun yalnız Hristiyanlık etkisinde kalmadığını göstermek için, o çağda (XVII. yy.) var olan bütün dini ve fikri temayülleri masonluk içinde temsil ettirme endişesi, birdenbire dereceleri 91'e kadar çıkartmıştır. 1758 yılında, II.Frederick (1712-1786), 33'lüler Süprem Konseyi kurmayı ve İskoç ritinin muntazam bir dereceler sistemine kavuşmasını istedi. Sonunda, 1800 yılında, ilk defa bir 33'ler konseyi Charleston'da kuruldu. Bu konseyden yetki alan masonlar, 1804 yılında Fransa'da, 1805'de italya'da, 1813 yılında Kuzey Amerika'da, 1817'de Belçika'da, 1824'te de İrlanda'da, 1829'de İskoçya'da ve 1861'de Türkiye'de, 33'ler konseyi kurmuş ve 33 derece hemen hemen ortak bir derece sistemi olmuştur. Buna rağmen günümüzde, yalnız dört dereceyi uygulayan bazı Alman Ritleri vardır.

Farklı bir dernek hüviyeti altında ve farklı bir yerde toplantılarını gerçekleştiren, 3. derecesinin üzerindeki dereceler için rit adı verilen Masonik yollar ve öğretiler izlenir. Bu ritlere katılmak veya katılmamak Üstat derecesine sahip Masonların kendi isteklerine kalmış bir seçimdir, zorunlu veya yapılması gereken bir yükümlülük değildir. Bu derecelerin çalışmaları, Masonluğun ilk üç derecesinde verilen öğretilerin gizlerine ve sırlarına daha vakıf olabilmek için yapılan araştırmaların yanısıra yüksek felsefi ve spiritüel çalışmaları da içinde barındırır.

Ülkemizde de takip edilen 33 dereceli Skoç Riti dünya üzerinde en fazla üyeye sahip olan ve bu yönüyle en fazla tercih edilen felsefi dereceler ritidir. Onu, özellikle ABD'de geniş bir kesimce benimsenen York Riti takip etmektedir.
Dünya üzerinde var olan çeşitli ritler içerisinde 99 dereceli Memfis-Misraim Riti gibi yoğun bir çalışma gerçekleştirenleri var olduğu gibi, tek dereceden oluşan bazı ritler de vardır.

Herhangi bir ritte, dördüncü derece ve yukarısına devam edebilmek için Büyük Loca'ya bağlı olarak çalışan düzenli bir Locada Üstat derecesine sahip olmuş olmanın yanısıra, bu ana Loca ile ilişkilerinin herhangi bir dönemde düzensiz olmaması ve yükümlülüklerinin aksatılmadan yerine getirilmesi gerekir. Kendi Locasında düzensiz ilan edilen bir üyenin, yüksek derecelerdeki üyeliği de otomatik olarak düşer.

Masonluktaki dereceler:
1. Derece: Çırak
2. Derece: Kalfa
3. Derece: Usta
4. Derece: Ketum Üstat
5. Derece: Mükemmel Üstat
6. Derece: Sır Kâtibi
7. Derece: Nazır
8. Derece: Bina Emiri
9. Derece: Dokuzlar?ın Seçilmiş Üstadı
10. Derece: Onbeşler?in Seçilmiş Üstadı
11. Derece: Yüce Seçilmiş Şovalye
12. Derece: Üstat Mimar
13. Derece: Solomon Krallığı?nın Şovalyesi
14. Derece: Yüce Üstat (Kutsal Kubbe Büyük Seçilmişi)
15. Derece: Doğu Şovalyesi (Kılıç Şovalyesi)
16. Derece: Kudüs Prensi
17. Derece: Doğu ve Batı Şovalyesi
18. Derece: Salipverdi Şovalyesi (Güllü Haç Şovalyesi)
19. Derece: Büyük Pontif (Yüce İskoçyalı)
20. Derece: Düzenli Locaların Büyük Saygıdeğer Üstadı
21. Derece: Prusya Şovalyesi
22. Derece: Lübnan Prensi (Kral Baltası)
23. Derece: Sır Sandığı Başkanı
24. Derece: Sır Sandığı Prensi
25. Derece: Tunç Yılan Şovalyesi
26. Derece: İskoçyalı Papaz (İnayet Prensi)
27. Derece: Kudüs Tapınağı?nın Hakim Amiri
28. Derece: Güneş Şovalyesi
29. Derece: Saint Ande Büyük İskoçyalısı
30. Derece: Seçilmiş Büyük Kadoş Şövalyesi
31. Derece: Büyük Müfettiş Kumandan
32. Derece: Kutsal Sır Yüce Prensi
33. Derece: Hâkim Büyük Genel Müfettiş
#1 - Mart 10 2010, 11:20:41
‎ Unutma! Kendine yarattığın dünyada, içine aldığın tüm vatandaşlar arasında en 'solcu' benim!
Mercey.


Şimdi efendim,bu zevatın meşhur bir işareti vardır.Sağ ellerini kalp üzerine falan koyarlar.Öyle poz verirler.Hangi akla hizmet böyle bir işaret edindiklerini bilmiyorum,fakat vardır,gerçektir,reeldir.

Bazılarının ölüsüne bile taptıkları lenin :



siyonist uşağı alçak komünist marx :



insan kasabı stalin :




İlk ve en önemli mağlubiyetini bizim Osmanlı dedelerimizden alan napolyon :


elin komünisti,kapitalisti,faşisti mason olurda,bizim dallı daşşklı ergenekoncularımız neden mason olmasın? bizimkilerin neyi eksik onlardan? neyi kısa? :) kim bilir belkide tesadüfen böyle çıkmışlardır,elcağızları üşümüştür eski genelkurmay başkanı zat-ı muhteremlerin:



hitler,mao,george washington,mussolini başta olmak üzere bir zamanların meşhur tüm devlet başkanlarının ve diktatörlerin buna benzer fotoları vardır,var.çok aradım ama bulamadım bir türlü.bulduğum an koyucam buraya,burada.
#2 - Mart 12 2010, 01:30:25
Yaşamak rüyasında gerçeği görmek...

Vay arkadaş yaa. Bu kadar önemli ve etkili bir oluşumun böyle tırt bir simgesi olabilir mi? (lan böyle önemli ve etkili bir oluşum derken sağ elim kalbim üzerine gitti biraz, işkillendim) Hadi oldu diyelim, bu oluşumun üyeleri böyle dravdan simgeyle apaçık Mason olduklarını neden göstersinler? Madem bu Siyonist Komünist Emperyalist Yahudi Alçak (SKEYA)Masonların dünyayı birtakım alçakça oyunlarla kandırma niyetleri var böyle bezelye beyinli Amerikancılara ne diye mavra malzemesi etsinler kendilerini. Sağ el kalp üzerinde he?
#3 - Mart 12 2010, 22:48:44

Yeni!
100810
#4 - Mart 12 2010, 23:10:43
« Son Düzenleme: Nisan 07 2010, 15:39:07 Gönderen: hebâL-i fesâne »
Hakk ulaşır. Hakkı bırakmaz, alır.

Lenin Siyonizmi proletarya bilincine zararlı bir Yahudi faaliyeti olarak addetmekteydi. Kendini Komünist olarak niteleyen Siyonist partinin üyeliğini de Enternasyonal o dönemde reddetmişti. Sınıf mücadelesini samimiyetle sürdüren böyle düşünürler ve tatbik ediciler sizin sinsi teorilerinizde belirtildiği gibi takiyeci olmamışlardır. (Stalin'in samimiyetine inanmadığımdan onunla ilgili bir yargıda bulunmuyorum) Yani biraz samimiyete inanmaya ihtiyacımız var değil mi? (Peki benim bunları yazarken arada göğüs kılımı kaşıyıp şöyle Stalin gibi uzaklara boş bakmam uygun oldu mu? Olmadı galiba)
#5 - Mart 12 2010, 23:50:45

Yeni!
100810
#6 - Mart 13 2010, 00:07:06
« Son Düzenleme: Nisan 07 2010, 15:37:13 Gönderen: hebâL-i fesâne »
Hakk ulaşır. Hakkı bırakmaz, alır.

Vay arkadaş yaa. Bu kadar önemli ve etkili bir oluşumun böyle tırt bir simgesi olabilir mi? (lan böyle önemli ve etkili bir oluşum derken sağ elim kalbim üzerine gitti biraz, işkillendim) Hadi oldu diyelim, bu oluşumun üyeleri böyle dravdan simgeyle apaçık Mason olduklarını neden göstersinler? Madem bu Siyonist Komünist Emperyalist Yahudi Alçak (SKEYA)Masonların dünyayı birtakım alçakça oyunlarla kandırma niyetleri var böyle bezelye beyinli Amerikancılara ne diye mavra malzemesi etsinler kendilerini. Sağ el kalp üzerinde he?

şekerim onu git masonlara sor.bana değil.


Lenin Siyonizmi proletarya bilincine zararlı bir Yahudi faaliyeti olarak addetmekteydi. Kendini Komünist olarak niteleyen Siyonist partinin üyeliğini de Enternasyonal o dönemde reddetmişti. Sınıf mücadelesini samimiyetle sürdüren böyle düşünürler ve tatbik ediciler sizin sinsi teorilerinizde belirtildiği gibi takiyeci olmamışlardır. (Stalin'in samimiyetine inanmadığımdan onunla ilgili bir yargıda bulunmuyorum) Yani biraz samimiyete inanmaya ihtiyacımız var değil mi? (Peki benim bunları yazarken arada göğüs kılımı kaşıyıp şöyle Stalin gibi uzaklara boş bakmam uygun oldu mu? Olmadı galiba)

ne komplo teorisi yahu? ne içtin sen,kafan mı güzel? :) bekle ama sen bekle,alayının fotosunu senin gözbebeklerine kadar sokucam.
gönül verdiğin ideolojiyi kuranların ne mal olduklarını gör.bırak işçiyi,köylüyü.sizi işçi köylü amele diye yıllarca düdükleyenler,komünist diktatörlüğü kurar kurmaz kapitalizmin idealleri ile paralel hareket ettiler.senin ifadenle,"emperyalizm" aynıydı.sadece rengi değişikti.kapitalist ideoloji tüm parayı siyonistlerin elinde toplarken,komünist ideoloji de insanların mal mülk edinme hakkını elinden alarak siyonistin ekmeğine şeysini sürüyordu.
demek leninin samimiyetine inandığın için resimlerini kabul etmiyorsun? öyle mi?   (6) sen nasıl devrimcisin la?  :Ç (6) (6) birinizde ciddiye alınacak iki kelam etsin be kardeşim.
#7 - Mart 13 2010, 00:52:19
Yaşamak rüyasında gerçeği görmek...

Komünist ideolojinin adam gibi yanlışlarını, bu yanlışlara karşı ne yapılabileceğini, kapitalist düşünceye karşı neler geliştirilebileceğini ortaya koymaktan imtina ederek böyle şaka gibi komplo teorileriyle işi kotarmaya çalışıyorsunuz. Ya arkadaş sen ciddi ciddi bu fotoğrafları gördükten sonra benim "yanlışlardan" dönüp liberal ekonomiye avdet edeceğimi falan mı sanıyorsun? Lenin'in samimiyetine inandığım için resimlerini kabul etmiyormuşum bak. Sanki sanırsın bana Siyonist bir kurumun içinde, Siyonist arkadaşlarıyla enseye şaplak dostluğu ile yakalandığı fotoğrafı göstermiş, sanırsın bana Dünyayı Gizli Yönetenler Derneği/Çok Gizli (DGYD/ÇG) partisinin bir toplantısında objektiflere yakalanışını vermiş.  Ben bu fotoğrafın neresini aklamaya çalışayım? Bugün biri gelsin desin ki telefonu yukarıya kaldırıp çekmek Masonik bir simgedir diye; kimsenin gıkı çıkmaz, bazıları inanır hatta. Çünkü buna karşı geliştirebileceğin bir argüman yok, buna mukabele etmek en az ortaya atılan teori kadar saçma olacaktır, zira bu eylemin bir nedeni yok ki öyle olmadığını kanıtlayabilesin, milyonlarca insanın perde arkasındaki sinsi işlere ortak olduğunu kabul etmek zorunda kalırız sonra. Bu yeleğin cebine elini sokup da poz vermek gibi bir şey. Ha ayrıca bu elbette İslamcı-Amerikancı ortak yapım kişilerin ortaya koyarken çok zeki olduklarını sandıkları, gülme ihtiyacından fazla bir şeyi karşılamayan bir komplo teorisidir yine. Yoksa senin zekice bir hareketle iki-üç fotoğraf koyarak bu ideolojinin hain, iblis Siyonist ajan provokatörlerin oyuncağı olduğunu kanıtladığın yok. Sana goygoycu şoven derken haksız mıydım ne olursun kırma beni. Bu kaçıncı herze?

Ortaya koyduğun yazının kaynağını, Lenin'in ağzından çıktığını kanıtlayan gazete veya derginin-metnin tarihini koy buraya. Ben baktım Amerikalı bir zenginin hatıratıymış bu. Yani hikayemiz şöyle gelişiyormuş, pembe dizi tadında: Bu halim selim Amerikalı sermayedarımız kötü durumdaki Rusya'ya para hibe etmek peşindeymiş, bu sırada türlü türlü rüşvetler yedirerek Lenin'in yanına gelmiş. Ama Lenin ne kadar korkunç, bakınız nasıl tasvir ediliyor: "Mongol tipi malum başı, eskimiş bir kuru peynirden yontulmuşa benziyordu. İğrenç dudakları arasından, daha şimdiden bir ölü kafasınınki gibi korkunç, iki sıra diş görünüyordu. Geniş ve çıplak kafası müstehase haline gelmiş bir canavarın alın kemiğinden yontulmuş bir barbar intibaı veriyordu." Hele heleeee. Bir ara yabasını çıkarıp şöminedeki ateşi harladı diyecek sandım. Sonra bu malum tasvirden sonra Lenin'in ebleh dudaklarından bu saf Amerikalı hayırseverimize yapılan itiraflar geliyor. Yahu bu adam hakikaten bu kadar aptal mı? Takiyeci olsa ne diye Amerikalı bir zenginin eline bir koz geçmesini istesin. Yanında onlarca arkadaşı var, pekala Troçki'yi çağırıp "bu köylülerden nefret ediyorum" diyebilir de. Ama köylüler hakkında yaptığı tahliller de vardır, bekleyiniz. Yani bu şekilde Amerikanvari anti-komünist propagandaları bıraktığımızı zannediyordum. Böyle imzasız, tarihsiz onlarca iftira metinleri olacaktır ki bu doğaldır. Ama bunu salt kendi politikalarına uygun diye buraya koymak ciddi bir ikiyüzlülüğü gösterir. (Buna gerçekten inandığını varsaymak istemiyorum)

"Tüm Rus köylü ailelerinin hemen hemen üçte-ikisinin, yani büyük çoğunluğunun kır yoksulları olduğunu daha önce söylemiştik. Her şeyden önce atsız ailelerin sayısı şimdi en az üç milyon ile üç-buçuk milyon arasındadır, belki de daha çoktur. Her kötü yıl, her kötü ürün, onbinlerce işletmeyi yıkmaktadır. Nüfus artıyor, gittikçe daha yoksulca yaşanıyor, ama verimli toprakların tümüne şimdiden toprak sahipleri ve zengin köylüler elkoymuşlardır. Ve her yıl, yıkım daha çok insana ulaşıyor, insanlar kente, fabrikaya çalışmaya gidiyorlar, tarım gündelikçisi ve vasıfsız işçi oluyorlar. Atsız köylü, hiç bir şeyi olmayan kimsedir. Bir proleterdir. Toprakla ya da kırsal işletmesiyle değil, ücretli emeği ile yaşıyor (yani yaşayabildiği kadar ya da daha doğrusu iyi-kötü idare edebildiği kadar yaşıyor). O, kent işçilerinin öz kardeşidir."

(Lenin, İşçi Sınıfı ve Köylülük)

Burada görüldüğü gibi zenginleşmiş köylülerin ve toprak sahiplerinin tahakkümü altında inleyen parasız köylülerin aslında ücretli emeği ile yaşadığı söylenilmiş ve bunlar, kentteki işçilerin öz kardeşi olarak görülmüş. Kentteki işçilerin öz kardeşi demek bu köylülerin devrimde en az bu işçiler kadar itici güç olacağını kanıtlar. Bunun bilincinde olan Lenin yoksul köylü hakkında aynı eserinde şunları da der:

"İşletmeci sürekli gerileme durumunda, sürüsü yemsizlikten kötü durumdadır - köylünün toprağına gereği gibi bakacak gücü yoktur. Tek atlı köylü (hayvanların yemi hariç) bütün işletmesi için, örneğin Voronej ilinde, yılda en çok yirmi ruble harcayabilir, (Zengin köylü on kat fazlasını harcar.) Toprak kirasını ödemek, hayvan satın almak, saban ve diğer aletleri onarmak, çobana para vermek ve geri kalan bütün işler için yılda yirmi ruble! Bununla aile geçindirilir mi? Ne büyük bir sıkıntı, ne biçim bir zindandır, ne sürekli bir işkencedir bu"

Onların sorunları hakkında geniş çapta bir araştırma yapıp, sonra bundan duyduğu üzüntüyü ve tiksintiyi dile getirmiştir. Ve onları devrimin temel ögelerinden biri yapmıştır, değil nefret etmek, ortadan kaldırmak; durumları hakkında en ufak alay bile yoktur. Hatta mujikin bir çocuk olduğundan ve onlara bakması için bir dadı gerektiğinden dem vuranlara da bunun tam tersini iddia eden cevaplar vermiştir.

"Köylüler kendi işlerini kendileri düzenleme, yeni yasaları kendileri düşünme, önerme ve yürütme özgürlüğünün verilmesi isteminde bulunmalıdırlar."

Derken köylünün toprağını serbestçe tasarruf etmesini sınırlayan engelleri kaldırmak amacıyla önerilerde bulunur.

"Köylüler, toprağın topluluğa ait olmasını isterlerse, hiç kimse onları engellemeye cüret edemeyecektir, ve kiminle ve nasıl isterlerse öyle bir birlik kuracaklardır; kendi istedikleri gibi, tam özgür bir komün sözleşmesi yapacaklardır. Ve hiçbir memurun, köylülerin ortak işlerine burun sokmaya kalkışmasına izin verilmeyecektir. Ve hiç kimsenin köylüyü kandırmasına ve mujik için sınırlamalar ve yasaklar koymaya kalkışmasına izin verilmeyecektir."

Görüldüğü üzere kendisi Amerikancı üsluplarla belirtildiği gibi bir halk düşmanı değildir. Kent işçisinin ve onun öz kardeşi diye belirttiği köylünün kaderi ve kurtulmak için hangi programları uygulayacağı Rus toplumunda en gerçekçi ve somut bir şekilde Lenin tarafından verilmiştir.
#8 - Mart 13 2010, 11:30:51
« Son Düzenleme: Mart 13 2010, 12:51:41 Gönderen: vyacheslav »

Yeni!
Şu akla hizmet öyle fotoğraf çektirmiş olabilirler:
Alıntı
Musa, "ya bana inanmazlarsa?" dedi, "Sözümü dinlemez, 'Rab sana görünmedi' derlerse, ne olacak?"
Rab, "Elinde ne var?" diye sordu. Musa, "değnek" diye yanıtladı.
Rab, "'Onu yere at" dedi. musa değneğini yere atınca, değnek yılan oldu. musa yılandan kaçtı.
Rab, "Elini uzat, kuyruğundan tut" dedi. Musa elini uzatıp kuyruğunu tutunca yılan yine değnek oldu. rab, "Bunu yap ki, ataları İbrahim'in, İshak'ın, Yakup'un tanrısı Rab'bin sana göründüğüne inansınlar" dedi.
Sonra, "elini koynuna koy" dedi. Musa elini koynuna koydu. Çıkardığı zaman eli bir deri hastalığına yakalanmış, kar gibi bembeyaz olmuştu.
Rab, "elini yine koynuna koy" dedi. Musa elini yine koynuna koydu. Çıkardığı zaman eli eski haline dönmüştü.
Rab, "eğer sana inanmaz, ilk belirtiyi önemsemezlerse, ikinci belirtiye inanabilirler" dedi.
Tevrat
Üçüncü derece nizam duruşu.

http://d.resim.im/2010_04_01/5839890-george_washington.jpg
Corç Waşintın

http://d.resim.im/2010_04_01/6104585-adsizz.jpg
Leon Trotsky

Stalin, Lenin, Marx, Trotsky her birinin yahudi asıllı olmaları ne büyük bir tevâfuktur ? (:

"Behind the October Revolution there are more influential personalities than the thinkers and executors of Marxism" Lenin ???
#9 - Nisan 01 2010, 15:00:43
« Son Düzenleme: Mayıs 04 2010, 18:49:50 Gönderen: Armoni »
Bat dünya bat.
Kör ol da, piyango bileti sat.

Üye:

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.