Alternatifim Cafe

50'lik anne: "İkizler beni gençleştirdi"

Discussion started on Magazin


Füsun Demirel: Onlara geç sahip oldum ama birlikte yaşayacağımız yıllar hayatımın 'altın yılları' olacak


Yaklaşık 2.5 ay sonra 50 yaşında ikiz bebek annesi olmaya hazırlanan usta oyuncu Füsun Demirel: Gençlikte kariyer peşinde koşarken, çocuk yapmaya cesaret edemedik. İkizlerime geç sahip oluyorum ama bundan sonrası hayatımın altın yılları olarak yaşanacak..

Usta oyuncu Füsun Demirel, 2.5 ay sonra tam 50 yaşında ikiz bebek annesi olacak. Demirel'in hamile kalmasıyla ilgili yumurta naklinden, sperm bankasına kadar birçok yöntem ihtimali ortaya atıldı... Demirel bunları yalanlarken, sadece 'tıbbın ilerlemiş imkanlarından yararlandıklarını' ancak bu konuda hiçbir zaman detaylı konuşmayacağını söyledi... Mesleğin ilk yıllarında 'kariyer peşinde koşmaktan' çocuk sahibi olamadığını belirten Füsun Demirel'le 50 yaşında hamile olmanın bir sanatçıya yaşattığı duygular üzerine konuştuk...

BİRİ KIZ BİRİ ERKEK OLACAK

* Dizilerin uzunluğu ve yoğun çalışma koşulları genelde oyuncuları zorluyor. Hamile olarak böyle çalışmak sizi yormuyor mu?

Artık 6.5 aylık hamileyim. İkiz oldukları için karnımda, tek bebekteki 8.5 aylık bir gebeliğin görüntüsü var. Oldukça hızlı gelişiyorlar. Bu dönemde çalışmak beni çok zorluyor. Hele sahnelerin yoğun yazıldığı bölümlerde sette doğuruvereceğim zannediyorum. Üstelik bizlerin çalışma koşulları da malum. Maden işçilerinden daha da ağır şartlarda çalışıyoruz. Her hafta 90 dakikalık bölüm yetiştiriliyor. Dolayısıyla herkes pek insani olmayan şartlara mahkum. 'Tatlı Bela Fadime' ekibi bana son derece özen gösterse bile ben de bu şartlarda elbette zorlanıyorum.

* Annelik her kadın için büyük bir mutluluk kaynağıdır. Sizin hamileliğe dair duygularınız neler?

Anaç bir karakterim var. Gençliğimden beri böyleyim. Anneliğe hep hazırdım zaten. Başka çocukların, gençlerin anneleri gibiydim tüm yaşamım boyu. Kol kanat germeyi, birilerine omuz vermeyi seviyorum. Yaradılışım böyle. Şimdiyse hep düşlediğim kendi bebeklerime kavuşma günümün heyecanını yaşıyorum. İçimde kıpır kıpır hareket ettikleri zaman havalara uçuyorum. Biri kız, biri erkek olacak... Bu da Allah'ın bir hediyesi. Duyguları anlatmak zordur ama şu sıralar aşırı duygusalım. Her ultrason gününde onları gördükçe sevincim katlanıyor. Şimdi zaman yaklaştıkça buluşma günümüzün heyecanını yaşıyorum. Onlara çok geç sahip olacağım belki ama birlikte yaşayacağımız yıllar hayatımın altın yılları olacak. Üstelik şimdiden öylesine gençleştirdiler ki beni. Galiba ikizlerim sayesinde uzun yıllar yaşlanmayacağım.

* Yaşınızı göstermiyorsunuz ama yine de 50 yaşında anne olacaksınız. Buna nasıl karar verdiniz? Bunun için geç kaldığınızı düşünüyor musunuz?

Geç kaldım duygusu yok, olsaydı, biraz da cesaret isteyen bu kararı vermezdim. Her kadının anne olma isteği vardır diye düşünüyorum. İçgüdü çünkü. Daha önceleri olabilirdi ama biz mesleğimize öylesine kaptırdık ki kendimizi! Bakın pek çok meslektaşım çocuk sahibi olmamıştır. İlk yıllar iki yakayı bir araya getiremezsin. Sonraları işler yoğunlaşır, kariyer duygusu öne çıkabilir. Yıllar geçtikçe çocuksuzluğun özgürlüğü iyi gelmeye başlar. Sorumlu olduğun kimse yoktur. Biz çocukları çok sevmemize rağmen cesaret edemedik. Demek doğru zaman şimdiymiş.

İŞİMİZLE ANILMAK İSTEDİK

* Hamileliğinizin ilk dönemlerinde 'Yumurta nakli yoluyla' ya da 'Sperm bankasından hamile kaldı' iddiaları ortaya atılmıştı...

Bugüne kadar magazin mağduru olmadım çünkü magazinel bir hayatımız yoktu. İşimizle var olmayı, ürettiklerimiz ve başarılarımızla saygın şekilde anılmayı tercih ettik. Bu bizim hayata bakışımızla ilgili. Magazin kulaktan dolma ne varsa onu yazan bir çeşit asparagas haberciliği haline geldi ve insanların özeli, mahremi, duyguları altüst edildi. Bu sistemin kirliliği, dibe vuruşuyla beslenenlerle, bunun mağduru olanların ortak platformu. Biz bunu atlattık... Zaman ve bebeklerimizin bizlere kattığı duygular her şeyi atlatmamıza yardım ediyor.

UMUDUMUZU YİTİRMEDİK

* Canlandırdığınız karakterlerin aksine kırılgan bir yapıya mı sahipsiniz?

Oldukça kırılganım. Hatta biraz fazla. Beni tanıyanlar şaşırıyor çünkü; oynadığım rollerle alakam yok.

* Annelik duygusu sizi nasıl değiştirdi, nelerden vazgeçtiniz?

Henüz her şey eskisi gibi sürmekte. Annelik duygum yaşamımda büyük değişiklikler yaratmadı. Artık biraz daha canımı düşünür oldum o kadar. Hayatıma en güzel duygular katan bana psikoterapi gibi gelen kedilerimden vazgeçmek üzereydim... Çünkü uzun yıllar yan yana olamazlar. Şimdi hayatımızı onlara göre düzenliyoruz. Kediler de bebekler de hem hayatımda olup, hem bebeklerin zarar görmeyeceği bir planlama yapıyoruz. Bahçeli bir eve taşınmak istiyoruz. Sonuçta her şey yolunda gidiyor.

* Ülkenin durumu ve çocuklarınızın geleceğiyle ilgili zaman zaman endişelere kapılır mısınız?

Elbette kapılırım. Ülke gidişatı aydınların, düşünen insanların tümünün ortak endişesidir. Endişeli olmak biraz harekete geçmeyi de sağlar. Kişisel olarak çocuklarıma iyi bir gelecek kazandırsam da, ülkenin şartları dibe vurmuşsa bundan her kesim etkilenir. Hayat boyu endişe bizi bırakmadı ama umudumuzu asla yitirmedik. Bu ülke günün birinde kendilerini ve düşüncelerini özgürce ifade edebilen gençlerin ülkesi olacak.

Üretimi ölünceyedek bırakmam!

* Sizce neden uluslararası alanda tanınan Türk oyuncular çıkmıyor? Sinemamız neden yurtdışında daha fazla söz sahibi değil?

Sinemamız bir sanayi haline gelemedi. Hâlâ fazlaca tanınmıyor. Sinema uluslararası bir pazar ama biz maalesef onun içine girmeyi başaramıyoruz. Tek tük kişisel başarılar oluyor. Nuri Bilge Ceylan, Fatih Akın örneği gibi. Sinemamız tanınmadığı sürece oyunculara da pek şans kalmıyor. Tanınmamıza en büyük katkı ise İstanbul Uluslararası Film Festivali.

* Tanıtım için hükümetin desteği olması gerekli değil mi?

Bunun için hükümetlerin kültür politikaları yok. Asla umurlarında falan da değil. Siyasiler, sanatı ve sanatçıyı yanında dolgu malzemesi olarak görmeyi sürdürüyor. Altyapısı gelişmemiş, sendikal örgütlenmesi olmadığından çalışma ve sosyal şartları dibe vurmuş, fikri haklar konusunda yasaya rağmen dünyada en büyük ihlalin yapıldığı bir ülke sinemasından; yurtdışında nasıl bir başarı beklenebilir?

Üretimi ölünceyedek bırakmam!

* Herkesin yarış içinde olduğu oyunculuk dünyasında siz daha nitelikli roller peşinde koştunuz ve çok sayıda ödül aldınız. Bu durum özel bir tercih miydi?

Proje seçtim ama bana da muhteşem projeler geldi. Biraz şans, biraz da mesleğe özenli ve disiplinli bakışım etken oldu. Rolün büyüklüğü değil, etkisi önemli...

* Komedi ağırlıklı rollerinizde genelde hayatın tüm zorluklarına rağmen komik olabilen mahalle kadını tiplemesi çiziyorsunuz. Çevrenizde etkilendiğiniz böyle birileri var mıydı?

Hayır; çevrede olması gerekmiyor zaten. Yasam boyu insan karakterlerini tahlil ederiz. Bizler farklı gözle bakarız hayata. Davranışları süzüp, biriktiriyoruz. Karakter yaratmak için birikim; bir ömre yayılır aslında. Bir de senaryoda yazılanı iyi algılamak, dersini iyi çalışmak gerekir.

Çocuklarınızı büyütürken bir yandan da dizi ve filmlerde oynamaya devam edecek misiniz?

Üretimimi ölene kadar bırakamam. Mesleğimi seviyorum. Başlangıçta çalışmayacağım ama ikinci yayın döneminde teklifleri değerlendireceğim.

* Önümüzdeki dönemde nasıl bir hayat planlıyorsunuz, yapmayı istediğiniz projeler neler? Kameralardan, sahneden uzak bir hayat planınız var mı?

Büyük planlarımız yok. Meslekten uzaklaşmak istemiyorum. Niye uzaklaşayım ki? Daha uzun yıllar izleyicileri mutlu etmeyi istiyorum. Oyuncu emekli olmaz. Bebeklerimi sette de büyütebilirim, bahçeli büyük bir evde hayatımda tüm sevdiklerimle birlikte yaşamak istiyorum.

Günaydın
#1 - Haziran 02 2008, 17:23:50
''Cehennem, başkalarıdır. ''

Üye:

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.