Alternatifim Cafe

Son İletiler

Sayfa: 1 2 3 [4] 5 6 ... 10
31
İslam Dünyası / KUR’AN’IN FARKLI HİTAP ŞEKLİNİ, NASIL ANLAMALIYIZ?
« Son İleti Gönderen: halukgta Şubat 01 2021, 11:57:50 »

Bugünkü makalemin konusu, KUR’AN DA GEÇEN HİTAPLAR KONUSU ÜZERİNE OLACAK. Kur’an ayetlerine baktığımızda, ayetlerin çok farklı hitap şeklini görebiliriz. Örneğin Allah özellikle Elçisine hitap ederek, bazı ayetler gönderdiğini görürüz. Ey iman edenler diye, tüm inananlara hitaplarda vardır. Ey Âdemoğulları dediğinde tüm insanlara hitap eder. Özellikle daha önce kitap gönderilenleri kast ederek, Ey kitap Ehli hitaplarını da görebilirsiniz. Özellikle azgınlıkları ve Allah ın ayetlerine karşı gelişleri ve onlara verilen cezalardan bahsederken de, Ey İsrail oğulları şeklinde hitaplarda vardır. Bunun yanında Ey kâfirler diyerek hitap ettiği, yoldan sapmışlardan örnekler vardır Kur’an da. Cahiller, sapkınlar şeklinde de indirilen ayetleri görebilirsiniz. EN ÖNEMLİ UYARILARDA, EY İMAN EDENLER ŞEKLİNDE GEÇER. Bu hitapları çoğaltabiliriz.

Kur’an da öyle bir anlatım şekli vardır ki, Allah bizleri geçmiş kavimlerin yaptığı yanlışlardan örnekler vererek uyarır ve aynı yanlışları yapmamamız içinde ikaz eder. Bu ve benzeri uyarıların bir kısmı, direk Allah kullarına hitap ediyor şeklinde değil, alınan emri melekleri bizlere elçisi kanalıyla iletiyor şeklinde bizlere ulaşır. ÇOK DAHA ÖNEMLİSİ BU AYETLER ALLAH I BİZLERE TANITIR, ONUNLA BULUŞTURUR, ALLAH A NASIL DUA EDECEĞİMİZ, ONU NASIL TESBİH EDECEĞİMİZ DETAYLI ANLATILIR. Fatiha örneğinde olduğu gibi.  Daha önce söylediğim gibi, Ayetlere baktığımızda bu hitapların bir kısmının direk Allah tarafından yapıldığını gördüğümüz halde, birçok ayetin de farklı bir şekilde bizlere ulaştığını görürüz.

Mümin 60. ayette de, adeta Allah ın sözleri aktarılarak şöyle söylenir. “RABBİNİZ ŞÖYLE DEDİ: “BANA DUA EDİN, DUANIZA CEVAP VEREYİM. BANA KULLUK ETMEYİ KİBİRLERİNE YEDİREMEYENLER, AŞAĞILANMIŞ BİR HÂLDE CEHENNEME GİRECEKLERDİR.” Yani arada ayetleri aktaran aracı vardır. Hicr 9. ayette de,”KUR’ÂN’I KESİNLİKLE BİZ İNDİRDİK; ELBETTE ONU YİNE BİZ KORUYACAĞIZ DİYE GEÇER.” Ayete dikkat ettiyseniz, tekil değil çoğuldan bahsediliyor ve Kur’an ı biz indirdik diyor. Buna benzer birçok ayet vardır. Peki, bu bilgiler/ayetler nereden indirilmiş olabilir. Biz derken kimler bunlar? Kur’an da ki bu hitaplara ve ayrıntılara baktığımızda, Kur’an ın Allah katında korunan ana kitaptan, melekleri aracılığıyla bizlere ulaştığını anlıyoruz. BU ANA KİTABIN, ÇOK DAHA ÖNCEDEN KAYDA ALINMIŞ OLDUĞU ANLAŞILIYOR. DETAYINI ALLAH BİLİR. Konuyla ilgili ayetleri hatırlayalım.

Büruç 21–22:  HAKİKATTE O, KORUNMUŞ LEVHADA/LEVH-I MAHFÛZ’DA BULUNAN ŞEREFLİ KUR’ÂN’DIR. (Bayraktar Bayraklı)

Kaf 4: Şüphesiz biz, toprağın onlardan neyi eksilttiğini biliriz. KATIMIZDA HER ŞEYİ SAKLAYAN BİR KİTAP VARDIR. (Bayraktar Bayraklı)

Hadid 22: Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki, BİZ ONU YARATMADAN ÖNCE, BİR KİTAPTA YAZILMIŞ OLMASIN. Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır. (Diyanet vakfı)

Neml 75: GÖKTE VE YERDE GİZLİ HİÇBİR ŞEY YOKTUR Kİ APAÇIK BİR KİTAPTA (LEHVİ MAHFUZDA) BULUNMASIN. (Elmalı meali)

Bu ayetleri çoğaltabiliriz. Demek ki Kur’an, Allah ın katındaki ana kitaptan alınarak bizlere ulaştırılmış. Daha önceden Allah ve görevli melekleri tarafından hazırlanmış, kayda alınmış Allah ın tüm vasıfları bizlere bu kitaptan bildirilmiş ve geçmiş toplumların yaptığı yanlışlarla bizler uyarılıp, rehber olarak bizlere sunulmuş. Buradan da anlıyoruz ki, Kur’an Allah katında korunmuş ana kitaptan bizlere, Cibril tarafından Allah ın Elçisine ulaştırılmıştır. Onun içindir ki Kur’an da çok farklı hitaplar vardır.

“EY İNSANLAR! SİZİ VE SİZDEN ÖNCEKİLERİ YARATAN RABBİNİZE KULLUK EDİNİZ Kİ, O’NA KARŞI GELMEKTEN KORUNMUŞ OLABİLESİNİZ.” (Bakara 21)

“EY İMAN EDENLER! SAMİMİ BİR TEVBE İLE ALLAH’A DÖNÜN. UMULUR Kİ RABBİNİZ SİZİN KÖTÜLÜKLERİNİZİ ÖRTER.” (TAHRİM 8)

Bu ve benzeri ayetlere dikkat ettiyseniz, ayeti tebliğ eden bir görevli/aracı olduğu anlaşılıyor. Örnek verdiğim Bakara 21. ayette, Ey insanlar diyerek tümüne hitap var ama bu bilgi, uyarı bizlere ulaştırılıyor ikaz ediliyoruz ve tüm insanları yaratan Allah a, kulluk etmemiz emrediliyor. Diğer ayette aynı şekilde uyarı var. Bu sefer iman edenler uyarılıyor ve yaptığınız yanlışlardan dolayı, Allah a samimi bir şekilde tövbe edin diyor. Umulur ki Rabbimiz bizleri bağışlar diyerek ikaz ediliyoruz.

Bu konuyu şöyle anlarsak, sanırım daha doğru olur. ALLAH KULLARINI, GÖREV VERDİĞİ MELEKLER VE KATINDA KURDUĞU EKİP ARACILIĞIYLA BİZLERİ BİLGİLENDİRİYOR VE BİZLERİ UYARIYOR. Bazen şöyle bir ayet görürsünüz. Allah sizin durumunuzu gördü ve sizi işitti der ve o konudaki hükmünü indirir. DEMEK Kİ RABBİMİZ KURDUĞU DÜZENDE, BİZLERİ MELEKLER ARACILIĞIYLA UYARIYOR, İMTİHAN EDİYOR VE HER ANIMIZI İZLİYOR.

KUR’AN BİR REHBERDİR, BİZLER İÇİN PUSULADIR. EĞER BİZLER KUR’AN İÇİNDE KENDİMİZE BİR YER EDİNEMEDİYSEK, ONU HAYATIMIZA GEÇİREMEDİYSEK, ONU DOĞRU ANLAMAMIZ VE KENDİMİZE REHBER EDİNEREK YOLUMUZU BULMAMIZDA, MÜMKÜN OLMAYACAKTIR.

“KUR’AN, HER YÖNÜYLE BİR HARİTADIR. KENDİMİZİ O HARİTANIN BİR YERİNDE BULAMAZSAK, HAKİKATİN PARÇASI DA OLAMAYIZ.”

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/


https://twitter.com/KURANA_DAVET


http://www.hakyolkuran.com/


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/


https://hakyolkuran1.blogspot.com/
32

Yazılarımı takip eden, okuyan değerli bir kardeşimiz yazıma şöyle bir cevap vermiş. Sözlerini önemsediğim ve bu yanlış genelde çok fazla yapıldığından, konuyu daha detaylı bir şekilde yazmamın daha uygun olacağını düşündüm. Belki biraz uzun, ama lütfen sabırla okuyalım.

“KİM RASUL E İTAAT EDERSE ALLAH A İTAAT ETMİŞ OLUR. BUNDAN ACIK AYET Mİ OLUR. BEN RASUL OLMADAN DİN OLMAZ DİYORUM, SİZDE RASUL E GEREK YOK DİYORSUNUZ. SİZİN İNANIŞINIZ SİZE, BENİM İNANIŞIM BANA. İNANCISINIZI BİLİYORUM, YAZIŞMAMIM NEDENİ SİZİ İKNA ETMEK DEGİL, BİRİLERİ YAZILARI BELKİ OKURDA ARAŞTIRMA YAPAR.”

Değerli kardeşimiz, kim Resul e itaat ederse, Allah a itaat etmiş olur sözünden, Kur’an ın açıklamaları, hükümleri dışında öyle bir anlam veriyor ki, neredeyse Allah ın Resulü Allah ın dinde hüküm ortağı oluyor. Hâlbuki Allah Resulüme itaat edin derken Resulüne de, SANA İNDİRDİĞİM KUR’AN İL KULLARIMA HÜKMET EMRİ VERMİŞTİ. Hatırlatmak isterim, Allah Resule itaat edin emrini, Resulünün tebliğ ettiği Kur’an a inanmakta nazlanan, onun tebliğ ettiği Kur’an dan şüphesi olanlara, ikaz niteliğinde bir ayettir. YANİ ALLAH, BENİM RESULÜM SİZE BENİM VAHYİ Mİ TEBLİĞ EDİYOR, KENDİ DÜŞÜNCELERİ DEĞİLDİR SÖYLEDİKLERİ DİYOR. BUNU KUR’AN IN BİRÇOK AYETİNDEN ANLIYORUZ.

BUGÜN ALLAH IN RESULÜ ARAMIZDA YOK, BU DURUMDA ONUN YOLUNDAN GİTMEK İSTİYORSAK NE YAPMAMIZ GEREKİR? ONUN TEBLİĞ ETTİĞİ KUR’AN A UYAN, ONA İTAAT EDENLERİN SAFINDA OLACAKTIR. SİZCE BU AYETTE ALLAH, RESULÜM VEFAT ETTİKTEN SONRA, ONUN RİVAYET HADİSLERİNE DE UYUN DİYOR OLABİLİR Mİ? NE DERSİNİZ? İŞTE ONUN İÇİN ALLAH, DÜŞÜN AKLINI KULLAN EY KULUM DİYOR. Günümüze ulaşan rivayet hadislerin hiç birisinin, gerçekten Allah ın Resulüne ait olduğuna emin olamayız. Çünkü bu hadislerin hiç biri, Peygamberimiz tarafından kayda alınmamış ve bu bilgilerin hiç birinden Peygamberimizin haberi de yok. Bu bilgiler Peygamberimizin vefatından, yaklaşık 200–250 yıl sonra, ikinci ya da üçüncü şahısların duydukları ve kendilerince bu sözleri şekillendirdiği ve anladığı sözler. SİZCE ALLAH BU BİLGİLERLE, KUR’AN I ANLAMAMIZI VE İSLAMI YAŞAMAMIZI İSTERMİ? Yorumunu sizlere bırakıyorum.

Allah Resulüme itaat edenler, Allah a itaat etmiş olur derken, Allah ın Resulünün yalnız Kur’an ı tebliğ ettiğini de onaylamış, bizlere bildirmiş oluyor.  Ayeti yazalım. “RESULE İTAAT EDEN, ALLAH’A İTAAT ETMİŞ OLUR. YAN ÇİZEN ÇİZSİN, BİZ SENİ ONLAR ÜZERİNE BEKÇİ GÖNDERMEDİK.” (Nisa 80)  Bakın ayetin devamında sana uyan uysun, biz seni onlar üzerinde bekçi göndermedik diyor. Sizce Allah neden Resulü için, seni onlara bekçi göndermedik diyor olabilir? Bekçi kelime anlamı olarak, BİR ŞEYİ YA DA BİR YERİ BEKLEYİP KORUMAKLA GÖREVLİ kimse anlamındadır. Allah bu sözüyle bizlere şunu söylüyor. Ankebut 18. ayetinde bildirdiği gibi, “RESULE DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR” Kehf 56. ayette de,”BİZ RESULLERİ, SADECE MÜJDELEYİCİLER VE UYARICILAR OLARAK GÖNDERİRİZ”

Allah ın Resulünün vahyin tebliğinden başka, yapacak hiçbir şeyi yoktur. BUNCA AYETLERİ GÖRMEZDEN GELİP, NE YANİ PEYGAMBERİMİZ POSTACI MIYDI, NASIL DİYEBİLİRİZ? ALLAH IN ELÇİSİNE VERDİĞİ YETKİ BU KADAR. ONA NASIL İTİRAZ EDEBİLİRİZ. Çünkü bizlere öyle yanlış bilgiler öğretildi ki, Kur’an da her bilgi detaylı yoktur, ayetleri açıklayan, detaylı ve yaşanır hale getiren Peygamberimizdir diye inandırıldık. Bizlere öğretilen, dine yapılan ilaveleri Kur’an da göremediğimizde, ne yazık ki bu yanlışa düşüyoruz. Hâlbuki Allah, sen onların bekçisi değilsin diyor. YANİ ONLARDAN SEN SORUMLU DEĞİLSİN, HER KULUMU KENDİ ÇABALARI İLE KUR’AN DAN İMTİHAN EDİYORUM DİYOR. Peygamberimizin hadisleri, ayetleri hayatımıza geçirmemiz için gerekli olsaydı, Allah ın Elçisi ayetleri tek tek yazdırdığı gibi, yazdırmaz mıydı sağlığında onları da. Hatta Allah Kur’an ı koruduğu gibi, onları da korumaz mıydı? BUNLARI DA MI DÜŞÜNEMİYORUZ? Haşa Peygamberimiz sağlığında tüm bunları yazdırmayıp, görevini eksik yaptı da, aradan yüzlerce yıl geçtikten sonra, birilerinin aklına gelip bu hadisleri toplayıp kayda alıp, bizlerin imanlarını mı kurtardı. NE DEDİĞİMİZİN FARKINDA MIYIZ?

Allah Kur’an ı açıklamak, bizim görevimizdir diye hükmünü vermiştir. Ayrıca biz her şeyden nice örnekleri değişik ifadelerle verdik ki anlayasınız diye de bu hükmünü pekiştirmiştir. Enam 97. ayetinde de, BİZ ANLAYAN BİR TOPLUM İÇİN AYETLERİ AYRI AYRI AÇIKLAMIŞIZDIR diye bizlere bildiriyor. Bir başka örnek vermek istiyorum. “Biz sana bu Kur’ân’ı ancak, HAKKINDA AYRILIĞA DÜŞTÜKLERİ ŞEYLERİ, ONLARA APAÇIK BİLDİRMEN İÇİN İNDİRDİK. BU KİTAP, İMAN EDENLER İÇİN HİDAYET VE RAHMETTİR.” (Nahl 64)

Bakın Allah, kullarımın ayrılığa düştüğü konuları onlara apaçık bildirmen, tebliğ etmen için indirdik diyor. Bazı meallerde onlara açıklayasın diye indirdik şeklinde tercüme edilir. Burada ki açıklama, ayetin açık olmadığı anlamında değil, verilen bilgilerle sorun yaşadıkları konuya ayeti tebliğ ederek, açıklık getiresin anlamındadır. Zaten ayetin başında hakkında ayrılığa düştükleri konuya açıklık getirilmek için Kur’an ın indirildiği söyleniyor. YANİ KUR’AN, TÜM SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ İÇİN İNDİRİLMİŞTİR DİYOR ALLAH.  Eğer bizler Kur’an açık ve anlaşılır değildir dersek, hakkında tartıştığımız konulara Kur’an değil, Allah ın Resulü açıklık getiriyor anlamını vermiş oluruz ki, BUDA ŞİRKTİR. Ayetin sonunda bu kitap, yani Kur’an bizler için hidayet, yani Allah ın gösterdiği doğru yol, Rahmet yani Allah ın bağışlaması ve yardımıdır diyor. Ama bu vasıfları taşıyan bir nura bizler açık, anlaşılır ve detaylı değildir diyebiliyoruz.

Lütfen şöyle düşünün, neden Allah bizlerin anlayacağı şekilde açık ve detaylı Kur’an ı göndermesin? Açık ve anlaşılır olmayan, detaysız olan bir kitap, nasıl olur da sorunlarımıza çare olur ve bizlere hidayet ve Rahmet olur. Bu yanlışa inanırsak, bizlerin rehberi Kur’an değil, Rivayet hadisler olur. Rivayet kelime anlamı olarak, doğruluğu kesin olmayan bilgi anlamındadır. Lütfen unutmayalım, Allah ın Resulü ÜMMİYDİ. Yani din adına, daha önce hiçbir bilgisi yoktu. Hiçbir kitap Ehline de tabi değildi. DİN ADINA NE ÖĞRENDİYSE KUR’AN DAN ÖĞRENDİ VE YALNIZ KUR’AN I TEBLİĞ ETTİ ÜMMETİNE.

Arkadaşımız bana şöyle diyor. “Resul olmadan din olmaz diyorum, sizde Resul e gerek yok diyorsunuz”, diye bana sitem ediyor. Ben Resule gerek yok demiyorum. Bunu hiç kimse söyleyemez. Ben Resulün görevi gereği, Allah ın vahyinden başka bizlere hiçbir şeyi tebliğ etmediğini söylüyorum. ASLINDA BUNU BEN SÖYLEMİYORUM, KUR’AN DA ALLAH SÖYLÜYOR VE BEN İMAN EDİYORUM. Allah Resulüm sizler için güzel örnektir diyor. Allah ın Resulü yaşamıyla, davranışlarıyla bizlere örnektir. YOKSA DİNDE ALLAH IN HÜKÜM ORTAĞI DEĞİLDİR. Çünkü Allah ben hükmüme hiç kimseyi ortak etmem diyor. Yoksa bu hükme aramızda, inanmayan Müslümanlar mı var? Resulüm sizlere, açık olmayan ayetleri açık hale getirecek, Kur’an da bahsetmediğim konularda da hükümler verme yetkisini verdim ona demiyor. Tam tersini söylüyor ve Allah elçisine bakın ne diyor. ”SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR.” (Rad 40) Bunları ben söylemiyorum, Allah elçisinin görev tanımını yaparken söylüyor. İsteyen inanır, isteyen batıl inançlarını yaşayabilmek adına, görmezden gelir.

Arkadaşımız bana cevap vermesinin nedeni olarak, amacının beni ikna etmek olmadığını, yazımı okuyanların yanılmamaları, doğruyu araştırmaları adına cevap verdiğini söylüyor. Kendisine teşekkür ediyorum ama bu kardeşimizin de şunu düşünmesini rica ediyorum kendisinden. YA KENDİSİ YANILIYORSA? BENDE ONUN İÇİN BU KONUYU TEKRAR DETAYLI ELE ALMAK ADINA MAKALEMİ YAZDIM. ALLAH IN AYETLERİNİ HATIRLATIYORUM Kİ DÜŞÜNSÜN VE TEKRAR İNANCINI KUR’AN İLE SORGULASIN. KİMİN DOĞRU YOLDA OLDUĞUNU, YALNIZ RABBİMİZ BİLİR.

Bir an şöyle düşünelim. Diyelim ki, Kur’an ayetleri açık ve anlaşılır değil, rivayet hadisler olmasaydı ayetleri anlayamazdık ve hayatımıza geçiremezdik diyelim. Şu sorular gelmiyor mu akla. Allah sizleri Kur’an dan hesaba çekeceğim dediği halde, neden ayetleri detaylı açıklamadı? Allah Kur’an da emin olmayacağınız bilginin ardına sakın düşmeyin, hesabını sorarım dediği halde, bizleri emin olamayacağımız rivayetlere muhtaç mı bıraktı? Hatta ayetinde, Kur’an ı açıklamak bizim görevimiz ve Kur’an ı nice örneklerle açıkladık ki kimseye muhtaç olmayasınız dediği halde, açıklamadı mı? Ne derinsiz bu sorulara cevap veremiyorsak, inancımızı lütfen Kur’an ile gözden geçirelim. UNUTMAYALIM BİZLERİ DİNDE MEZHEPLERE, CEMAATLERE, TARİKATLARA BÖLEN KUR’AN DEĞİL, RİVAYETLER. Örnek verilen Nisa 80. ayetin devamına, yani 81. ayete bakalım şimdide.

“SANA “BAŞ ÜSTÜNE” DERLER, FAKAT YANINDAN ÇIKINCA İÇLERİNDEN BİR KESİMİ, GECELEYİN SENİN DEDİĞİNDEN BAŞKA ŞEYLER TASARLARLAR. ALLAH ONLARIN TASARLADIKLARINI YAZAR. ONLARA KARŞI DİKKATLİ OL VE ALLAH’A GÜVEN. DAYANAK OLARAK ALLAH YETER.” (Nisa 81)

Bu ayetin verdiği örneğin, ne yazık ki bizlerin günümüzde yaptığımız yanlışlarımızdan hiçbir farkı yok. Bazı kardeşlerimize Allah ın ayetlerini okuyoruz, hatırlatıyoruz ve diyoruz ki, Allah bunu söylediyse, Allah ın Resulünün böyle bir söz/hadis söylemesi mümkün değildir. Önce kabul etmiş görünüyorlar ama kendi düşüncelerini öğrendiği toplantılara katıldıklarında, Allah ın ayetlerini unutuyorlar. Ayetin sonunda Resulüne Allah ın söyledikleri çok dikkat çekici bizler için. ALLAH RESULÜNE, SEN ALLAH A GÜVEN, DAYANAK OLARAK ALLAH YETER DİYOR.

Peki bizler yalnız Allah a güvenip, yalnız Allah ın ayetlerine mi dayanıyoruz? Yoksa Allah ın vahyi/ayetleri açık ve anlaşılır değildir, yalnız Kur’an ayetleri ile İslam yaşanmaz diyerek, kendimize güveneceğimiz, dayanacağımız doğruluğundan emin olamadığımız, Peygamberimize ait olduğu iddia edilen, rivayet hadislerini ve edindiğimiz velilerin sözlerini de mi güvenip dayanacak kaynaklar kabul ediyoruz? Ne dersiniz? ALLAH IN RESULÜ YALNIZ ALLAH A VE ONUN VAHYİ KUR’AN A GÜVENİP DAYANIYOR, AMA BİZLER HALA BU GERÇEĞİN FARKINDA OLMADAN, EMİN OLAMAYACAĞIMIZ RİVAYETLERİ DE, DAYANAK KABUL EDİYORUZ.

Bana cevap veren kardeşime ve aynı düşüncede olan arkadaşlarıma, Kur’an dan çok dikkat çekici ve Allah ın Resulünü uyardığı bir ayeti hatırlatmak istiyorum. Lütfen bu ayeti okuduktan sonra, yanlış düşüncelerimizden artık kurtulalım ve bizlere bu yanlış inançları anlatanları da, bizler uyaralım. SİZCE ALLAH ELÇİSİNE, AŞAĞIDAKİ UYARIYI, İKAZI YAPTIKTAN SONRA, ALLAH IN RESULÜ, KUR’AN IN BAHSETMEDİĞİ TEK BİR SÖZÜ/HADİSİ SÖYLEMİŞ VE BUNLARDA ALLAH IN EMRİ GİBİDİR, YERİNE GETİRMENİZ GEREKİR DEMİŞ OLABİLİR Mİ? ŞEYTANIN BİZLERİ ALDATA BİLMEK ADINA, HER BEŞERİ SÖZE, RİVAYETE VESVESE VERİP, BİZLERİ NEFİSLERİMİZLE HER AN ALDATABİLECEĞİNİ, LÜTFEN UNUTMAYALIM. KARAR SİZİN, İMTİHAN SİZİN İMTİHANINIZ.

“EĞER (RESUL) BİZE ATFEN BAZI SÖZLER UYDURMAYA KALKIŞSAYDI, ELBETTE ONU BUNDAN DOLAYI KISKIVRAK YAKALARDIK. SONRA DA ONUN ŞAH DAMARINI KESER ATARDIK. HİÇBİRİNİZ BUNA ENGEL DE OLAMAZDINIZ.” (HAKKA 44–45–46–47 )

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/


https://twitter.com/KURANA_DAVET


http://www.hakyolkuran.com/


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/


https://hakyolkuran1.blogspot.com/
33
Konu Dışı / Türkiye’nin En İyi Haber Platformu Medya Başkent
« Son İleti Gönderen: aysedegisik10 Ocak 27 2021, 10:41:35 »
[size=78%]Medya Başkent [/size][/size][size=78%]gerçekten de Türkiye’nin en iyi haber platformu arasında yer alıyor. Yıllardır sunduğu hizmet ile ülkemize doğru haberler ile yaklaşarak insanların gündemi en iyi şekilde takip etmesini sağlıyor. Gündelik haberler ile sabahtan akşama ve akşamdan sabaha ne olup bittiyse hepsini ayrıntılı bir şekilde web sitesinde yayınlıyor. Eğer sizde ülkemizde yaşananları daha yakından takip etmek istiyorsanız Medya başkent sitesine ait olan [/size][/size][size=78%]https://medyabaskent.com/[/size][/size][size=78%] sayfayı ziyaret edebilirsiniz.[/size]

 
 Site kurulduğu günden bugüne hiçbir şekilde asparagas haber yapmamış yalnızca doğru haberler ile vatandaşları bilgilendirilmiştir. Ankara Haber bilindiği üzere yalnızca Ankara ile ilgili değil tüm Türkiye ile ilgili haberleri paylaşan bir platformdur.
 
34
Atatürk Köşesi / Yüzbaşı Mustafa Kemal Ve Kurtlar
« Son İleti Gönderen: Serdar Yıldırım Ocak 26 2021, 13:45:26 »

Bir 1 kişi ve ayakta görseli olabilir

YÜZBAŞI MUSTAFA KEMAL VE KURTLAR             
11 – Ocak – 1905 yılında Mustafa Kemal, Harp Akademisini bitirerek Kurmay Yüzbaşı oldu. 24 yaşındaydı. Önce Selanik’e annesi ve kız kardeşinin yanına daha sonra da dayısının çiftliğine gitti. Çiftlikte iki gün kalacaktı.  Mustafa Kemal o gece güzel bir uyku çekti ve sabah karla uyandı. Her taraf beyaza boyanmıştı. Kahvaltıdan sonra dayısına, çevrede gezintiye çıkmak ve çocukluğunda günlerini geçirdiği bakla tarlasına uğramak istediğini söyleyerek dışarı çıktı. Hava oldukça soğuktu. Ellerini birbirine ovuşturduktan sonra, paltosunun yakasını kaldırdı. Yağmış olan bir karış karda, güçlü adımlarla, ileri doğru yürüdü.  Bakla tarlası kar altındaydı. Tarlanın ortasında bulunan kulübe üstündeki ağırlığa direniyordu. Kulübenin üstündeki karları temizledi. Yıllardır buraya gelmediği için, kulübe bakımsız kalmıştı. ” Dayıma söyleyip, kulübeyi onarmasını sağlamalıyım, diye düşündü. Kim bilir bir daha ne zaman gelirim? Yoksa bu işi dayıma havale etmezdim. ”

Mustafa Kemal ileriden kurt uluması duydu. Buna aldırmadı ama ikinci bir kurt uluması daha duyunca irkildi. Hem bu uluma daha yakından geliyordu. Belli kurtlar yaklaşıyordu. Artık çiftliğe dönemezdi çünkü kurtlar, çiftlik yolu üstündeki ağaçlık alandaydı.  Karşı dağın yamacındaki mağarayı hatırladı. Çocukken birkaç kere bu mağaraya gitmişti. Tahminine göre, kurtlar sürü halindeydi. Sekiz, on tane kurtla açık alanda kazanma şansının az olduğu bir uğraşa girmek anlamsız olurdu. Mağaraya doğru hızlı adımlarla yürümeye başladı. Kurt ulumaları çoğalınca, yürümeyi bırakıp, koşmaya başladı. Bu arada tabancasını çekmiş ve sağ eline almıştı. Bir aralık arkasına dönüp baktığında peşine takılan kurtların en az on tane olduğunu gördü. ” Kurtlar, beni sabah kahvaltısı olarak görüyorlar ama böyle olmadığını anlayacaklar. Hele bir mağaraya varayım. ” dedi içinden.

Mağaranın girişine geldiğinde kurtların nefesini ensesinde hissetti. Aniden dönerek en yakınındaki kurda ateş etti. Kurt yere yuvarlandı. Gürültüden korkan kurtlar kaçtılar. Onların yine geleceğini bildiği için, tabancasını doldurdu ve sol eline aldı. Sağ eliyle kılıcını çekti. Mağaranın ortasında ayaklarını açarak, heybetli bir şekilde durdu. Kurtlara karşı yapacağı savaşa hazırdı. ” Gelsinler ve ne olacağını görsünler, diye düşündü. Dört bir yandan etrafımı saracak olan kurtları, bu savaşta yenilgiye uğratmazsam, bana da Mustafa Kemal demesinler. ”Kurtlar, dönüp gelmişlerdi ama nedense mağaranın önünde bekliyor, içeri girmiyorlardı. Onlar içeri girmezseler ben dışarı çıkarım, diyen Mustafa Kemal, aniden taarruza geçti. Bir ateş etti, bir kurt yere düştü. İki kılıç salladı, iki kurt yere düştü. Bozguna uğrayan kurtlar, geldikleri gibi gittiler. Mustafa Kemal her ihtimale karşı etrafını kollayarak çiftliğe geri döndü. Birkaç dakika daha geç gelseymiş, dayısı ve çiftlik çalışanlarıyla yolda karşılaşacakmış, çünkü onlar tabanca seslerini duymuşlar ve yardıma geliyorlarmış.

SON

----------------------------------------------------------




Fotoğraf açıklaması yok.


Resimde ortada oturan Mustafa Kemal Atatürk.

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK: BİR KILIÇ USTASI
Harp Akademisi'nde derslerden arta kalan zamanlarda sporla uğraşırdık. Jimnastik, koşu ve eskrim favori sporlardı. Eskrimde ilk yıl hariç, epe, flöre ve kılıç müsabakalarında birinciliği kimseye kaptırmadım. Okulda her ay eskrim müsabakaları düzenlenirdi. Bu müsabakalarda birinci olmak için, yoğun çaba sarf ederdik. Devletimiz savaşlardan fırsat bulup da uluslararası yarışmalara katılamıyordu.  Almanların flörede Dünya Şampiyonu olmuş sporcusu Hans'a benim adımı söylemişler. İstanbul Harp Akademisi'nde Mustafa Kemal Bey var. Acar bir eskrimciymiş. Üç dalda şampiyonmuş. Sen onu yenemezsin, demişler. Geldi, beni buldu. Flörede karşılaştık. Alman çok hızlıydı. Karşımdayken bir anda içeri giriyor, bana kılıcıyla dokunmaya çalışıyor fakat ben ani bir refleksle hamlesini karşıladığımda benim hamle yapmama fırsat bırakmadan geri çekiliyordu. Bir an için bile olsa gözümü kırpmama izin vermiyordu. Alman'ın bileğinin hakkıyla Dünya Şampiyonu olduğuna kaniydim. Ama ben de şu son Dünya Şampiyonası'na katılabilseydim, belki bu Alman'la finalde karşılaşırdım. Kendi kendime, final maçı bu, dedim. Haydi, Mustafa Kemal, sen onu yenersin.

Alman'ın rakiplerini müsabaka başlar başlamaz, ilk dakikada sürklase ettiğini biliyordum ama benim de dirençli ve yenilgi kabul etmez bir yapım vardır. Devamlı olarak Almanca bir şeyler söylüyordu. Anladığım kadarıyla, söyledikleri beni tehdit eden bir boyuta ulaşmıştı. Ben de çok iyi bildiğim Fransızca ile tehditvari konuşunca Alman'ın hareketlerinin yavaşladığını fark ettim. Belli ki yorulmaya başlamıştı. Yine Fransızca olarak, bak ben Türküm, ama önümde diz çökeceksin, dedim. Bu cümle Alman'ı bitiren son konuşma oldu. Peş peşe sayı alarak Alman'ı perişan ettim.  Ben Dünya Şampiyonuyum, bu gezegende kimse karşımda duramaz, diyen Alman yenilmişti. Benimle tokalaşmadan, başı önde sahadan yenik ayrıldı. Sonradan ilk gemiyle memleketine döndüğünü öğrendim. İntihar teşebbüsünde bulunmuş ama kurtarmışlar.

SON

Kaynak Kişi: Serdar Yıldırım

Mustafa Kemal Atatürk - Ezgi Yayınları - Yayın Yılı: Aralık 1994


35
İslam Dünyası / RABBANİLERDEN OLMAK İSTİYORSAK......
« Son İleti Gönderen: halukgta Ocak 26 2021, 11:58:11 »


İslami konular konuşulurken, anlamını çok fazla bilmediğimiz ya da araştırmadığımız kelimeler duyarız. Bu makalemde de geleneksel fıkıh inancı anlatılırken, çok kullanılan RABBANİ kelimesi üzerinde sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum. Çünkü bu kelimeyi bizler din adına çok güvendiğimiz, âlim, veli, şeyh, efendi edindiğimiz kişilere hitaben söyleriz.  Önce Rabbani ne anlama geliyor, onu anlamaya çalışalım.

“KENDİSİNİ YALNIZ ALLAH A ADAMIŞ, YALNIZ RABBE KUL OLAN,  KALBİNİ, İNANCINI, YAŞAMINI ALLAH’A VE ONUN KİTABINA ADAMIŞ, YALNIZ ONUN KANUNLARINA TABİ OLAN, YALNIZ ALLAH A BAĞLI ANLAMINDADIR.”

Bu kelimenin, çok önemli bir anlamı olduğunu görüyoruz. Peki, bizler bu kelimeyi kullanırken doğru ve yerinde kullanarak, gereğini bizler yerine getiriyor muyuz? Hiç sanmıyorum. BU KELİMEYİ HER MÜSLÜMAN KENDİSİ ADINA, ULAŞMASI GEREKEN MAKAM OLARAK KULLANMASI GEREKİRKEN,  BİZLER ALLAH YASAKLAMASINA RAĞMEN EDİNDİĞİMİZ VELİ, ŞEYH YA DA ÂLİM DEDİĞİMİZ KİŞİLER İÇİN KULLANIYORUZ. Bizler Rabbanilerden olmak istemiyor muyuz? Hâlbuki Allah kimin takva sahibi olduğunu, Allah ın en doğru yolunda gittiğini, yalnız ben bilirim demiyor muydu? Bizler kendimiz Rabbanilerden olmak için, yani yalnız Allah ın en doğru yolunda yürümek ve Allah ın sevgili kulu olmak için çaba harcayacağımıza, kendimizce RABBANİLER ediniyor ve onlara yalnız Allah ın vereceği bir makamı, bizler vermeye çalışıyoruz. Kur’an da bu kelime bakın nasıl geçiyor.

“Hiçbir insana yakışmaz ki, Allah kendisine kitap, hüküm-hikmet ve Nebilik versin de sonra o, insanlara “Allah’ı bırakıp bana kullar olun” desin. O ancak şöyle der: “ÖĞRETTİĞİNİZ ŞU KİTAP’A VE OKUYUP ARAŞTIRDIKLARINIZA DAYANARAK BENLİKLERİNİ ALLAH’A ADAMIŞ KULLAR/RABBANÎLER OLUN!” (Ali İmran 79)

Bakın bizlerin nasıl bir kul olmamızı, Allah Nebisi üzerinden nasıl örnek veriyor. Benim görev verdiğim NEBİM bile, bana kul olun demez diyor.  Peki ne dermiş Nebi, onunda açıklamasını yapıyor.  Kendilerine indirdiğimiz Kur’an ı okuyup, araştırıp düşündükten sonra, yalnız Allah a kul olacaklarını, yalnız ondan yardım isteyeceklerini, yani YALNIZ ALLAH IN KANUNLARINA TABİ OLUP, ONUN HÜKÜMLERİ İLE YAŞAYIP, RABBANİLERDEN, YALNIZ ALLAH A KUL OLANLARDAN OLMASI GEREKTİĞİNİ, ÇOK NET BİR ŞEKİLDE BİLDİRİYOR BİZLERE. Bizler bunun farkında mıyız?

Bizler  yalnız Allah a kul olanlardan, yalnız Allah ı VELİ edinip, yalnız Allah dan mı şefaat diliyoruz? Yoksa tüm Allah ın uyarılarını göz ardı edip, ayetlerin üstünü örtüp, veliler, şeyhler, efendiler edinip, onlardan mı yardım/şefaat diliyor,  onları mı Rabbaniler ilan ediyoruz? YORUMUNU SİZLERE BIRAKIYORUM. Ne yazık ki RABBANİLER edinme anlayışı, inancı Yahudilikten bizlere geçmiş ve RUHBANLIĞIN BİZLERDE DE OLUŞMASINA NEDEN OLMUŞTUR. Lütfen bu hataları yapmayalım, inanın hesap günü pişman oluruz.

Kur’an bizlerin bu dünyada, imtihan olduğumuzu ve yalnız Kur’an ın ipine sarılarak Kur’an dan imtihan edileceğimizi söylediği gibi, sakın veliler edinip ardı sıra gitmeyin diye bizleri uyarır. Kur’an ın neredeyse tamamında, bizlerin bizzat birey olarak RABBANİLERDEN, yani yalnız Rabbe kul olan, onun kanunlarına bağlı kullardan olmamızı emreder ve bizleri uyarır.

İslam dinine girmiş olan Tasavvuf ve dinde sakın bölünmeyin emrine uymayarak, dinde mezheplere bölünen İslam inancı, toplumun kişileri Rabbaniler edinmesine teşvik etmiştir.  Allah ın yanında adeta kul olunacak Rabbaniler, Allah a en yakın olduklarını iddia ettikleri insanları da veliler edinerek, onlara kul olunacağı cemaat ve tarikatlarda topluma kabul ettirilmiştir. Lütfen unutmayalım, Allah Nebisi üzerinden verdiği örnekte bile, benim Nebim böyle bir şey söylemez diyor.  Rabbani konusu İslam toplumunda, o kadar tehlikeli bir silah olarak kullanılıyor ki, toplum Kur’an dan uzaklaştırılarak geleneğin, rivayetlerin, mezheplerin ve batılın adeta din olarak yaşanmasına neden oluyor. Sizlere bu konuda bir örnek vermek istiyorum. İslam toplumunda çok fazla söz edilen İmam-ı Rabbani adıyla anılan, bir kişinin söylediği iddia edilen bir sözünü paylaşmak istiyorum. Sizce sözü edilen şahıs, Allah ın Ali İmran 79. ayetinde bahsettiği Rabbanilerden ise, yazacağım sözleri söylemiş olabilir mi? Bu sözleri söyleyip söylemediğini de Allah bilir, onu da belirtmek isterim. Sanırım bilmeden, insanlara iftira atmış olabileceğimizi de unutmayalım.

“İMÂM-I RABBÂNÎ HAZRETLERİʼNİN ŞU TESPİTİ NE KADAR MÂNİDARDIR: “BİR DEFASINDA GAFLETE DÜŞEREK, ABDESTHANEYE(TUVALETE) SAĞ AYAĞIMLA GİRDİM. (SÜNNETE UYMAYAN BU DAVRANIŞIM SEBEBİYLE) O GÜN BİRÇOK MANEVÎ HÂLDEN MAHRUM KALDIM.”

Bakın bizler, kendisini Allah a adamış, Allah ın kitabının dışına çıkmayan, Rabbin kulu olduğunu iddia ettiğimiz bir kişinin, düşünmeden araştırmadan doğru diye, her söylediğine inanıyoruz. Böylece Kur’an ın tek kelime bile bahsetmediği, kanun kural koymadığı, yasaklamadığı halde tüm bu söylenenlere inanmakta bir sakınca görmüyoruz. Kendi beşeri fıkıh inancımızın, nasıl Allah ın dinine ilaveler yapıldığına güzel bir örnek. EĞER BU KİŞİ RABBANİLERDEN YANİ ALLAH IN KANUNLARINA UYANLARDAN İSE, ALLAH IN HİÇ BAHSETMEDİĞİ BİR KURALI, ALLAH EMRİ GİBİ GÖSTEREBİLİR Mİ? Allah ın yemin ederek kolaylaştırdığı dini, işte bizler böyle zorlaştırıyoruz.

ALLAH BİZLERE AKIL FİKİR VERSİN, İNANIN BU HATALARI YAPMAYA DEVAM ETTİĞİMİZ SÜRECE, Allah ın kitabı Kur’an ı da doğru anlamamız ve Allah ın istediği Rabbanilerden olmamız, asla mümkün olmayacaktır. DİLERİM BİR GÜN, BU ACI GERÇEKLERİN FARKINDA OLAN, RABBANİLERDEN OLURUZ.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/


https://twitter.com/KURANA_DAVET


http://www.hakyolkuran.com/


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/


https://hakyolkuran1.blogspot.com/
36
Konu Dışı / Ynt: Otomatik Kapı Sektöründe Lider Firma
« Son İleti Gönderen: grikedi Ocak 25 2021, 22:40:00 »
Otomatik kapı pek çok iş sektöründe kullanılıyor. Hatta gün geçtikçe artık bir ihtiyaç haline gelmiş bulunmakta. Bizler de Yeni Kapı firması olarak sizlere en iyi şekilde otomatik kapı hizmeti veriyoruz. Sizlerin de işyeri için otomatik kapı ihtiyacınız varsa https://www.yenikapikepenk.com sitemizden bizlere ulaşabilirsiniz. Otomatik kapılar kullanıldığı her yerde insanların hayatını kolaylaştırdığı gibi aynı zamanda şık bir görünüm ortaya koyuyor.


Teşekkürler backlink paketleri
37

Bugünkü makalemin konusu, Kur’an da geçen görme, algılama ve hissetme organları olarak geçen, kalp, göz ve kulak konusu üzerine olacak. Konumuza geçmeden önce sizlere şöyle bir soru sorsam, nasıl bir cevap verirdiniz? Biz insanlar, yalnız gözlerimiz ile mi görürüz? Aslında bu soruya düşünmeden ve Kur’an ın verdiği bilgilerin farkında değilsek, evet insanların görme organı gözdür diye cevap veririz. Bu cevabı veren arkadaşlarımıza hemen şunu söylemek isterim. Madem bizler yalnız gözlerimizle görüyoruz, gözlerimiz kapalı uyurken gördüğümüz rüyaları neyle görüyoruz, bunu nasıl açıklarız. Çünkü uyandığımızda, film seyretmiş gibi rüyamızı anlatıyoruz.

Demek ki bizlerin görmemizi, hissetmemizi, algılamamızı sağlayan, yalnız gözlerimiz değilmiş. Allah bizlerle irtibat kurmak istediğinde, bizleri yalnız görmemizi sağlayarak uyarmıyor muş. Gözümüzden başka görme, hissetme, algılama organlarımızda varmış. BUNLAR HEPSİ BİR ARADA OLUNCA, GERÇEKLERİ ANCAK O ZAMAN TAM VE DOĞRU GÖREBİLİYORUZ. ÇÜNKÜ BAZEN GÖZ, KULAK YANILABİLİYOR. Kur’an ı dikkatle okuyan bir insan şu gerçeği, uyarıları birçok ayetinde görecektir. Allah göz, kalp ve kulak organlarımızı sürekli birlikte kullanır ve bakın nasıl uyarılarda bulunur. Birkaç örnek.

“ANDOLSUN Kİ, KALPLERİ OLUP DÜŞÜNMEYEN, GÖZLERİ OLUP GÖRMEYEN, KULAKLARI OLUP DİNLEMEYEN CİNLERİ VE İNSANLARI CEHENNEM İÇİN YARATTIK.” (Araf 179)

“İŞTE ONLAR, ALLAH’IN; KALPLERİNİ, KULAKLARINI VE GÖZLERİNİ MÜHÜRLEDİĞİ KİMSELERDİR. İŞTE ONLAR GAFİLLERİN TA KENDİLERİDİR.” (Nahl 108)

DE Kİ: “O, SİZİ YARATAN VE SİZE KULAKLAR, GÖZLER VE KALPLER VERENDİR. NE KADAR DA AZ ŞÜKREDİYORSUNUZ!” Mülk 23)

Bu ayetlerden de anlıyoruz ki,  bizler gerçekleri doğru görüp değerlendirebilmemiz için, bu üç organımız birlikte hareket etmek zorundadır. Gözlerimizle göreceğiz, kulaklarımızla işiteceğiz, gönüllerimizle yani kalplerimizle, duygularımızla değerlendirip, tasdik edip karar vereceğiz. Şöyle diyebilirsiniz, düşünme organı kalp değil akıldır, beyindir. Elbette tüm organlarımızın bağlı olduğu merkez beyindir. AMA UNUTMAYALIM BEYİN KENDİ BAŞINA BİLGİ, BELGE, KANIT OLMADAN ASLA DÜŞÜNEMEZ. ONUN İÇİN SAYDIĞIMIZ ORGANLAR, ALDIĞI VE DEĞERLENDİRDİĞİ BİLGİLERİ BEYNE GÖNDERİR VE BEYİN EN DOĞRU SONUCU VERİR.

Eğer düşünme organı beyne, doğru veriler gönderemiyor sak, beynin doğru karar vermesi mümkün olmayacaktır. Çünkü beyin kendi başına görmez, duymaz, hissetmez. Organların gönderdiği verileri, beyin değerlendirip sonuca varır. Bizler bazı konularda şöyle deriz. ”Sen bu işte biraz gönülsüz davranıyorsun.”  Bu sözlerle aslında şunu anlatırız. Yapılmak istenen işte niyetimizin olmadığı ve kalbimizin bu ise onay vermediği anlamındadır. KALP HİSSETME ORGANIDIR. EĞER DOĞRU BİR HİS/DUYGU BİLGİ ALABİLDİYSEK, O KONUDA KESİN KARARIMIZI VERİRİZ. Örneğin insanlar beyniyle değil, kalbiyle âşık olur. İlk önce doğru verileri beyne göndermediyse, daha sonra alacağı farklı verilerle, gerekirse bu aşk biter ya da devam ederek güçlenir. BURADAN DA ANLIYORUZ Kİ KALP BİZLER İÇİN, DOĞRU YA DA YANLIŞ DÜŞÜNMEMİZİ ETKİLEYEN, ÇOK ÖNEMLİ VERİ TOPLAMA ORGANIMIZDIR. ONUN İÇİN ALLAH KALPLERİ VAR DOĞRU DÜŞÜNMEZLER, GÖZLERİ VAR DOĞRU GÖRMEZLER, KULAKLARI VAR DOĞRUYU DİNLEMEKTEN KAÇARLAR diyerek, bizlerin dikkatini çekiyor.

Allah birbirine bağlı, bu duyu organlarının birlikte çalışmadığında, bizlerin gerçeklerle buluşamayacağımızı söylüyor.  Peki, bu duyu organlarının doğru çalışması için ne yapmalıyız? Burası çok önemli. Yoksa birbirinden kopuk çalışan bu duyu organlarının beyne vereceği bilgilerle, asla doğru kararlar vermemizin mümkün olamayacağı anlatılıyor ayetlerde.  Bizler ne yapmalıyız ki kalbimiz/gönlümüz gerçeklerle buluşsun. Yani öyle bir şey yapmalıyız ki, kalp gözümüz, gönül gözümüz daima açık olsun ve doğru verileri, bilgileri beyne gönderip, böylece doğru kararlar verebilelim. ALLAH ONUNDA YOLUNU GÖSTERİYOR.

“BU KUR’AN, İNSANLAR İÇİN KALP GÖZLERİ (KONUMUNDAKİ BİR NUR), KESİN OLARAK İNANAN BİR TOPLUM İÇİN DE BİR HİDAYET VE BİR RAHMETTİR. “(Casiye 20)

Demek ki Allah ın vahyi, yani indirdiği Kur’an ı okumak, bizlerin kalp/gönül gözünü açıyor. Yani Kur’an doğruları kavrayabilme, hissedebilme, algılama kaynağımız olduğunu söylüyor. Bu doğru bilgileri Kur’an dan ilk önce okuyarak bizzat gözlerimizle algılıyoruz, daha sonra nefsimizde, duygularımızda, kalbimizde değerlendiriyor ve bunları kulaklarımızla da duyarak, beynimize gönderiyoruz. Doğru kaynaktan aldığımız bu bilgiler, doğruluğu ölçüsünce bizlere fayda sağlıyor. Eğer bu üç kaynağı yanlış bilgilerle buluşturuyor sak, beyine giden yanlış bilgilerde kararını, yanlış yönde veriyor.  MAKİNAYA NE VERİRSEN, ONU ÜRETİR, O DOĞRULTUDA KARARLAR VERİR. LÜTFEN BUNU UNUTMAYALIM. ONUN İÇİNDİR Kİ BAZI CEMAAT, TARİKAT MENSUPLARINA YAŞADIKLARI İNANCIN, YANLIŞ OLDUĞUNA İNANDIRMAK ÇOK ZORDUR. ÇÜNKÜ BEYNE GİDEN VERİLER, YANLIŞ KAYNAKTANDIR.

Allah doğru kararlar verebilmemiz için, bizleri Nahl suresi 98. ayetinde uyarıyor ve Kur’an dan doğru bilgiler almak ve gönül gözünüzü Kur’an ile açmak istiyorsanız, önce sizlere öğretilen hurafe, batıl, rivayet inançlarınızdan kurtulun ve yalnız Allah a güvenerek, ona dayanarak Kur’an ı tarafsız okumaya başlayın ki, gerçeklerle buluşabilesiniz diyor. EĞER BU UYARILARIMI DİNLEMEZ DE, KÖRÜ KÖRÜNE İNATLA BATILIN, RİVAYETLERİN ARDINA DÜŞERSENİZ, GÖZLERİNİZE PERDE ÇEKERİM, KULAKLARINIZI VE KALBİNİZİ MÜHÜRLERİM DİYOR. Konumuzla ilgili, bir bilimsel çalışmadan örnek vermek istiyorum.

”HearthMath” tarafından yazılmış ”Science of the heart” kitabında kalple ilgili şu bilgiler verilmiştir:

Aşk hormonu olarak bilinen, biliş, hoşgörü, arkadaşlık bağı ve güven gibi duygusal fonksiyonlara etkisi olan oksitosinin kalp tarafından da üretilip salgılandığı hatta kalpteki üretimin beyindekiyle aynı aralıkta olduğu keşfedildi. ayrıca beyindeki duygusal işlem merkezi olan amigdaladaki ve alakalı çekirdeklerdeki işlevlerin kalp tarafından doğrudan etkilenmiş olduğu da keşfedildi.

Bunların yanı sıra, kalbin beyne, beynin sadece anlamakla kalmadığı aynı zamanda itaat ettiği mesajlar gönderdiği biliniyor. Demekki kalp, beyni kendisine itaat ettiriyor. Ayrıca kalp ve beyin sürekli olarak, iki taraflı bir diyalog halinde bir bağlantıya sahip olup her ikisi de birbirinin fonksiyonlarını etkiliyor . Üstelik kalp, beynin kalbe yolladığından fazla bilgiyi beyne yolluyor. “

Günümüz hukuk kurallarında da yargılama yapan hâkimler, kanunlara uygun karar verirler ama bu kararı etkileyen en önemli etken, VİCDANLARI DIR. Buda kalbin, gönlümüzün en önemli özelliklerindendir. Elbette vicdani duygularımız, davranışlarımız kanunların önüne geçemez. Burada kanun yapıcılara da çok büyük işler düşüyor. Kanunları çıkartırken, adaletli ve Allah ın önerdiği ölçüsünce olmalıdır.

GÖZLERİ PERDELENMİŞ, KULAKLARI VE GÖNLÜ/KALBİ MÜHÜRLENMİŞ HİÇ KİMSE, DOĞRU KARARLAR VEREMEZ. ÇÜNKÜ BEYNE YANLIŞ BİLGİLER GÖNDERDİĞİ İÇİNDİR Kİ, ORADAN ÇIKAN KARARDA YANLIŞ OLACAKTIR. DİLERİM BU YANLIŞLARI YAPMAYAN, GÖNÜL GÖZLERİNİ/KALBİNİ ALLAH IN NURU KUR’AN İLE AÇAN, NURLANDIRAN, ALLAH IN HALİS KULLARINDAN OLURUZ.

Hac 46: Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki, DÜŞÜNECEK KALPLERİ VE İŞİTECEK KULAKLARI OLSUN. GERÇEK ŞU Kİ, GÖZLER KÖR OLMAZ, FAKAT ASIL SİNELERDEKİ KALPLER KÖR OLUR. (Bayraktar Bayraklı)

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/


https://twitter.com/KURANA_DAVET


http://www.hakyolkuran.com/


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/


https://hakyolkuran1.blogspot.com/
38
Müzik Yardım / Bu şarkıyı bulmama lütfen yardım edin
« Son İleti Gönderen: zenG6 Ocak 17 2021, 14:45:50 »
Arkadaşlar merhaba. 2005 ve öncesi senelere ait bir şarkı arıyorum. Sözleri elimde fakat hiçbir türlü bulamadım. 90 kuşağı arkadaşlarımız varsa eğer belki bilebilirler.
Sözler:
"Akşamlar akşamlar seni benden aldılarBeklemekle geçmiyor sabaha daha çok varElimde sigaram yanımdaysa kadehimÖzleye özleye sabahı bekledimSabah olmuş erken karşımda seni gördümAkşamki hasretini koynunda söndürdümSarıldım sımsıkı içimden geldiği gibiKokladım tenini giderdim hasretini"Yıllardır aklıma gelen bu şarkıyı bir türlü bulamıyorum. Lütfen birisi yardımcı olabilir mi kafayı yemek üzereyim  :S
39
Ekonomi Haberleri / Ynt: İskenderun'da yatırımcı var arsa yok
« Son İleti Gönderen: demirr Ocak 07 2021, 15:07:05 »
Ünlü yatırım bankasının analistleri, zaman zaman yatırımcılara değerlendirmeleri için hisse senedi tavsiyelerinde bulunurlar. Bunu yaparken özellikle ABD’li şirketlerin karlılık bakımından nasıl bir dönemde olduğunu dikkate alırlar.


Analistlere ve bankaya duyulan güvenden ötürü önerileri dikkate alan yatırımcılar, bunu kazançlı bir fırsata çevirerek mantıklı yatırımlar yapabilir. Aşağıda, Morgan Stanley’in favorisi olan 10 hisse senedi ve onlar hakkında bilgiler yer alıyor; https://borsanasiloynanir.co/morgan-stanley-favori-hisse-senetleri/
40
Duyurular / Ynt: Paylaşımcı Üyelerimize Para Veriyoruz
« Son İleti Gönderen: Site Sahibi Ocak 06 2021, 16:29:31 »
Hala ödeme yapıyor musunuz ?
Evet yapılıyor.
Sayfa: 1 2 3 [4] 5 6 ... 10