Alternatifim Cafe

Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
İslam Dünyası / YAHUDİLER VE SOYKIRIM YAPAN ATALARI.
« Son İleti Gönderen: halukgta Mayıs 12 2021, 10:15:31 »
Allah Kuran da öyle bir toplumdan bahseder ki, bu toplum Allah ın emirlerine karşı geldiği için,Allah bu toplumu şiddetle cezalandırdığı, hatta diğer kavimlere, toplumlara helal olan şeyleri, bu topluma haram kıldığından bahseder Kuran da. Sanırım bu toplumun kimler olduğunu hemen anladınız. İşte bizler, Allah ın Kuran da özel olarak birçok örnek verdiği bu toplumu, kendi geçmişlerindeki izlerinden, yaptıklarından çok iyi tanımalıyız, araştırmalıyız ki, atalarının izlediği yanlış yolundan, günümüzde gidip gitmediklerini anlayabilelim.Bugün dünyanın başına açıkça bela olan Yahudileri, çok iyi tanımalıyız. Geçmişte Allah ın hışmına uğramış bir nesil, eğer aynı yol ve yöntemi bugünde kullanıyorsa, aynı yanlıştan kurtulamamışlar demektir. Bugün sizlere Yahudilerin, aynı kutsal kitap gibi gördükleri, geçmiş tarihlerini anlatan ve bu günde yaşamlarına geçirip örnek alan, atalarının yaptıkları yöntemi hala benimsediklerini, 12 kutsal saydıkları tarihi kitaptan birisi olan ESTER başlıklı bölümünden alıntılar yaparak, zihniyetlerini daha iyi anlamanıza yardımcı olmak istiyorum. ŞUNU HATIRLATMAK İSTERİM, HER YAHUDİ ELBETTE AYNI DEĞİLDİR, AMA GENEL ÇOĞUNLUĞUNUN, ATALARININ İZİNDE OLDUĞUNU SÖYLEYEBİLİRİM.Geçen gün Yahudilerin yaptıkları anlaşılan bir filimde, ESTER konusunu işleyen KADERİN ÇAĞRISI ismiyle, bir özel kanalda yayınlanan filmi seyrettim. Film Yahudilerin Ester konusunu sinsice işledikleri, kendilerini masum gösterip, Yahudilere karşı tavır alan, sanki Kralın yanında yalnız bir yöneticinin marifeti gibi gösterilip, güzel bir sonla bitiriliyor film. Fakat kendilerinin kutsal saydıkları 12 kutsal kitaptan olan ESTER bölümünde yazılan, Esterin kraliçe olup, Krala istediğini yaptırmaya başladıktan sonra olanlar, Yahudilere düşman olan topluma karşı yaptıkları soy kırım, filimde hiç işlenmemiş ve tek kelime dahi bahsedilmiyor.İşte sizlere, cesaret edip filimde tek kelime dahi bahsedemedikleri, Esterin kraliçe olduktan sonraki Yahudilerin, kendilerine karşı olan toplumlara, yöneticilere davranış ve hareketlerinden, kendi inandıkları, kutsal saydıkları kitaplardan alıntılar yaparak, anlatmak istiyorum. Toplumların arasında asi, itaatsiz, kanunlara uymayan davranışlarından dolayı cezalar verilmekten kurtulan Yahudiler, kendilerine ceza vermek ve ülkelerinde isyanı önlemek isteyen yöneticilere ve birlikte yaşadıkları toplumlara neler yaptığını, kendi kitaplarından aldığım alıntıdan ibretle lütfen okuyunuz. Makalem uzun olabilir, lütfen sabırla okuyunuz. Önce ESTER bölümden sizlere bir özet yapmak istiyorum ki, konu daha iyi anlaşılsın.Ester bir Yahudi kraliçedir. Kraliçe olmadan önce, Kralın yanındaki yöneticiler, Yahudilerin yaşadıkları ülkenin kanunlarına isyan etmeleri, baş kaldırmaları, birlikte yaşadıkları toplumlarla geçimsiz oluşları, söz dinlememeleri ve diğer toplumlarla yaşadıkları sorunlar neticesinde, kralı Yahudiler aleyhine yönlendirip, cezalandırılmaları yönünde ikna ediyorlar. Kralda bunun uygulanması, yani Yahudilerin cezalandırılmasını emrediyor. Fakat Ester, Yahudi yöneticiler tarafından özellikle planlar yapılarak krala yaklaştırılıp, onu baştan çıkarıp, kendi güzelliği ve cazibesini kullanıp, onunla evlenerek kraliçe olması sağlanıyor. YAHUDİ TOPLUMUNU KURTARABİLMEK ADINA, PLANLAR YAPILIYOR. Ester Kralı kendisine o kadar bağlıyor ki, o ne isterse vereceğini söylüyor. Tabi Ester, halkının affedilmesini istiyor. Bundan sonra, Yahudiler aleyhine esen rüzgar birden değişiyor, tersine esmeye başlıyor.Yahudilerin Ester örneğindeki taktiklerini, yaşadıkları bütün ülkelerde her zaman kullanmışlardır. Diğer inançta olan, siyasette önemli kişilerle kızlarını evlendirmişlerdir. Günümüzde dahi hükümetlere, yönetimlere sızarak, tüm Dünyanın yönetim kadrolarının içlerine girip, kendi inanç ve düşüncelerini kendi menfaatleri yönünde, nasıl gerçekleştirmeye çalıştıklarına, güzel bir örnektir.Bakın Esterin Kralı kendi etkisine aldıktan sonra, düşmanlarına nasıl davrandıklarını ibretle okuyunuz. Acaba toplumu kendilerine bağlamaya, onları ikna edip onlarla birlikte dostça, kardeşçe yaşamanın yollarını mı aramışlar, yoksa.? Evet, yoksa nın cevabını, aşağıda kendi inandıkları değerlerde göreceksiniz. Bu inancında, nesiller boyu devam etmesi gerektiğini, nasıl kendi nesillerine öneriyorlar ibretle okuyalım ki, bizlere de aynı fitneyi yapamasınlar.ESTER 9:Kral Artakserksesin tüm illerindeki kentlerde Yahudiler bir araya geldiler. Onlara zarar vermeyi tasarlayanlara bir darbe indirmek istiyorlardı. Hiç kimse onlara karşı koymadı, çünkü çeşitli uluslar şimdi Yahudilerden korkuyordu.İl yöneticileri, prensler, valiler ve kralın memurları, hepsi de Mordekaydan ürktükleri için Yahudileri destekliyordu.Böylece Yahudiler tüm düşmanlarını kılıçtan geçirdi, bunun sonucunda ülkede kan döküldü, yıkım oldu. Yahudiler düşmanlara karşı başarılı oldular.YALNIZ SUS KALESİNDE YAHUDİLER, BEŞ YÜZ KİŞİ ÖLDÜRDÜ.O da Kraliçe ESTERe şöyle dedi: Sus Kalesinde Yahudiler beş yüz kişiyi ve Hamanın on oğlunu öldürdü. Krallığın öbür illerinde kim bilir neler yaptılar? İstediğini bildir, sana vereyim. Dileğini söyle, bildirdiğin an senin olsun.ESTER şu yanıtı verdi: Eğer kral isterse, Sustaki Yahudiler kralın bugünkü bildirisini yarın da uygulasın. HAMANIN ON OĞLUNA GELİNCE, ONLARIN VÜCUDU DARAĞACINA ASILSIN.Ardından kral bütün bunların yerine getirilmesini buyurdu. Susun bildirisi yayınlandı ve Hamanın on oğlu asıldı.Böylece Sustaki Yahudiler Adar ayının on dördüncü günü yeniden toplandılar ve KENTTE ÜÇ YÜZ ERKEK ÖLDÜRDÜLER. Ama kenti yağma etmediler.Kralın illerinde yaşayan öbür Yahudiler hayatlarını korumak ve düşmanlarından kurtulmak için toplandılar. DÜŞMANLARINDAN YETMİŞ BEŞ BİN KİŞİYİ KILIÇTAN GEÇİRDİLER. Ama çevreyi yağma etmediler.Bütün bu olaylar Adar ayının on üçüncü günü oluştu. On dördüncü günü dinlendiler, şölenler verip sevindiler,YAHUDİLER HER YIL, BUYRULAN BİÇİMDE VE TARİHTE, BU İKİ GÜNÜ KESİNLİKLE KUTLAMAYA ANT İÇTİLER. KENDİ SOYLARINDAN OLANLARIN VE ONLARA KATILANLARIN DA AYNI ŞEKİLDE DAVRANMALARINI SALIK VERDİLER.BÖYLECE HER KENTTE, HER AİLEDE BİR KUŞAKTAN ÖBÜR KUŞAĞA ANIMSANAN VE KUTLANAN BU PURİM GÜNLERİ ASLA KALDIRILMAYACAK VE BU GÜNLERİN ANISI SOYLARIN DA ASLA YOK OLMAYACAKTIR.Purim olayları bugün İran diye adlandırılan topraklarda yaşanmış olup, bu devrin kalıntıları da bu ülkede olduğu söylenmektedir. Bugün bu büyük olay, çoğumuz tarafından bilinmemekte, hiçbir tarihçi bu olaylardan özellikle bahsetmeyerek, ASLINDA YAHUDİLERİN NE DERECE SOY KIRIMCI BİR NESİL, IRK OLDUĞU SAKLANMAKTADIR.Yukarıdaki bilgileri okudunuz, bu bilgiler kendi kutsal saydıkları kitaplarından, bire bir alıntıdır. İşte Yahudilerin düşmanlarına yaptıkları. HATIRLATMAK İSTERİM, KILIÇTAN GEÇİRİLEN TOPLUMLAR, ONLARA SAVAŞ AÇMAMIŞTI AMA ONLARIN YAPTIĞI YANLIŞLARDAN DOLAYI, ONLARA DÜŞMAN TOPLUMLARDI. ONLAR SAVAŞ AÇMADIKLARI HALDE, GÜCÜ ELLERİNE GEÇİRDİKLERİ İÇİN, ONLARI YOK ETMEK ADINA, ELLERİNDEN GELENİ YAPTILAR. Düşmanlarını siyasi olarak yenmeleri onlara yetmedi, yok etmek için ne gerekiyorsa yaptılar. Hatta düşmanlıklarını ortadan kaldırıp, tersine çevirmeleri de onların kinlerini, nefretlerini yatıştırmadı. Ester yoluyla gücü elde eden Yahudilerin kitaplarında, dikkat çekici bakın şu sözler yazıyordu hatırlayalım.HİÇ KİMSE ONLARA KARŞI KOYMADI, ÇÜNKÜ ÇEŞİTLİ ULUSLAR ŞİMDİ YAHUDİLERDEN KORKUYORDUHâlbuki peygamberimiz, kendisine saldırmayan hiç kimseye savaş açmamıştı. Hatta daha önce düşman oldukları açıkça belli olduğu halde, onları kazanmak için çaba göstermiştir. Çünkü sana düşman olana, sen dost elini uzatacaksın ki, onlara doğruları anlatıp, dostluklarını kazanasın. İşte aramızda ki inanç farkımız. Bakın onlardan korkar hale gelenlere bile, onlar neler yapmış özetleyelim.(Böylece Yahudiler tüm düşmanlarını kılıçtan geçirdi, bunun sonucunda ülkede kan döküldü, yıkım oldu.)(Yalnız Sus Kalesinde Yahudiler beş yüz kişi öldürdü.)(Krallığın öbür illerinde kim bilir neler yaptılar?)( VE KENTTE ÜÇ YÜZ ERKEK ÖLDÜRDÜLER.)(Kralın illerinde yaşayan öbür Yahudiler hayatlarını korumak ve düşmanlarından kurtulmak için toplandılar. Düşmanlarından yetmiş beş bin kişiyi kılıçtan geçirdiler.)Yukarıdaki katliamlara uğrayanlar, karşılık verecek güçleri olmayan, daha önce birlikte yaşadıkları toplumlar, halk olduğunu unutmayalım. Öldürülenlerin sayısını iyi analiz etmeliyiz. Çünkü o devirde nüfus çok kalabalık olmadığı halde, öldürdükleri rakamlar ürkütücüdür. Fakat Yahudi düşmanları bunlar. İşte Yahudi zihniyeti. Ya sonradan bizlere düşmanlık yapmaya kalkarlarsa? İşte sırf bu düşünceden kurtulmak için, düşmanlarının soylarını kurutmak adına, nasıl bir katliam, soy kırım yapıyorlar, İNSANLARA KORKU SALARAK, ERKEKLERİ ÖZELLİKLE ÖLDÜRÜYORLAR. Hiç düşünmeden yok etmenin, kılıçtan geçirmenin, kendilerinin hakkı bir davranış olarak görebilmek, aklın ötesinde şeytanın bile yapabileceği bir davranış olmasa gerek.Kendisini sevdiremeyen, değişik toplumlarla uyumsuz bir millet, işte karşısındaki toplumdan ancak böyle pervasızca intikam alır, nefret eder. Birde onlara Osmanlının nasıl kucak açtığını düşünün. İşte millet olarak aramızdaki fark, şükürler olsun. BU APAÇIK SOYKIRIMDIR. AMA KENDİLERİ SOYKIRIM YAPTIĞINDA SOYKIRIMDAN SÖZ ETMEYENLER, KENDİLERİNE YAPILDIĞINDA TAKINDIKLARI TAVIR DÜŞÜNDÜRÜCÜDÜR. ELBETTE ONLARA YAPILANLARI KINIYORUZ. YA ONLARIN GEÇMİŞ YÜZYILLARDA, TOPLUMLARA YAPTIĞI VE KENDİ KUTSAL KİTAPLARINDA HALA YAZAN TOPLUMLARA, REVA GÖRDÜKLERİ SOY KIRIMLARI KİMLER KINAYACAK? Yahudiler Dünya halklarının geçmişte atalarının yaptıkları duyulmaması için, ellerinden geleni yapıyorlar ve duyulmasın diye önlemler alıyorlar. Gerçi bunu da başarıyorlar. Bu olayı hangimiz daha önce duymuştuk, bir düşünün isterseniz.Lütfen bu yazıyı bu bilgiyi dostlarımızla paylaşalım ki, karşımızdaki soykırımcı bir nesil, çok daha iyi anlaşılsın. Çok ilginçtir ki yaptıkları bu soy kırımların asla unutulmaması için, bu olayın kuşaktan kuşağa aktarılması isteğidir. Bakın soylarının devamının da, nasıl aynı şekilde davranmasını istiyor.KENDİ SOYLARINDAN OLANLARIN VE ONLARA KATILANLARIN DA AYNI ŞEKİLDE DAVRANMALARINI SALIK VERDİLER.Yahudiler atalarının yaptığı zalimliği, soyların da taptaze yaşatmak isteyen bir ırk, nasıl olur da insancıl ve karşısındaki topluma Allah ın yarattığı bir kul olarak değer verir, hiç düşündünüz mü? GÜNÜMÜZDE FİLİSTİNLİLERE YAPTIKLARI ZULÜM VE SOY KIRIM, BUNLARIN ATALARINDAN KENDİLERİNE KALMIŞ BİR MİRASTIR. ONUDA DEVAM ETTİRİYORLAR. Yine aynı kitabın 10. bölümünde bakın Yahudiler kendi ırklarını nasıl görüyorlar. Böyle bir ırk, böyle bir nesil hayalinizde canlandırabiliyor musunuz? Lütfen aşağıdaki sözleri, zihniyeti bir an karşınızda canlandırın, hayal edin. Daha sonrada bu Dünya nasıl bir tehlike ile karşı karşıya, onları da düşünün? Bir gün DÜNYA ÜLKELERİ, Yahudi zihniyetinin ne olduğunu, kendilerine de zarar vermeye başladığında farkına varacaklardır, tabi iş işten geçmediyse.ESTER 10:Uluslar, Yahudi adını ortadan silmek için birleşenlerdi.TEK ULUS, BENİMKİDİR, İSRAİLDİR. Tanrıya yakardılar ve kurtuldular. EVET, RAB ULUSUNU KURTARDI, Rab bizi tüm bu kötülüklerden kurtardı. Tanrı uluslar arasında asla görülmeyen belirtiler ve doğaüstü olaylar oluşturdu.O, iki yazgı saptadı, BİRİ KENDİ ULUSU İÇİNDİ, ÖTEKİ DE TÜM ÖBÜR ULUSLARI İLGİLENDİRİYORDU.Bu iki yazgı Tanrının tüm uluslarla ilgili olarak saptadığı saatte, zamanda ve günde ortaya çıktı.BÖYLECE TANRI ULUSUNU ANIMSADI VE MİRASINI KORUDU.Yahudiler tüm insanlığı ikiye ayırıyor ve bakın ne diyorlar? SİYONİST DÜŞÜNCEYİ GÖRÜYOR MUSUNUZ?"Uluslar, Yahudi adını ortadan silmek için birleşenlerdi.TEK ULUS, BENİMKİDİR, İSRAİLDİR."Ne kadar korkunç bir düşünce ve inanç değil mi? Tek gerçek ulus, Allah ın sevdiği ulus, kendi ulusları olduğunu söylüyorlar ve karşısındaki uluslar içinde kendilerine düşman olan, daha açıkçası kendisinden olmayan uluslar olarak ayırıyor. Allah ın Tek ulusunun İsrail olduğunu söyleyen bir zihniyetle karşı karşıyayız. Bu bencil düşünce Dünya toplumlarına neler yapar, Rabbim bunların şerrinden ülkemizi ve Dünya uluslarını korusun ve gerçekleri görmemizi sağlasın. Şu sözleri söyleyen ve tüm insanlığı biz ve diğerleri diye ayıran bir inancın, nasıl bir inanç olduğunu, şeytanın bile bu sözleri söylemeye korkacağını düşünmüyor musunuz? Tekrar hatırlayalım.7- O, İKİ YAZGI SAPTADI, BİRİ KENDİ ULUSU İÇİNDİ, ÖTEKİ DE TÜM ÖBÜR ULUSLARI İLGİLENDİRİYORDU.Allah ın ulusu olarak, yalnız Yahudiler kendilerini görüp, şu sözlere inanıyorlarsa, bu toplumdan ne beklersiniz siz.BÖYLECE TANRI ULUSUNU ANIMSADI VE MİRASINI KORUDU.Yani Tanrı kendi ulusu olarak Yahudileri hatırladı ve onları korudu. Acaba diğerleri kimin ulusu ve kulları? İşte Siyonist Yahudi zihniyeti. BEN ALLAH IN ULUSUYUM, SİZLERDE BİZLERİN EMRİNDE EMİR KULLARISINIZ DÜŞÜNCESİYLE, KARŞISINDAKİ İNSANA BAKANLARDAN, NE İNSAF BEKLENİR NEDE ADALET. BİR GÜN TÜM DÜNYA, BUNUN FARKINA VARACAKTIR. İNŞALLAH İŞ İŞTEN GEÇMİŞ OLMAZ.Yüzlerce yıl öncesinden günümüze kadar, tüm Dünyanın içine sızmış, hatta karşı dinlerin içine girip, onlara kendi inançlarını benimsetmiş bir ırk, bir nesil ile bugün karşı karşıyayız. Ama bunların maskeleri Allah ın izniyle düşüyor artık. Bizlere düşen hep birlikte bu gerçeklerin farkına varıp, dinimize soktukları hurafelerden temizlenip, Allah ın saf, katıksız, arı, duru halis dinine, kitabına sarılıp gerçek İslam ı yaşamak olmalıdır. BU TOPLUMUN BU İNANÇLARIYLA, FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZE YAPTIĞI ZULÜM VE SOY KIRIMI KINIYORUM. Dilerim bir gün dünya halkları, Yahudilerin bu sinsi planlarının farkına varır ve dünyayı, birbirine düşman eden, savaşları körükleyerek kendilerine güç sağlayan, kendisinden olmayan tüm toplumlara karşı gizli savaş içinde olan, bu zihniyetin farkına varır.SaygılarımlaHaluk GÜMÜŞTABAK[/color]https://kuranadav...press.com/https://twitter.c...RANA_DAVEThttp://www.hakyol...https://www.faceb...anadavet1/https://hakyolkur...gspot.com/[/size][/font]
2

Allah Kur’an da, Resulünün bizler için örnek olduğunu söyler. Bizlerinde bir Müslüman olarak, aynı özellikleri taşımamız tavsiyesinde bulunur. SİZCE ALLAH, RESULÜNÜ BİZLERE ÖRNEK GÖSTERMEKLE, NEYİ KAST EDİYOR OLABİLİR? Çünkü günümüz İslam inancında, Allah ın bu tavsiyesine öyle bir anlam yüklüyorlar ve bakın Peygamberimizin bizlere örnek oluşu, onun sünneti yani hadislerini hayata geçirmektir şeklinde anlatılıyor. Dini KUR’AN VE SÜNNET ile yaşamalıyız, yoksa Kur’an anlaşılmaz boşlukta kalır inancını savunuyorlar. Sizce Allah Ahzab suresi 21. ayetinde bizlere, Resulünün hangi özelliğini örnek gösteriyor olabilir?

Ahzab 21: Andolsun, ALLAH’IN RESULÜNDE sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için GÜZEL BİR ÖRNEK VARDIR. (Diyanet meali)

Önce şunu söylemek isterim.  ALLAH IN RESULÜNÜN ÖRNEK OLUŞU, ONUN HAYATA BAKIŞI, İNSANLARA KARŞI DAVRANIŞI VE DOĞRULARI ARAYIŞ ŞEKLİ İLE ALLAH BİZLERE RESULÜNÜ ÖRNEK GÖSTERİYOR. Yoksa bıraktığı sakal, giydiği elbise ya da sevdiği yemekler bizlere örnek gösterilmiyor. Ayrıca Allah ın Resulü, Allah ayetleri açıklamamış ya da detaylandırmamış da, Resulü ayetleri detaylandırıp yaşanır hale getiriyor değildir. Bunu söylemek ve düşünmek, Allah ın kitabına dinine yapılacak en büyük saygısızlıktır. Allah hiç kimseye muhtaç olmayalım diye, ayetleri nice örneklerle açıkladık, detaylandırdık kolaylaştırdık, Kur’an ı açıklamak bizim görevimiz diyorsa Kur’an da, lütfen bunun aksini söyleyenlere itibar etmeyelim, Allah a ve kitabına şirk koşanlardan oluruz. ALLAH IN RESULÜNÜN BİZLERE ÖRNEK OLUŞUNU LÜTFEN DOĞRU ANLAYALIM, YOKSA ŞEYTANLAŞMIŞ İNSANLARIN TUZAĞINA DÜŞERİZ.

Bu durumda Allah, bizlere Resulünün örnek oluşu konusunda, Kur’an dan nasıl bilgiler veriyor, gelin ona bakalım. Resulün örnek oluşunu eğer Kur’an dan değil de rivayetlerden anlamaya öğrenmeye çalışırsak, İmanımızın daha başında, yanlış bir yol izlemiş oluruz. Öğrendiğimiz bilgilerin doğruluğundan da asla emin olamayız. Çünkü bizler Allah ın Resulünün nasıl bir hayat yaşadığına şahit olamadık, onun içinde onun bizler için örnek oluşunu doğru anlamak istiyorsak, bu örnekliği mutlaka Kur’an dan öğrenmeliyiz. Önce şunu hatırlatma isterim. ALLAH ÖYLE BİR RESUL SEÇMİŞ OLMALI Kİ KENDİSİNE, KUR’AN DA EMRETTİKLERİNİ, HAYATINA GEÇİREN VE BİZZAT YAŞAYAN BİRİSİ OLMALI.

Allah kitap Ehlinin yaptığı yanlışları anlamaları için önce, deki kullarıma diyerek kendisinin bizler gibi bir insan olduğunu, bizlerden hiçbir farkı olmadığını birçok ayette özellikle tebliğ ediyor. Demek ki Allah ın Resulü bizler gibi bir insan. Resulünün en önemli özelliğinden bahsederken, kalem suresi 4. ayetinde bakın ne diyor. “SEN ELBETTE YÜCE BİR AHLAK ÜZERESİN.” (Kalem 4) Demek ki bizler için Allah ın Resulünde en önemli örneklik, güzel bir ahlak üzerinde olması. Bizler sizce bu örnekliğin den istifade ediyor ve iyi ahlak sahibi olmaya çalışıyor muyuz? Yoksa hepsi sözde kalıyor, nefsimize yenik mi düşüyoruz? Yine Allah ın Resulünün çok önemli örnekliğin den, bakın Allah nasıl bahsediyor.     

“Andolsun size kendinizden öyle bir Resul gelmiştir ki, SİZİN SIKINTIYA UĞRAMANIZ ONA ÇOK AĞIR GELİR. O, SİZE ÇOK DÜŞKÜNDÜR; MÜMİNLERE KARŞI ÇOK ŞEFKATLİDİR, MERHAMETLİDİR.” (Tevbe 128)

İşte Allah ın Resulünün, bizler için çok önemli örnek oluşundaki vasıfları. Kendisi dışında, din kardeşlerinin sıkıntıya düşmesinden çok üzüntü duyuyor. İman edenlere karşı Allah ın Resulü çok düşkün, şefkatli ve merhametli olduğu örneği veriliyor. Ne dersiniz bizler Müslümanlar olarak, Allah ın Resulünün bu örnekliğin den istifade ediyor ve bir birimize aynı duyguları taşıyor muyuz, yoksa Allah ın dinde sakın bölünmeyin emrine gözlerimizi yumarak bölündük parçalandık ve aynı kitaba, Resule iman ettiğimiz halde, bir birimize düşman olduk ve bir birimizi öldürüyor muyuz yoksa ne dersiniz? Ne yazık i bizler, Resulün örnek alınmasındaki gerçeklerin üzerini örttüğümüz için, kendi uydurduklarımızı Resule atfediyor ve rivayetlerin yarattığı sanal-hayali bir örneklik yaratıyoruz. Tabi böyle olunca sonuç ortada. Allah ın Elçisinin İslam ı yaşamasına, çok önemli bir ayeti hatırlatmak istiyorum. Bakın Peygamberimiz İslam ı nasıl yaşıyor muş.

Araf 203: Onlara bir ayet getirmediğin zaman, “SEN BİR TANE DERLESEYDİN YA!” DERLER. De ki: “BEN ANCAK RABBİM TARAFINDAN BANA VAHYOLUNANA UYARIM. Bu kitap, Rabbinizden gelen göz açıcı belgeler olup, inanmış bir topluma rehber ve rahmettir.” (Bayraktar Bayraklı)

Bakın Allah ın Resulü, nasıl bir iman üzerineymiş. Kitap Ehli Peygamberimize dini konularda bir soru sorduğunda, O konu hakkında bilgisi yoksa, Allah dan vahiy beklediğini görüyoruz. Bu durumda Kitap Ehli kendisine, “SEN BİR TANE DERLESEYDİN YA!” dediklerinde verdiği örnek, bizler için çok önemli bir ders olmalı ve bizler bu örnekliğin den dikkatle istifa de etmeliyiz. ÇÜNKÜ KİTAP EHLİNİN İNANCI, KENDİ İÇLERİNDEN EDİNDİKLERİ RUHBANLAR, DİNİ KONULARDA İSTEDİKLERİ GİBİ HÜKÜMLER KOYABİLİYORLARDI VE PEYGAMBERİMİZDEN DE BUNU İSTİYORLARDI. Bakın Ne diyor Peygamberimiz.” “BEN ANCAK RABBİM TARAFINDAN BANA VAHYOLUNANA UYARIM.” Peki, bizler Allah ın Resulünün bu örnek davranışını, hayatımıza geçiriyor muyuz? Elbette her konuda olduğu gibi, bunu da görmek bile istemiyoruz ve diyoruz ki, “NE YANİ PEYGAMBERİMİZ POSTACI MIYDI.” Söyleyecek o kadar çok şey var ki, Allah cümlemizi ıslah etsin.

Allah ın Elçisi bizler için gerçekten çok önemli özelliklere sahipti ama bizler bu örnekliği ne yazık ki Kur’an dan değil, doğruluğundan emin olamayacağımız rivayetlerden öğrenmenin yolunu seçtik. Öyle olunca da yanlışları, doğruları ayıramaz olduk. Ali İmran 159. ayette Allah, bakın Resulünün hangi özelliklerinden bahsediyor.

Ali İmran 159: O zaman Allah’tan bir rahmet olarak, ONLARA YUMUŞAK DAVRANDIN! Şayet sen, kaba ve katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından ayrılıp giderlerdi. Öyleyse onları affet; bağışlanmaları için dua et; İŞ HAKKINDA ONLARA DANIŞ. Kararını verdiğin zaman da artık Allah’a dayanıp güven. ÇÜNKÜ ALLAH KENDİSİNE DAYANIP GÜVENENLERİ SEVER. (Bayraktar Bayraklı)

Demek ki Allah ın Resulü, iman etmeyenlere karşı bile yumuşak ve hoş görüyle davranıyormuş. Peki, bizler bu örnekliğin den ders aldık mı? Ne yazık ki hayır. İman eden Müslümanlar kendi arasında bile bu saygıyı ve yumuşaklığı bir birine göstermiyorlar. Birbirine yumuşak davranmayı bırakın, kaba, saba hakaretlerle bir birini öldürmekten bile çekinmiyorlar. SİZCE BİZLER BU DURUMDA, ALLAH IN RESULÜNÜN ÖRNEKLİĞİN DEN, İSTİFADE EDİYOR OLABİLİR MİYİZ? Çok daha ilginci kendisine inanmadıkları halde, onların doğru yola ulaşmaları için Allah dua etmesini söyledikten sonra bahsettiği konu çok önemli. “İŞ HAKKINDA ONLARA DA DANIŞ.” Devleti yönetirken birlikte yaşadığınız, sana iman etmeyen O kitap ehlinin de bazı konularda, onlarında düşüncelerini al ve ondan sonra karar ver diyor. Elbette Allah ın Elçisi de böyle yapıyor. PEKİ BİZLER, PEYGAMBERİMİZİN BU ÖZELLİKLERİNDEN DE İSTİFADE EDİYOR MUYUZ?

Allah ın Elçisi toplumda saygın ve güvenilir bir insandı. Özellikle onun şahitliğine, düşüncelerine başvurulurdu. Çok ilginç olan ise Peygamberimizin Kitap Ehline tabi olmayıp ÜMMİ oluşudur. Allah İsra suresi 74–75. ayetlerinde, RESULÜNÜN SEBATKÂR, SABIRLI BİR İNSAN OLDUĞUNDAN BAHSEDER.  Batıldan ve hurafeden uzak gerçeklerin, doğrunun arayışında olduğunu da bizlere Kur’an da bildirir. Peki, sizler hiç Allah ın Resulünün, Kur’an da bir çok ayette bahsedildiği ÜMMİ OLUŞUNUN, BİZLER İÇİN ÖRNEK OLUP OLMADIĞINDAN BAHSEDİLDİĞİNİ GÖRDÜNÜZ, YA DA DUYDUNUZ MU? Duymanız mümkün değil, gerçek ortaya çıkmasın diye ümmi kelimesine, okuma yazma bilmeyen anlamı verilerek, gerçek ne yazık ki örtülmüştür. Sizce Peygamberimizin ümmi oluşundan, hiç mi ders, örnek almamız gerekmiyor? Neden Allah Kitap Ehlinin arasından değil de, ÜMMİLERİN ARASINDAN RESUL SEÇMİŞ OLABİLİR?

Çünkü bundan bahsetmek, geleneksel İslam inancının anlayışına, inancına ters düşer de ondan. Hâlbuki ÜMMİ nin anlamı, Kitap ehline tabi olmayan anlamındadır Kur’an da. Hatta Şura suresi 52. ayetinde Allah, Elçisinin Ümmi oluşunun anlamını bizlere anlatmak için ne demişti hatırlayalım. “SEN DAHA ÖNCE KİTAP NEDİR, İMAN NEDİR BİLMEZDİN.” Diyerek seni doğru yola biz ilettik diye bilgi verir. Peki, Allah böyle bir insanı neden Elçi olarak gönderdi? Bunda alacağımız bir ders, GÜZEL BİR ÖRNEKLİK YOK MU SİZCE?

Elbette çok önemli bir örnek var ama yaşadığımız, geleneksel İslam anlayışının, mezheplerin öğretisinin hiç işine gelmediği için, gündeme bile getirilmiyor.  Peygamberimiz belki hiçbir kitap Ehline tabi değildi ama doğrunun ve gerçeklerin arayışında bir insandı. KİTAP EHLİNİN, GERÇEK İMAN ÜZERİNDE OLMADIKLARINI FARK ETTİĞİ İÇİN, BATIL VE RİVAYETLERE TABİ OLMAKTANSA, ONLARDAN UZAK GERÇEKLERİN ARAYIŞINDA OLMANIN, DAHA DOĞRU OLACAĞI BİLİNCİYLE, SÜREKLİ YÜZÜNÜ GÖKYÜZÜNE DÖNEREK, ALLAH A YALVARIYOR VE KENDİSİNİN DOĞRU BİR YOL ÜZERİNDE OLMASI İÇİN DUA ETTİĞİNİ DE YİNE, KUR’AN DAN ÖĞRENİYORUZ.

DEMEK Kİ ALLAH KATINDA, BATILA VE SANIYA TABİ OLMAKTANSA, GERÇEKLERİN VE DOĞRUNUN ARAYIŞINDA OLMAK, ALLAH KATINDA DAHA DOĞRU MAKBUL BİR DAVRANIŞ.

Değerli kardeşlerim. Allah ın Resulünde, bizler için çok güzel örnekler var. Lütfen onu rivayet ve sanı bilgilerden değil, ALLAH IN NURU KUR’AN DAN ÖĞRENELİM. Bizleri Allah ile aldatanların tuzağına düşmek istemiyorsak, emanetimizi teslim etmeden önce, elimizden geldiğince, kitap ehlinin durumuna düşen günümüz İslam inancını sorgulayalım ve batıla hurafeye tabi olmaktansa, elimizin altında Allah ın korumasın da ki Kur’an ın ipine sarılalım. İnanın bizleri en doğruya ulaştıracak, yalnız Kur’an dır.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/


https://twitter.com/KURANA_DAVET


http://www.hakyolkuran.com/


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/


https://hakyolkuran1.blogspot.com/
3
Tüm sosyal medya platformlarınızı tek bir site üzerinden yükseltmek, hesaplarınızı popülerliğe kavuşturmak ister misiniz?

Spotify, Soundcloud, Instagram, Tiktok, Youtube, Twitch, Facebook, Twitter, Clubhouse için takipçi, beğeni, izlenme, dinlenme gibi tüm işlemleri en uygun fiyatlarla hesabınıza tanımlayabilirsiniz.

Ücretsiz üyelik ve 3D güvenlik ile Havale/Eft, Banka/Kredi Kartı, Mobil Ödeme ve Papara ödemeleriniz ile bakiye ekleyebilir dilediğiniz servisten yararlanabilirsiniz.

10 kuruştan başlayan fiyatlarla harcadığınız bakiye kadar işlem ücreti kesilir, kalan bakiyeniz hesabınızda kalır. Dilediğiniz her yerde her zaman kullanabilirsiniz. 7/24 Canlı Destek ile ücretsiz danışmanlık hizmetinden yararlanabilirsiniz.

https://sosyalmediavm.com
4
İslam Dünyası / AHKAF SURESİ 15. AYETİN, GERÇEKLERİ İLE YÜZLEŞEBİLMEK…..
« Son İleti Gönderen: halukgta Nisan 23 2021, 12:20:45 »

Bu makalemin konusu, Ahkaf suresi 15. ayet olacak. Ayette geçen, insan erişkinlik çağına gelip, kırk yaşına ulaşınca şöyle der, cümlesinde geçen kırk yaşına ulaşınca mı insan olgunluk, erişkinlik çağına geliyor şeklinde yanlış bir intiba oluşabiliyor. Gelin onu ve ayetin devamında verilen çok önemli bilgileri, birlikte anlamaya çalışalım. Önce ayeti yazalım.

Ahkaf 15: Biz insana, anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi, onu sıkıntı çekerek karnında taşımış ve sıkıntı çekerek doğurmuştur. ONU TAŞIMASI VE SÜTTEN KESMESİ OTUZ AY SÜRMEKTEDİR. İNSAN ERİŞKİNLİK ÇAĞINA GELİP, KIRK YAŞINA ULAŞINCA ŞÖYLE DEDİ: “Ey Rabbim! Bana ve anne babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın iyi ameller yapmamı bana nasip et! Benim soyumdan iyi insanlar yetiştir. Ben sana yöneldim ve ben sana teslim olanlardanım.” (Bayraktar Bayraklı)

Ayet çok önemli konulara dikkatimizi çekiyor ve Allah biz insanlara, anne babasına iyi davranmasını emrettik diyor. NE YAZIK Kİ BU GERÇEKLE BİZLER, ÇOK GEÇ BULUŞUYORUZ. ALLAH IN BU İKAZININ FARKINA VARDIĞIMIZDA DA, ÇOK BÜYÜK HATALAR YAPIYORUZ. Ayetin devamında, bu konunun açıklamasını, detayını veriyor Allah. O kısma gelmeden önce, bakın ayet yine dünyaya gelişimizle ilgili özellikle annemizin ne zahmetler çektiğini ve onun hakkını ödeyemeyeceğimizin örneğini nasıl veriyor. Annenin yaklaşık 9 ay evladını sıkıntı çekerek taşıması, dünyaya getirmesi ve hatta yine yaklaşık 30 ay emzirmesinden bahsediyor. Kur’an da her bilgi, detay yazmaz diyenlere hatırlatırım. Allah yeni doğan bir bebeğin, 30 ay annesinden süt emmesinin önemine işaret ederek bizlere bildiriyorsa, sorumlu olduğumuz tüm detayları Kur’an da bildirmeyip, bizlerin rivayet hadislerden öğrenmemizi ister mi? Lütfen aklımızı başımıza Kur’an ile alalım, yoksa pişman olanların safında oluruz.

Gelelim ayetin devamına. Ayette şöyle bir cümle geçiyor. ”İNSAN ERİŞKİNLİK ÇAĞINA GELİP, KIRK YAŞINA ULAŞINCA ŞÖYLE DEDİ” Bu ayette geçen bu cümleyi, bazı kardeşlerimiz yanlış anlayabiliyor ve şöyle bir soru sorabiliyorlar. “İNSANLARIN ERİŞKİNLİK, OLGUNLUK ÇAĞI 40 YAŞINDA MI BAŞLIYOR.” Elbette hayır. Çünkü olgunluğa, erişkinliğe başlama yaşımız kişiden kişiye kadın ve erkek farklı yaşlarda olsa bile yaklaşık 18 yaşlarında oluyor diyebiliriz. Hatırlayınız Nisa suresi 6. ayetinde,  evlendirilecek gençlerin bir nikâh çağından bahseder. Konuya açıklık getirmek içinde, onlarda içinize sinecek bir olgunluk, erginlik gördüğünüzde onları evlendirin uyarısı yapılır.

Ahkaf suresi 15. ayette bahsedilen ise insanın erişkinlik, olgunluk çağına gelip, belirli bir süre bu olgunluğunu pekiştirip, bu olgunluk güçlendiğinde yani tüm gerçekleri artık fark edip gerçeklerle yüzleşecek erginliğe gelmenin, ancak 40 yaşlarında olabileceğinden bahsediyor. Bu ayetin bu kısmını bazı meallerde TAM OLGUNLUĞA ERİŞTİĞİNDE diye tercüme ediyorlar ki bu daha anlaşılır bir tercüme olduğunu söyleyebilirim.

İnsanların evlenip, çoluk çocuk sahibi olduklarında kırk yaşına gelip, hayatın gerçekleri ile yüzleştiklerinde ancak anne ve babalarının kıymetini bileceğini ve bu olgunluğa eriştiklerinde bakın ne söyleyeceklerinden bahsediyor.

“EY RABBİM! BANA VE ANNE BABAMA VERDİĞİN NİMETE ŞÜKRETMEMİ VE HOŞNUT OLACAĞIN İYİ AMELLER YAPMAMI BANA NASİP ET! BENİM SOYUMDAN İYİ İNSANLAR YETİŞTİR. BEN SANA YÖNELDİM VE BEN SANA TESLİM OLANLARDANIM.”

Bu ayet aslında üzerinde dikkatle düşündüğümüzde, çok ibretlik bilgiler veriyor.  HİÇBİR EVLAT, BEN NEDEN FAKİR BİR ANNE BABADAN DOĞDUM DEMEMELİ, DOĞDUĞU ORTAMA ŞÜKRETMELİ VE ANNE BABASINI KÜÇÜMSEMEDEN YAŞADIĞI AİLENİN ŞARTLARINA, KOŞULLARINA AYAK UYDURARAK, MÜCADELE ETMELİDİR. Yapması gereken dua çok önemli. Allah ın hoşnut olacağı iyi ameller yapmamızı bize nasip et, soyumdan iyi insanlar yetiştir, sana yöneldim ve teslim oldum dememiz gerçekten çok önemli.

Ne yazık ki bizler tüm bu gerçeklerden uzak, dünyaya geldiğimiz ailemizi bazen küçümser tavırlar içinde oluyor ve anne babamıza saygıda kusurlar ediyoruz.  Doğru yolu bulmak istiyorsak, ayetin sonunda uyardığı gibi rivayet, sanı bilgilerden uzak, bizlerinde yalnız Allah a yönelmemiz, yalnız onun kitabı ile yolumuzu bulmamız ve yalnız Allah a teslim olmamız gerekiyor. Lütfen bu gerçeklerin artık farkında olalım, yoksa bu dünyada da hesap günüde, üzülenlerin safında oluruz.

DİLERİM CÜMLEMİZ, AHKAF SURESİ 15. AYETİN GERÇEKLERİ İLE YÜZLEŞEN, ONU HAYATINA GEÇİREN ANNE, BABA, EŞ VE EVLATLARIMIZLA MUTLU, HUZURLU BİR AİLE OLAN, BİRBİRİMİZE SAYGILI OLAN, ALLAH IN HALİS KULLARI ARASINDA OLURUZ.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/


https://twitter.com/KURANA_DAVET


http://www.hakyolkuran.com/


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/


https://hakyolkuran1.blogspot.com/
5
Konu Dışı / Gününe Anlam Katın
« Son İleti Gönderen: aysedegisik10 Nisan 09 2021, 10:17:55 »
[size=78%]İş hayatında koşturan ya da ev içinde sürekli bir hareket halinde olan kadınların o yoğunlukta alacakları bir gül bile yüzlerinde muhteşem bir gülümsemeyi yaratabilir. Ayrıca evlilik yıl dönümü, sevgililer günü,[/size][/size][size=78%]  [/size][/size][size=78%]nişan ya da tanışma yıl dönümü çiçek gönderme amacınız her ne olursa olsun birbirinden farklı çiçeklerin bir arada olduğu arajmanlardan onun beğeneceği tarzda çiçekler alabilir ya da kendiniz oluşturabilirsiniz. Gül ve laleden oluşan bir buket hasret ve sevdayı sembolize ederken gül ve orkide sonsuz aşkı temsil edebilir.[/size]

 
 Seçeceğiniz çiçek her ne olursa olsun dilediğiniz zaman https://esincicek.com/ sitesinden sipariş verebilirsiniz.
 
6
Konu Dışı / Ynt: Muhabbet Bahçesi
« Son İleti Gönderen: €mrê ©Âñ Nisan 07 2021, 14:41:34 »
aleyküm selam mı desem, ne desem.

sosyal medya dediler forum işi çöktü :) ne günlerdi be
7
Teknoloji Dünyasından Haberler / Ynt: 4.5G Nedir?
« Son İleti Gönderen: €mrê ©Âñ Nisan 07 2021, 14:39:41 »
artık 5g nedir duymalıyız :)
8

Bu makalemde sizleri, düşünmeye davet etmek istediğim ayet, Zümer suresi 45. ayet olacaktır. Bu ayet üzerinde dikkatle düşündüğümüzde, bizlere vereceği çok önemli bilgiler, uyarılar olduğuna inanıyorum. Önce ayeti yazalım, daha sonra birlikte üzerinde düşünelim.

Zümer 45: ALLAH TEK BAŞINA ANILINCA, AHİRET’E İNANMAYANLARIN İÇLERİ DARALIR. O’NUNLA ARALARINA KOYDUKLARINDAN SÖZ EDİLİNCE DE YÜZLERİ GÜLER. (Süleymaniye vakfı)

Bu ayette Allah bazı kişilerden bahsederek, yaptığı yanlışlardan çok dikkat çekici bir örnek veriyor ve diyor ki, bu insanlara yalnız Allah dan bahsettiğinizde, yani bizlerin tek sahibi, hüküm veren, şefaat eden yada cezalandıran yalnız Allah tır. Ondan başka ilah yoktur, ondan başka şefaatçi yoktur. Onun huzuruna gideceğiz ve O bizler için adaletle hükmedip ya cezalandıracak ya da mükâfatlandırıp cennetine alacaktır dendiğinde, bu insanların bu sözler hoşuna gitmez içleri daralır, sizlere sinirlenirler karşı çıkarlar diyor. Çok ilginçtir ki, yine aynı insanlara, Allah ın yanında edindikleri velileri, efendileri, ya da ŞEFAATÇİ OLARAK KABUL ETTİKLERİNİ DE ANDIĞINIZDA, bu durumda onların yüzleri güler, size iyi davranırlar, söylediklerinizden hoşnut olurlar diyor.

Hatırlatmak isterim, Allah ın bu ayette verdiği örnek ve uyarı, Allah a hiç iman etmeyenlere karşı söylenmiyor. Lütfen bu kısmını doğru anlayalım. Çünkü Kur’an, Allah a hiç iman etmeyen kâfirler le çok fazla uğraşmaz. Elbette onları da uyarır ama genellikle iman ettiğini söyleyen ama yoldan sapmışlar la ilgilenir, onları ikaz eder ve hak olan yola davet eder. Ayeti düşünerek okuduğunuzda, Kitap Ehlinin yaptığı yanlışların aynısını, bizlerin de nasıl tekrar ettiğimizi hatırladınız eminim. Günümüzde bizlerin bu ayetten alacağımız çok ama çok büyük dersler var.

Şöyle diyebilirsiniz, ayette AHİRETE İNANMAYANLARDAN BAHSEDİYOR, bu durumda bunlar Allah a iman etmeyen kâfirler diyebilirsiniz.  AYETTE BAHSEDİLENLER AHİRETE HİÇ İNANMIYOR DEĞİLLER, AHİRETE İNANIYORLAR ÇÜNKÜ BUNLAR KİTAP EHLİ. İNANMADIKLARI, AHİRET DE ALLAH IN KOYDUĞU KURALLARA, ORADA HEPİMİZİN KARŞILAŞACAKLARI GERÇEKLERE İMAN ETMİYORLAR. Yani ahiret de karşılaşacağımız kural ve hükümleri, kendilerine göre değiştirdiklerinden, böylece ahiretin kanunlarına, kurallarına inanmıyorlardı. Allah hesap günü için ne demişti. İncir çekirdeği kadar yapılanlar önümüze gelecek ve her şeyin hesabı sorulup, adaletle yalnız Allah hüküm verecek. Allah hükmüne hiç kimseyi ortak etmez. Güvenilecek ve yardım istenecek VELİNİZ yalnız Allah tır. ALLAH BİZLERİ UYARIYOR VE BENDEN BAŞKA ŞEFAATÇİ SAKIN EDİNMEYİN. HİÇBİR ŞEFAATİN FAYDA ETMEDİĞİ, O GÜNDEN SAKININ DİYE UYARIYORDU. Allah mahşer günü için bunlara benzer birçok hüküm verdiği halde, kendilerine Allah ın berisinden veliler, şefaatçiler edinenler, cehennem azabı bize dokunmayacak diyorlardı. Zümer 3. ayetinde,  ne demişlerdi bu insanlar onu da hatırlayalım.

“Gözünüzü açıp kendinize gelin! ARI-DURU DİN YALNIZ VE YALNIZ ALLAH’IN DIR! O’NUN YANINDA BİRİLERİNİ DAHA VELİLER EDİNEREK, “BİZ ONLARA, BİZİ ALLAH’A YAKLAŞTIRMALARI DIŞINDA BİR ŞEY İÇİN KULLUK ETMİYORUZ.” diyenlere gelince, hiç kuşkusuz, ALLAH ONLAR ARASINDA, TARTIŞIP DURDUKLARI KONUYLA İLGİLİ HÜKMÜ VERECEKTİR. Şu bir gerçek ki, Allah, yalancı ve nankör kişiyi iyiye ve güzele kılavuzlamaz.” (Zümer 3)

Demek ki Zümer 45. ayette bahsedilenler, Allah a iman etmeyenler değil, tam tersine iman eden kitap Ehlinden bahsediliyor.  Allah dinin tek sahibi kendisi olduğunu ve katışıksız, arı duru dinin yalnız Allah katından gelen olduğu gerçeğini, üstüne basa basa söylüyor ve bizleri uyarıyor. Çünkü Kitap Ehli tıpkı günümüzde bizlerin yaptığı gibi, Allah ın dinine, beşeri hükümler ilave ederek, arı duru Allah ın dinini bozmuşlar, mezheplere, cemaatlere bölünmüşler, kendi hükümlerini Allah ın emri diye topluma kabul ettirmişlerdi. AYNI YANLIŞLARI BİZLERDE GÜNÜMÜZDE YAPIYORUZ VE NE DİYORUZ? YALNIZ KUR’AN İLE İSLAM YAŞANMAZ DİYEREK KUR’AN, PEYGAMBERİMİZİN SÜNNETİ YANİ RİVAYET HADİSLER, MEZHEP İMAMLARININ İÇTİHATLARI, MEZHEPLERİN DİNE KOYDUĞU KURALLAR DİYE SAYMAYA DEVAM EDİYORUZ. Yani Allah ın halis dinine ilaveler yaparak, Allah ın hükmüne kendilerini ortak ederek, Peygamberimizin ismini de kullanarak şirk batağına batıyoruz. FARKINDA DEĞİLİZ AMA VELİLER, ŞEYHLER, EFENDİLER EDİNİP, ONLARA ALLAH IN YETKİLERİNİ VEREREK, ALLAH IN YANINDA KÜÇÜK İLAHLAR EDİNİYORUZ. BU APAÇIK ŞİRKTİR. Bizlerde günümüzde, Allah ın Elçisine verdiği yetki ve sorumlulukları Kur’an da apaçık gördüğümüz halde ne diyoruz. Peygamberimizin de dinde hüküm koyma yetkisi vardır. ALLAH PEYGAMBERİMİZİ, POSTACI OLARAK MI GÖNDERDİ diyerek, Allah ın dinde ortağı yapmaktan çekinmiyoruz.

Hâlbuki Allah ın Elçisi Kur’an ı tebliğ ederken, ben sizlere yalnız Kur’an ile hükmetme görevi aldım, benim görevim yalnız tebliğ etmektir, onun dışına asla çıkamam, hüküm veren şefaat eden, yardım eden velimiz yalnız Allah tır diye ayetleri tebliğ etmişti. Bu bilgiler, uyarılar diğer Kitap ehline de gelmişti ama onlar bu gerçekleri göz ardı edip, Allah ın kanunlarını değiştirerek, kendilerinin asla cehennem cezası çekmeyeceklerine ve Allah ın sevgili kulu olduklarına, çünkü Allah ın Elçisinin ve edindikleri şefaatçilerin onları hesap günü, azaptan kurtaracaklarına inanıyorlardı. AYNI YANLIŞI BİZLERDE YAPIYOR VE İMAN ETTİĞİNİ SÖYLEYEN BİR MÜSLÜMANIN, ASLA CEHENNEM CEZASI ÇEKMEYECEĞİNE, PEYGAMBERİMİZİN ŞEFAATİYLE CENNETE GİDECEĞİMİZE İNANMIYOR MUYUZ? ALLAH DA ONLARA BU HATALARINDAN DOLAYI, AHİRETTE HESAP GÜNÜNDE, HİÇ KİMSENİN HİÇ KİMSEYE TEK BİR YARDIMI DAHİ OLAMAYACAĞI GERÇEĞİNE İMAN ETMEDİKLERİNDEN DOLAYI, ONLAR AHİRETE İNANMAYANLAR DİYOR. Bakın bu ayetin devamında, Rabbimiz ne diyor.

Zümer 46: De ki “Göklerin ve yerin yaratıcısı, görüneni de görünmeyeni de bilen Allah’ım! KULLARININ TARTIŞTIĞI HER KONUDA, ARALARINDA HÜKÜM VERECEK OLAN SENSİN.” (Süleymaniye vakfı)

Zümer 47: (Mezardan) kalkış günü, yeryüzündeki her şey ve bir o kadarı daha yanlışlar içindeki o kimselerin elinde olsa, o azabın sıkıntısından kurtulmak için hepsini verirlerdi. ALLAH, HİÇ HESAP ETMEDİKLERİ ŞEYLERİ, KARŞILARINA ÇIKARACAKTIR. (Süleymaniye vakfı)

Zümer 46. ayette, kendilerini temize çıkarıp, bizlere azap dokunmayacak diyerek, edindikleri velilerin ya da Allah ın Elçilerinin onları azaptan kurtaracağına inanlara Allah, bakın nasıl uyarıyor ve tek hüküm sahibinin kim olduğunu, nasıl hatırlatıyor. Ders alıp hatalarından dönene ne mutlu. “KULLARININ TARTIŞTIĞI HER KONUDA, ARALARINDA HÜKÜM VERECEK OLAN SENSİN” Zümer 47. ayette de hesap günü, uydurduklarının gerçek olmadığını gördüklerinde, varını yoğunu vermeye hazırdırlar ama çok geç kaldıklarını Rabbimiz bizlere şimdiden hatırlatıyor. Ders alıyor muyuz? Hiç sanmıyorum.  Ayetin son kısmında da yine, kendilerini temize çıkarıp veliler, efendiler ve şeyhler edinenlere, kendilerine Allah ın dininin yanında din yaratanlara, Allah a adeta din öğretmeye çalışanlara, Allah bakın ne diyor ve pişman olacakları uyarısını nasıl yapıyor. “ALLAH, HİÇ HESAP ETMEDİKLERİ ŞEYLERİ, KARŞILARINA ÇIKARACAKTIR.

Dilerim bu hataları yapmayan, Allah ın halis, arı-duru dinine hiçbir hurafe, batıl, rivayet karıştırmadan yaşayan, iman eden Allah ın azınlık halis kulları arasında oluruz. LÜTFEN UNUTMAYALIM, DİNİN SAHİBİ, HÜKÜM GÜNÜN MALİKİ YALNIZ ALLAH TIR. HÜKÜM VEREN, YARDIM EDEN, ŞEFAAT EDECEK OLAN DA YALNIZ ALLAH TIR. ONUN YANINDA YARDIM EDECEK, ŞEFAAT EDECEK DİYE EDİNDİĞİMİZ VELİLER, BİZLERİ ALLAH A DEĞİL, ŞEYTANA YAKLAŞTIRACAK VE BÖYLE İNSANLAR MAHŞER GÜNÜ, HİÇ HESAP ETMEDİKLERİ ŞEYLERLE KARŞILAŞACAKLARDIR.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/


https://twitter.com/KURANA_DAVET


http://www.hakyolkuran.com/


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/


https://hakyolkuran1.blogspot.com/
9
Kişisel / Ynt: Buğulanan Cama Ne Yazarsınız?
« Son İleti Gönderen: beterböcek Nisan 05 2021, 21:35:51 »
vay ki ne vayy
10

Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim konu, Peygamberimizin Kur’an ayetlerini AÇIKLAMAK yani günümüz tabiriyle söylemek gerekirse, TEBYİN görevi var mıdır? Kur’an ın muhkem ayetleri açık ve anlaşılır değil midir de, Allah ın Elçisi açıklıyor olsun. Yoksa açıklamak sözünden, ayetlerin nice örneklerle izah ettiği konuları, özellikle Kitap Ehli nin yaptığı yanlışlarla karşılaştırıp, gerçeği KUR’AN İLE AÇIĞA ÇIKARMAK, DİYE Mİ ANLAMALIYIZ? Ne dersiniz?

Kur’an ı anladığı dilden hiç okumamış, din ile alakası olmayan bir insana, Allah ın Elçisinin ayetleri anlaşılır hale getirme, yani açıklama görevi de vardır deseniz, hemen şöyle bir soru sorar. “ŞU ANDA OKUDUĞUNUZ, İNANDIĞINIZ KUR’AN ANLAŞILIR VE AÇIKLANMIŞ DEĞİL MİDİR?” Bu soruya evet açık, anlaşılır ve detaylı değildir, peygamberimizin rivayet hadisleri ayetleri açıklamıştır dediğimizde, şöyle bir soru daha sorması muhtemel. “Peki, açıklanmış halini nereden öğreneceğiz?” Bu kitabı Allah ın Elçisi, Kur’an ı yazdırdığı gibi açıklanmış halini de yazdırmış ve bizlere iletmiş mi dediğinde, onu tatmin edecek, mantıklı ve makul, nasıl bir cevap vermemiz gerekir sizce bu kişiye.  Doğrusu ben mantıklı, akla yatkın bir cevap bulamıyorum. Ona, Kur’an ı Peygamberimizin rivayet hadislerinden öğreniyoruz ayetlerin detayını dediğimizde, biraz aklı başında olan ve hiçbir etki altında olmayan kişinin vereceği cevap, BİZLER NASIL OLUR DA RİVAYETLERE GÜVENEBİLİRİZ, BÖYLE BİR YOLLA MI ALLAH BİZLERİN KUR’AN I ANLAMASINI İSTİYOR DER VE BİZLERİ CİDDİYE ALMAZ, BİZDEN UZAKLAŞIR. ONA ASLA BİR DAHA İSLAM I, KUR’AN I ANLATAMAZSINIZ. Ne yazık i büyük bir çoğunluk, dinden bu yolla uzaklaşıyor.

Önce şunu unutmayalım BEYAN bildirmek, söylemek anlamındadır, bilinmeyeni açıklamak değildir. Yani bildiği gerçekleri hiç değiştirmeden beyan etmektir ki, bu kelimeyi bizlerde hayatımızda kullanırız. TEBYİN KELİMESİ İSE TOPLUMDA AÇIKLAMAK, İZAH ETMEK VE GERÇEĞİ ORTAYA KOYMAK ANLAMINDA KULLANILIR. SİZCE HÂŞÂ ALLAH AYETLERİNDE, GERÇEĞİ AÇIKÇA ORTAYA KOYUP, BİZLERE BİLDİRMİYOR MU? Sizce Allah, bizleri sorumlu tutacağına hükmettiği Kur’an ı açıklamamış, detay vermeden indirmiş olabilir mi? Yani Ey Resulüm ben özet bir Kur’an indiriyorum, sen kullarıma bunu anlaşılır hale getir, demiş olabilir mi? BU ŞEKİLDE GÖNDERECEĞİNE NASIL İNANIRIZ? BU NASIL BİR AKIL TUTULMASI BÖYLE. TABİ Kİ MÜMKÜN DEĞİL, YOKSA ALLAH SİZLERİ KUR’AN DAN HESABA ÇEKECEĞİM, BEN AÇIKÇA GÖNDERMEDİM AMA SİZLER BUNU ELÇİMİN RİVAYET HADİSLERİNDEN ÖĞRENİN DEMESİ ASLA MÜMKÜN DEĞİL. Açıkça anlaşılmayan bir kitabı Allah, neden bizlere göndersin? Bunu da mı düşünemiyoruz. Konumuzu açıklığa kavuşturmadan önce, Allah Elçisine verdiği görev, yetki ve sorumluluklarından örnekler verelim.

“RESULE DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR. (Ankebut 18) BİZ RESULLERİ, SADECE MÜJDELEYİCİLER VE UYARICILAR OLARAK GÖNDERİRİZ.  (Kehf 56) SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR. (Rad 40) BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYARIM. BEN SADECE APAÇIK BİR UYARICIYIM. (Ahkaf 9 )”

Siz bu ayetlerden, Allah ın Elçisinin ayetleri açıklamak ve anlaşılır hale getirmek, yani açık olmayan ayetleri açıklama, TEBYİN etme görevinin de olduğunu mu anladınız? Allah daha nasıl açıkça söylesin, senin görevin SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR DİYOR. Bunun tersini söyleyen, Allah ın ayetlerine iman etmiyor demektir. Şimdide Kur’an ın apaçık ya da detaylı açıklanıp açıklanmadığı konusuna gelelim. Yusuf suresi 1. ayetinde Allah ne diyordu hatırlayalım. “BUNLAR, APAÇIK KİTAB’IN AYETLERİDİR.” Yine Hud suresi 1. ayetinde, Kur’an ın bakın kim tarafından açıklandığını bildiriyor. “BU ÖYLE BİR KİTAPTIR Kİ AYETLERİ HEM MUHKEM KILINMIŞ, HEM DE DOĞRU KARARLAR VEREN VE HER ŞEYİN İÇ YÜZÜNÜ BİLEN, ALLAH TARAFINDAN AÇIKLANMIŞTIR.” Bakar mısınız lütfen, Allah Kur’an ı ben açıkladım diyor. Bu ayetleri görmezden mi geleceğiz.  Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için Allah, bakın Elçisinin indirdiği kitabın ayetlerini okurken, tedirgin olmasın ve anlayamam diye şüpheye düşmesin diye, nasıl bir ayet indiriyor.

Kıyame 16–17–18–19: (Ey Muhammed!) Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma. Şüphesiz onu toplamak ve okumak bize aittir. O hâlde, biz onu okuduğumuz zaman, onun okunuşuna uy. SONRA ONU AÇIKLAMAK DA BİZE AİTTİR. (Diyanet meali)

Bildiğiniz gibi Allah ın Elçisi Ümmiydi, yani daha önce hiçbir kitap Ehline tabi olmadığı için, dini konularda da bilgisi yoktu. Ayetler indirilirken, Peygamberimiz ayetleri anlama konusunda tedirgin olmuş ki Allah, Elçisine sakin ol, sana ayetleri detaylı bir şekilde açıklayacağız diyor. Batıl inançlarını aklamaya çalışanlar, bu ayetlerde geçen açıklamayı Allah, Kur’an da değil de, daha sonra sözlü olarak açıkladığını dahi söyleyenler var. Demek ki Allah ile aldatılmak bu kadar tehlikeli bir şey. İNSANIN AKLINI BAŞINDAN ALIYOR. RABBİM CÜMLEMİZİ KORUSUN. Allah Enam suresi 97. ayetinde, BİLEN BİR TOPLUM İÇİN AYETLERİ AYRI AYRI AÇIKLADIK diyorsa, hala ayetler açık değil, Elçisi açıklamıştır nasıl deriz.

Allah daha birçok ayetinde, Kur’an ı kendisinin açıkladığını bildiriyor. Bunun nedenini de açıklıyor ve diyor ki, Sizlerin sorumlu olacağı ayetleri MUHKEM yani apaçık olarak gönderip, Allah dan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayetleri, işte böyle nice örneklerle açıkladık diyor. İman eden biz Müslümanlara düşen imtihanımız gereği, Allah ın açıkladığı ayetler üzerinde planlı ve Programlı düşünerek, araştırarak anlamaya çalışmak olmalıdır. İMTİHANINDA GEREĞİ BU DEĞİL MİDİR ZATEN. Allah emin olmadığınız sözlerin ardına düşmeyin, hesabını sorarım diyorsa, sizce bizleri sorumlu tutacağına hükmettiği muhkem ayetleri açıklamayıp, bizleri rivayetlere muhtaç bırakır mı Allah? EĞER AYETLERİ PEYGAMBERİMİZ AÇIKLADIYSA, NEDEN AÇIK HALİYLE KUR AN I YAZDIRMADI DA, AÇIKLANMAMIŞ İZAH EDİLMEMİŞ BİR ŞEKİLDE KAYDA ALDIRDI? BU YANLIŞA İNANANLARA SORUYORUM, BU NASIL BİR MANTIK BÖYLE. ALLAH NEDEN VERDİĞİ HÜKÜMLERİ AÇIK BİR ŞEKİLDE İNDİRMESİNDE, KULLARINI ZOR DURUMDA BIRAKSIN. BUNU DA MI DÜŞÜNEMİYORUZ? Şimdide bazı ayetleri bu konuda, nasıl tahrif edip yanlış anlamlar yükleyerek, rivayetleri dinin asli unsuru yaptıklarına örnekler verelim. Özellikle Diyanet mealinden seçtim ayetleri.

Maide 15: Ey kitap ehli! Artık size elçimiz (Muhammed) gelmiştir. O, KİTABINIZDAN GİZLEYİP DURDUĞUNUZ GERÇEKLERDEN BİRÇOĞUNU SİZLERE AÇIKLIYOR, birçoğunu da affediyor. İŞTE SİZE ALLAH’TAN BİR NUR VE APAÇIK BİR KİTAP (KUR’AN) GELMİŞTİR. (Diyanet meali)

Yunus 5: O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. Allah, bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. O, AYETLERİNİ, BİLEN BİR TOPLUMA AYRI AYRI AÇIKLAMAKTADIR. (Diyanet meali)

Bakın Maide 15. ayetinde Allah ne diyor. Sizlere daha önce indirdiğim kitaplardan, gizleyip durduğunuz gerçeklerden birçoğunu sizlere, Elçim açıklıyor diyor. Peki, bu açıklama anlaşılmayan bir şeyi açığa kavuşturmak mı, yoksa Kitap ehlinin yaptığı yanlışları, Kur’an ayetlerini tebliğ ederek, onların yanlışlarını ortaya çıkarmak mı? Ne yazık ki bizler kelimelere, her konuda olduğu gibi özellikle farklı anlamlar vererek, batılı aklamaya çalışıyoruz. Peygamberimiz, Allah ın Rad suresi 40. ayette verdiği yetki gereği, ALLAH IN APAÇIK AYETLERİNİ, GİZLEDİKLERİ TÜM GERÇEKLERİ SADECE KUR’AN DAN TEBLİĞ ETMİŞ, UYARICI, İKAZ EDİCİ GÖREVİNİ YAPMIŞTIR.

Yunus 5. ayetinde Allah, birçok konuda bizlere bilgiler verip, detaylı açıkladığını söyleyerek, ayetin sonunda bakın ne diyor. ”O, AYETLERİNİ, BİLEN BİR TOPLUMA AYRI AYRI AÇIKLAMAKTADIR” Peki açıklayan kim, elbette Allah Kur’an da açıklıyor. Şimdide konumuzun daha iyi anlaşılabilmesi için, anlamını değiştirmeye ve rivayetleri ayetlere ilave etmeye çalıştıkları başka bir ayeti, iki farklı tercümeden yazmak istiyorum.

Nahl 44: (O Resulleri) APAÇIK BELGELER VE KİTAPLARLA GÖNDERDİK. İNSANLARA, KENDİLERİNE İNDİRİLENİ AÇIKLAMAN ve onların da (üzerinde) düşünmeleri için sana bu Kur’an’ı indirdik. (Diyanet meali)

Nahl 44: Onları mucizelerle ve HİKMET DOLU SAYFALARLA GÖNDERDİK. O Zikri (Kitabı) sana da indirdik ki KENDİLERİNE GÖNDERİLENİN NE OLDUĞUNU O İNSANLARA AÇIK AÇIK ANLATASIN, belki düşünürler. (Süleymaniye vakfı)

İlk yazdığım tercüme Diyanetin. Ayetin daha ilk cümlesi APAÇIK BELGELER VE KİTAPLARLA GÖNDERDİK diye başlıyor. Ama batıl savunucularının gözlerinde perde, gönüllerinde mühür olunca, görmeleri mümkün olmuyor. Allah apaçık belgeler, kitaplar gönderecek ama ayeti açıklamayacak, izah etmeyecek öylemi? Allah akıl fikir versin inşallah. Ayetin devamın da ise Allah Elçisine, sana indirdiğim bu apaçık belgeleri anlat, tebliğ et yani yaptıklarının ve inandıklarının yanlış olduğunu apaçık ayetlerle onlara bildir ki, hatalarından dönsünler diyor. Ayetin daha başında ayetleri apaçık gönderdik diyor, Elçisi apaçık olan ayetleri kitap ehline anlatıyor yani tebliğ edip bildiriyor ve sizin inandığınız gibi değilmiş diye izah edip, ikna etmeye çalışıyor. Aynı ayeti farklı bir tercümeden verdiğimde zaten her şey anlaşılıyor ve ayet yerli yerine oturuyor ve bakın ne diyor. “KENDİLERİNE GÖNDERİLENİN NE OLDUĞUNU O İNSANLARA, AÇIK AÇIK ANLATASIN” Aslında her şey çok açık, ama kafamızdaki O batıldan kurtulmadığımız sürece, gerçeklerle buluşmamız asla mümkün olmayacaktır. Yine konumuzla ilgili bazı örnekler vermek istiyorum.

Enam 55: Suçluların yolu da açığa çıksın diye, AYETLERİ İŞTE BÖYLE AYRI AYRI AÇIKLARIZ. (Diyanet meali)

Nahl 64: SANA BU KİTABI İNDİRMEMİZ DE ANCAK ŞUNUN İÇİNDİR Kİ ONLARA HAKKINDA IHTİLÂF ETTİKLERİ ŞEY’İ BEYAN EDESİN ve iyman edeceklere bir hidayet, bir rahmet olsun (Elmalı orijinal meali)

Nahl 64: SANA BU KİTABI, ANLAŞMAZLIĞA DÜŞTÜKLERİ KONULARI AÇIK AÇIK ANLATASIN bir de inanıp güvenen bir topluluğa yol gösterici ve ikram olsun diye indirdik. (Süleymaniye vakfı)

Enam suresi 55. ayete iman eden bir Müslüman, bizlerin sorumlu olduğu MUHKEM ayetlerin açık ve anlaşılır olmadığını, ayetleri Peygamberimizin rivayet hadisleri açıkladığını söylemesi, Allah ın ayetlerine iman etmiyor anlamındadır. BATIL O KADAR AZGIN TAVIRLAR İÇİNDEKİ BU KONUDA, PEYGAMBERİMİZİN RİVAYET HADİSLERİ OLMASAYDI, KUR’AN ANLAŞILMAZ, KAPALI KALIRDI DEME CESARETİNİ GÖSTERİYORLAR. BUNU SÖYLEMEK ŞİRKTİR, HATIRLATIRIM. Allah ayetleri ayır ayrı açıklıyoruz diyorsa, nasıl olur da bunun tersini başka ayetlerde düşünürüz. Nahl suresi 46. ayeti, özellikle iki farklı tercümeden yazdım. Ayetin ilk cümlesinde, Kur’an ı indirmemizin amacı, HAKKINDA İHTİLAF ETTİKLERİ ŞEYİ, ONLARA BEYAN EDESİN DİYOR.  Son cümlesi de inanan topluma yol gösterici olsun diyerek bitiriyor. Anlaşılmayan, açıklanmaya muhtaç bir ayet, nasıl olur da yol gösterici olur?

Beyan etmek, beyanda bulunmak açıkça hiçbir değişikliğe uğramadan tüm gerçekliğiyle bildirmek, söylemek demektir. Yoksa açık olmayan bir ayet, nasıl olur da Kitap ehlinin ihtilaf ettiği bir konusuna açıklık getirsin. Ayet apaçık anlaşılmıyor olsaydı, Kitap Ehli bunu asla kabul etmez, bu senin düşüncen yorumun, ayetten bu söylediklerin anlaşılmıyor derlerdi.  Diğer tercümede zaten, anlaşmazlığa düştükleri konuları onlara açık açık anlatasın diye tercüme edilmiş. Bazı tercümelerde de açıklayasın demişler. Aslında açıklama kelimesine, kendi nefsimizden farklı bir anlam vermezsek buda doğru diyebiliriz. ALLAH IN ELÇİSİ, ALLAH IN İNDİRDİĞİ AYETLER DOĞRULTUSUNDA İHTİLAFA DÜŞTÜKLERİ KONULARI, KUR’AN DAN ALDIĞI BİLGİLERLE AÇIĞA KAVUŞTURUYOR, GERÇEKLERLE BULUŞTURUYOR. Bu ayetin anlaşılmadığı anlamında değil, tam tersine APAÇIK ANLAŞILAN BİR HÜKMÜN, İHTİLAF EDİLEN BİR KONUYU ÇÖZÜME ULAŞTIRMASIDIR.

Değerli dostlarım. Bizler yanlış inançlarımızı yaşayabilmek adına, ne yazık ki Allah ın apaçık ayetlerini görmezden geldiğimiz gibi, ayetlerde geçen kelimelere de farklı anlamlar vererek, ellerimizle Kur’an ayetleri arasında çelişkiler yaratıyoruz. Bu farklılıklar toplum arasında korku ve tedirginlik yaratıyor. Bizlere düşen, Kur’an ı mutlaka farklı tercümelerden okuyup, ayetler arasında bağlantı kurduğumuzda, yanlış anlamamız asla mümkün olmayacaktır. Allah ın uyardığı gibi, Kur’an ı okumaya başlamadan önce, kafamızdaki batıldan hurafeden kurtulup, yalnız Allah a güvenip dayanarak Kur’a ı okumaya başlarsak, yanlış anlamamız asla mümkün olmayacaktır. ALLAH BÖYLE YAPAN KULLARIMIN GÖNÜL GÖZÜNÜ AÇARIM VE GERÇEKLERLE BULUŞMASINI SAĞLARIM DİYOR.

DİLERİM CÜMLEMİZ, KUR’AN GERÇEKLERİ İLE BULUŞAN, ALLAH IN HALİS KULLARI ARASINDA OLURUZ.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/


https://twitter.com/KURANA_DAVET


http://www.hakyolkuran.com/


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/


https://hakyolkuran1.blogspot.com/
Sayfa: [1] 2 3 ... 10