Alternatifim Cafe

Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
Konu Dışı / Rahat Bir Kamp Gezisi İçin İpuçları
« Son İleti Gönderen: Pınar Şimşek Bugün, 09:57:35 »

Merhabalar herkese,
Bildiğiniz gibi havaların ısınmasıyla kamp sezonunu da açmış bulunuyoruz. Herkes kamp yapmak ister, yapmalıdır da, doğa deneyimini herkes yaşamalıdır bence. Ama kimisi tecrübesizlikten veya yanlış bilgiden kamp sonu alandan söverek ayrılır, kimisi ise gelecek sefere nerede kamp yapacağını düşünür veya aynı yere ne zaman geleceğini. İşte bu ipuçları size iyi bir kamp konusunda yardımcı olacaktır.
Hepsini uygulayabilenlere ne ala ama bir kaçı bile size mutlu bir kamp tatili yaşatacaktır.
İlk olarak iyi bir çadır şart. Eğer çadırınız gerçekten sağlam bir çadırsa rüzgarda, yağmurda kafanız rahat uyursunuz. Çadır seçiminiz kamp yapacağınız havalara göre olmalı.
Uyku tulumu ikinci önemli ipucu. Çadırda olduğu gibi uyku tulumu da kullanmak istediğiniz havalara göre seçilmiş olmalıdır, sizlerin de kabul edeceği üzere -25 konforlu tulum ile yazın yatamazsınız. Sauna etkisi yapar! Ama eğer uyku tulumu almayacaksanız çok rahat bir yastık ve uygun sıcak tutucu battaniye vs şeyler de iyi bir tercih olabilir.
Üçüncü önerimiz sıcak su torbası tarzı şeyler. Çünkü biliyorsunuz havalar henüz tam ısınmadı ve bu ufak şeyler hayat kurtarıyor.  İlla su torbası ya da cep sobası olmak zorunda değil, erimeyecek bir su şişesine sıcak su doldurun ve bir tişörtünüze sarıp tulumun içine atın, bu sıcaklık hoşunuza gidecek.Ben öyle suyla falan uğraşamam diyorsanız cep sobası da size uygun bir şeydir.
Çünkü kamp yerinde yorgan veya kalın ısıtıcıları nereden bulacaksınız? Bari sıcacık bir uykunuz olsun :)
2
Müzik Genel / Ynt: Önerilen Şarkılar
« Son İleti Gönderen: kocaelif41 Şubat 16 2018, 05:50:54 »
esmerofficial diye sanatçı var dinleyin öneririm. Hususi felek ne derdin var ise türküsü beni mest ediyor...  :okey
3
Konu Dışı / Doğru uyumak Sanattır
« Son İleti Gönderen: Pınar Şimşek Şubat 15 2018, 10:18:53 »

Merhaba arkadaşlar,
hepimiz uyku konusunda çok hassasız öyle değil mi? Doğru yatak, vücudunuzun en ince ayrıntılarına uyum sağlayarak boyna, sırta, omuzlara ve bacaklara gerekli desteği vermelidir. Vücudunuzun tamamı, olması gereken anatomik pozisyonunda desteklenmeli ve omurganız doğal konumunda tutularak rahat bir gece uykusu sunulmalı. Baskı, bütün vücudunuza ve yatağa eşit olarak dağılmalı.
Ama konu sadece yatak mı? yastık yorgan sağlığı o kadar önemliymiş ki biz sadece şekline bakıp alıyoruz resmen.
Mesela bakteri tutmayan yastıklar var aynı şekilde o tarz yorgan çeşitleri.
İnsan hayatının neredeyse üçte birini kapsayan uyku, vücudun kendini tamir ettiği ve her gün ihtiyacı olan enerjiyi depoladığı yenileyici bir süreç. Bu sürecin kendisi kadar hangi koşullarda ve nasıl geçirildiği, uyku kalitesiyle birlikte vücudun yenilenme kalitesini de belirleyen en önemli etken. Bu nedenle en iyi yastık arayan insanlara artık hak veriyorum. Önceden bu tip insanlar abana pimpirilk, aşırı hassas gibi gelirdi. Şimdi o kadar haklılarmış ki insan inanamıyor.
Çünkü okuduklarımdan sonra gittim yastık aldım ortopedik olanlardan ve bakteri tutmayan kumaşlardan. Her daim mis gibi oluşunu bir kere insan hissedebiliyor ve kaliteli uykunun değerini anlıyor. Bu nedenle hepinize yastık seçerken özenli olmanızı tavsiye ediyorum
4
Konu Dışı / Çocuklarınızın Beyin Gelişimi İçin Lego Oyuncaklar
« Son İleti Gönderen: Pınar Şimşek Şubat 12 2018, 08:38:00 »

Merhaba arkadaşlar,
Hepimizin bildiği gibi legolar geçmişten  günümüze popülerliğini kaybetmeyen oyuncaklardır. Hatta eskinin çocukları şimdinin büyükleri legolara nasıl tutkunsa hala çok ama çok sevilen bir uğraş olarak büyülere yönelik satımlar da gerçekleştiriyor. 50 yılı aşkın bir süredir evlerin zeminlerinde adım adım, parça parça yükselen, bunun yanı sıra zaman içerisinde farklı formlara giren, kendine yeni hikayeler içerisinde yer açan rengarenk bir dünyanın adı lego oyuncakları...
Tarihine Bakacak Olursak;
Danimarkalı marangoz Ole Kirk Christiansen’in 1940’larda tahtadan oyuncaklar yapmaya başlaması ve ardından bu oyuncakların plastiğe dönerek renklenmesiyle her birimizin özellikle de çocukluk yıllarında hayatının bir köşesine değen Lego, bugün sadece evler, dükkanlar, çiftlikler değil, derin sularda yelken açan korsan gemiler, yükselen helikopterler, son teknolojiyle donatılmış robotlar da demek.
Bir oyuncak olarak kendisinden basitçe beklenen oyun olsa da, aslında onun çocuk gelişimi açısından bundan daha fazlasını sunduğu açık. İki yaş altındaki ve civarındaki çocuklar için hem olası tehlikeleri ortadan kaldırmak hem de oyuncakları birleştirmelerine kolaylık sağlamak için geniş ebatlarda üretilen Lego parçaları, büyüyen yaşa ters orantılı olarak elbette küçülüyor ve bu arada kompleks bir hale gelirken de daha yaratıcı sonuçların ortaya çıkmasına imkan tanıyor. Bu anlamda yaptığı şey ise basitçe çocukların hayal güçlerini ve doğalarından gelen meraklarını harekete geçirmek. Daolysıyla bu oyuncaklar bu kadar faydalı ve popüler olunca gelişitirildi ve lego friends, lego duplo ve daha birçokları gibi çeşitleri çıktı. Geç kalmadan bir göz atın derim.
5

İnternette araştırma yaparken, benimde ismimin geçtiği bir yazı okudum. Bu konu hakkında bir çok makalem var, fakat konu o kadar yanlış anlaşılan bir konu ki, İslam toplumu bu düşünce ve inanç yüzünden, Allah ın kitabı Kur’an dan sapmış ve nereye varacağı belli olmayan bir meçhule doğru yol almaktadır. Konu çok önemli olduğu için, tekrar gündeme getirmek istedim. Bakın bir kardeşimiz, “MÜSLÜMAN OLAN HADİSLERE VE SÜNNETE UYMAK ZORUNDADIR” başlığıyla neler söylemiş ve kendisi gibi düşünmeyenleri de neyle itham etmiş.

“Efendim HAZRETİ İSLAM'DA PEYGAMBER EFENDİMİZ HABİBULLAH SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM'E onun sünnet ve hadislerine uyulamaz, eğer uyulacak olunursa bu en büyük günah olan şirktir diyorlar ve Hadislere açık açık inanmadıklarını söylüyorlar, hadislerde olan ve hoşlarına gitmeyen, inanamadıkları ne varsa uydurma olduğunu inanılamayacağını söylüyorlar. Evet sahih olmayan hadisler vardır ama sahih olanların yanında onların sayısı pek azdır. Hem sahih olamayan hadisler var diye hadisler bırakılamaz çünkü o zaman ne gusül abdesti, ne abdest alınabilir, ne namaz kılınabilir ne oruç tutulabilir. Hatta HAZRETİ KUR'AN DAHİ OKUNAMAZ, çünkü cünüp biri HAZRETİ KUR'ANI okuyamaz, onu ancak maddi ve manevi temiz olanlar okuyabilir, ayetlerle sabittir. Hadislere inanmıyorum diyenler ve hadislere kafasına göre uydurmadır diyenler istedikleri kadar namaz kılıyorum, iyilikte de ileri gidiyorum desinler, söylediklerinde en ufak bir gerçeklik payı olamaz. Çünkü hadis ve sünnet olmadan ne secdenin nasıl yapılabileceği bilinebilirdi, nede gusülüm nasıl alınacağı. Bu saçmalıkların fikir babaları ise Haluk Gta (Haluk Gümüştabak) Yaşar Nuri Öztürk, Abdulaziz Bayındır, Mustafa İslamoğlu, Zekeriya Beyaz, Süleyman Ateş, Muhammed Nur doğan gibi ZALİM VE USTA SAPTIRICILARDIR. “

Önce şahsıma hitaben söyledikleri zalim ve usta saptırıcı isnatlarını, kendisine iade ediyorum. Allah ın yolundan saptırmaktan, Yüce Rabbime sığınırım. KİMİN SAPTIRICI VE ZALİM, KİMİN EN DOĞRU YOLDA OLDUĞUNU KUR’AN IN HAKEMLİĞİNDE, HUZURU MAHŞERDE HEP BİRLİKTE GÖRECEĞİZ. Bizler Kur’an da bahsedilen sünnetin ve hadislerin ne olduğu konusunu doğru anlayamadıysak, bu arkadaşımızın yanlış inancına inanmamız kaçınılmaz olur. Sünnet kelime anlamı olarak, takip edilecek yol demektir. Kur’an da Allah ın bizleri uyardığı ve takip etmemizi istediği tek bir sünnet vardır ki, oda Allah ın sünneti, yani Allah ın kanunları ve takip etmemiz istenen yoludur. ALLAH IN ELÇİSİ DE TEK BİR SÜNNETE UYMUŞTUR, ODA ALLAH IN SÜNNETİ.

Bu bilgi ışığında sizlere sormak istiyorum. Allah ın sünneti ile peygamberimizin sünneti farklı olabilir mi? Bunu söylemek bile akıl dışıdır. Hadis konusuna gelince. Hadis söz, haber anlamındadır. Peygamberimizin hadisleri dendiğinde, peygamberimizin sözleri anlamına gelir. Buradan yola çıkarak konuyu düşünelim. Allah ın elçisi, Allah ın Kur’an da emrettiği sözlerden, bilgilerden başka sözleri din adına söylemiş olabilir mi? Sahih hadisten bahsediliyor. Sahih, şüphe duyulmayacak kadar doğru anlamındadır. Kur’an ın dışından, sorumlu olacağımız sahih, yani şüphe duymadan inanacağımız sözlerin, bilgilerin olabileceğine nasıl inanırız. Kur’an ın bahsetmediği bir bilgiye, nasıl sahih deriz. Karar sizlerin. Halbuki Allah, size indirdiğimiz Kur’an yetmiyor mu, Kur’an dan sonra hangi söze inanacaksınız demiyor muydu?

Bizlerin Kur’an ile bağı kesildiği için, ne yazık ki Kur’an ı din adına referans alamıyoruz. Allah elçisine özellikle, de ki onlara emriyle birçok uyarılarda bulunuyor bizlere. Allah ın resulü ne diyor hatırlayalım.

Ahkaf 9: De ki: “Ben türedi bir peygamber değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYARIM. BEN SADECE APAÇIK BİR UYARICIYIM.” (Diyanet meali)

Enam 57: De ki: ŞÜPHESİZ BEN RABBİMDEN GELEN APAÇIK BİR DELİLE DAYANIYORUM. Siz ise onu yalanladınız. Çabucak gelmesini istediğiniz (azap) benim yanımda değildir. HÜKÜM ANCAK ALLAH'INDIR. O HAKKI ANLATIR VE O, DOĞRU HÜKÜM VERENLERİN EN HAYIRLISIDIR. (Diyanet vakfı meali)

Buna benzer birçok ayet görebilirsiniz Kur’an dan. Özellikle Allah elçisini devreye sokarak, onun bu şekilde ayeti iletmesini istiyor ve ne diyor. BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYARIM. BEN SADECE APAÇIK BİR UYARICIYIM.” Bu ve buna benzer onlarca ayeti bizler görmezden gelerek, Allah ın elçisini, HÂŞÂ Allah ın dinde ortağı konumuna getiriyor ve Kur’an ın hükmetmediği yüzlerce konuda, hükümler verdiğine inanabiliyoruz. İLGİNÇTİR PEYGAMBERİMİZ, BEN YALNIZ KUR’AN A UYARIM, BENİM GÖREVİM YALNIZ APAÇIK UYARMAKTIR DİYOR, bizler ise öyle şeyler söylüyoruz ki, Kur’an adeta devre dışı kalıyor.

Düşünmenizi istediğim bir konu var. Peygamberimizin hadisleri olmasaydı namazımızı kılamazdık, abdest bile alamazdık, diğer ibadetlerimizi yerine getiremezdik diyen kardeşlerimize sormak istiyorum. Siz peygamberimizin ümmetine, direk kendi sözleriyle hitap eden bir hadisine rastladınız mı? Rastlayamazsınız, çünkü kendisi böyle bir bilgi sağlığında asla kaleme aldırmamıştır. Dikkat edin lütfen, tüm hadisler bir rivayete göre diye başlar ve bir başka kişinin, yine bir başka kişiden duyduğu ya da rivayet ettiği diye anlatılır. Sizce böyle bilgilerle din yaşanır mı? Bu bilgiler olmasaydı ibadetlerimizi yapamazdık dersek, hâşâ Allah ın elçisi yaşadığı dönemde gereği gibi bilgileri kayda aldırmamış anlamı çıkar. Çünkü hadisler peygamberimizin ölümünden yaklaşık 200–250 yıl sonra, toplanmaya başlandığı rivayet edilir.

Hatırlayınız Allah bizleri nasıl uyarıyordu? “SAKIN EMİN OLMADIĞIN BİLGİLERİN ARDI SIRA GİTMEYİN” Bu uyarıyı yapan Rabbimiz, bizleri böyle bilgilere muhtaç bırakır mı? Bu bilgiler olmasaydı Kur’an ı anlayamazdık, Kur’an kapalı kalırdı demek, ALLAHA VE KİTABINA, ELÇİSİNE BÜYÜK SAYGISIZLIKTIR. Allah Kur’an ın sınırlarını aşan, Allah hükmetmediği halde, bunlarda Allah katından dır diyenlere, KAFİR DİYOR HATIRLATIRIM.

Allah SİZLERİ KUR’AN DAN SORUMLU TUTUYORUM diye hükmünü verdiyse ve Kur’an da sorumlu olacağımız ibadetleri de saydıysa, sizce bu ibadetlerimizi nasıl yerine getireceğimizi söylememiş, açıklamamış olabilir mi? Bunu nasıl söyleriz ve inanırız. Lütfen çok değil, biraz düşünelim, yoksa kafirlerin safında, mahşer günü kendimizi buluruz, bunu unutmayalım.

Küçük bir örnek vermek istiyorum. Allah cünüp olduğumuzda, gusül abdesti almanın tarifini yaparken, çok basit ve bizleri hiçbir sorumluluk altına almadan açıklama yapıyor ve diyor ki; ” TERTEMİZ YIKANIN”. Bu açıklamadan tatmin olmayan nefislerimiz, dini zorlaştıran, teferruata boğan beşeri fıkıh inancı, öyle ilaveler yapıyor ve bakın ne diyor. “Toplu iğne kadar kuru kalırsa, abdestiniz geçerli olmaz” diyerek, topluma korku veriyor. İşte Allah ın gusül abdesti tarifi, işte beşerin zorlaştırılmış ve korku salan abdest tarifi, karar sizlerin. Kur’an ın abdestsiz okunamaz düşüncesi, bir ayeti tahrif ederek, toplumu aldatmaktan başka bir şey değildir. Allah ın böyle bir hükmü yoktur. Vakıa suresi 77–78–79–80. ayetlerde, Allah ın katında bulunan saklı ana kitaptan bahsedilir ve şöyle bilgi verilir Kur’an hakkında.

“Doğrusu bu Kitap, SADECE ARINMIŞ OLANLARIN DOKUNABİLECEĞİ, saklı bir Kitap'da mevcutken, Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.”

Buradan da anlıyoruz ki, Allah ın katında bizlerin asla ulaşmayacağı, sadece arınmışlar yani melekler tarafından ulaşabilecekleri bir ana kitaptan, Kur’an ın indirildiği bilgisi veriliyor. Batıl inançlarına kanıt arayanlar, arınmış yani abdest almışlar ancak Kur’an a dokunur diyerek, kendi nefislerini aldatmakta ve Allah ın vermediği bir hükme inanmaktadırlar. İlginçtir bu bilgi doğru olsaydı, Kur’an ı ilk okuyan bir insan, abdest almadan bu bilgiye, uyarıya ulaştığında iş işten geçmiş abdestsiz Kur’an ı okumuş olacaktı. İşte bizler kendi nefsimizde yarattığımız dini, böyle şekillendiriyoruz.

Allah namazımızı nasıl kılacağımızı, orucumuzu nasıl tutacağımızı, Hacca nasıl gidip neler yapacağımızı, zekâtımızı nasıl vereceğimizi, çok basit ve bizlerin anlayacağı şekilde Kur’an da açıklamıştır. Yemin olsun ki bu kitabı, sizler için kolaylaştırdık diyen Allah a inatla, bizler din adına nefsimizin beşeri ilavelerini Kur’an da göremediğimizde, ne yazık ki Kur’an ı eksik görüyoruz. Böyle düşündüğümüzde Allah ın sünnetinden sapıyor, beşerin emin olamayacağımız rivayetlerle oluşturulmuş sünnetine yöneliyoruz. Bununda kolayını, kılıfını bulmuş buda peygamberimizin sünnetidir diyoruz. Böylece peygamberimize de iftira atmış oluyoruz.

Değerli din kardeşlerim, lütfen unutmayalım. Allah ın elçisi, peygamberimiz ÜMMİYDİ. Ümmi kelimesini Kur’an açıklıyor, bizlere bilgi veriyor. Fıkıh inancının anlattığı gibi, ümmi okuma yazma bilmeyen değil, HİÇBİR EHLİ KİTABA TABİ OLMAYAN DEMEKTİR. Yani peygamberimiz ne Yahudi’ydi nede Hıristiyan. Onların inançlarını da bilmezdi. Hatta Allah bakın elçisi için ÜMMİ konusunu bizlerin daha iyi anlayabilmemiz adına nasıl açıklıyor. Elçisine hitaben Şura suresi 52. ayetinde:

“Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi, kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık.”

Allah ın elçisi, peygamberimiz din adına daha önce hiç bir bilgisi yoktu ama gerçeklerin arayışı içindeydi. Onun içinde din adına peygamberimiz ne biliyorsa, KUR’AN DAN ÖĞRENMİŞTİR. Bu bilgiden yola çıkarak şunu açıkça söyleyebiliriz. Allah ın elçisinin dine ilave yapmasının, Allah ın açıkladıklarının dışına çıkmasının mümkünü yoktu. Çünkü Allah Kur’an ı anlayasınız, ders alasınız diye, biz nice örneklerle açıkladık diyor. Bizleri doğru yola ulaştıracak nur yalnız Kur’an dır, lütfen unutmayalım. Daha öncede söylediğim gibi, Allah sizleri Kur’an dan hesaba çekeceğim dedikten sonra, Kur’an ı gereği gibi açıklamamasının mümkünü var mı?

Biz Müslümanlar olarak, Allah ın hadislerinden/ayetlerinden başka hiçbir hadise/söze inanamayız, çünkü Allah ın elçisi de yalnız Allah ın hadislerine inanmış ve bizlere yalnız Allah ın hadislerini/ sözlerini/ayetlerini tebliğ etmiştir. Konunun daha iyi anlaşılması adına makaleme, Allah ın elçisine verdiği görev yetki ve sorumluluklarından birkaç ayet örnek vererek,  yazıma son vermek istiyorum.

PEYGAMBERE DÜŞEN, APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR. (Ankebut 18) Diyanet meali.

BİZ RESULLERİ, SADECE MÜJDELEYİCİLER VE UYARICILAR OLARAK GÖNDERİRİZ.  (Kehf 56) Diyanet vakfı meali

SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR. (Rad 40) Diyanet meali.

BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYARIM. BEN SADECE APAÇIK BİR UYARICIYIM. (Ahkaf 9 ) Diyanet meali.


Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/

6
Sağlık / Erken Gebelik Belirtileri Nelerdir?
« Son İleti Gönderen: masal0632 Şubat 10 2018, 15:35:03 »
Erken gebelik belirtileri [/size]olarak gebelik haftalarında yorgunluk hissedilmesi, bulantı ve kusmalar görülmesi oldukça sık karşılaşılan bir durumdur. Gebelerin yaklaşık yarısında bulantı ve kusma görülürken, %30 da kusma olmadan sadece bulantı oluşur. Gebelik sırasında görülen bulantı ve kusmalar rahatsız edici, fakat gebelik sürecinin tamamen normal bir parçasıdır. Hamileliğe bağlı bulantı ve kusmalar genelde gebeliğin 6. haftası civarında başlar ve 14-16. haftalar arasında şiddeti giderek hafifler ve kaybolur. Sıklıkla sabahları görülmekle beraber, günün herhangibir saatinde de bulantı ve kusmalar olabilmektedir. Bununla birlikte bazı kadınlarda belirtiler 4. haftada başlayıp tüm hamilelik boyunca da devam edebilir.[/color][/size]

NEDEN OLUR?
Gebelikte bulantı ve gebelikte kusmalarının gerçek nedeni bilinmemektedir. Ancak hormonlar,gebeliğin erken döneminde yaşanan hormon seviyesi değişiklikleri kısa süreli bulantı ve kusmalara neden olabilmektedir. Gebeliğin erken döneminde yükselmeye başlayan östrojen seviyeleri ilk üç ay içinde en üst seviyelere çıkar ve bu dönemde bulantı ve kusmaların en fazla olduğu dönemdir. Yükselen östrojen seviyeleri koku duyunuzu keskinleştirir ve bu nedenle bazı kokular bulantıyı tetikleyebilir.TEDAVİGebeyi yemek, sigara, parfüm, gibi rahatsız eden kokulardan uzak tutmak gerekir Mümkün olduğunca az ve sık öğünler, yataktan kalkmadan bisküvi, kızarmış ekmek gibi kuru gıda tüketmek,bulantı yapan yiyecek maddelerini bir dönem tüketmemek, kızartmalar ve soslu yemekler yememek,çok gerekli olmadıkça multivitamin ve kan ilacı gibi ilaçların kullanılmaması,haşlanmış patates, pilav, yoğurt, tuzlu leblebi gibi yiyecekleri tüketmek, mide de yanma ve ekşimelerinin yoğun olduğu dönemlerde soda ve soğuk içeceklerin tüketimi işe yarayabilir. Bu basit önlemlerle hastanın bulantısı geçmiyorsa tup bebek ankara doktorunuzun, gebeye uygun gördüğü dozda, B6 vitamini, bulantı önleyici ve mide asidini azaltıcı ilaçlarla destek vererek tedavi eder. Bu dönemde 3-4 kilo kaybedilmesi çok önemli bir sorun yaratmaz. Önemli olan kusmaların az olması ve sıvı kaybı olmamasıdır.GEBELERDE AŞIRI KUSMAYA DİKKATAşırı gebelik kusmasında ise durum çok farklıdır. Her gebede görülmesi doğal olan bulantı ve kusmalar aşırı olduğunda vücutta doku ve hücre içi suyunun azalmasına yol açacak bir boyuta erişebilir ve bu durum tüm sistemleri ciddi şekilde olumsuz etkileyen, hastane koşullarında tedavi gerektiren ciddi bir gebelik komplikasyonu haline dönüşür.Vücuttaki tüm sistemlerin çalışmasında sıvı ve elektrolit dengeleri çok önemli rol oynar. Tüm kasların düzenli kasılmaları, kalbin çalışması, iç organ fonksiyonlarının sürdürülmesinde sıvı - elektrolit dengesi esas olup aşırı gebelik kusması zamanında müdahale edilmediği takdirde çok ağır sonuçlara yol açabilecek bir hastalık durumudur.Gebede böyle bir durum tespit edildiğinde hastaneye yatırılarak tedaviye başlanır. Ağızdan beslenme tamamen kesilerek kan biokimyası ve elektrolit düzeylerindeki dengesizlikler değişik serum kombinasyonları ile düzeltilmeye çalışılır. Bu arada merkezi sinir sistemi üzerinde etkili güçlü kusma engelleyici ilaçlar ile sıvı kaybının engellenmesine çalışılır. Kardioloji, iç hastalıkları, gastroenteroloji ve psikiyatriden hastanın yönlendirilmesinde yardım alınır.KUSMAYA NEDEN OLABİLECEK HASTALIKLARBu arada aşırı kusmaya yol açabilecek diğer sistemleri ilgilendiren hastalıkların da incelenmesi gerekir. Bunlar arasında en sık rastlananlar peptik ülser, safra kesesi taşı ya da kolesistit, pankreatit, piyelonefrit ve hipertiroidi sayılabilir. Hastanın şikayetleri tamamen ortadan kalkıp ağızdan beslenmeye başlanmadan ve kilo kaybı durmadan hastaneden taburcu etmemek gerekir.

Kaynak: https://www.tolgaecemis.com/gebelik/Erken-gebelik-belirtileri-nelerdir-.html
[/size]
7
Konu Dışı / Kombi Servisi | Yetkili Kombi Servisi
« Son İleti Gönderen: bkral Şubat 08 2018, 18:48:36 »
Acil Kombi Servisi, bakım ve arıza işlerinde müşterilerimiz nezdinde bıraktığımız izlenimi korumak, temiz iş yapmayı bir sorumluluk olarak görüp, kaliteli ve güler yüzlü hizmetimizi çok daha ileri düzeylere çıkarmak.
[/size][/color][/size][/color]
Yaptığımız kaliteli, temiz ve güler yüzlü hizmetimizi ulaşabildiğimiz en son yere kadar ulaştırmak ve bu sektörde diğer firmalara da ışık tutan, yol gösteren ve örnek alınan bir firma haline gelmek.
[/size][/color]
Yıllardır Geniş bir servis ağı sağlamak için çabalayan firmamız İstanbul (Avrupa ve Anadolu) bölgesine Kesintisiz bir hizmet sağlamaktadır.
[/size][/color]
Müşteri memnuniyetini her daim ön planda tutan firmamız gün içerisinde servis imkanını sizlere sunuyor uygun ve hızlı bir hizmet almanızı sağlıyor.
[/size][/color]
Arıza ve Bakımlarınızda uzman,eğitimli ve belgeli kadromuz sizler ve cihazlarınız için en sağlıklı olan işlemi gerçekleştiriyor cihazlarınız ile ilgili gerekli bilgileri sizlere aktarıyor.
8
İslam Dünyası / Sırat-ı Müstakim Üzerinde Olmak, Ne Anlama Geliyor.
« Son İleti Gönderen: halukgta Şubat 07 2018, 19:56:43 »

Allah Kur’an da, dikkatimizi özellikle çekmek istediği konuları, sürekli tekrar eder ki gözümüzden kaçırmayalım. Çok fazla tekrar edip dikkatimizi çektiği bir konu vardır ki, oda SIRAT-I MÜSTAKİM ÜZERE OLUN EMRİDİR. Peki, bu sözler ne anlamı geliyor, gelin önce onu anlayalım.

Sırat-ı Müstakim kelime anlamı olarak, EN DOĞRU İSTİKAMET, EN DOĞRU YOL anlamındadır. Bu durumda bizlerin bu uyarılar ışığında, Allah ın bizlerden istediği en doğru, en sağlam yolu seçmemiz gerekir. Peki, bu doğru yolu nereden bulacağız sorusuna, nasıl bir cevap vermeliyiz. Aslında bu sorunun cevabını zaten Kur’an veriyor, birkaç örnek verelim.

Ahzab 2: RABBİNDEN SANA VAHYOLUNANA UY. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. (Diyanet meali)

Bakara 5: İşte onlar, RABLERİNDEN GELEN BİR HİDAYET ÜZEREDİRLER ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır. (Diyanet vakfı meali)

Muhammed 2–3: İman edip iyi amel işleyenlerin ve RABBLERİ TARAFINDAN HAK OLARAK MUHAMMED'E İNDİRİLENE İNANANLARIN günahlarını Allah örtmüş ve hallerini düzeltmiştir. Bunun sebebi, İNKÂR EDENLERİN BÂTILA UYMALARI; İNANANLARIN DA RABBLERİNDEN GELEN HAKKA UYMUŞ OLMALARIDIR. İşte Allah, insanlara kendileriyle ilgili durumları böyle örnek vermektedir. (Bayraktar Bayraklı meali)

Ayetlere dikkat ettiyseniz, Allah en doğru yolunun, yani Sırat-ı Müstakim yolunun, yalnız Kur’an a iman etmekten geçtiğini söylüyor. Muhammed suresi 3. ayette ise bu konuya çok dikkat çekici bir örnek veriyor ve diyor ki; Sırat-ı Müstakim yolunun yalnız Kur’an olduğuna inanmayan, ya da Allah ın indirdiği kitabın dışına çıkıp, atalarının inancından vazgeçmeyip, batılı ve hurafeleri de kendilerine yol edinenlerin, Allah ın ayetlerini inkâr etmiş sayılacağını bildiriyor. Gerçek iman edenlerin ise, lütfen bu kısma dikkat edelim, YALNIZ ALLAH IN İNDİRDİĞİ KİTABA, hakkın ta kendisine inanmaları neticesinde, onların günahlarını affettiğini çok açık bir şekilde bizlere bildiriyor. Diğerlerinin yaptığı yanlış, hem Allah ın kitabına inanıp hem de rivayetleri, atalarının inançlarını din kabul edenler olduğunu belirtiyor.  İşte Allah ın bizlerden istediği en doğru yol, apaçık ortaya çıkıyor.

Hatırlarsınız, bizler namazlarımızda her gün Fatiha ayetini okurken, şöyle duayı ediyoruz. “Ya Rabbi! Bizi Sırat-ı Müstakim’e ilet, kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna, gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna değil’’. Eğer bu duamızda samimiysek, dualarımızın Allah katında kabul edilmesini istiyorsak, Allah ın istediği en doğru yolda gidelim. Asla Kur’an ın sınırlarını aşmadan, rivayet ve sanı bilgileri dinin içine karıştırmadan, yani Kur’an ayetinde geçtiği gibi, HAKKA BATIL KARIŞTIRMADAN İMANIMIZI YAŞAMALIYIZ. Sizlere konumuzla ilgili bazı ayet örneklerinden vermek istiyorum. Böylece konu daha iyi anlaşılacaktır.

Ali İmran 51: Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyle ise O'na kulluk edin. İŞTE BU DOĞRU YOLDUR. (Diyanet vakfı meali)

Taha 135: Ey Muhammed, de ki: “Herkes beklemektedir, siz de bekleyin. YAKINDA KİMİN DÜZ YOLUN SAHİPLERİ OLDUĞUNU, KİMİN DOĞRU YOLU BULDUĞUNU BİLECEKSİNİZ!” (Diyanet meali)

Müminun 73: Şüphesiz sen onları DOĞRU BİR YOLA ÇAĞIRIYORSUN. (Diyanet meali)

Zuhruf 43: Öyle ise SANA VAHYEDİLENE SIMSIKI SARIL. ŞÜPHESİZ SEN DOĞRU BİR YOL ÜZERESİN. (Diyanet meali)

Nur 46: Yemin olsun, biz açık-seçik bilgiler veren ayetler indirdik. ALLAH, DİLEDİĞİNİ/DİLEYENİ DOSDOĞRU YOLA İLETİYOR. (Yaşar Nuri Öztürk meali)

Bu ayetlerden de anlıyoruz ki, Allah ın doğru yolunu bizler ancak hurafeye sapmadan Kur’an ile bulacağımız çok açıktır. Bakın Allah elçisine ne diyor. SANA VAHYEDİLENE SIMSIKI SARIL. ŞÜPHESİZ SEN DOĞRU BİR YOL ÜZERESİN. Demek ki Peygamberimizin doğru yolu, Sırat-ı Müstakim yolu yalnız Kur’an mış. Bu durumda bizlerin başka bir yolu daha olabilir mi? Cuma hutbesinde vaaz verirken, dinin iki kaynağı yani iki yolu yöntemi vardır diye anlattılar. Kur’an ve sünnet dediler. İyide Peygamberimizin tek yolu olduğunu Allah söylüyorsa, bizlerin nasıl olurda rivayetlerin oluşturduğu bir yolu daha önümüze getirir ve o yolu da takip ederiz. Bu nasıl bir akıl, nasıl bir iman. Hiç mi Kur’an dan habersiz yaşıyoruz imanımızı? BÖYLE DÜŞÜNEN VE KENDİSİNE BİR DEĞİL İKİ YOL SEÇENLERE ALLAH IN AYETİNİ HATIRLATIRIM.

Zuhruf 5: Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim? (Diyanet vakfı meali)

Çok ilginçtir, Ahkaf suresi 9. ayetinde, Allah elçisine deki onlara diyerek ne diyordu hatırlayalım. “BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYARIM. BEN SADECE APAÇIK BİR UYARICIYIM.” Ama bizler Allah ın resulünün yolundan gittiğimizi söyleyip, bunlarda Peygamberimizin dinde hükümleridir diyerek, kendimize başka bir yol, yöntem oluşturduk, hem de emin olmamızın mümkün olmadığı rivayet ve sanı bilgilerle. Sizce Allah ın elçisi geri dönse günümüze, bizlere bu yaptıklarımıza karşılık ne derdi? Yorum sizlerin, ama şunu söylemek isterim, hiçte güzel şeyler söylemezdi. Belki yüzümüze bile bakmazdı.

Allah ın elçisi Enbiya 45. ayetinde, “BEN SİZİ VAHİYLE UYARIYORUM.” Diye açıkça bildirdiği halde, hala bizler Allah ın vahyinden başka kaynakları yol ediniyorsak, bizler Allah ın yolundan sapmışız demektir. Konumuzla ilgili düşündürücü bir ayet daha hatırlatmak istiyorum.

Şura 13: “DİNİ DOSDOĞRU TUTUN VE ONDA AYRILIĞA DÜŞMEYİN!” diye Nûh’a emrettiğini, sana vahyettiğini, İbrâhim’e, Mûsâ’ya ve İsâ’ya emrettiğini size de din kıldı. FAKAT SENİN KENDİLERİNİ ÇAĞIRDIĞIN ŞEY (İslâm dini), Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. Allah, ona dilediğini seçer. İÇTENLİKLE KENDİNE YÖNELENLERİ DE ONA ULAŞTIRIR. (Diyanet meali)

Bunca açık uyarıları görmezden gelenlere, söz anlatmak mümkün değildir. Çünkü onların batıla inatla yönelmelerinden dolayı, gönül gözleri kördür göremezler. Allah çok açık bir şekilde dini dosdoğru tutun, ayrılığa düşmeyin diyor. Bunca ikazları gördüğümüz halde, hala mezheplere bölünmekte zenginlik vardır diyorsak, biz Allah ın istediği Sırat-ı Müstakim yolundan sapmışız demektir. Peygamberimiz müşrikleri Kur’an a davet ettiğinde, batıl ve hurafe inançlarından ayrılmak istemeyenlere, yalnız Kur’an a iman etmek zor gelmiş. Hatta müşriklerden bir kısmı Kur’an a inanırız ama atalarımızın inançlarından vazgeçmeyiz dediklerini de biliyoruz. Allah ayetinin sonunda, özellikle dikkatimizi çekiyor ve yalnız Allah ın kitabına yönelenleri, doğru yola ulaştırılacağını söylüyor.

Bu konuyla ilgili verecek örnek çok fazla, lütfen Kur’an ı anlayarak ve üzerinde düşünerek okuyalım. Kendi imtihanımızı kendimiz verelim. En doğru yol böyle bulunur, en emin imtihan bu yolla verilir, lütfen unutmayalım.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/

9
Rhythm & Blues / Ynt: R&B Nedir?
« Son İleti Gönderen: Leupold Şubat 06 2018, 13:05:21 »
Get the information you really feel that it is very interesting in terms of disseminating information on good tunes, then stick the web to see the primacy.
10
Blues & Jazz / Ynt: En İyi Canlı Jazz Albümler
« Son İleti Gönderen: Leupold Şubat 06 2018, 13:04:20 »
Details are saying, well, this makes me think of watching a long time to read and enjoy so much.
Sayfa: [1] 2 3 ... 10