Alternatifim Cafe

Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
Kişisel / En Şık sonsuzluk Kolye Modelleri
« Son İleti Gönderen: altınplaza Bugün, 15:24:17 »
Günümüzün en sevilen takı modellerinden olan sonsuzluk kolye modelleri altın veya gümüş olarak üretilmektedir. En uygun fiyatlar ve taksitli ödeme koşuşu ile Altın Plaza sizlere çok beğendiğiniz sonsuzluk kolye modellerini birbirinden farklı seçenekler ile sunuyor.
https://www.altinplaza.com/kategori/sonsuzluk-kolye/34
2
Müzik Dünyasından Haberler / Yıldız Tilbe Yıldızlı Şarkılar Albümü Çıktı
« Son İleti Gönderen: dinleco Mayıs 18 2018, 01:56:01 »


Merakla beklenen Yıldız Tilbe proje albümü "Yıldızlı Şarkılar" yayınlandı. Siz Yıldız Tilbe severlere böyle bir haberi vermekten mutluluk duyuyoruz. Yıldız Tilbe Yıldızlı Şarkılar Albümdeki şarkıları aşağıda listeledik.
Aleyna Tilki Yalnız ÇiçekAsil Gök - Hastayım Sana
Bahadır Tatlıöz - Bir Alo De
Berkay - Vursalar Ölemem
Cem Belevi - Aşkın İçinde Aşk Var
Ceylan Ertem - İlan-ı Aşk
Demet Akalın - Aşk Laftan Anlamaz ki
Deniz Seki - Beni Benden Alırsan
Derya Uluğ - Ayrılığın Yükü Ağır
Ece Seçkin feat. Ozan Doğulu - Vazgeçtim
İrem Derici - Bin Dereden Su Getirsem
İntizar - Gülüm
Koray Avcı - Ummadığım Anda
Kutsi - Çok Zor
Linet - Sevgilim Yeminliyim
Mabel Matiz - Değilsin
Merve Özbey - Vuracak
Murat Dalkılıç - Sevdanın Tadı
Mustafa Ceceli - Sana Değer
Niran Ünsal - Kış Güneşi
Edis - Buz Kırağı
Emre Kaya - Seni Seve Seve
Elif Kaya - Yar
Ferhat Göçer - Çabuk Olalım Aşkım
Gülşen - Delikanlım
Hakan Altun - Dayan Yüreğim
Hande Yener - Kış Güneşi
Işın Karaca - Dillere Destan
İlyas Yalçıntaş - Arzular Arsız
Oğuzhan Koç - Çat Kapı
Röya - Ummadığım Anda
Selim Çaldıran - Sanki Burdasın
[/size][/size]Serdar Ortaç - Haberi Olsun
[/size][/size]Serkan Kaya - Sor
[/size][/size]Sibel Can - Emi
[/size][/size]Simge Sağın - Zaten Aşığım
[/size][/size]Zara - Dili Ballım
[/size][/size]Zerrin Özer - Ama Evlisin
[/size][/size]Yıldız Tilbe - Taraf
3
Müzik Tarihi / Müzik
« Son İleti Gönderen: Zehrasglm1 Mayıs 17 2018, 16:37:34 »
 :cicek
4
Kişisel / Ynt: Rüyada altın isimli kolye görmek
« Son İleti Gönderen: Yayosaki Mayıs 03 2018, 10:34:10 »
Your information is very good that I want.
5
Rap - HipHop / Ynt: Canfeza - Hoşgeldin
« Son İleti Gönderen: Yayosaki Mayıs 03 2018, 10:33:40 »
The information is very good, get more knowledge.
6
İslam Dünyası / Yaratan Rabbin Adıyla Oku, Ne Anlama Geliyor?
« Son İleti Gönderen: halukgta Mayıs 01 2018, 12:43:48 »


Kur’an ayetlerinin ilk indirilmeye başlandığında, Allah elçisine Alak suresi 1. ayetinde, Yaradan Rabbin adıyla oku diye geçer. Sizce bu ayette geçen OKU emriyle Allah elçisine, ne söylemek istiyor olabilir? Kur’an ı oku diyor dersek, daha indirilmiş bir kitap, ayetler olmadığına göre, bu ayette geçen OKU emrinden, indirdiğimiz ayetleri, bildiğimiz şekliyle biz söyleyince sende tekrarla şeklinde anlarsak, sanırım ayetin bizlere anlatmaya çalıştığı asıl amacı tam anlamamış oluruz. Konuyu daha iyi anlayabilmemiz için, bu ayetin devamındaki 2 ayeti de yazalım, daha sonra üstünde birlikte düşünelim.

Alak 1–2–3: YARATAN RABBİNİN ADIYLA OKU! O, insanı bir yapışkan döllenmiş yumurta hücresinden yarattı. OKU; ÇÜNKÜ RABBİN SONSUZ KEREM SAHİBİDİR. (Bayraktar Bayraklı meali)

Bu konuyu doğru anlayabilmemiz için, önce Kur’an da bolca geçen ve Allah ın elçisinin okumasını istediği AYET kelimesinin ne anlama geldiğini de doğru anlamamız gerekir. Ayet kelimesi Arapçada, DELİL, AÇIK ALAMET, İŞARET, MUCİZE anlamlarına gelir. Yukarıdaki ayeti anlamaya çalışırken, lütfen ayet kelimesinin anlamını unutmayalım.

Allah Alak suresinde, Yaratan Rabbin adıyla oku derken, dikkat ettiyseniz çok dikkat çekici bir örnekle devam ediyor. İnsanın yaradılışındaki mucizeyi örnek veriyor ve devamında da yine aynı kelimeyi kullanıyor OKU yani İKRA. Devamında da Allah, sonsuz kerem sahibi diyerek, Onun yüceliğine vurgu yapıyor.

Buradan şunu anlıyoruz. Allah elçisine şunu söylüyor İKRA/OKU derken. Önce sen Allah ın yarattığı gücü, mucizeleri, delili gör. Bizzat insanların, nasıl bir mucizeyle yaratıldığını anla, yani kendini önce tanı, yaratılmışlığın ve tabiatın mucizesini oku, yani düşün ve farkında ol diyor. BAZEN BİZLER ŞÖYLE DERİZ, BEN BU KİŞİNİN NASIL BİR İNSAN OLDUĞUNU YÜZÜNDEN OKUDUM. Yani nasıl bir kişiliğe sahip olduğunu, görünüşünden, davranışlarından fark ettim anlamındadır. Allah da elçisini bu konuda uyarıyor ve diyor ki, seni elçi olarak seçtim, sen önce bu görevin ne derece önemli olduğunun farkına var. Kendini önce tanı, gökyüzünde ve yeryüzünde Allah ın yarattığı ayetleri önce doğru oku ki, görevini de layığı ile yerine getirebilesin. Aslında Allah buna benzer bir örneği de bizlere verir Kur’an da ve bakın nasıl uyarır.

Casiye 3: Kuşkusuz, göklerde ve yerde, iman sahipleri için SAYISIZ AYETLER VARDIR. (Yaşar Nuri meali)

Bu ayetiyle Allah bizlere, iman etmiş kullarının, Allah ın gücünü anlayabilmeleri için, tabiatın yaradılış gerçeklerini okumamızı, yani gözlerimizle şahit olup, gönlümüzle destekleyip, görmemiz gerektiğini söylüyor. Demek ki bu ve benzeri ayetlerde okumak, yalnız kelimelerin tekrarı anlamında olmadığı, gerçekleri gördüğümüzde, düşünerek, aklımızı kullanarak Allah ın yarattıklarını şahit olup, Allah ın ayetlerini okumak anlamında olduğu anlaşılıyor. Bunun farkında olabilmek içinde, Kur’an ın birçok ayetinde Allah ın yaptığı uyarıları unutmayalım. HALA DÜŞÜNMÜYORMUSUNUZ. FAKAT DÜŞÜNEN Mİ VAR. ALLAH, AYETLERI SIZE IŞTE BÖYLE AÇIKLAR KI, DERİN DERİN DÜŞÜNEBILESINIZ.

Bu konuyu daha net anlayabilmemiz için, şöyle özetleyebiliriz. OKU emrinin bir anlamı, bizzat tebliğ edileni okuyup, üzerinde düşünmek anlamı olduğu, birde gözlerimizle, duygularımızla Allah ın ayetlerini tabiatta görüp, onun gücüne, yüceliğine, eşsizliğine şahit olup, gönlümüzle onaylamak anlamına geldiğini söyleyebiliriz.

Necm suresi 18. ayette, yine ayet kelimesi, Allah ın gücünü, onun mucizelerini Allah ın elçisi gördüğünde de kullanılıyor ve “ANDOLSUN O, RABBİNİN EN BÜYÜK AYETLERİNDEN BİR KISMINI GÖRDÜ.” Şeklinde geçer. Yani bu ayette de Allah ın elçisi, böylece Allah ın ayetlerini okuduğunu, yani gözleriyle görüp bizzat şahit olduğu anlatılmaktadır.

Zariyat 20. ayetinde de Allah, ”KESİN OLARAK İNANANLAR İÇİN YERYÜZÜNDE AYETLER VARDIR.“ diyerek, bu ayetleri yani Allah ın mucizelerini Allah, bizlerin bizzat görerek şahit olarak okumamızı, yani düşünüp anlamamızı istemektedir. Bu konuda bir örnek daha vermek istiyorum.

Fussilet 53: ONLARA DIŞ ÂLEMDEKİ VE KENDİ İÇLERİNDEKİ AYETLERİMİZİ/doğa kanunlarını göstereceğiz. Böylece Kur'ân'ın gerçek/hak olduğunu anlayacaklardır. “Rabbinin her şeye tanık olması onlara yetmiyor mu?” (Bayraktar Bayraklı meali)

Bu ayetten de anlıyoruz ki, Allah ın bir yazılı, birde yazılı olmayan ayetleri var. Yazılı olmayan ayetleri bizler eğer nefislerimizde, aklımızda okuyup gerçekleri göremiyorsak, yazılı olan ayetleri okuyup anlamamız mümkün olmayacaktır. Allah elçisine Alak suresi 1. ayetinde, Yaratan Rabbinin adıyla oku derken, Allah önce yarattığım, gözlerinle şahit olduğun ayetlerimi önce oku diyor. ONLARI OKU VE DÜŞÜNKİ GÖREVİNİN BİLİNCİNDE OLASIN.

Konuyu özetlemek gerekirse. Çok önemli bir konuda bir iş yapmadan önce, emin olabilmemiz için, bizlere yalnız yazılı kaynaklar yeterli gelmez. Yapacağımız işin doğruluğunu önce nefsimize, vicdanımıza ve aklımıza onaylatmamız gerekir. Buda görsel araştırmalarla olur. Eğer bunun doğruluğuna kendimizi inandırmışsak, yapmak istediğimizi yakınlarımıza anlatıp kabul ettirebiliriz ve çevremizden de destek alabiliriz.

Onun için de Allah, sizlere göndereceğim kitabı tebliğ alıp okumadan önce, benim gücüme ve yarattığım âleme bakın ve gerçekleri iyi okuyun diyor. Bizlerde Kur’an ı batılın ve hurafenin etkisinde kalmadan okuyup anlamak istiyorsak, önce Allah ın elçisine yaptığı yolu izlemeliyiz. KUR’AN DAN ÖNCE, ALLAH IN YARATTIĞI TABİAT AYETLERİNİ DOĞRU OKUMALIYIZ Kİ, GÖNLÜMÜZ, VİCDANIMIZ VE AKLIMIZ, ALLAH IN AYETLERİNE TESLİM OLSUN.  Bunu gereği gibi yapmadığımız için, Allah ın kitabını bir kenara koyduk ve Kur’an da her şey yoktur, özet bilgiler vardır demekle yetinmedik, birde Kur’an ı herkes anlayamaz diyerek, Allah ile kulu arasına Allah yasaklamasına rağmen veliler, efendiler, şeyhler edindik.

Dilerim Allah dan, bu yanlışımızı fark eden ve batıldan uzaklaşan, Allah ın uyardığı gibi, yalnız Kur’an ın ipine sarılan, Allah ın azınlık Salih kullarından oluruz..

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/



7
Rap - HipHop / Mobil Rap
« Son İleti Gönderen: hande23 Nisan 29 2018, 00:14:10 »




Öncelikli olarak tek bir amacı vardır. Sohbetinizi huzurlu ve seviyeli bir ortamda gerçekleşmesine zemin hazırlayarak, tüm kullanıcılarımızla aile tadında bir bütünlük sağlamaktır. Bunun yanı sıra gerçek yaşantılarında arkadaşlarıyla bir kahve içmeye bile vakti olmayan arkadaşlarımız için Ayna.Chat kapılarını sizlere açıyor. Cep sohbet [/color][/size]
8
Konu Dışı / Ynt: Muhabbet Bahçesi
« Son İleti Gönderen: Site Sahibi Nisan 22 2018, 18:06:13 »
Çoluk çocuğa karışanlar da yazsın.
Bende 2 tane var. 5 ve 3 yaşındalar.
9
İslam Dünyası / Kur'an ın Tercümesi, Meali Kur'an Değil Midir?
« Son İleti Gönderen: halukgta Nisan 19 2018, 11:17:35 »

Bazı arkadaşlarımız Kur’an kelimesinden, yalnız Arapça okuduğumuz kitabın olduğunu anlıyor ve diyorlar ki, Kur’an ın tercümesi Kur’an değil mealdir. Gerçekten bu sözler doğru olabilir mi? Kur’an yani Allah ın vahyinin ana özelliği, değişmez kuralı Arapça oluşumudur, yoksa Allah ın vahyinde bizlere iletmek istediği emirleri yani anlamı, manasımıdır? Meal kelime anlamı olarak anlam, kavram, ortaya çıkan şey, sonuç, netice anlamlarına gelir. Yani Kur’an ı Arapçasından dilimize çevirip, Allah bizlere ne söylüyor ve bizlerden ne istiyor, onun apaçık tercüme edildiği hali anlamındadır. Bu durumda buna nasıl olurda, Kur’an değildir deriz? Kur’an anlamadığımız, bilmediğimiz dilden olan halimidir? Bu sözler, toplumu tedirgin eden, hatta Kur’an ı anlayarak okumaktan alı koyan düşüncelerdir.

Aslında bu sorunun cevabını, Kur’an ı düşünerek okuyan bir Müslüman rahatlıkla verebilir. Bakın bu sorunun cevabını, İmamı Azam Ebu Hanife, yüzlerce yıl önce nasıl vermiş.

“Kuran kâğıtlarda Yazılmış ve bizim Okuduğumuz Lafızlar değildir. ESAS KUR’AN O LAFIZLARIN TAŞIDIĞI MANADIR ki, bir kelam-i nefsi ( ALLAH ın zati ile var olmaya devam eden söz ) OLARAK KALIPTAN KALIBA DÖKÜLÜR. O kalıplar sonradan yaratılmış ( Muhdes ) varlıklardır. OYSAKİ ESAS KUR’AN, MAHLÛK OLMAYAN BİR MANADIR.”

GERÇEKTENDE KUR’AN, ALLAH IN KULLARINA AÇIK MESAJIDIR. Anlamını bilmeden okuduğumuz, Arapça ayetlerin yalnız Kur’an olduğunu söylersek, Allah ın bizlere rehber olsun diye gönderdiği kitabın amacına, özüne tamamen ters düşen bir hükmü vermiş oluruz Kur’an kelimesine. KUR’AN ALLAH IN BİZLERE TEBLİĞİDİR, MESAJIDIR, VAHYİDİR. BU TEBLİĞİ EĞER ANLAMINI BİLMEDİĞİMİZ BİR LİSANDA OKUYORSAK, TEBLİĞ GERÇEKLEŞMEMİŞ DEMEKTİR Kİ, BU DURUMDA NASIL OLURDA ASIL KUR’AN YALNIZ ARAPÇADIR DERİZ. Allah ne diyor Kur’an da birçok ayetinde? Kullarım ayetler üzerinde düşünün, aklınızı kullanın. Anlamadan okuduğumuzda, sizce Allah ın bu emrini yerine bizler getirebilir miyiz? Bunu yapamıyorsak, hala nasıl olurda anlamadan Arapça okuduğumuzda bu Kur’an olur, anladığımız dile çevrildiğinde Kur’an olmaz deriz. Bu düşünce Kur’an ın indiriliş amacına tamamen ters düşer.

KUR’AN KELİME ANLAMI OLARAK, OKUMAK, OKUNAN ŞEY ANLAMINA GELİR. Elbette anlamadan okumak değil, anlayarak ve düşünerek okumak. Bu durumda Kur’an için, Allah ın vahiylerini bir araya getirilip, anlayarak düşünerek okumak anlamına gelir Kuır’an dersek, yanlış olmaz. Örnek verelim.

İsra 9–10: ŞÜPHESİZ BU KUR'ÂN, DOSDOĞRU OLANI GÖSTERİR ve iyi işler yapan müminlere büyük ödül olduğunu ve âhirete inanmayanlara da acı bir azap hazırladığımızı bildirir. (Bayraktar Bayraklı meali)

İsra 82: BİZ KUR'AN'DAN, İNANANLAR İÇİN ŞİFA VE RAHMET OLACAK ŞEYLER İNDİRİYORUZ. Ama bu, zalimlerin yıkımını artırmaktan başka katkı sağlamıyor. (Yaşar Nuri meali)

Bu ayetlerden de anlıyoruz ki,  Allah gönderdiği ayetlerin birleştirilmiş halinin tamamına, Kur’an diye bahsediyor.  Gönderilen kitabın, ne maksatla gönderildiğini de bizlere bildiriyor ve diyor ki, bu Kur’an sizlere dosdoğru yolu gösterir ve iletir. Kur’an inananlara şifadır, onlara yol gösterecek bilgiler indiriyoruz. Bu durumda Kur’an doğru yolun ne olduğunu, acaba kendi dilimizden anlayarak mı okuduğumuzda anlarız ve öğreniriz, yoksa anlamadığımız bir dilden okuduğumuzda mı? Bu sorunun cevabı çok açıktır. EĞER KUR’AN I AMACINA UYGUN BİR ŞEKİLDE OKUMUYORSAK, BİZLER ANCAK KUR’AN OKUMUŞ GİBİ YAPMIŞ OLURUZ, AMA ASLA BİZLERE YOL GÖSTERMEZ, ÇÜNKÜ ALLAH IN TEBLİĞİNİ ALMAMIŞ OLURUZ. Daha da kötüsü, Allah bizlerden ne istiyormuş diye Arapça bilenlere sorduğumuzda, anlatılanların doğruluğundan asla emin olamayız. Allah kulları arasında, aracı kabul etmediğini söylüyor, lütfen unutmayalım. İmtihanında özünde bu yatar. Herkes gücü nispetinde, çaba göstermelidir.

Allah gönderdiği kitabın isminden bahsederken, yalnız Kur’an kelimesini kullanmaz, birçok isimler zikreder. Birkaç örnek vermek istiyorum.

Furkan 1: Şanı yücedir o kudretin ki, hakla bâtılı ayıran o FURKAN'ı, bütün âlemler için bir uyarıcı olsun diye kuluna indirdi. (Yaşar Nuri meali)

Hicr 9: Hiç kuşkusuz, O ZİKİRİ/Kur'an'ı biz indirdik, biz; her hal ve şartta onu muhakkak koruyacak olan da biziz. (Yaşar Nuri meali)

Nisa 174: Ey insanlar! Rabbinizden size güçlü bir delil geldi ve size aydınlatıcı bir NUR indirdik. (Bayraktar Bayraklı )

Bu ayetlerden de anlıyoruz ki,  Allah ın gönderdiği vahiy topluluğunun ismi yalnız Kur’an değil. Allah vahiylerinden bahsederken, bazen Furkan yani eğriyi doğrudan ayıran ismi kullanıyor. Bu durumda bizler, eğriyi doğrudan ayırabilmemiz için, Allah ın kitabını nasıl okumamız gerekir? Cevabı çok açıktır, anladığımız dilden. İnanın yoksa anlamadan okuduğumuz kitaba, istediğimiz kadar FURKAN ya da KUR’AN diyelim, bizlere hiçbir faydası olmaz. Allah Kur’an ın indiriliş amacını açıkça bildirmiş ve ne demişti. KULLARIMA YOL GÖSTERİCİ OLSUN DİYE İNDİRDİK. Eğer anlamını bilmeden okuyorsak, bizlere nasıl yol gösterici olsun?

Bizleri, anlamını bilmeden okumaya teşvik etmelerinin nedeni, hatta Türkçe tercümesinden okursan, Kur’an sayılmaz demelerinin asıl nedeni, ne yazık ki toplumu din adına istedikleri gibi yönetebilmek içindir, bu gerçeği asla unutmayalım. Allah İslam dininde, ruhban sınıfı yoktur dedikçe, bizler ellerimizle ruhban sınıfı yarattık. Yarattığımız bu ruhbanlarda, kendi hükümranlığını sürdürebilmek için, toplumu Allah ile aldatarak, herkes Kur’an ı anlayamaz, Arapça başka dillere çevrildiğinde anlamı değişir, bir kelimenin yüzlerce anlamı vardır diyerek, topluma korku saldılar. Her ne hikmetse Kur’an ı anladığını iddia edenler, hatta tercüme edenler, anlayıp topluma anlatabiliyorlar. Toplumu hadislerle dinini yöneten bu kişilere, hiç kimse sormuyor. Hadislerin orijinali de Arapça. Onlar doğru olarak Türkçeye çevriliyor, bu konuda hiç kimse itiraz etmiyor da, Allah ın nuru Kur’an neden çevrilmesin? Bunları söyleyip toplumu aldatanlar, sanki kendileri seçilmiş insanlar gibi, toplumu işte böyle oyalayıp, aldatmaya devam ediyorlar.

Değerli din kardeşlerim. Kur’an, Allah ın bizlere gönderdiği, eğriden doğruyu ayırabileceğimiz bir tebliğdir, duyurudur. Bu duyurunun hangi dilden yapıldığının hiçbir önemi yoktur. Eğer Allah ın tebliğini aracısız almaya çalışırken, okuduğumuzu anlayamıyorsak, o tebliğ asla gerçekleşmemiş demektir.  Allah ın tebliğini almak isteyen, anlayarak okumalıdır ki, ayetler üzerinde, Allah ın istediği gibi düşünüp akıl edebilsin.

Allah gönderdiği tebliğini, Kur’an ı neden Arapça indirdiğini, çok açık bir şekilde bizlere anlatmış ve hatta doğru anlayalım diye örnek vererek izah etmiştir. Eğer bizler hala bu örnekler üzerinde düşünmeyip, anlamaya çalışmıyorsak, bizler Allah ın vahyini hala alamamışız demektir.

İbrahim 4: Biz, GÖREVLENDİRDİĞİMİZ HER RESULÜ ANCAK KENDİ TOPLUMUNUN DİLİYLE GÖNDERDİK Kİ, ONLARA AÇIK-SEÇİK BEYANDA BULUNSUN. Bunun ardından, Allah dilediğini saptırır, dilediğini de iyiye ve güzele kılavuzlar. Azîz'dir, Hakîm'dir O! (Yaşar Nuri meali)

Bu ayeti tebliğ alan bir Müslüman, Allah ın gerçek vahyini okumak istiyorsa, anlamını bilmese de Arapçasından okumalıdır asla diyemez. Dediğimiz andan itibaren, Kur’an ayetlerine ters düşen bir mantığa kendimizi inandırmış olur. Bakın ayette ne diyor. Kullarım iyice anlayabilsin, yani tebliği gereği gibi anlasınlar diye, biz daha önce gönderdiğimiz tüm elçilerime, kendi dillerinden kitaplar gönderdik diyor. Bu ayetten çok açık şunu anlıyoruz. Her Müslüman Allah ın vahyini, Furkan ını, nurunu, zikrini, anladığı dilden okumalı ki, tebliği alıp, düşünüp öğüt alabilsin. YANİ ALLAH IN TEBLİĞİNDE Kİ ASIL ÖZELLİK, ARAPÇA OLUŞUNDA DEĞİL, ASIL VAHYİN ÖNEMİ, MANASINDADIR, ANLAMINDADIR.

Kur’an ı farklı anlayıp anlatanlar, Allah ın vahyini anlamaya çalışırken, bizzat Kur’an ın örneklerinden yardım almak yerine, rivayet edilen hadislerden yararlanarak anlamaya çalışmaktadırlar. Böyle olunca da, Allah ın bizlerden ne istediğini değil, bizlere öğretilenlerin ışında ayetleri anlamış oluyoruz. Buda bizler için büyük bir tehlikedir. Onun içindir ki bölündük ve parçalandık.

Allah bu konuda geleceği bildiği için, bir başka ayetinde de gereken açıklamayı yapıyor ve bakın nasıl bir örnek veriyor. Bu ayetten de hala anlamayıp, esas Kur’an Arapçadır diyorsa bir insan, bazı kişiler tarafından esir alınmış, düşünemiyor Kur’an gerçeklerini göremiyor demektir.

Fussilet 44: EĞER BİZ ONU YABANCI DİLDEN BİR KUR'ÂN YAPSAYDIK ONLAR MUTLAKA: "BU KİTABIN AYETLERİ GENİŞÇE AÇIKLANMALI DEĞİL MİYDİ? ARAP BİR PEYGAMBERE YABANCI DİL, ÖYLE Mİ?" DERLERDİ. Sen de ki: "O, iman edenler için bir hidayet ve şifadır." İman etmeyenlerin kulaklarında ise bir ağırlık vardır. Kur'ân onlara göre bir körlüktür. SANKİ ONLAR UZAK BİR YERDEN ÇAĞRILIYORLAR (DA DUYMUYORLAR). (Elmalı meali)

Allah bu konuyu, daha nasıl açıkça bizlere bildirsin bilemiyorum. Hala anlayamayanlara, anlamak istemeyenlere, ayetin sonundaki uyarı ders olmalıdır.  Bu ayetten şu dersi çıkarmalıyız. Allah hiçbir kulunu, anlayamayacağı bir kitaptan, hükümden sorumlu tutmaz. Onun için Allah ın vahyini mutlaka, anladığımız dilden okumalıyız. Okumalıyız ki, Allah ın bizlerden ne istediğini doğru anlayabilelim.

Allah ın bu gerçeğinin önüne set çekmek ve toplumun bilinçlenmesini istemeyenler, topluma öyle bir korku salmışlardır ki, Allah a ve onun kitabına saygısızlığın en büyüğünü yapmışlar ve demişler ki; KUR’AN HER DİLE ÇEVRİLEMEZ. Lütfen unutmayalım, tüm diller evrenseldir ve anlamı değişmemek şartıyla, farklı kelimelerle tüm dillere çevrilebilir. Sizce Allah tüm insanların dillerine çevrilemeyen bir rehber, tebliğ gönderip, daha sonra tüm insanları Kur’an dan sorumlu tutar mı? Yaradan ın uyardığı gibi. HALA BUNUDA MI DÜŞÜNEMİYORUZ?

Dünya üzerinde yazılmış hiçbir beşeri kitaba, böyle bir saygısızlık yapılarak, bu kitap şu dilden, diğer dillere çevrilemez denmemiştir. Arapça, Çince ya da Hintçe yazılmış ilmi kitapların tamamı, tüm dillere çevrilip, anlaşılıyor hatta bu kitaplardan bilim adamları yetişiyorsa, bizler nasıl olurda Allah katından gelmiş, eşi benzeri olmayan bir NUR için, başka dillere tam çevrilemez diyoruz. Bu ne saygısızlık. Buna nasıl inanırız.

Lütfen bu tuzağa düşmeyelim. Bizlere düşen dikkatle, tercüme edilmiş Kur’an ayetlerini okuyalım. Art niyetli kişilerin, ayetler üzerinde yaptığı tahrifatları, kendi çabalarımızla araştırarak, Allah ın da gönül gözümüzü açacağına söz verdiği gerçeğinden yola çıkarak, Furkan ı anlamaya çalışalım. Bu çabanın sonunda, gerçekleri nasıl fark edeceğinizi göreceksiniz. GAYRET BİZDEN, YARDIM ALLAH DAN. Bu imtihan zorlu bir imtihan. Özveriyle çaba harcayan, inanın mükâfatını görecektir.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/
 

10
Konu Dışı / Renkler
« Son İleti Gönderen: Zehrasglm1 Nisan 18 2018, 17:56:44 »
Fikirlerinizi merak ediyorum :D
Sayfa: [1] 2 3 ... 10