Alternatifim Cafe

Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
Rap - HipHop / Ynt: Türkçe Rapte Küfüre Son Kampanyası
« Son İleti Gönderen: MaksFonTR Temmuz 22 2017, 07:44:50 »
Siz ne kadar kampanya yaparsanız yapın rapın kötü çoğunu rahat durmaz  :yaril :yaril  #NormLife

2
İslam Dünyası / İSLAM DİNİNDE EVLENME, İMAM/HOCA NİKAHI KONUSU.
« Son İleti Gönderen: halukgta Temmuz 17 2017, 11:43:41 »

Kur’an evlenme, nikâh konusunda belirli kurallar koymuş ve aileyi koruma altına almıştır. Evlenme yaşı olarak da, kadın ya da erkeğin aile içinde görevlerini yapabilecek olgunluğa ermesini şart koşmuştur. Evlenirken koyduğu kuralların benzerlerini, çiftler boşanmak istediğinde de koyarak, boşanmanın evlenirken takip edilen bazı yollardan geçmesini özellikle istemiştir. Çünkü evlilik, eşler arasında nikâh, Allah katında çok ciddiye alınmıştır. Allah bu konuda, bakın bizlerin nasıl dikkatini çekiyor.

Nisa 1: Ey insanlar! SİZİ BİR TEK NEFİSTEN YARATAN VE ONDAN DA EŞİNİ YARATAN; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının…….(Diyanet meali)

Buradan da şunu anlıyoruz, kadında erkekte aynı özelliklerle yaratılmış ki anlaşabilsinler. Evlenmenin, Allah ın bir kanunu olduğunu görüyoruz. Bundan kaçmak, ertelemek bizleri yanlışa sürükleyecektir. Yaratılmışlığımızın kanununa asla karşı koyamayız.  Kur’an her konuda olduğu gibi evlilik, nikâh konusunda da elbette kurallar koyuyor ve bu işin çok ciddiye alınması gerektiği örneklerini veriyor. Evlenme, yuva kurma konusunda ilk devreye girenlerin aile büyükleri, anne- baba olduğunu görüyoruz. Bu kişilerin evlenecek çiftlere hem evlenirken, hem de aile içinde bir sorun çıktığında, boşanmaya niyetlendiklerinde, ara bulucu olarak yardımcı olmaları uyarısında bulunuyor. Evlilikte anne babanın rızası önemlidir, bunun örneğini Kur’an da görüyoruz.

Bakara 237. ayette, NİKÂH DÜĞÜMÜNÜ ELİNDE BULUNDURANLARDAN bahsedilir. Bu sözlerden, Allah ayette söylemediği halde, evlilikte nikâh düğümü erkeğin elindedir diyerek, Allah bu yetkiyi erkeğe vermiştir, onun için kadın erkeği boşayamaz, erkek isterse boşanma iznini kadına verebilir, hükmünü çıkarmışlardır. Hâlbuki yeni evlenmeye niyet eden gençlerin, evlenmeye ilk adımını atarken, evlilik iznini veren ailedir, anne-babadır. Onun içinde NİKÂHIN DÜĞÜMÜNÜ SAĞLAYAN, DÜĞÜMLEYENDE AİLEDİR, ANNE-BABADIR. Onun için evlilikte, anne babanın rızası çok önemlidir. Evli iken sorunlarından dolayı ayrılmak üzere olan çiftler, eğer barışmak isterse, ailelerin buna engel olmaması konusunda, Allah ayetinde velileri uyarır. Ayetleri kendi nefislerimizde, beşeri FIKIH inancının etkisiyle anlamaya çalışırsak, hata yaparız.

Her şeyden önce evlilik gizli değil, toplum huzurunda ve şahitlerle yapılması gerektiği, böylece bu çiftlerin toplum tarafından evliliklerinin bilinmesi önemlidir. Evlilik, nikâh kişiler arasında, biz evlendik demekle olmayacağı, bunun kurallara bağlanması, kayıtlara alınması gerektiğini, boşanmaya niyetlenen bir çiftin, hangi yollara başvurması gerektiğini anlatan ayetlerden çok açık anlıyoruz.

Evlilikte erkek boşanmayı, kadına karşı bir tehdit haline getirmesin diye, Allah ın bu konuda çok önemli kurallar getirdiğini de görüyoruz. Hatta iki kez aynı kadından boşanan bir erkeğin, artık üçüncüsünde tekrar aynı kadınla evlenebilmesinin önüne büyük bir engel koyarak, neredeyse hiçbir erkeğin kabul edemeyeceği bir kural koyuyor ve diyor ki; Aynı kadınla üçüncü kez evlenebilmen için, o kadın başka bir erkekle evlenip, boşanırsa ancak evlenebilirsin diyerek, erkeğin boşanma silahını adeta elinden alıyor. Kur’an da başka bir örnekte, kendisinden başka hiçbir şahidi olmadığı halde, eşim zina yapmıştır diye mahkemeye başvurduğunda, mahkeme kadının, eşim yalan söylüyor ben zina yapmadım diye yemin ettiğinde, Allah ın koyduğu kanun gereği, kadının yemini kabul görüyor ve kadına zina suçu yüklenemediği için bu sebeple erkek eşini de boşayamıyor. Çünkü zina Kur’an a göre suçtur ve böyle bir kadınla da evli kalınmaz, boşanma nedenidir.

Demek ki evlenme, nikâhlanma konusunu Kur’an, kanun ve kurallarla güvence altına almıştır. Kesin bir sınırlama koymamış, geleneklere bırakmıştır detayını. Evlenirken takip ettiğimiz o ince hassas yol ve yöntem, boşanmak isteyen çiftler içinde geçerlidir.  Hiç birimiz biz evlendik diyerek ortaya çıkamıyor, bazı yollardan geçerek kayıt altına alınıyorsa, BOŞANIRKEN DE BİR ERKEK EŞİNE ÜÇ KEZ SENİ BOŞADIM, BOŞ OL DEMEKLE DE, BOŞANILMAYACAĞINI BİLMELİYİZ. Bu sözler Kur’ an ın öğretisi değil, uslanmaz nefislerimizin oluşturduğu, FIKIH inancının öğretisidir. Onun için Allah bu konularda hükümlerini açıkça bildirmiş ve özellikle kadının haklarını koruma altına almıştır. Çiftlerin aileleri, yakınları gençler üzerinde bir hakem ve uzlaştırıcı olarak her zaman görev yapmalıdır. Bu Allah ın emridir.

Bir erkek gerçek bir neden olmadan, nefislerinin etkisiyle eşini Kur’an a göre boşayamaz. Bunun örneklerini Kur’an da görüyoruz. Arap gelenekleri gereği, eşine ZIHAR eden yani artık eşimi, anam gibi görüyorum diyen bir erkek, eşini boşayabilirmiş. Allah bununda yolunu kapatıyor ve bu yöntemle boşanmanın yolunu da kapatıyor.

KUR’AN BİRDEN FAZLA EVLİLİĞİ YASAKLAMAMIŞ AMA ASLA TAVSİYE ETMEMİŞTİR. HATTA ADALETLİ BİR EVLİLİK İSTEYEN, TEK EŞLİ OLSUN DİYE DE, TAVSİYESİNİ BİZLERE BİLDİRMİŞTİR. ALLAH IN TAVSİYESİNE UYAN, TEK EŞLİ OLUR. Nefisinin etkisinde adaletsiz bir evliliği seçenlerde, birden fazla eş alır.  Tabi böyle bir evlilikte huzuru da bulamaz.

Gelelim günümüzde bahsedilen, İMAM/HOCA NİKÂHI kıyarak evlenme konusuna. KUR’AN DA BÖYLE BİR TABİR, EVLENME ŞEKLİ YOKTUR. Daha doğrusu imam, hoca diye bir meslek yoktur İslam dininde. Allah Kur’an da, kadının ve erkeğin haklarının korunduğu bir sistem koymuştur. BU KORUMANIN KABUL EDİLMEDİĞİ HİÇBİR EVLENME, NİKÂH ALLAH HUZURUNDA ASLA KABUL EDİLEMEZ.

Günümüzde devletin kıydığı nikâhı kıymayıp, hoca/imam nikâhı kıydık, bu bizim için yeterlidir diyenler, lütfen unutmasınlar, BUNLAR ALLAH IN KOYDUĞU EVLENME KONUSUNDAKİ KURALLARI, KANUNLARI KARŞILAMAMAKTADIR.  Kayıt altına alınmayan, özellikle kadının haklarını kanunlarla korumayan bir nikâh, Allah katında geçerli değildir.  İki eşinizin olduğunuzu düşünün ülkemizde, birisi resmikabul gören ve her hakkının korunduğu bir nikâh, diğer eşin hiçbir hakkı yoksa kanun karşısında, hatta onu istediğin zaman seni boşadım dediğinde, hiçbir hak iddia edemiyorsa, bunun Allah katında kabul gören bir nikâh olduğunu, nasıl söyleriz ve kabul ederiz?

Ne yazık ki bizler Allah ın ayetlerini, işte böyle nefsimizde şekillendirdik ve kendimize uydurduk. Medeni kanunlarımız, evlilik konusunda Allah ın tavsiyesi üzerine oluşturulmuştur. Birden fazla evlilik kanunlarımızda kabul edilmediği ve evlenen tüm eşlerin kanun karşısında eşit haklara sahip olmadığı sürece, geleneğin ve fıkıh inancının öğretisi olan imam/hoca nikâh ı diye adlandırılan nikâh, Allah katında geçerli olamaz. Çünkü bu nikâh, Allah ın evlilikte koyduğu kural ve kanunları, kadının haklarını koruma altına almıyor. LÜTFEN KENDİMİZİ KANDIRMAYALIM, NEFSİMİZİN ESİRİ OLMAYALIM, inanın bunun hesabını veremeyiz. 

Kanunlarımız nikâh kıyabilecek makamları açıkça belirlemiştir. Belediyeler, gemi kaptanları ve konsoloslar. Bunların dışında hiç kimse nikâh kıyamaz evlendiremez. KANUNLARIMIZA, MÜFTÜLÜKLERDE NİKÂH KIYABİLİR DİYE BİR MADDE EKLENMEDİĞİ SÜRECE, BU MAKAMLAR EVLENME AKDİ OLAN NİKÂHI ASLA KIYAMAZ. Yapanlarda gösterişten öteye gidemez, kendisini kandırır.  Lütfen bu gerçeği görelim ve Allah ile aldatıcıların tuzağına düşmeyelim, hesabını veremeyiz.

Fıkıh inancı bazı mezheplerde, nikâh konusunu öyle sapkın bir hale sokmuştur ki, adeta ZİNAYI MEŞRULAŞTIRMIŞTR. Muta yani bedeli verilip, kısa süreli cinsel arzularımızı tatmin için, nikâh kıymak şekline dönüştürülüp, adeta beğendiğimiz, hoşumuza giden kadınlarla saatle, ya da birkaç günlüğüne nikâh kıyılmaya kadar ileriye götürülmüştür. Bu anlayış, Kur’an ın tavsiye ettiği nikâhlanma şekline tamamen ters düşer. Allah Evliliği, yalnız cinsel arzular için bizlere önermemiştir. Ne yazık ki bizler yalnız bu konuda değil, birçok konuda Allah ın ayetlerini nefsimize uydurmuş, bununda kaynağı olarak, FIKIH İNANCIMIZ BUNA İZİN VERİYOR DİYEBİLİYORUZ. ALLAH BU KONUDA NE DİYOR DİYEN YOK. Allah bizleri affetsin, demekten başka elimden başka bir şey gelmiyor. NE YAZIK Kİ BİZLER, SORUMLU OLDUĞUMUZ KUR’AN I TERK ETTİK.

Kur’an ın apaçık hükümlerini görmezden gelip, ellerimizle yarattığımız beşeri FIKIH inancıyla yaşamaya devam ettiğimiz sürece, inanın huzuru ve mutluluğu bulamayacağız, huzura vardığımızda da, şaşkınlığımızdan köşe bucak kaçmaya çalışanların safında olacağız. Bunu yaşamak istemiyorsak, GELİN EL BİRLİĞİYLE DİNDE BÖLÜNMEDEN, YALNIZ KUR’AN IN ÇEVRESİNDE TOPLANALIM. ONUN VERDİĞİ HÜKÜMLERİN ASLA DIŞINA ÇIKMAYALIM, ALLAH IN ÖNERDİĞİ GİBİ, YALNIZ KUR’AN IN İPİNE SARILALIM. ÇÜNKÜ ALLAH NE DİYORDU, HATIRLAYALIM.

Zuhruf 44: Şüphesiz bu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ONDAN HESABA ÇEKİLECEKSİNİZ.(Diyanet meali)

Saygılarımla
Haluk Gümüştabak


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/

3
Yabancı Sanatçılar- Gruplar / Orfeas Peridis - Karderina
« Son İleti Gönderen: ÖZER Temmuz 10 2017, 17:04:39 »
Orfeas Peridis - Karderina
bu şarkının Yürkçe sözleri  gerekiyor.
yardımcı olacak arkadaşlara şimdiden teşekkürler...
4
Rap - HipHop / Ynt: Şu anda hangi rap parçasını dinliyorsunuz?
« Son İleti Gönderen: makaraaslan Temmuz 09 2017, 00:53:31 »
RETRO - SEN VE BEN
 
RETRO - AL BAŞINA BELAYI  :okey
5
Konu Dışı / Ynt: Muhabbet Bahçesi
« Son İleti Gönderen: Madro Temmuz 07 2017, 16:26:21 »
tuna nerelerdeydin?  (6)
7
Konu Dışı / Bakiyeyi nasıl talep edebilirim?
« Son İleti Gönderen: room93 Temmuz 05 2017, 17:53:06 »
Bakiyeyi nasıl talep edebilirim? Sitede bununla ilgili hiçbir bilgi yok.Emaile mesaj atıyorum özel mesaj yoluyla isteyin diyorlar ama kime özel mesaj atacağım hiçbir şey yazmıyor sitede.Yardımcı olun lütfen? :yanlis :yanlis :yanlis :yanlis
8
Konu Dışı / Kızlar Soruyor Başarısı
« Son İleti Gönderen: astrolog1 Temmuz 03 2017, 11:22:41 »

Kızlarsoruyor.com, internette ziyaretçi rekorları kırıyor. Sitenin arkasında Amerika’da yaşayan yazılımcı Tolga Ataseven var. kızlarsoruyor, son dönemde internetin en çok konuşulan siteleri arasında yer alıyor. Ziyaretçi sayısı açısından Türkiye’nin en köklü ve güçlü siteleriyle yarışıyorlar. Üstelik zirveye birkaç senede çıktılar. Kizlarsoruyor.com’un bu rakamlara ciddi anlamda hiç reklam yapmadan geldiğini de vurgulamak gerek.


Sitenin fikri ise Amerika’da bir barda başından geçen bir olaya dayanıyor. Bir gün bir barda bir kızla konuşmak için başka bir kızdan fikir alıyor. Ve aldığı tavsiyelerin çok işe yaradığını görüyor. Ve kızlarla erkeklerin birbirlerine soru soracağı Girlsaskguys.com’un yazılımını yazmaya başlıyor. 2011 yılında Türkiye’ye uyarlamaya karar veriyor. Ve büyük bir başarı kazanıyor. Başarı derken elbette ziyaretçi sayılarını kastediyoruz. Sitenin günlük 400-500 bin ziyaretçisi var. Aylık ziyaretçi sayısı ise 9 milyon. Kizlarsoruyor.com’un sırrı, Tanrıseven’e göre “komünite” oluşturmayı başarmış olmasında. Bu açıdan, Ekşisözlük gibi sitelerin daha önce başardığı şeyi tekrarlamış gibi görünüyor.


Tanrıseven, “Sadece kuruluş döneminde Facebook ve Google’da 10 bin dolarlık reklam yaptık” diyor. Kızlarsoruyor.com’un başarı sırrını öğrenmek üzere geçtiğimiz ay kurucusu ve CEO’su Tolga Tanrıseven’le konuştum. Bilgisayar mühendisi olan Tanrıseven yaklaşık 15 yıldır Amerika’da yaşıyor. Işık Üniversitesi’nde bilgisiyar alanında eğitim aldıktan sonra 2000 yılının sonunda master için ABD’ye gitmiş. Kizlarsoruyor.com aslında Amerika için geliştirdiği Girlsaskguys.com sitesinin Türkiye’ye uyarlanmış şekli. Tanrıseven, 2008 yılında Girlsaskguys.com’un yazılımını “hobi” olarak yazdığını söylüyor.


Hedefte, trafiğin yüzde 70’nin geldiği mobil taraftaki etkinliği artırmak var. Tanrıseven, aldıkları yeni yatırımla sitenin mobil aplikasyonlarını tamamlayacaklarını söylüyor.Kizlarsoruyor.com henüz kara geçmiş değil. Ama öncelikli hedef kar etmek de değil. Tanrıseven önceliği siteyi büyütmeye verdiklerini söylüyor… Hedefleri Türkiye’de aylık ziyaretçi sayısını 16 milyona çıkarmak. Tanrıseven, dijital reklam pastasındaki büyümeye paralel olarak Kizlarsoruyor.com’un gelirlerinin de artacağını söylüyor ve bunu ingilizce bir atasözüyle açıklıyor: “Para gözü takip eder.” Gözün internette olduğuna hiçbir şüphe yok…
9
İslam Dünyası / KUR'AN IN PENCERESİNDEN BAKMAYAN, KUR'AN I ASLA DOĞRU ANLAYAMAZ.
« Son İleti Gönderen: halukgta Haziran 23 2017, 15:18:21 »

Dini konular anlatılırken, hepimizin dikkatini çeken ve de toplum olarak adeta bizlere korku salan bir konu vardır. Her ne hikmetse, aynı konularda olmasına rağmen, dini anlatan konuşmacıların genel çoğunluğu farklı şeyler anlatır ve bununda Allah ın emri olduğu söylenir. Tabi bu durumda toplum olarak bizler, kimin doğru söylediğine inanmakta zorluk çekeriz.

Bu durumda sizce ne yapmamız gerekir? Bunun bir çıkar yolu olması gerekmez mi? Çünkü Allah sizleri, Kur’an dan sorumlu tutuyorum diye hükmünü vermiş. SİZCE TELEVİZYONLARA ÇIKIP DA, AYNI KONUDA FARKLI ŞEYLER SÖYLEYENLERDE, BİR SORUN YOK MU? Elbette olmalı, doğru tektir ve onunda din adına kaynağı yalnız Kur’an dır. Çünkü kanun koyucu yalnız Allah dır. Bunu söyleyen, Kur’an ın bizzat kendisidir. Doğruyu arayıp bulmak, bizlerin görevidir, imtihanıdır.

Şöyle düşünün. Beşerin yazdığı bir bilim kitabını okuyan, hangi ülkede olursa olsun, hangi dile çevrilirse çevrilsin, aynı şeyi anlıyor ve bilim adamı oluyorlar. Hiç biriside farklı şeyler söylemiyor. Aralarındaki farkı, aynı bilgiler üzerinde, daha derin düşüp araştırarak, yeni buluşlar yapmalarıdır.

İYİDE KUR’AN I OKUDUKLARINI SÖYLEYEN, ONCA İNSAN NEDEN AYNI KONUDA FARKLI KONUŞABİLİYOR. Hem de onca tahsil görmüş İLAHİYAT PROFÖSÜRLERİ BUNU YAPIYPOR. Dini, yani Kur’an ı anladığını ve bu işin profesörü yani uzmanı, hocası olduğunu söyleyen ve bu konuda bir unvanı alan bunu yapıyor. Diğerlerini hadi dikkate almayalım diyelim.

Bu farklılığı araştırdığınızda, çok açık sorunun nereden kaynaklandığı ortaya çıkıyor. Bir kısım kişiler yalnız Kur’an ı referans, rehber alıyor. Bir kısmı hem Kur’an, hem rivayet fıkıh zincirini referans ve kanıt alıyor. Bir kısmı ise çok daha ileri giderek, Kur’an ı herkes anlayamaz ve zaten Kur’an detay vermemiş ve özet bilgiler içermektedir diyor. Onun içinde FIKIH bilgileri ve rivayet hadisler olmasaydı Kur’an ı anlayamazdık, Kur’an kapalı kalırdı. Kur’an ı anlamak istiyorsak veli, âlim kişilerin kitaplarını okumalıyız, diyenler olarak sınıflandırabiliriz.

BÖYLE OLUNCA DA, DİNDE TEK SES VE TEK YUMRUK OLMAK MÜMKÜN OLMUYOR. Bu sözleri söylediğimde bir atasözü geldi aklıma. “TEK SAATI OLAN, SAATIN KAÇ OLDUĞUNU BİLİR. İKİ SAATİ OLANSA, ASLA EMİN OLAMAZ.” Buradan da anlaşılıyor ki, din adına tek çatı altında, tek yumruk olamamamızın tek nedeni, İSLAM A AYNI PENCEREDEN BAKMADIĞIMIZDAN, KAYNAĞIMIZIN TEK KAYNAK OLMADIĞINDAN KAYNAKLANIYOR. Onun için Allah yalnız Kur’an ın ipine sarılın diyor bizlere.

Düşünebiliyor musunuz okullarda okutulan, ilim sahibi kişilerin yazdığı kitaplar, hiç şüphe duyulmadan okunuyor ve kabul görüyor ve herkes aynı konuda buluşabiliyor anlaşıyor, ama konu din yani Allah ın kanunları olunca, Rabbimizin bizlere rehber olsun diye indirdiği Kur’an yeterli görülmüyor, neredeyse devre dışı bırakılıyor. Tabi bu boşluğu da çok ilginçtir, beşerin koyduğu kurallar olan, FIKIH inancı dolduruyor. YANİ ALLAH İLE ARASINDA, ELÇİSİNİN BİLE OLAMAYACAĞINI SÖYLEYEN KUR’AN A İNAT, ALLAH İLE ARAMIZA YARATILMIŞ BEŞERİ VE KİTAPLARINI SOKUYORUZ.

Bir kardeşimiz, ben peygamberimiz nasıl namaz kıldıysa öyle kılmak istiyorum, bunda ne sakınca var şeklinde serzenişte bulunmuş. Bugün peygamberimizin kıldığı namazı kılıyoruz diyenlerin, peygamberimizin böyle kıldığına dair kanıtı, delili nedir? Kim garanti verebilir, peygamberimiz böyle kılmıştır diye. Rivayetler dinde kanıt olabilir mi? Günümüzde kılınan namazı, beşeri FIKIH inancı şekillendirmiştir. Hatta mezheplerde de farklılıklar arz eder. Hepsinin savunması, peygamberimiz böyle kılıyordu der. Sizce Allah ve elçisi, bizlerin namazı bu yolla kılmamızı, öğrenmemizi istemiş olabilir mi? Mümkün değil. Peygamberimiz namazını ve diğer ibadetlerini, Allah ın Kur’an da açıkladığı şekliyle yerine getirdiği çok açıktır. Lütfen beşeri fıkıh inancının şekillendirdiği namazın, peygamberimize ait olduğunu söylemeyelim. Elbette günümüzdeki şekilde de kılabiliriz, ama bazı konularda daha dikkatli olmak şartıyla.

Dini anlattığını söyleyen, hatta bu işi de herkes anlatmasın, bu bizim işimiz diyen, kendisini ruhban sınıfının görevlisi sayan, bazı İlahiyat profesörleri, Kur’an ın değil rivayetlerin, sanı bilgilerin profesörü olmaktan ileri gidemiyorlar. Bazılarının şöyle övündüklerini duyarız. BENİM FIKIH VE HADİSLER KONUSUNDA, MASTIRIM VAR. Uzmanlık alanım hadisler konusudur, kitaplarım var. BU KONUDA TEZ HAZIRLAMIŞTIM DİYENLERİ DUYARIZ.  Okumuş unvan sahibi bazı kişilerin, din adına ne yazık ki eğitim ve uzmanlıkları, RİVAYET VE EMİN OLAMAYACAĞIMIZ BİLGİLER. Çünkü günümüzde din adına uzmanlık artık rivayet ve fıkıh üzerine olunca, daha revaçta ve kabul görüyor. KUR’AN IN UZMANLIĞINI ARAYAN YOK.

BU KONUDA ALLAH NE DİYOR DİYEN VE ARAŞTIRAN, NE YAZIK Kİ ÇOK AZINLIK. Kur’an a danışılmış olsa, tek bir çatı altında buluşmamak zaten mümkün değil. Peygamberimizin mahşer günü söyleyeceği gibi, ne yazık ki Kur’an artık devre dışı kaldı. Şunu söylemeden geçemeyeceğim. GEMİSİNİ KURTARAN KAPTAN MİSALİ, HEPİMİZ GERÇEKLERİN ARAYIŞINDA, BİZZAT ÇABA GÖSTERMELİYİZ. YOKSA GEMİNİN BATTIĞINI, NAHŞER GÜNÜ ANLARIZ.

Allah ın bizlerden ne istediğini doğru anlamak istiyorsak, sorumlu olduğumuza hükmettiği ve yemin ederek kolaylaştırdığı Kur’an ın penceresinden bakmalıyız ki, Allah ın bizlerden istediklerini görebilelim, fark edebilelim. EĞER DİN ADINA KENDİMİZE, FARKLI PENCERELERDE AÇTIYSAK, DİNİMİZİ İNANCIMIZI ANLAMAK ADINA, FARKLI KAYNAKLARI KANIT OLARAK KABUL ETTİYSEK, BU YÖNTEM BİZLERİN KAFASINI KARIŞTIRACAK VE ASLA İMANIMIZDAN DA EMİN OLMAMIZ, MÜMKÜN OLMAYACAKTIR.

Bizlerin en büyük hatası, Allah ın kelamı FURKAN ile direk bir bağlantı kuramadığımızdan kaynaklanıyor. Furkan eğriyi doğrudan ayırandır. KİMİN HADDİNE, EĞRİYİ DOĞRUDAN AYIRABİLECEK BAŞKA KİTAPLAR YAZMAK ve bu kitaplarda Allah katındandır demek. Ne yazık ki bizler bu gerçekleri fark edemediğimiz sürece, televizyonlarda adeta Allah ın dini ile alay edenleri, hep görmeye devam edeceğiz. İşin kötüsü, yalan ve iftiraları da doğru zannedeceğiz.

Toplumun içinden adeta din satan, din tüccarlarının çıkmasına, bizler neden oluyoruz. Çünkü bu simsarların tuzağına, yaptığımız hatalarımızla bizler düşüyoruz da ondan. Onların sözlerine hiç düşünmeden ve araştırmadan kandık ve bizleri Kur’an ın uyarısında olduğu gibi,  ALLAH İLE ALDATTILAR. Sanırım bu yol ve yöntem bizlerin kolayımıza, işimize de geldi. GELİN BU ZALİMLERİN, ALLAH İLE ALDATICILARIN, BİZLERE VURDUĞU PRANGAYI KIRALIM. BAKIN O ZAMAN, ANLATTIKLARI MASALLARI DİNLEYECEK, KİŞİLER BULABİLECEKLER Mİ?

Allah emin olmadığınız bilgilerin, sakın ardına düşmeyin hesabını sorarım, diye bizleri uyarır. Allah dan başka şefaatçiler, yardımcılar, veliler edinmeyesiniz diye, sizlere Kur’an ı kolaylaştırdık, açıkladık ve izah ettik der. Din tacirleri, buna benzer yüzlerce ayetleri toplum fark etmesin diye, bizlerin Kur’an ı anladığımız dilden okumamızı engellemek için, Kur’an da her bilgi zaten yoktur, Kur’an başka dillere tam olarak çevrilemez, siz Kur’an ı anlayamazsınız, her kelimenin onlarca anlamı vardır iftirasını uydurdular. AMA HER NE HİKMETSE, HÂŞÂ ALLAH IN TÜM KULLARINA ANLATAMADIĞINI, ONLAR ANLAMIŞ VE UTANMADAN ANLATTIKLARINI SÖYLEYEBİLİYORLAR. Bizlerde aklı devreden çıkardığımız için, kabul ediyoruz ve bu zalimlere inanıyoruz.

Allah bizlerin yalnız Kur’an a sarılmamızı ve yalnız Kur’an ın hükümlerinden sorumlu olduğumuza hükmetmiştir. Allah ile aldatıcılar, bizleri Kur’an dan uzaklaştırıp, elleriyle yazdıkları ve bunlarda Allah katındandır dedikleri kitaplara toplumu, yüzlerce yıldır yöneltmişlerdir. Toplum arasında ektikleri zehir, nifak, rivayet ve batıl, toplumların içinde yeşerdiği ve kök saldığı için, genlerimize işlemiş yanlış bilgilerin etkisiyle, bu zalimlerin şu sözlerinden etkilenip, hatta korkar olmuşuz.

“RİVAYET HADİSLER VE FIKIH OLMASA NE NAMAZIMIZI KILABİLİRİZ, NE ORUCUMUZU TUTABİLİRİZ, NE ZEKÂT VEREBİLİRİZ, NEDE HACCA GİDEBİLİRİZ. TÜM BUNLARI PEYGAMBERİMİZİN RİVAYET HADİSLERİNDEN VE FIKIH İNANCINDAN ÖĞRENİYORUZ. BU BİLGİLER OLMASAYDI KUR’AN I ANLAYAMAZDIK VE KUR’AN KAPALI KALIRDI.”

Bu sözlere inanan bir Müslüman, önce Kur’an ı devre dışı bırakır ve Allah ın doğru yolundan sapar. YANİ BUNDAN SONRA, BU SÖZLERE İNANAN BİR İNSANIN YOLDAŞI ŞEYTAN OLUR. Bunu Allah Kur’an da söylüyor hatırlatırım. Size sormak isterim. Allah bizlerden namaz kılmamızı, oruç tutmamızı, zekât vermemizi isteyecek, ondan sonrada bu konuları açıklamayacak, izah etmeyecek öylemi? Daha sonrada bizleri Kur’an dan sorumlu tutacak. Bu nasıl bir mantık, nasıl bir adalet anlayışı. Bunu nasıl düşünür ve inanırız. Allah yerine getirmemizi emrettiği ibadetleri, kolay ve açık bir şekilde bizlerden istemiştir Kur’an da. Lütfen bunu unutmayalım ve bu bilgileri Kur’an dan öğrenelim, araştıralım. İşte o zaman, var olduğunu nasıl göreceğiz.

Bizlerin hatası, yüzlerce yıldır beşerin yarattığı FIKIH İNANCININ, dine soktuğu ve tüm ibadetlere ilaveleri, bizler Kur’an da bulamadığımızda, bu yalanlara inanıyoruz ve bakın demek ki Kur’an da her şey olmuyormuş, namazın rekât sayısı bile Kur’an da yok, namazda neler okuyacağımız bile yazmıyor diyebiliyoruz. Hâlbuki Allah ın böyle bir sınırlaması Kur’an da yoktur. ALLAH IN KUR’AN DA SINIRLAMADIĞINI SINIRLAMAK VE ŞEKİLLENDİRMEK KİMİN HADDİNE. En az kılabileceğimiz kısaltılmış namaz, rekât örneği Kur’an da verilmiş, normal şartlarda rekât sayısı sabitlenmemiş bizlere bırakılmıştır. Namaz esnasında da Allah a nasıl hitap edeceğimiz, onu nasıl zikredeceğimiz, ondan nasıl yardım isteyeceğimizde bizlere kalmıştır. Zaten Kur’an da bunların örnekleri de vardır. Ama bu gerçeği fark edemiyoruz. ÇÜNKÜ BİZLER KUR’AN IN ETKİSİNDE DEĞİL, BEŞERİN FIKIH İNANCININ ETKİSİNDE KALMIŞIZ.

Dilerim bu gerçekleri fark edebilen, azınlık Allah ın kulları arasında oluruz. Kur’an ın penceresinden bakamayan, araya beşeri pencereler açanların ve edindikleri velilerin gölgesinde İslam ı yaşayanların, mahşer günü pişman olacaklarını unutmayalım. Din ve iman adına, bakacağımız, izleyeceğimiz, örnek alacağımız tek pencere, ALLAH IN BİZLERE AÇTIĞI KUR’AN PENCERESİDİR, lütfen unutmayalım.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/

10
Astroloji / Yükselen Burç
« Son İleti Gönderen: astrolog1 Haziran 22 2017, 14:21:48 »

Sümerlilerin gözlemlerine göre ayın büyümesi 14,5 gün sürüyor, küçülmesi de aynı sürede gerçekleşiyor. Gökyüzünü inceledikçe gök cisimlerinin bazı pozisyonları ile savaş, kıtlık, hasat vb. olayları eşleştiren Sümerler'in gökyüzüne bakarak gelecek tahminleri yapmaya başladığı ve bir burç sistemi geliştirdiği söyleniyor.


Bilinene göre astroloji ilk kez M.Ö. 3.000’lerde Mezopotamya’da ortaya çıkıyor. İlk astrologlar Sümerli rahipler. Politeist bir inanç sistemine sahip Sümerlerde bazı tanrı ve tanrıçalar diğerlerinden daha fazla özellik yükselen burç hesaplama taşıyordu. Ay tanrısı Nanna, Güneş tanrısı Utu ve Venüs’ün tanrıçası İna. Tanrıçaların insanlar gibi duyguları ve çeşitli gereksinimleri olan varlıklar olarak tanımlandığı söyleniyor.


Astronomi yörüngesel cisimleri ve dünya atmosferinin dışında gerçekleşen fiziksel olayları olay ve olguları inceleyen bilim dalıdır.
Arkeolojik bulgular en eski yıllarda bile insanların gök bilimi hakkında bilgileri olduğunu ortaya koyuyor. Neolitik çağda insanlar, ekinoksların periyodik karakterlerle ilişkisini ve bazı takım yıldızlarının etkilerini biliyorlarmış. Modern gök bilimi gelişimini özellikle antik çağ ve orta çağın sonunda keşfedilen gözlem aletlerine borçlu.


Buna rağmen astroloji ile falcılık birbirinden ayrı değerlendirilen kavramlar. Astroloji değişmez bazı parametreler içinde hareket eden bir disiplin. Burçların, yıldız ve gezegenlerin konumlarına göre farklı yüklemeler yaptığına inanılır.
Burçlar nasıl ortaya çıktı? İnsanlara gelecekten haber vermek için ilk kez kim yıldızlara baktı?
Kişinin doğum tarihine göre belirlenen burçların yanı sıra doğum saatine göre yükselen burçların da belirlenme olasılığı var. Ufuk çizgisinden, yani doğumdan yükselen burç belirleniyor. Birçok farklı astrolojik sistem olsa da hepsinin temeli aynı. Gök cisimlerinin hareketlerinin insan yaşamına ve karakterine etkisi...
Astroloji ne zaman ortaya çıktı? Burçlar nasıl belirlendi?


Bilinene göre astroloji ilk kez M.Ö. 3.000’lerde Mezopotamya’da ortaya çıkıyor. İlk astrologlar Sümerli rahipler. Politeist bir inanç sistemine sahip Sümerlerde bazı tanrı ve tanrıçalar diğerlerinden daha fazla özellik taşıyordu. Ay tanrısı Nanna, Güneş tanrısı Utu ve Venüs’ün tanrıçası İna. Tanrıçaların insanlar gibi duyguları ve çeşitli gereksinimleri olan varlıklar olarak tanımlandığı söyleniyor. 


M.Ö 3.000 yılında Lagaş kentinin tanrısı Ningirsu bütün tanrı ve tanrıçaların şampiyonu seçilerek Orion takım yıldızıyla özdeşleştiriliyor. Bu dönemden sonra tüm tanrı ve tanrıçalar yıldızlarla özdeşleştirilmeye başlanıyor. Böylece yıldızları gözlemlemek Sümerler için bir tür ibadet desek yeridir.
Ziggurat isimli gözlem evi ve tapınak karışımı piramitlerin de yüzden inşa edildiği söyleniyor. Gözlemlerini sürdüren Sümerler tabletlere notlar alarak günümüze kadar ulaşmalarını sağladı. Araştırmacılara göre Sümerler ayın yörüngesinin sabit olduğunu ve bazı yıldızların yön değiştirdiklerini biliyordu.
Burçlar nasıl ortaya çıktı? İnsanlara gelecekten haber vermek için ilk kez kim yıldızlara baktı?
Sümerlilerin gözlemlerine göre ayın büyümesi 14,5 gün sürüyor, küçülmesi de aynı sürede gerçekleşiyor. Gökyüzünü inceledikçe gök cisimlerinin bazı pozisyonları ile savaş, kıtlık, hasat vb. olayları eşleştiren Sümerler'in gökyüzüne bakarak gelecek tahminleri yapmaya başladığı ve bir burç sistemi geliştirdiği söyleniyor.
Güncel astrolojinin temelini oluşturanlarsa Kaldeliler. Güneşin de diğer gezegenler ve ay gibi bir eksende döndüğünü fark eden Kaldeliler -Sümer zodyağında 18 olan (Venüs'ün döngüsü aşağı yukarı 18 ay sürüyor)- burç sayısını 12’ye indirdi. 12 zodyak işaretini yani her burcu 30’ar derecelik açılarla böldü. Kaldeliler bu yeni zodyaktaki yıldızlara yeni isimler verdiler ve bugün kullanılan burç sistemi ortaya çıktı. Kalde astrolojisi bugünkü Yunan ve Roma astrolojisinin de kökeni kabul ediliyor.


M.Ö 3.000 yılında Lagaş kentinin tanrısı Ningirsu bütün tanrı ve tanrıçaların şampiyonu seçilerek Orion takım yıldızıyla özdeşleştiriliyor. Bu dönemden sonra tüm tanrı ve tanrıçalar yıldızlarla özdeşleştirilmeye başlanıyor. Böylece yıldızları gözlemlemek Sümerler için bir tür ibadet desek yeridir.
Ziggurat isimli gözlem evi ve tapınak karışımı piramitlerin de yüzden inşa edildiği söyleniyor. Gözlemlerini sürdüren Sümerler tabletlere notlar alarak günümüze kadar ulaşmalarını sağladı. Araştırmacılara göre Sümerler ayın yörüngesinin sabit olduğunu ve bazı yıldızların yön değiştirdiklerini biliyordu.
Sayfa: [1] 2 3 ... 10