Alternatifim Cafe

Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
Konu Dışı / Pırlanta sadece yüzüklerde kullanılmıyor
« Son İleti Gönderen: dilan tahtacı Kasım 20 2017, 10:57:17 »
Merhaba arkadaşlar,
pırlantayı sadece yüzükte düşünenlerdenseniz benim gibi, bu yazı size çok şey ifade edecek ve algılarınıza dair çok şeyi değiştirecek. Zerafetin, asaletin göstergesi her kadının takmaktan mutlu olacağı birbirinden şık ve son moda Altın, Pırlanta yüzükler, kolyeler, küpeler ve bileklikler var çünkü piyasada. Özellikle pırlanta kolye modelleri kadınlar tarafından çok sık tercih ediliyor ve yıllarca solmadığı için yıllar sonra bile ilk günkü değerini koruyor.
Aynı durum pırlanta bilezikler ve pırlanta küpe çeşitleri için de geçerli. Pırlanta küpeler pırlantanın tek kullanımından ortaya çıkan küpe modelleridir. Pırlanta taşının üçlü kullanımından ortaya çıkan ve tria olarak adlandırılan küpe modellerdir. Bunlar özel günlerde tercih edilir. Birçok farklı figürün kullanıldığı gösterişli tasarımlardan oluşan küpe modeller fantazi modeller olarak geçer. Gruplandırdığım pırlanta küpelerde halka, sallantılı, top gibi birçok farklı tasarım vardır. Tercih ettiğiniz saç stili özel bir davet için ise pırlanta tek taş modeller kullanabilirsiniz. Veya iş hayatında inci pırlanta top modeller tercih edebilirsiniz.
2
İslam Dünyası / Enbiya Suresi 10, Şura 52, Ankebut 47. Ayetlere Kulak Verelim.
« Son İleti Gönderen: halukgta Kasım 19 2017, 13:26:04 »

Bu makalemde sizlere hatırlatmak ve üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim bazı ayetler var. Lütfen bu ayetler üzerinde dikkatle düşünelim. Bizlere öğretilenleri bir kenara koyalım, bakalım Allah bu ayetlerinde bizleri nasıl uyarıyor ve hangi bilgileri veriyor ki, dini kullananların, saptıranların elinde hiçbir dayanakları olmasın.


Enbiya 10: Andolsun, SİZE ÖYLE BİR KİTAP İNDİRDİK Kİ, SİZİN BÜTÜN ŞEREF VE ŞANINIZ ONDADIR. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? (Diyanet meali)


Bakın Allah çok açık ve net bir bilgi veriyor bizlere ve ne diyor.


“SİZE ÖYLE BİR KİTAP İNDİRDİK Kİ, SİZİN BÜTÜN ŞEREF VE ŞANINIZ ONDADIR.”


Allah bizler için Kur’an ın yeteceğini, hatta hayatımızın özünün, yaşam rehberinin, şan ve şerefimizin yolunun yalnız Kur’an dan geçtiğini, asla bunun dışına çıkmamamız gerektiğini söylüyor. Siz bu uyarıyı aldıktan sonra, KUR’AN BENİM AMELİ İBADETLERİMİ GEREKTİĞİ GİBİ AÇIKLAMAMIŞ, BEN BU BİLGİLERİ KUR’AN DIŞINDAN GELEN SÖZLÜ BİLGİLERDEN HADİSLERDEN ÖĞRENİYORUM, DEMEMİZ NORMAL Mİ? Hani şan ve şerefimiz yalnız Kur’an daydı. Hani yalnız Kur’an ın ipine sarılacaktık. Hani Kur’an dan sorumluyduk. Hani biz kitapta hiçbir eksik bırakmadık diyordu Allah. Yoksa bu uyarılara kulak mı tıkadık, atalarımızın inançlarını yaşamak adına?


Tüm bunlar normal diyorsanız, Allah ın bu ayetine iman etmiyor, kendinize Kur’an ın yanında kitaplar, rehberler ediniyorsunuz demektir. Allah sizin bütün şan ve şerefiniz için her şey Kur’an da var diyecek, bizler adeta inatla, beşeri FIKIH inancının öğretisini Kur’an da göremediğimizde, bakın her şey yokmuş, demek ki Kur’an, iman adına her şeyi yazmıyormuş diyeceğiz öylemi? Bunu söylediğimizde ve inandığımızda, sonucuna da katlanacağımızı unutmayalım.


Değerli din kardeşlerim. Bizlerin asla unutmaması gereken bir konu var, oda Allah ın elçisinin ÜMMİ oluşudur. BU KONU İSLAM TOPLUMUNDA ADETA GİZLENİYOR. Kur’an ın ÜMMİ kelimesine, ÜMMİ toplumuna verdiği anlamı, eğer bizler doğru anlayabilirsek, bugün peygamberimiz adına uydurulan tüm iftiraların, sözlerin gerçek olmadığı ortaya çıkacaktır.


Peygamberimiz ÜMMİYDİ yani ne Yahudi’ydi nede Hıristiyan toplumuna tabiydi. Söyledikleri gibi ümmi okuma yazma bilmeyen anlamında değildir. Allah ın elçisi, Hiçbir ehli kitaba tabi değildi ama doğruların arayışındaydı. Onun içindir ki, ALLAH IN RESULÜNÜN DİNİ KONULARDA HİÇBİR BİLGİSİ YOKTU. Hatırlayınız Allah bu konuya açıklık getirmek için, ne diyordu elçisine hitaben.


“SEN KİTAP NEDİR, İMAN NEDİR BİLMEZDİN. FAKAT BİZ KUR'ÂN'I, KULLARIMIZDAN DİLEDİĞİMİZİ DOĞRU YOLA İLETTİĞİMİZ BİR NUR YAPTIK.” (Şura 52)


Bakın Allah ın resulü, elçi olmadan önce, hiçbir inanca tabi değilmiş. Ayette de açıkça sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin diyor. Bu bilgiyi Allah bizlere neden bildiriyor, bunun maksadını mutlaka anlamalıyız. Eğer anlamadan üstünü örtersek, bu konuda Allah ın bizlere anlatmaya çalıştığı çok önemli gerçekleri anlayamayız. Çok daha dikkat çeken ise, ayetin devamında söylediklerini hatırlayalım.


“FAKAT BİZ KUR'ÂN'I, KULLARIMIZDAN DİLEDİĞİMİZİ DOĞRU YOLA İLETTİĞİMİZ BİR NUR YAPTIK.”


Demek ki peygamberimiz, doğru yolu, din adına her şeyi Kur’an dan öğrenmiş. Kur’an Allah ın doğru yoluna ileten, apaçık bir nurdur diyor ayet. Ama bizler bu gerçekleri görmezden gelip, Allah ın nurunu tamamlayan, hatta ibadetlerimizin detayı Kur’an da olmadığı için, onları açıklayan, izah eden bir konumuna getiriyoruz, Allah ın elçisini. Bu nasıl bir tezatlık, Allah ın elçisinin tek rehberi Kur’an ise, bizler nasıl Kur’an yetmez deriz. Allah verdiği emri neden açıklamasın, bunu da mı düşünemiyoruz? Açıklamadığı bir emirden nasıl hesap sorabileceğine inanıyoruz, bunu anlamakta zorluk çekiyorum. Bu nasıl büyük bir saygısızlık, bunun farkında bile değiliz.


Bu konuda bizlere referans olacak ve hurafelerden bizleri uzaklaştıracak, çok dikkat çekici bir ayeti sizlere hatırlatmak istiyorum.


Ankebut 47: Çünkü [ey Muhammed,] sen bu [vahyin gelmesi]nden önce HERHANGİ BİR İLAHÎ KELÂMI OKUMUŞ YA DA ONU KENDİ ELLERİNLE YAZMIŞ DEĞİLDİN; öyle olsaydı, [sana vahyetmiş olduğumuz] hakikati çürütmeye çalışanlar,  insanları [onun hakkında] KUŞKUYA SEVK EDEBİLİRLERDİ. (Muhammed Esed meali)


Bu ayetin bir ayet öncesinde de Allah, Kur’an ı peygamberimize indirdiğinden bahsediyor ve daha önceki vahiylere inanan ve inkârcılardan örnek veriyor. Bu ayette de aslında bizler için çok önemli bir bilgi veriyor, ÜMMİ konusuna açıklık getirmek adına.


Peygamberimizin konumu ile ilgili, daha önce Şura 52. ayette verdiği bilgiyi derinleştirmek, onaylamak adına, bakın ne diyor Yaradan. Sen, sana indirdiğimiz Kur’an dan önce, dini konularda hiçbir kitap okumamış ve bu kitaplarla ilgili dini konularda hiçbir bilgide yazmamıştın. Seni özellikle ÜMMİ toplumdan seçtik. Bunun nedeni, gerçeklere karşı çıkıp, Kur’an a iman etmek istemeyenler, bu durumunu kötüye kullanır, bu kitabı kendisi yazmış, daha öncede zaten buna benzer kitaplar yazıyordu demesinler diye, özellikle seni ÜMMİ toplumun içinden seçtik diyor. Ayetin son cümlesi zaten bunu açıklıyor.


Bunca açık ayetlerden sonra, Allah ın elçisinin ÜMMİ oluşu gerçeği üzerinde, dikkatle düşünelim ve diyelim ki; Madem Allah ın elçisi ÜMMİYDİ, yani Kur’an ın dışından hiçbir dini bilgisi yoktu, bu durumda peygamberimiz din adına Kur’an ayetlerinden başka hükümler koymuş olması mümkün değildir. Bunun mümkün olamayacağını ayetten anlıyoruz.


Allah o günkü topluma fırsat vermemek adına, elçisini ÜMMİ toplum arasından seçiyor ve sebebini de söylüyor. “KUR’AN I RESULÜM YAZMIŞ DİYEMESİNLER, ELLERİNDE BÖYLE BİR BAHANELERİ OLMASIN.” Bizlerde bu ayetten, kıssadan hisse alıp şunu rahatlıkla söyleyebiliriz;


ALLAH ÖZELLİKLE ÜMMİ BİR ELÇİ GÖNDERMİŞ Kİ, DAHA ÖNCE ATALARININ İNANCININ ETKİSİNDE KALMADAN, ASLA DİNE İLAVELER YAPMADAN, ÜMMETİNE YALNIZ KUR’AN İLE HÜKMETSİN, YALNIZ KUR’AN I ANLATSIN.


Ben aldığım kıssadan hissemi, sizlerle paylaşmak istedim. En doğrusunu Allah bilir. Bizlere düşen imtihanımızı yalnız Kur’an dan yaşamak olmalıdır.


Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/

3
Müzik Dünyasından Haberler / Bilal Sonses'den yeni albüm Öpesim Var çıktı!
« Son İleti Gönderen: veliokur Kasım 15 2017, 18:47:19 »




Albüm çalışmasını aylardır sürdüren başarılı sanatçı, Bilal Sonses en sonunda çalışmalarını tamamladı ve albümü piyasaya sürdü. Spotify başta olmak üzere iTunes gibi müzik platformlarında da boy göstermeye başlayan başarılı isim, albümün adını öpesim var koymuştur. Sadece beş şarkıdan oluşan EP diyebileceğimiz bu albümün isim şarkısı da aynı isim olarak belirlenmiş. Biz şahsen bilal sonses öpesim var şarkısının bu kadar çok dinleneceğini tahmin etmiyorduk ancak bugünü 800 bin dinlenmeyle kapatacak gibi görünüyor. Son olarak şarkıyı bir dinleyip buraya beğenip beğenmediğinizle alakalı yorum yaparsanız seviniriz.
4
Yararlı Bilgiler / Ynt: E Posta (E-Mail)
« Son İleti Gönderen: epostakur Kasım 15 2017, 17:30:08 »
Hemen sizde web sitemizi ziyaret ederek E Posta Kur işlemini gerçekleştirebilirsiniz.
İYİ GÜNLER.


KAYNAK: www.epostakur.co
5
Konu Dışı / Hiç canlı köprüden geçtiniz mi?
« Son İleti Gönderen: dilan tahtacı Kasım 15 2017, 09:34:27 »
Selam arkadaşlar,
Hepimiz hayatımız boyunca bir kaç köprüden geçmişizdir bilmeyiz ama hiç birimiz bence canlı bir köprüden geçmemişizdir. Dün gezi yazıları okurken denk geldim Meghalaya, Hindistan’ın kuzeydoğusunda yer alan bir yer ve burada canlı bir köprü yapmışlarç Şöyle ki, Genç kauçuk ağaçlarının köklerinden köprü yapma fikrini akıl edenler, bölgenin yerli Khasi kabilesi olmuş. Bir köprünün kullanılır hâle gelmesi yaklaşık 20 yıl alıyor. Ancak bir kez köprü ayaklandıktan sonra, 30 metreye kadar uzayabiliyor ve üzerinde 50'den fazla insan taşıyacak kadar sağlam oluyor. Üstelik zamanla orası burası kopan diğer köprülerin aksine, canlı köklerden oluşan bu köprüler zaman içinde daha da güçleniyor. Aslında mantıklı yakın zamanda sinema haberleri arasında bu köprüde film çekileceğini duyarsanız şaşırmayın :)
6
Konu Dışı / Kız Kardeşime Kına Hediyesi Olarak Ne Alsam?
« Son İleti Gönderen: dilan tahtacı Kasım 14 2017, 10:24:58 »
Merhaba arkadaşlar,
Kız kardeşimin yarın aksam kınası var. Ben ona ne alsam ne alsma diye 2 haftadır kafa patlatıyorum öyle anlamlı bir şeye de denk gelemedim açıkçası. Arkadaşım isimli altın kolye bak diye bir öneride bulundu ama biraz basit mi kaçar. Gerçi düşünde zaten bilezik takacağım da kınada da gösterişli bir şey mi takmalıyım yoksa anlamlı olması daha mı önemli sizce.
Kardeşim anlamlı hediye sever bence fiyatına çok da takılmamak lazım ki zaten isimli altın kolyeler de öyle çok ucuz değil valla. Küçükken ona doğum gününde biriktirdiğim paralarla bebek küpeleri bakıp sahtesinden almıştım ama o kadar sevinmişti ki: Çünkü harçlıklarını toplamışsın demişti o yüzden anlamlıydı onun için. Ama ben yine de her şeyin en güzelini layık görüyorum ona. Dolayısıyla isimli altın kolye iyi bir fikir olur mu sizce ya da başka önerilere de açığım. Bir tavsiyeniz olursa dikkate alırım.
Şimdiden teşekkürler :)
7
Konu Dışı / Erkek arkadaşlığımın saygısızlığına ne demeli?
« Son İleti Gönderen: dilan tahtacı Kasım 10 2017, 10:07:57 »
Merhaba arkadaşlar,
Nereden başlasam bilemiyorum. Çok dertliyim çokk. :( Erkek arkadaşımla ilgili problemlerim bitmek bilmiyor. Geçen gün tüm hafta sonumu ayırıp beyefendiye erkek kazak bakmaya çıktım. AVM deki tüm mağazaları gezdim. En son güzel bir tane buldum ve paraya kıyıp aldım. Düşünün kendime beğenip alamadığım kazak kadar pahalıydı ama ben kendime almadım ona aldım. Ama o ne yaptı. Beğenmedi ve bir kere olsun giymedi. Öyle moralim bozuluyor ki düşündükçe. Ya bu çocuk bana değer vermiyor gerçekte, ya da çok pimpirik her iki durumda da ben bununla böyle bir insanla nasıl devam edebilirim ki?
Neyse ben ilk buluşmada giyer diye bekledim baktım ki giymemiş lafını bile açmadı. Ben de dedim ki istersen değiştirebiliriz dedim. Allah demez olaydım. Alınan hediye değişir mi diye başladı 2 saat nutuk çekmeye. Ağzımı açtığıma pişman oldum. Neyse tamam dedim sustum. Sonra değişim fişi var möı diye sordu var dedim. Üzüldü galiba sonra hadi gidip bakalım dedi. Ben başta istemedim o kadar laf yedikten sonra bu ne şimdi diye de sonra uzatmak istemedim kalktım gittik mağazaya. Gidince baktım ki bu direk kadın giyim bölümüne yöneldi bluz modelleri bakıyor. Ne oluyor dedim. Sana bir şeyler alalım dedi. Hayır diye kızdım hakaret kabul ederim bu nasıl iş böyle diye trip atıp çıktım eve geldim ama size anlatamam o gece ne kadar ağladım. Yani bu resmen ayıp değil mi allah aşkına. Beğenmesen bile bi kere giy yani. Neyin peşindesin dimi? Sonuçta seviyorum dediğin kız almış yazık yani. Ben de öyle içerledim ki valla bu çocuktan ayrılmayı bile düşündüm. Çok onur kırıcı davrandı. Neden böyle olduğu konusunda bir fikriniz var mı?
8
Yararlı Bilgiler / Ynt: E Posta (E-Mail)
« Son İleti Gönderen: astrolog1 Kasım 08 2017, 11:48:49 »
Alternatif olarak mail giriş sistemini de kullanabilirsiniz.  :nohashas
9
Rock / yükseleni bulma
« Son İleti Gönderen: astrolog1 Kasım 08 2017, 11:22:51 »

Bu kişilik genellikle öz kişiliğimize uygun, onunla uyumlu olur. Tabii öz kişiliğimiz ve dış/savunma kişiliğimiz arasında direkt, akıcı ve sağlıklı bir ilişki varsa..
Buna uyan güzel bir söz vardır, Mevlana’nın: “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol!”
Özetle, çocukluktan itibaren, kimi zaman kendimizi olaylara, insanlara, travmalara karşı korumak amacıyla kimi zaman sosyal hayatta kendimizi var etmek, göstermek amacıyla kendimize uygun bulduğumuz dış kişilik özelliklerini-huylar, davranışlar vs- Yükselen burcumuzun özelliklerinden alırız.


Bir örnekle açıklayalım: Aynı anda İstanbul’da dünyaya gelen bir bebekle Ankara’da dünyaya gelen bir bebek aynı yükselen burç derecelerine sahip olmayacaktır. Bunun sebebi; Dünya ile Güneş arasındaki açısal ilişkinin doğurduğu yerel saat farkı, iki şehrin enlem ve boylamlarının aynı olmamasıdır. Bu durumda bir doğum haritası hesaplanırken doğum anının biliniyor olması hayati önem taşır.


Doğduğunuz anda, Güneşin doğuş istikametinde bulunan göksel bölgeye denir. Daha basit bir deyimi ile doğduğunuz anda yükselen takım yıldıza verilen astrolojik teknik bir terimdir. yükselen hesaplama, öz burcunuzdan daha önemlidir. Bir burç, doğduğunuz ay dönemini kapsar. Ancak yükselen burç ise ortalama 2 saatte bir değişim gösterir. Dünyanın yolculuğu sırasında Güneş ile olan ilişkisi, doğu ufkunda bulunan burcu değiştirir. Biz gündüz bunu Güneşin parlak ışıkları nedeni ile göremesek de, doğu ufkunda her zaman bir burç vardır. Bu burç bizim kişilik özelliklerimizi etkileyen ana astrolojik sembolizmdir.


Böylelikle yükselen burç kişinin görünen yüzünü, evrenle nasıl temas ettiğini, yeni durumlara nasıl reaksiyon verdiğini ve etrafına nasıl bir imaj çizdiğini anlatır. Yükselen burç, hem fiziksel olarak hem de hayata yaklaşım tarzı açısından önemli ipuçları verir. Kişinin fiziksel özelliklerini bilhassa yüzün yapısını ve surat ifadesini belirleyen yükselen burçtur. Kafa yapısı bireyin karakterini belirler diye düşünürsek, sembolik olarak da kafanın şekli, yüz ve gözler tarafından anlatılan ifade düşünce yapısının dışa vurumudur. Gözlerimizin ruhun penceresi olduğu söylenir.  Kafanın içinde bireyin kişiliği oluşur, jest ve mimiklerle dışa vurumu gerçekleşir.




Tabii ki Yükselen yani “dış kişiliğimiz”e her ne kadar savunma/maske kişiliğimiz desem de, o da bizim bir parçamızdır aslında. Ancak bu daha çok sosyal bir varlık olarak, çevreye bakarak kendimize uygun gördüğümüz ve edindiğimiz kişilik-davranış özelliklerimizdir.


Bazı okurlardan şu şekilde bir soru almaktayım: “İnsan 30 yaşından sonra Yükselen burcun kişiliğinde olurmuş, doğru mudur bu?”
Yükselen yani dış kişiliğimizin özelliklerini, davranışlarını, huylarını fazlaca sergilediğimiz doğrudur ama tamamen Yükselen burcun karakterine büründüğümüz doğru değildir.
Ancak, kimi insanın gerçekten öz kişiliğini pek yansıtmadığına şahit oluruz. İşte buna, sürekli kendini savunma davranışlarına alıştırmış, bunun dozunu kaçırmış, öz kişiliğini yani öz benliğini, kendini ortaya çıkarmayı başaramamış ya da çıkarmamayı uygun görmüş kişilerde rastlarız.




Doğduğunuz ay içinde ve hatta saatte, dünya üzerinde onbinlerce insan doğar. Sizin bulunduğunuz yere yakın yüzlerce insan doğar. Bulunduğunuz yerde ve doğduğunuz saate doğu ufkuna baktığınızda bir burç yükselir. Bu burcun doğru tespit edilmesi için doğduğunuz saatin ve özellikle doğduğunuz dakikanın da çok iyi bilinmesi gereklidir. Yükselen burcunuzun doğru tanımlanabilmesi için doğum saatinizin +/- 4 dakikaya kadar bilmek zorundasınızdır. Astrolojide de yükselen burç sizi doğru bir şekilde ifade edebilmek adına çok önemlidir.


Dünyaya geldiğimiz anda bizim bağımsız bir birey olarak yaptığımız ilk hareket nefes almaktır. O andan itibaren evrenle ilk kez temasa girmiş, iletişime başlamış oluruz. Birey olarak evreni öğrenmeye, hissetmeye, hayatı deneyimlemeye başlamışızdır.


Fiziksel bedenin durumu kişinin sağlığı hakkında da bilgi verir. Mesela, yükseleni Koç burcu olan bir kişi oldukça enerjik gözükür. Koç burcunun yönetici gezegeni Mars’ın doğum haritasında bulunduğu konum ve aldığı etkiler ile kişinin genel sağlık durumu hakkında bilgi verecektir.


Kısaca, Yükselen Burç kişinin taktığı maskedir!


Bir doğum haritasının 12 bölüme ayrılmış bir daire biçiminde olduğunu göz önüne alırsak, yükselen burcun 1. bölümü ya da 1. evi anlattığını söyleyebiliriz. Bir kişinin tam olarak gün, saat ve dakika olarak dünyaya geldiği yerde, ufuk düzleminin dünyanın yörüngesini kestiği noktaya Yükselen Burç derecesi denir. Bir başka deyişle coğrafi olarak enlem ve boylam olarak tanımlanmış bir yerde doğu ufkunda yükselmekte olan burç Yükselen Burcu verir.


Evet, insana bir dış kimlik de lazımdır hatta sağlıklıdır olması, ama bunu abartmayalım ve kendi öz benliğimize de sahip çıkalım derim.
Yükselen burcumuz ayrıca bizim fiziksel özelliklerini de aldığımız, tipimizi, görüntümüzü etkileyen bir burçtur.


Astrolojik yorumlamada doğum anında güneşin hangi burçta yer aldığının belirleyici olduğunu düşünülür. Oysaki en az, öz burç kadar belirleyici bir diğer faktör daha vardır:




Yükselen burcun varlığından haberdar olabiliriz. Hatta pek çok kişi çeşitli kaynaklar vasıtasıyla yükselen burcunu tespit etmiştir. Ancak yükselen burç nasıl belirlenir ve neyi ifade eder? Asıl can alıcı nokta buradadır.


Bütün olarak kişinin dış dünyayla iletişime geçiş biçimi, kendini başkalarına ifade ediş tarzı yani başkalarının bireyi nasıl algıladığı yükselen burç tarafından belirlenir. Bir başka deyişle bizim karşımızdakilere gösterdiğimiz yüzümüzdür…



10
İslam Dünyası / Kur'an Ameli İbadetlerimiz Konusunda, Yeterli Bilgi Vermez mi?
« Son İleti Gönderen: halukgta Kasım 07 2017, 18:28:30 »

Kur’an ayetlerinin ne anlattığını, ameli ibadetlerimizi nasıl yerine getireceğimizi, Kur’an dan öğrenemez miyiz? Aslında böyle bir soruyu sormaktan utanıyorum. Çünkü bunun tersini düşünmek, Allah a ve kitabına saygısızlıktır. Düşünebiliyor musunuz, benzer bir soruyu, herhangi bir konuda kitap yazmış bir yazara yöneltsek ve desek ki, senin kitabında bahsettiğin bazı konuların açıklaması, izahı kitabında yok, gereken tüm bilgileri alamadık. Bu konuların anlaşılması için başka kaynaklara da ihtiyaç var desek, inanın yazar çok üzülür ve şöyle düşünür. “DEMEK Kİ KİTABIMI YAZARKEN BAŞARILI OLAMAMIŞIM, AMACIMA ULAŞAMAMIŞIM”. Ne yazık ki bu soruyu sorup, doğru cevabı hepimiz bulmalıyız, çünkü Kur’an ne yazık ki, tek başına anlaşılması mümkün olmayan, her sorumuza cevap vermeyen bir kitap ilan edildi, bazı kişiler tarafından.

Lütfen hatırlayınız, Allah sizleri Kur’an dan sorumlu tutuyorum diyordu, ama bizler çok önemli olan ameli ibadetlerimizin açıklamasını ve nasıl yerine getireceğimiz konularının Kur’an da olmadığını söylüyoruz. Buna nasıl inanırız, hiç mi düşünmüyoruz? Bunu kabul edersek, Allah yarattığı kullarına, uyarılarını, ikazlarını anlatamıyor, izah edemiyor demek anlamına gelir ki, buna inanan bir insan, Allah a çok büyük saygısızlık yapmış demektir. NEDEN ALLAH, BİZLERİN YERİNE GETİRMEMİZİ İSTEDİĞİ KONULARIN, GEREKEN KADARINI AÇIKLAMASIN KUR’AN DA VERMESİN, BUNUN MANTIKLA, AKILLA, KUR’A İLE İZAHINI YAPABİLECEK VAR MI ARAMIZDA? Allah yeni doğan bir bebeğin, iki yıl anne sütünü emmesi gerektiğini Kur’an da yazacak, ama Allah a karşı kulluk görevlerimizi yerine getirmemiz ve ibadetlerimiz konusunda gereken açıklamayı yapmayacak öyle mi?

BİR ÖĞRETMEN SİZCE, ÖĞRENCİSİNE GEREKEN BİLGİYİ, GEREKTİĞİ ÖLÇÜDE VERMEDEN, İMTİHAN EDİP SORU SORAR MI? SORMAZ DİYORSANIZ, LÜTFEN AKLA VE MANTIĞA UYMAYAN BİR İSNATTA ALLAH A BULUNMAYALIM. İNANIN HESAP GÜNÜ, ŞAŞKINA DÖNENLERİN SAFINDA BULURUZ KENDİMİZİ.

Kur’an a baktığımızda, böyle bir şeyin asla olamayacağını, Kur’an ın anlaşılması için, nice örneklerle izah edildiğini, kolaylaştırıldığını onlarca ayetinde Allah bizlere bildiriyor. Eğer Kur’an ın okunduğunda anlaşılmasının mümkün olmadığına inanırsak, bu konuda Allah ın Kur’an ı anlaşılacak bir şekilde gönderdim dediği onlarca ayetini inkâr etmiş oluruz. O zamanda Müslüman olduğumuzu söylememizin, hiçbir anlamı kalmaz. Bazı kardeşlerimiz ise şöyle bir savunma yapıyorlar ve diyorlar ki;

“KUR'AN İTİKAT İMAN İÇİN YETERLİDİR, AMELİ YÖNDEN PEYGAMBERİN AÇIKLAMALARI GEREKMEKTEDİR. YOKSA KİMSE HACCINI YERİNE GETİREMEZ, NAMAZINI KILAMAZ, ORUCUNU TUTAMAZ, ZEKÂTINI VEREMEZ.”

Bir an bu söylediklerini doğru kabul edelim. Eğer doğru kabul edersek, Allah ın Kur’an ın ipine sarılın, o sizi en doğruya ulaştıracaktır hükmü askıda kalır. Çünkü Allah ne diyordu, Kur’an da biz her konuda nice örnekleri değişik ifadelerle verdik ki anlayasınız, sizi Kur’an dan hesaba çekeceğim. Yine Kur’an, dinde ruhban sınıfı olmadığını, sakın veliler edinip ardı sıra gitmeyin, güvenilecek yardım istenecek veliniz yalnız benim ayetlerine de inanmamış oluruz. Eğer yukarıdaki sözlere, düşünceye inanırsak, bizler Allah a karşı kulluk görevimizi nasıl yerine getireceğimizi Kur’an dan öğrenmemiz mümkün olmaz. NAMAZIMIZI KURANA GÖRE KILAMIYOR, ZEKÂTIMIZI KUR’AN A GÖRE VEREMİYORSAK, BİZLERİ İMAN ADINA YÖNLENDİRECEK BAŞKA KAYNAKLARIN OLMASI GEREKİR Kİ, BUDA KUR’AN IN KARŞISINA YA DA YANINA KOYMAMIZ GEREKEN KİTAPLAR VAR DEMEKTİR.

Hatırlayınız, Allah ne diyordu? “Hadi bir benzerini getirin bakalım.” Bir benzerini bırakın, Kur’an da açıklanmayan çok önemli konuların açıklandığı, izah edildiği kitaplardan bahsediyoruz. Böyle kitaplar eğer varsa, Kur’an ı hiç kimse okumaz. Daha açık, izah edilen kitapları okumak daha akıllıca olmaz mı bu durumda. Bakın bu düşünceye inandığımızda, nasılda toplumu Kur’an dan uzaklaştırıyoruz.

Bu konuda düşünmeye devam edelim. Diyelim ki, peygamberimizin hadisleri olmasaydı, söyledikleri gibi namazımızı kılamazdık, orucumuzu tutamazdık, hacca gidemez gerekenleri doğru yerine getiremezdik diye düşünelim. Peki, peygamberimizin döneminden kayda alınmış, bu bilgileri izah ettiği, açıkladığı kitaplar nerede? Bırakın peygamberimizden bugüne ulaşan kitapların olmamasını, zaten Allah ın elçisi böyle yanlış bir düşünceyi asla kabul etmediği için, din ve iman adına hiçbir bilgiyi Kur’an hariç kayda aldırmamış yazdırmamıştır. PEYGAMBERİMİZDEN GÜNÜMÜZE ULAŞMIŞ KUR’AN DIŞINDAN HİÇBİR KAYNAK KİTAP YOKTUR. Hatırlayınız lütfen, bugün hadislerin tamamı, bir rivayete göre diye başlar ve bir kişinin düşünceleri ve sözleriyle nakledilir. İnancımızı sizce böylemi yaşamamızı isterdi Yaradan?

Çok daha ilginci, dört halifenin de böyle bir düşüncesinin olmadığının kanıtı olarak, onların döneminde bile Kur’an dışından bunlarda peygamberimizin sözlerdir diye herhangi bir sözün yazılması, nakledilmesi yasaktı, çünkü Allah ın resulü yasaklamıştı. Bu dönemde de asla kayda alınmış, bahsedilen bilgilerin yazıldığı bir kitap yoktur.

Bu durumda şöyle bir soru geliyor akla. Madem bizler nasıl namaz kılacağımızı, oruç tutacağımızı, zekat vereceğimizi Kur’an dan öğrenemiyoruz, neden bu ibadetlerimizi yerine getireceğimiz bilgileri, Allah ın elçisi Kur’an ın yanında kayda aldırıp bizlere iletmemiş? Şöyle düşünebilir misiniz, PEYGAMBERİMİZ BUNU DÜŞÜNEMEMİŞ, DÖRT HALİFENİN DE AKLINA GELMEMİŞ, AMA YAKLAŞIK 200 YIL SONRA BİRİLERİNİN AKLINA GELEREK, PEYGAMBERİMİZİN BU KONULARDAKİ SÖZLERİNİ/HADİSLERİNİ TOPLAMIŞ VE BİZLERİN İMANLARINI KURTARMIŞ. ÇOK ŞÜKÜR ONLARIN SAYESİNDE NAMAZIMIZI KILIYOR VE ZEKÂTIMIZI DOĞRU VERİYORUZ. Öylemi din kardeşlerim. Bizler buna mı inanıyoruz?

Lütfen batıl ve yanlış inançlarımızı aklamak adına aklı ve Kur’an ı devre dışı bırakmayalım, mahşer günü ne Allah ın nede Resulünün yüzüne bakamayız. Allah ın elçisi, özellikle Allah tarafından, ne Hıristiyanların nede Yahudilerin arasından değil, ÜMMİ toplumun içinden seçilmiştir. ÜMMİ söyledikleri gibi okuma yazma bilmeyen değil, hiçbir dini inanca tabi olmayandı. Bunu Kur’an birçok ayetinde izah ediyor, tabi anlayana anlamak isteyene.

Onun içindir ki, Allah ın resulünün din adına bildiği tek kitap KUR’AN dı. Ne öğrendiyse yalnız Kur’an dan öğrendi. Allah tüm emirlerini Kur’ân ile tebliğ etti ve Kur’an da açıkladı, daha doğrusu bunu Kur’an söylüyor. Anlattıkları gibi, namazın kılınmasını ve diğer ibadetlerin nasıl yerine getirileceğini Kur’an dışından sözlü yolla bildirmedi. Böyle bir bilginin olması da Kur’an a göre mümkün değil. Allah bizleri Kur’an dan sorumlu tutacağına hükmettiyse, onun tüm açıklamasını da Kur’an da yapmadığını nasıl düşünürüz. Akla ve mantığa Kur’an a uymayan bir düşünceyi, nasıl kabul ederiz?

Allah emin olmadığın bilginin sakın ardına düşme, sorumlu tutarım, sizler için kıstas ölçü, rehber yalnız Kur’an dır dedikten sonra, rivayetler yoluyla bizlere ulaşan sözlerle, nasıl olurda imanımıza yön veririz. Karar sizlerin. Allah ın elçisi örnek peygamberimiz, yalnız Kur’an a uymuş ve yalnız Kur’an ile hükmetme emri almıştır. İmtihan sizin imtihanınız, hep birlikte gerçekleri mahşerde göreceğiz. Bir Müslüman a düşen, din kardeşini, yalnız Kur’an ile uyarmak olmalıdır.

PEYGAMBERE DÜŞEN, APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR. (Ankebut 18) Diyanet meali.

BİZ RESULLERİ, SADECE MÜJDELEYİCİLER VE UYARICILAR OLARAK GÖNDERİRİZ.  (Kehf 56) Diyanet vakfı meali

SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR. (Rad 40) Diyanet meali.

BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYARIM. BEN SADECE APAÇIK BİR UYARICIYIM. (Ahkaf 9 ) Diyanet meali.


Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/

Sayfa: [1] 2 3 ... 10